Orhan ALİMOĞLU

Orhan ALİMOĞLU

Tüm Yazıları

Abdul Hamid Mahmoud Qardaya: Yıkımın Ortasında Hayatları Yeniden İnşa Eden Bir Fizyoterapist

20 Nisan 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Savaşlar, ölmüşler kadar geride kalmışların da yaşamını tahrip eder. Giden, acısını geride kalanların yangın yeri yüreklerinde bırakır da gider ama kalanların acısı türlü türlüdür. Yetimi yetimdir, öksüzü öksüz, dulu dul, sakatı sakat... ne kadar detaylandırılsa da bu liste, savaşın toplum üzerinde yarattığı ağır travmaların, kayıpların tamamını kapsamaktan uzaktır. İnsanlığın küre çapındaki son utançlarından olan Gazze savaşı, daha doğrusu Gazze soykırımı, söz konusu ağır kayıplar listesinin en zengin, en çeşitli olanlarından birini temsil ediyor.

Gazze’de İsrail işgal güçleri tarafından gerçekleştirilen soykırımın tek kurbanları ölenler değil evet. On binlerce çocuğu, kadını, savunmasız yaşlıyı ve daha nicelerini yaşamdan koparan bu barbarlık ayrıca geride telafisi imkânsız kayıplar yaşayan devasa bir nüfus bırakmıştır. Ama bütün yoksunluğuna, kayıplarına ve acılarına rağmen Gazze halkı ortaya koyduğu direnç ve iradeyle adeta insanlığın yaralı onuruna bir müsekkin olmuştur. Barınma, beslenme, su sanitasyon, sağlık, güvenlik, eğitim ve diğer kamusal hizmetlere asgari düzeyde bile erişimi olmayan savaş yorgunu bu devasa nüfus, yaraya merhem olmak için çırpınan, acıları dindirmek için canhıraş koşturan nice insanın çabasıyla ayakta durmaktadır. Bu yazıda bu fedakâr, fedakâr çünkü bu yoksunlara hizmet için ortaya yaşamını koyan, bunun için canından olan birinden, fizyoterapist Dr. Abdülhamid Mahoud Qardaya’nın yaşamından, çabasından bahsedeceğim biraz. 

Abdul Hamid 30 Nisan 1982'de, Gazze’nin köklü ailelerinden Qardaya’ya mensup bir ailede dünyaya geldi. Geniş bir sosyal çevrede ve kalabalık bir ailede büyüyen Abdül Hamid ilk ve orta eğitimini Gazze’de bir devlet okulunda tamamladı. En büyük hayali bir sağlıkçı olmaktı. Büyüdüğü mahallede sadece bir öğrenci olarak değil, toplumsal dayanışma gruplarında aktif, öne çıkan gençlerden biriydi. Erken yaşlarda sağlık alanına yönelmesindeki temel motivasyonun, çevresinde savaş nedeniyle sakat kalan insanları görmesi olduğu aktarılmaktadır.[1] Oldukça başarılı geçen lise eğitiminin ardından Gazze’deki El- Ezher Üniversitesinde okumaya hak kazandı. El Ezher Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi bölümünden 2005 yılında başarıyla mezun oldu Ardından Kudüs Üniversitesi'nde İş Terapisi alanında uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik kariyeri, net bir vizyonu yansıtıyordu: sadece fiziksel yaralanmaları değil, aynı zamanda fonksiyonel iyileşmeyi de ele almak.

Özel yaşamı hakkında oldukça ketum olan Dr. Abdul Hamid Mahmoud, muhtemelen 2010 yılında kendisi gibi bir eğitimci/sağlık çalışanı olan Gazzeli bir hanımla evlendi. Bu evlilikten Mahmud ve Elias adında iki çocuk sahibi oldu. Çocuklarına ve eşine karşı sevgi dolu, yüksek sorumluluk sahibi bir eş ve babaydı. Küçük yaşlarından itibaren, savaşın sıradan hayatı tekrar tekrar kesintiye uğrattığı bir yerde yaşamanın ağırlığını anlamıştı, ancak geri çekilmek yerine kararlılıkla karşılık vermeyi seçti. Böylece mücadele ve sorumluluk üzerine kurulu fedakâr bir yaşamı 43 yıl boyunca azimle sürdürdü.

Profesyonel iş hayatına 2007 yılında fizyoterapi alanında çalışarak başladı. O yıldan itibaren şehit olduğu güne kadar aralıksız bir şekilde Gazze halkına hizmet etti. Neredeyse yirmi yıl boyunca Abdul Hamid, İsrail işgal güçlerinin ‘çim biçme’ olarak tanımladığı Gazze'ye yönelik tekrarlanan savaşlarına tanık oldu;[2] her savaş, ciddi yanıklar, uzuv kayıpları ve uzun süreli rehabilitasyon gerektiren hasta dalgaları oluşturdu. İlk adım tedavinin ardından, yaşamları boyunca birçok alanda desteğe muhtaç olan bu hasta grubunun takibi başlı başına bir uzmanlık ve ilgi gerektiriyordu. Abdul Hamid hastalarının acil durum müdahalelerinden sonra takibi, desteklenmesi ve tedavilerine hayatını adadı.

Fizyoterapist Abdul Hamid Mahmoud, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bünyesine katıldığı 2006 yılından itibaren yanık rehabilitasyonu, ağır travma sonrası fizik tedavi ve biyomekanik alanlarında uluslararası eğitimler ve sertifikalar alarak uzmanlığını daha da geliştirdi. Bu süreç Dr. Abdul Hamid’in yaşamında ve kariyerinde belirleyici bir dönüm noktası olmuştur. Yıllarca süren bu özverili çalışmaları ve liderliği sayesinde 2020 yılında Fizyoterapi Bölümü Başkanı oldu. Bu görevinde, aşırı kısıtlama ve yoksunluklar altında rehabilitasyon hizmetlerini şekillendirmek, ekipleri yönetmek ve ekipman eksikliği, elektrik kesintileri ve tekrarlanan rotasyonlara rağmen bakımın sürekliliğini sağlamaktan sorumluydu.

Abdul Hamid'in dünya çapında ses getiren en önemli mesleki katkılarından biri Gazze'de 3D maske tekniğini uygulamaya koymasıydı. Ciddi kısıtlama ve imkansızlıklar altında geliştirdiği bu yöntemle Dr. Abdul Hamid Qaradaya, hastaya özel tasarlanan bu özel yapım maskeleri, özellikle ciddi deformitelere yol açan yüz yanıklarının neden olduğu izleri tedavide kullanıyor ve adeta mucizeler yaratıyordu.[3] Gelişmiş rekonstrüktif cerrahinin genellikle mevcut olmadığı bir ortamda, bu teknik hastalara hem fiziksel iyileşme hem de psikolojik rahatlama sağlayarak özgüvenlerini ve sosyal varlıklarını yeniden kazanmalarına olanak tanıdı. Dr. Abdul Hamid ‘in Fizyoterapinin üç alanındaki derin uzmanlığı hem Gazze’de hem de bilim dünyasında kritiktir; Travma Sonrası Rehabilitasyon: Mezuniyetinin ilk yıllarında ağır yaralanmaların fiziksel tedavisi üzerine yoğunlaştı. Yanık Tedavisi: MSF ile çalışmaya başladıktan sonra Ürdün başta olmak üzere bölge ülkelerinde düzenlenen ileri seviye fizyoterapi eğitimlerine katılarak yanık hastalarının kontraktür (eklem kısıtlılığı) yaşamasını engelleyen teknikler üzerine uzmanlaştı. Biyomekanik ve Teknoloji: 2020’den itibaren ise eğitimini teknolojiyle birleştirerek 3D yazıcılarla kişiye özel tıbbi cihaz üretimi konusunda bölgenin referans ismi haline geldi.

Savaş zamanında Abdul Hamid, sağlık sektöründe fizyoterapi uygulamaları yaptı. Yanık mağdurlarının ve protez uzuv kullanan bireylerin acil ihtiyaçlarına dikkat çekiyor, rehabilitasyon olmadan hayatta kalmanın çoğu zaman ömür boyu engellilik anlamına geldiğini savunuyordu. Uygun ekipman bulunmadığında, sınırlamalara boyun eğmeyi reddetti. Bunun yerine, doğaçlama çözümler üretti. En etkili girişimlerinden biri, yanık hastaları için kompresyon giysileri üretmek üzere yerel bir terziyle iş birliği yaparak basit malzemeleri temel tedavi araçlarına dönüştürmekti.

Sistemler ve tekniklerin ötesinde, Abdul Hamid'in en büyük etkisi kişisel alandaydı. Temas ettiği gerek hasta gerek öğrencileri üzerinde muazzam etkileri olan bir kişiliğe sahipti. Birçok öğrencisi Dr. Abdul Hamid'in kendilerini fizyoterapi alanına teşvik eden kişi olduğunu söylemiştir. Meslektaşları ve stajyerleri onu sürekli örnek teşkil eden bir akıl hocası olarak tanımladılar; sabırlı, mütevazı ve başkalarına öğretmeye derinden bağlıydı.

İyilikseverliği, merhamet ve vicdanlı kişiliğiyle tanınan Dr. Abdul Hamid, hastalarını hastalıklarına teşhis koymadan önce birer insan olarak ele alır, travmanın fiziksel yaraların çok ötesine uzandığı bilinciyle, klinik bakımın yanı sıra psikolojik destek de sunardı. İş dışında belki de tek hobisi futbol izlemek ve Gazze'yi keşfetmek olan Dr. Abdul Hamid, tarihiyle ve kimliğiyle gurur duyardı. Abluka ve işgalin bütün zorluklarına rağmen, Gazze’ye, halkına yürekten bağlıydı.

2 Ekim 2025'te Dr. Abdul Hamid, mutat olduğu üzere sabah erken saatte işine gitmek üzere araba beklerken saldırıya uğradı. Sabah saat 5 civarıydı, Deir Al-Balah'taki iş yerine gitmek için araç bekliyordu, yanında başkaları da vardı ve her zaman olduğu gibi İsrail işgal güçleri bölgeye bir hava saldırısı yaptı. Dr. Abdul Hamid başından ve karnından ağır yaralandı. Doktorlar hayatını kurtarmaya çalıştılar, ancak kafasına saplanan şarapnel parçaları ölümcül komplikasyonlara neden oldu. MSF, onun ölümünü "önlenebilir" olarak nitelendirdi. Eğer tıbbi tahliye izni zamanında verilmiş olsaydı, Dr. Abdül Hamid bugün hayatta olabilirdi.[4] Bu kötücül engeller ve ihmaller zincirinin yarattığı karmaşada Dr. Abdulhamid Qardaya 5 Ekim günü şehit oldu.

Ölümü, bir eş ve babanın ölümünü, bir akıl hocası ve liderin ölümünü ve Gazze'nin rehabilitasyon hizmetlerinin bir direğinin kaybını simgeliyordu. Dr. Abdul Hamid Mahmud Qardaya’nın kaybı sadece bir savaş kurbanı değil, aynı zamanda yıkım anında bir toparlayıcı ve yokluğu varlığa dönüştüren bir adamın kaybıydı.

Mirası, tedavisini alan her yanık mağdurunda, uzvunu geri kazanan her uzuv kaybı yaşayan kişide ve iyileştirmeyi bir misyon olarak seçmeleri için ilham verdiği her genç profesyonelde yaşamaya devam ediyor. Yıkımın sık sık manşetlerde olduğu bir dünyada, Dr. Abdul Hamid'in hayatı, insanlığın kuşatma altında bile varlığını sürdürebileceğinin ve hatta gelişebileceğinin kanıtı olarak duruyor.

 

İntern Dr. Khaleel A. M. Elhabeel, Dr. Ayşenur Özcan ve Gazeteci-Yazar Mustafa Ekici’ye katkılarından dolayı teşekkür ederim.


[1] https://www.doctorswithoutborders.org/latest/msf-devastated-death-abed-el-hameed-qaradaya-our-15th-colleague-killed-gaza

[2] https://harici.com.tr/rand-corporation-israil-gazzede-kapsamli-stratejik-basarisizlik-yasadi/

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA