Orhan ALİMOĞLU
Tüm YazılarıGazze’nin yıkıntı ve molozlarla dolu dar sokaklarında yaşananlar sadece bir savaşa işaret etmiyor, başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere, uluslararası hukuk tarafından güvenceye alınmış olmaları gereken doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık çalışanlarının katledildiği bir utanç tablosuna da dikkatimizi çekiyor. Gazze’de doktorların beyaz önlüklerinin üzerine sıçrayan kan; tarihin insanlık onuruna ve mesleki sadakate dair kaydettiği en zorlu, onurlu ama aynı zamanda en utanç verici davranışlarından birinin kanıtıdır. Bu trajik ama onurlu tablonun içinde ismi, sağlık şehitleri listesine kazınmış olan Dr. Mahmoud Fouzi İsmail Al-Aqqad, Gazze’nin sessiz kahramanlardan biridir.

Dr. Mahmoud Fouzi İsmail Al-Aqqad, 7 Kasım 1975 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde dünyaya geldi. Yaşamı, bölgenin en köklü ve geniş ailelerinden biri olan Al-Aqqad ailesinin bir ferdi olarak, geleneksel değerler ile modern eğitimin kesiştiği bir atmosferde şekillendi. Gazze’nin önemli eşraf ailelerinden olan Al-Aqqad, geleneksel olarak tarımla, özellikle Han Yunus’un meşhur narenciye üretimi ve ticareti ile uğraşmaktaydı. Babası Fawzi Bey, Han Yunus’ta dürüstlüğüyle tanınan, ticaret ve yerel yönetim işleriyle ilgilenen, "bir Filistinli için tek gerçek ilerleme, eğitimdir" düsturuyla çocuklarının eğitimini her şeyin üzerinde tutan, disiplinli bir figürdü.
Mahmoud, ilk ve orta öğrenimini Han Yunus’taki okullarda üstün başarıyla tamamladıktan sonra, hekimlik hayalini gerçekleştirmek üzere yükseköğrenimine başladı. Filistinli gençler için yükseköğrenim, çoğu zaman bir ülkeden diğerine uzanan zorlu bir serüvendir. Kendi kuşağından birçok hekim tıp eğitimi almak üzere yabancı ülkelerde oldukça zorlu eğitim süreçlerinden geçmiş, Dr. Mahmoud da tıp eğitimi için Pakistan’a gitmiştir. 1990’ların sonu 2000’lerin başında Pakistan’daki Sindh Üniversitesi’nde Ağız ve Diş Cerrahisi diş hekimliği eğitimi almıştır. Bu dönem, onun hem mesleki hem de kişisel gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Dr. Mahmoud eğitimini İngilizce alırken günlük hayatta Urduca ile tanışarak bu dili de iyi derecede öğrenmiştir.
Mahmoud Pakistan’dayken Filistin’de İkinci İntifada (2000) patlak verdi. Gazze’den gelen kötü haberler, kesilen telefon hatları ve ailesine ulaşamamanın verdiği kaygı, onun öğrencilik yıllarının en büyük sınavıydı. Pakistanlı dostları, onun bu dönemde bile derslerine olan bağlılığını ve vatanına borcunu ödemek için doktor olma arzusunu "sarsılmaz bir irade" olarak tanımlamışlardır.
Mahmoud, Gazze’de büyümenin getirdiği tüm zorluklara rağmen eğitimine dört elle sarılan bir neslin temsilcisiydi. Diş hekimliği gibi yüksek hassasiyet ve sabır gerektiren bir alanı seçmesi, onun karakterindeki titizliğin ve insanlara doğrudan dokunma isteğinin bir sonucuydu. Mezuniyetinin ardından Gazze’ye dönen Dr. Mahmoud bir süre Filistin İçişleri Bakanlığına bağlı Sağlık Hizmetleri bünyesinde görev yapmış, ardından Han Yunus’ta açtığı özel kliniğinde hastalarına hizmet vermeye başlamıştır. Gazze’de bir diş hekimi olmak, sadece tıbbi bilgiye sahip olmak değil, aynı zamanda sürekli devam eden ambargolar altında kısıtlı tıbbi malzemeyle mucizeler yapmak demektir. Dr. Mahmoud, yıllarca sterilizasyon cihazlarından anestezik maddelere kadar her şeyin eksikliğini hissederek ancak mesleki etik değerlerinden asla ödün vermeyerek hizmetini sürdürdü.
Gazze'ye döndükten sonra Dr. Mahmoud sadece mesleğinde yükselmekle kalmadı, yaşamını Heba Al- Aqqad ile birleştirerek aynı zamanda örnek bir aile kurdu. Heba Hanım, eşinin en büyük destekçisiydi. Gazze’nin zorlu ambargo yıllarında, Mahmoud’un kliniğinin ve evinin huzurunu sağlayan, çocuklarının eğitiminde eşiyle omuz omuza veren bir anneydi.
Genç yaşlarından itibaren ailesine karşı sorumluluk üstlenen Dr. Mahmoud, kardeşlerinin eğitimine de destek olmuş ve merhum babasıyla birlikte ailedeki her çocuğun eğitim alma imkânına sahip olması için büyük çaba göstermiştir. Bu yaklaşım, onun yaşamının temel ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Bir baba olarak da çocuklarının en iyi eğitim olanaklarına erişebilmesi için yılmadan çaba göstermiş, onları sağlam akademik yollar izlemeye teşvik etmiştir. Ancak tüm bu fedakârlıklarına rağmen, verdiği emeklerin sonuçlarını görme fırsatı ne yazık ki kendisine nasip olmamıştır.
Mesleki ve ailevi yaşamının dışında Dr. Mahmoud’un, aile geleneğine uygun biçimde tarıma özel bir ilgisi bulunmaktaydı. Sahip olduğu araziyi meyve ağaçlarıyla dolu, verimli ve yeşil bir alana dönüştürmüş; elde ettiği ürünleri ailesi, komşuları ve dostlarıyla cömertçe paylaşmıştır. Bahçesi, onun iyilikseverliğinin ve paylaşma kültürünün somut bir simgesi hâline gelmiştir. Ancak işgal sırasında arazisinin tahrip edilmesiyle, bir zamanlar yaşam ve bereketle dolu bu alan ne yazık ki harabeye dönüşmüştür.
Gazze’de bu tür asude yaşamlar sürdürmek naif ve beyhude bir beklentidir. Özellikle hedef alınan sağlık çalışanlarından biriyseniz bu daha da uzak bir hayale dönüşmektedir. Çünkü Gazze'deki sağlık çalışanları için Hipokrat Yemini, sadece mezuniyet töreninde edilen bir söz değil, her gün ölümle burun buruna yaşanılan bir gerçekliktir. Saldırı örüntüleri ve medyaya yansıyan haberler, Dr. Mahmoud gibi binlerce hekimin 7 Ekim 2023’ten beri meydana gelen saldırılarda özellikle hedef alındıklarını göstermektedir. Gazze’de yaşanan şey, sağlık çalışanlarının sadece "çapraz ateşte" kalması değil, uluslararası raporlara da yansıdığı üzere sistemli bir şekilde hedef alınmalarıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve çeşitli insan hakları kuruluşlarının verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana, içlerinde Dr. Mahmoud’un da olduğu 1.700’den fazla sağlık çalışanı İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybetmiştir.
Normal şartlarda bir diş hekiminden savaşın ön cephesinde yer alması beklenmez. Ancak Gazze’de hastaneler bombalandığında, cerrahlar tükendiğinde ve ambulanslar durdurulduğunda; diş hekimleri, eczacılar ve tıp öğrencileri artık birer acil servis uzmanına dönüştüler. Dr. Mahmoud’un meslektaşları, anestezi olmadan diş çekmekten çok daha ötesini, bacakları kopan çocuklara anestezi olmadan müdahale etmek, hastane koridorlarında ameliyat yapmak gibi akıl dışı işler yapmak zorunda kaldılar. Bu süreçteki fedakârlık, sadece uykusuz geceler veya açlık değildir. Gazze'deki bir doktor için en büyük fedakârlık, her an hastaneye ölü ya da yaralı getirilenler arasında kendi çocuklarına rast gelmek, kendi evleri bombalanırken hastasını bırakıp gidememektir. Dr. Mahmoud ve arkadaşları, evlerine dönüp dönmeyeceklerini bilmeden her sabah beyaz önlüklerini giyerek kliniklere ve hastanelere koştular. Onlar için tıp, bir kariyer değil, bir varoluş biçimiydi.
Gazze’de çatışmalar başladığında Dr. Mahmoud da diğer meslektaşları gibi kişisel güvenliğini değil hizmet etmeyi tercih etmiştir. Süregelen bombardıman, kısıtlı imkânlar ve yüksek risk koşullarına rağmen özel kliniğinde hastalarını tedavi etmeyi sürdürmüş; aynı zamanda Nasser Tıp Kompleksi’nde her gün gönüllü olarak görev alarak, yaralı yoğunluğu nedeniyle ağır bir yük altında çalışan sağlık ekiplerine destek olmuştur. Mesleki dikkat ve insani duyarlılığının çarpıcı bir örneği olarak, hayatını kaybettiği zannedilen bir çocuğun yaşamsal belirtilerini fark etmiş ve acil tıbbi müdahaleyle çocuğun hayatını kurtarmıştır.
Ancak Dr. Mahmoud’un profesyonellik, mesleki adanma ve fedakarlıklarla dolu 48 yıllık yaşamı, 27 Aralık 2023’te İsrail işgal güçlerinin planlı bir saldırısında yok edilmiştir. Dr. Mahmoud, Han Yunus’ta bulunan Kızılay Hastanesindeki gönüllü görevinin hemen ardından tam da hastaneden ayrılırken gerçekleşen saldırıda, içlerinde 18 yaşındaki oğlu Fawzi ve 10 yaşındaki kızı Layan da olmak üzere yirmi beş kişi yaşamını yitirmiştir. Fawzi, dedesinin adını taşıyan, üniversite çağına gelmiş, babası gibi bir gelecek hayal eden parlak bir gençti. Layan ise henüz 10 yaşında ailenin neşesi, babasının en büyük zaafı ve hayaliydi.
Dr. Mahmoud’un şehadeti, Gazze’deki sağlık sektörüne yönelik saldırıların geniş ölçekli bir parçasıdır. 155 ilk sağlık tesisinin saldırıya uğradığı, 30’dan fazla hastanenin hizmet dışı bırakıldığı bir ortamda, doktorların hala görevlerinin başında olması, dünya tıp tarihine geçecek bir "mesleki kahramanlık" destanıdır.
Dr. Mahmoud’un Pakistan Sindh Üniversitesi yıllarındaki arkadaşları; onun vefat haberini aldıklarında sadece bir sınıf arkadaşlarını değil, bir kardeşlerini kaybettiklerini belirttiler. Pakistan’daki tıp camiasında yankı bulan taziye mesajları ve O’nun için kılınan gıyabi cenaze namazları, geride bıraktığı derin etkinin işaretleri olarak hafızalara kazınmıştır.
İsrail saldırılarının sağlık sistemini hedef alması; sadece hastaneleri bombalamak değil, Dr. Mahmoud gibi yetişmiş, tecrübeli ve toplumun güvenini kazanmış bireyleri ortadan kaldırarak Gazze’nin gelecekteki iyileşme kapasitesini felç etmektir. Bir diş hekiminin öldürülmesi, binlerce çocuğun ağız sağlığının, binlerce yaşlının tedavi hakkının elinden alınmasıdır.
Onu tanıyanlar, Dr. Mahmoud’u sıcak, mütevazı ve yardıma her an hazır bir insan olarak hatırlamaktadır. İster tıbbi destek ister eğitim konusunda rehberlik, isterse yalnızca teselli edici bir söz olsun, ihtiyaç duyan herkese el uzatmıştır. Bilgiye derin bir değer atfetmiş, birçok akrabasının eğitim hayatını sürdürmesine katkıda bulunmuş; başkalarının eğitimine destek olmayı, insanî ve değer temelli bir sorumluluk olarak benimsemiştir. Yaşamı boyunca benimsediği görev bilinciyle, halkına hizmet ederken; inancı ve mesleğine duyduğu sadakati son anına kadar muhafaza ederek hayata veda etmiştir. Geride, dokunduğu hayatlarda, yardım ettiği insanlarda, yetişmesine katkı sunduğu çocuklarda ve son nefesine kadar savunduğu ilke ve değerlerde yaşamaya devam eden kalıcı bir miras bırakmıştır.
Bugün Gazze’de yıkılan kliniklerin enkazı altında sadece tıbbi cihazlar değil, Dr. Mahmoud gibi doktorların hayalleri ve hastalarına söz verdiği sağlıklı günler de yatıyor. Onun biyografisi, sadece bir ölümün hikayesi değil; bir halkın iyileşme iradesine vurulan prangaya karşı, beyaz önlüğüyle dimdik duran bir adamın onur hikayesidir.
Onun ismi, Gazze'nin özgür ve sağlıklı sabahlarında, kliniğinin kapısında bir kez daha yankılanacaktır. Çünkü bir doktoru öldürmek, onun iyileştirdiği binlerce ruhun hafızasını yok etmeye yetmez.
İntern Dr Raghd S. Alshaikhahme, Dr Sümeyye Kesgin ve Gazeteci-Yazar Mustafa Ekici’ye katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Prof. Dr. Orhan Alimoğlu,
İstanbul Medeniyet Üniversitesi
Güncel Yazıları
Fedakar Diş Doktoru: Mahmoud Fouzi İsmail Al Akkad
12 Ocak 2026
The Sentinel of Life: Dr. Hussam Abu Safiya
02 Ocak 2026
Yaşam Nöbetçisi: Dr. Hussam Abu Safiya
15 Aralık 2025
A Doctor Symbolizing The Profession of Surgery : Dr. Ahmad Qandeel
14 Kasım 2025
Shattered Hopes: Junior Dr Yara Nader El-Hossari
10 Kasım 2025
Cerrahlık Mesleğinin Sembolü Bir Doktor: Dr. Ahmad Qandeel
05 Kasım 2025
Yıkılan Umutlar; Stajyer Dr. Yara Nader El-Hossari
24 Ekim 2025
Devoted Father: Dr. Maisara Azmi Ibrahim Alrayyes
13 Ekim 2025
Fedakar Baba: Dr. Maisara Azmi Ibrahim Alrayyes
01 Ekim 2025
Ghassan Abu-Sitta: A Surgeon Whose Passion Is Shaped by Humanity
22 Eylül 2025
Ghassan Abu-Sitta: İnsanlıkla Yoğrulmuş Tutku Sahibi Bir Cerrah
08 Eylül 2025
المقاومة حتى آخر نفس ….-Analiz
04 Eylül 2025
Dr. Elias Jan Arteen: A Resilient Survivor Surgeon of Gaza Genocide
25 Ağustos 2025
Dr. Elias Jan Arteen: Gazze Soykırımının Sağ Kalan Bir Tanığı
18 Ağustos 2025
The Doctor Who Resists With Surgery: Dr. Mahmoud Abu Amsha
08 Ağustos 2025