Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Savunma Politikaları

Mithat IŞIK
09 Temmuz 2020 15:42
A-
A+

BAE ordusu ülkede müstakil bir silahlı güç kurmak için ilk adım 1964 yılında atılmıştır. Aynı yıl içerisinde Abu Dabi savunma gücü oluşturulmuştur. BAE 1971 yılında Birleşik Krallıktan bağımsızlığını kazanmıştır. Önce savunma gücü daha sonra Federal Silahlı Kuvvetlerini sonra da BAE silahlı kuvvetlerini kurarak 1976 yılında ordusunu tek çatı altında birleştirmiştir. Şuan da BAE silahlı kuvvetleri, kara kuvvetleri, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetleri komutanlıklarından oluşmaktadır. Uzun yıllar İngiliz mandası altında kaldığı için başlangıçta ordusunun yapılanmasında İngiliz etkisi olmuştur. Şuan da ise Fransız ve ABD etkisi hakimdir. BAE başkanlık muhafızlarının başında Avusturya ordusundan emekli olmuş Emekli Tüm General Mike Grince bulunmaktadır. Eric Grince‘ nin kurduğu akademi de yurt dışı operasyonlarda kullanılan askerler eğitilmektedir.

BAE ordusunun mevcudu 60-70 bin arasındadır. BAE küçük yüzölçümüne az nüfusuna rağmen kapasitenin üzerinde aktif bir askeri politika izlemektedir. BAE ordusu sayısal açıdan küçük ama teknolojik açıdan modern bir ordu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bulunduğu coğrafyada en çok İran merkezli bir tehditten endişelenmektedir. BAE az sayıda Şii nüfus bulunmasına rağmen bunların İran tarafından provoke edileceğinden endişelenmektedir. Arap baharı ile orta doğuda yayılan halk hareketlerinin ülkeye sıçramasından derin endişe duymuştur. Komşusu Bahreyn’de yaşanan halk ayaklanmasından Arabistan ile birlikte müdahalede bulunmuş. Arap Baharının temelini oluşturan demokratikleşme taleplerine karşı bir tutum izlemiştir. Müslüman kardeşler gibi grupların federal monarşiye karşı bir tehdit olacağını kabul eden BAE dini motifli terör grupları ile mücadele de batılı ülkelerin yanında yer almaktadır. Libya’da isyancı general halife HAFTER’e destek vermektedir. Yemen’de ise El-Kaide terör örgütüne ve Şii milislere karşı askeri güç kullanmaktadır. Az nüfusuna ve 60-70 kişilik askeri gücüne rağmen Suriye, Yemen , Libya etkili olmaya çalışmaktadır. BAE, Suudi Arabistan’dan sonra orta doğu da en çok silah ithalatı yapan ülkedir. Hidrokarbon zenginlikleri BAE yapmış olduğu yüksek askeri harcamaların finansmanını sağlamaktadır. Veliaht Prens Muhammed Bin Zaid En-Nahyan ciddi bir silahlanma politikası yürütmektedir. 2019 yılı verilerine göre 2014-2018 yılları arasında ABD den en çok silah ithal eden ülkeler sıralamasında Suudi Arabistan ve Avusturalya’nın ardından üçüncü sırada yer almaktadır. 2014-2018 yılları arasında BAE’nin silah ithal ettikleri ülkeler sıralamasında ABD birinci sırada, Fransa ikinci sırada, Türkiye üçüncü sırada yer almıştır. BAE’nin 2000-2014 yılları arasında yaptığı savunma harcamaları 2017 yılı dolar değeri üzerinden 229 Milyar Dolardır. BAE Savunma Sanayi alanında hem batılı hem de Doğu Avrupa ve Asya ülkeleri ile işbirliği yapmaktadır.

BAE ordusunda görev yapan askerlerin çoğunluğu yabancı ülkelerden gelen paralı askerlerdir. Yabancı askerlere bağımlı bir ordunun uzun vadede sürdürülemeyeceğinin farkında olan BAE 2014 yılında yaptığı bir düzenleme ile 18-30 yaş arasındaki erkeklere zorunlu askerlik getirmiştir. 2018 yılında ise yapılan bir düzenleme ile 12 ay olan askerlik süresi 16 aya çıkarılmıştır. BAE askeri gücünün eksikliğinin farkındadır. Bu sebeple askerlik sistemini yeniden yapılandırma arayışındadır. Askeri akademileri de geliştirmeye çalışmaktadır. BAE’nin toplam askeri gücü 60-70 bin civarındadır.

  1. Kara Kuvvetleri

Personel mevcudu 40.000 kişidir. Askerlerin çoğunluğunu paralı yabancı asker oluşturmaktadır. Ağırlıklı olarak Kolombiya’lılar mevcuttur.

Toplam Silah Mevcudu

  • Tank : 434
  • Zırhlı Araç : 8690
  • Kundağı Motorlu Top : 183
  • Çekili Top : 76
  • Çoklu Roketatar : 72
  1. Hava Kuvvetleri
  • Toplam Personel Mevcudu: 15000 kişidir.
  • Toplam Uçak Sayısı: 538
  • Av Önleme Uçağı: 98
  • Nakliye Uçağı: 40
  • Eğitim Uçağı: 145
  • Nakliye Helikopteri: 229
  • Silahlı Helikopter: 30

Mahdut sayıda Çin’den ithal ettiği İHA ve SİHA’lara sahiptir. Bunların bir kısmı Libya’da imha edilmiştir.

  1. Deniz Kuvvetleri
  • Toplam mevcudu 5000 kişidir.
  • Toplam donanama gücü: 75
  • Sahil Güvenlik Botu: 35
  • Mayın Gemisi: 2
  • Korvert: 2

BAE Türkiye karşıtı bir politika izlemektedir. Milli güç unsurlarını dikkate almadan özellikle Mısır, Suriye, Bahreyn, Suudi Arabistan, Fransa ve İsrail gibi ülkelerin etkisiyle Orta Doğu da ve Kuzey Afrika’da Türkiye’nin en büyük rakibi olmak hevesindedir.

Suriye’de halkına karşı kimyasal silah kullanmış BEŞAR ESAD rejimine destek için 2018 yılında Şam Büyükelçiliğini yeniden açmıştır. Şam büyükelçiliğinin açılmasının en önemli sebebi Türkiye’nin Suriye’deki varlığına karşı oluşudur. BAE Arap milliyetçiliği bağlamında ESAD rejimini kullanarak Türkiye’yi Suriye ölçeğinde sınırlamayı hedeflemektedir. Hamas ve MSO suna destek veren KATAR ve Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yapmaktadır. BAE ile FETÖ arasında yakın ilişkiler olduğuna dair derin şüpheler bulunmaktadır. Türkiye ile BAE arasındaki gerilimi Türk Arap gerilimi gibi lanse etmektedir. Suriye’de ESAD rejimi ile istihbarat paylaşımında bulunan BAE’nin PYD/YPG terör örgütüne de destek verdiğine dair önemli bulgular mevcuttur. Bir zamanlar bu desteğini black water şirketinin BAE için oluşturduğu ekibin YPG saflarında görülmesi bu anlamda önemli bir gelişme olarak görülmüştür. FETÖ ne olan desteği de bilinmektedir. Nitekim Türkiye karşıtı yayınlar yapan AHVAL NEWFS in finansörü BAE ve Muhammed DALHAN’dır. Genel yayın yönetmeni Yavuz Baydar’dır. Bu da BAE-FETÖ ilişkisini göstermektedir. BAE Katar ablukası SUDAN VE Cezair deki ayaklanmalar Filistin ve yüzyılın anlaşması Libya ‘da Halife Hafter’e verdiği destek Yemen de iç savaşta Doğu Akdeniz’deki pozisyonu Türkiye karşıtlığı üzerinden şekillenmektedir. BAE’nin Doğu Akdeniz siyaseti dahil olduğu etkilenmektedir.

Türkiye BAE Geriliminin Nedeni Nedir Diyecek Olursak

Türkiye BAE arasındaki ilişkilerin Arap Baharının ardından kötüleştiği görülüyor. İlerleyen yıllarda Mısırdaki askeri darbeden Yemendeki iç savaşa Suriye iç savaşından Libya’daki çatışmalara kadar birçok alanda iki ülkenin karşı karşıya geldiğini görüyoruz. Ayrıca BAE Orta Doğuda İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle rekabet edebilecek orta ölçekli bir güç olmayı, Umman Denizi, Bafra Körfezi, Hint Okyanusu ile bağlantılar ve çevredeki bu su yollarında hâkimiyet kurmak, Çinin kuşak yol projesinde Çin ile batı arasındaki en önemli güç haline gelmek istiyor.

Başta güvenlik olmak üzere BAE’nin stratejik menfaatleri Türkiye ile birlikte hareket etmesini gerektiriyor diye değerlendiriyorum.