Mithat IŞIK
Tüm YazılarıHer gün süren müzakerelerin ardından ABD ve İran arasında İslamabad'da yapılan görüşmeler olumsuz olarak neticelendi, ancak masa henüz dağılmadı.
Her iki tarafın da talep ettikleri istekleri var. ABD öncelikle İran’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymalıdır. Uluslararası hukukun gereklerini kabul etmelidir.
Dünyada güçlünün zayıfı ezdiği düzen kabul edilemez. Bunu önlemek için uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesi korunmalıdır. ABD ve Trump, Netanyahu'nun kabul edilemez teklif ve önerilerinden kurtulmalıdır. Dünyada Amerika Birleşik Devletleri İsrail'in vekil gücü olarak görülüyor. Amerika Birleşik Devletleri sivil ve askeri bürokrasisi bu algıyı ortadan kaldırarak uygulamaları bir an önce hayata geçirmelidir. Bu algıyı yıkmalıdır. Aksi durum ABD’ye çok pahalıya mal olacak ve ABD çok şey kaybedecektir.
İran, yaptırımların hafifletilmesini dondurulan varlıkların serbest bırakılmasını zararların tanzim edilmesini Lübnan'da ateşkesin kabul edilmesini talep ediyor.
ABD tarafı İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri önleyen her türlü girişime son vermesini, nükleer çalışmalardan ve uranyumu zenginleşmeden vazgeçmesini talep ediyor, görüşmelerin devamı için iki taraf da esnek davranmalıdır. Barışa giden yol sabırla diplomasiyi devam ettirmekten geçer. Gelinen noktada İran'ın kaynaklarının önemli bir kısmı, petrokimya tesisleri, altyapısı zarar görmüş durumda. Bunların restorasyonu, önemli bir ekonomik kaynağa ve zamana gereksinim duyacaktır. Bu savaşta İran'ın rejim ihraç etme stratejisi önemli ölçüde zarar görmüştür.
Gelinen noktada İran üzerinden ABD-Çin hesaplaşması yaşanıyor. Yaşanan bu durumun küresel ölçekte sonuçları olacaktır. Trump, NATO müttefiklerini yanında görmek istiyor ancak NATO Trump'ın gayri meşru, gayri hukuki olan bu saldırısını onaylamıyor.
ABD ve İsrail'in saldırısı, İran'ın önemli nakit kaynağını ve lojistik kapısını kesmiş durumda. Bu durum, yönetimin halka karşı askeri sorumluluklarını dahi yerine getirmekte sıkıntılar yaşayacağını gösteriyor. Yönetim bu sıkıntıyı Çin'den gelen destekle önlemeye çalışsa da bu durum uzun vadeli olmayabilir. Gelinen bu noktada küresel ölçekte Çin-ABD düşük yoğunluklu ekonomik ve psikolojik savaşı devam edecektir. Zaman içerisinde Hint okyanus bölgesi bu savaşın en sıcak bölgesi olacaktır.
Trump, İran'ı taviz vermeye zorlamak için denizden baskı yapmaya başladı. İsrail, her fırsatta barışın olmasını önlemek ve barış masasının dağılması için Washington yönetimiyle yakın koordinasyon içerisinde hareket ediyor. ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki çıkarları çok farklı, İsrail'in ana stratejisi, kendisine tehdit oluşturan devletlerin mümkün olduğunca zayıflatılmasını sağlamak, topraklarını genişletmek. Bu nedenle de başta ABD ve bir kısım bölge ülkelerini kendi amaçları için kullanıyor. Bu stratejisini tek başına başaramayacağı için de Trump'ı savaşa ikna etti. Bu sayede Gazze'de ve İran'da büyük fırsatlar elde etti.
Trump için en doğru yol İsrail'in baskısından kurtulmak, İran'la müzakereleri devam ettirmek, barış masasında uzlaşmaktır.
Güncel Yazıları
ABD-Çin Hesaplaşması
17 Nisan 2026
Kırılgan Ateşkes
14 Nisan 2026
Savaşın Hedefleri
07 Nisan 2026
Körfez Ülkelerinde Karmaşa
31 Mart 2026
Çin-İran İlişkileri
24 Mart 2026
ABD'nin Stratejisi Tutmadı
17 Mart 2026
Kirli Savaş
10 Mart 2026
Diplomasi Masada Savaş Kapıda
21 Şubat 2026
Kritik Mineraller ve Stratejik Önemi
17 Şubat 2026
Umman’da Heyetlerin Görüşmesi
09 Şubat 2026
ABD'nin İran'ı Çevreleme Stratejisi
03 Şubat 2026
Her Kullanışlı Aparatın Son Kullanma Tarihi Vardır
27 Ocak 2026
İran-ABD Gerginliği
19 Ocak 2026
Siyonist Stratejik Akıl
12 Ocak 2026
Grönland Krizi ve NATO
09 Ocak 2026