Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

KCK’nın Kurulması ve PKK’nın Yeni Stratejisi

Mithat IŞIK
04 Ağustos 2021 09:25
A-
A+

PKK terör örgütü 2005 yılında kabul ettiği KCK (Kürdistan Toplulukları Birliği) sözleşmesi gereğince Türkiye, İran, Irak, Suriye toprakları içerisinde KCK meclisleri kurulması kararını almıştır. Aldığı bu karar gereği KCK/TM (KCK Türkiye Meclisi), KCK (İran Meclisi), KCK (Irak Meclisi), KCK (Suriye Meclisi) gibi Kürdistan Toplulukları meclislerini oluşturmuştur. Kürdistan toplulukları olarak adlandırılan eyalet, bölge, şehir, kasaba, mahalle, köy, ocak, komün teşkilatlanmasını kurmuştur. Bu teşkilatlanma ve Demokratik Özerklik (öz yönetim) modeli çerçevesinde kendilerini yönetmeyi öngörmüşlerdir. Bu yapılanmayı KCK üst yapısı ile tek merkezden idare etmeyi ve kontrol etmeyi amaçlamışlardır.

KCK sözleşmesine göre sözde “demokratik konfederalizm” çatısı altında faaliyet gösterecek öz yönetim bölgelerinin idari yapılanmalarında beş ayrı alan merkezi öngörülmüştür. Bu alanlar ise ideolojik, siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri alan merkezleridir. İlk dört alan merkezlerindeki faaliyetlerin amacı, halkın günlük yaşantısında mevcut kamu düzenine alternatif bir yapı oluşturmak ve bu yapı ile halkı devletten uzaklaştırmak, radikalleştirmektir. Meşru savunma alan merkezi ile de radikalleştirilmiş olan halkın mevcut devlet otoritesine karşı silahlı ayaklanmasını sağlayarak “devrimci halk savaşı” için şartların tamamlanması öngörülmektedir.

KCK sözleşmesinde öngörülen ve 2007 yılında Türkiye’de uygulamaya geçirilen faaliyetler sözde sivil toplum örgütü olarak kurulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK), KCK sözleşmesinde öngörülen Türkiye’deki sözde demokratik öz yönetim bölgelerinin kurulması amacı ile;

-Bölge temsilcilikleri

-Mahalle ve köy meclisleri

-Kadın ve gençlik merkezlerinin kurulmasını ve yönetilmesini sağlamıştır.

DTK’nın amacı da halkın PKK terör örgütü kontrolünde organize edilerek devrimci halk savaşı için uygun şartların oluşturulmasını sağlamaktır.  Ancak güvenlik güçlerinin yapmış olduğu etkili operasyonlar anılan faaliyetleri etkisizleştirmiştir. Terör örgütü Türkiye’de 2010 yılında devrimci halk savaşını başlatma kararı almıştır. Ancak Suriye’de iç savaşın başlaması ile PKK terör örgütü Türkiye’de bunan tecrübeli kadrolarını Suriye’ye göndermiş ve Türkiye’de 21 Mart 2013 tarihinde sözde ateşkes kararı almış ancak terör eylemlerini sonlandırmamıştır. Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) ismi altında gençlerden kurulu ayrılıkçı bir yapı oluşturmuş ve şehirlerde eylemlerine devam etmiştir. Terör örgütü 2015 yılı başından itibaren Suriye’de şehir savaş tecrübesi kazanan bir kısım elemanlarını Türkiye’ye getirerek YDG-H elemanları ile birlikte şehirlerde kimlik kontrolü, asayiş ve yargılama faaliyetlerinde bulunmuş, özellikle Hakkari kırsalında mahkemelere kurmuş ve yargılamalar yapmıştır. Ayrıca şehirlerde çukurlar açmış, barikatlar kurmuş, el yapımı patlayıcı (EYP) düzenekler hazırlamış, bir kısım vatandaşın evlerine ve iş yerlerine el koymuş, sağlık ocakları, okullar, hastaneler, ibadethaneler ve diğer kamu binaları yakarak kamu hizmetini işlemez hale getirmeye çalışmıştır. 22 Şubat 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis memurunu uykuda iken şehit eden PKK terör örgütü sözde “devrimci halk savaşı” sürecini başlatmış ve birçok il ve ilçedeki mahallelerde öz yönetim ilan etme girişiminde bulunmuştur. Güvenlik güçleri terör faaliyetlerini önlemek ve halkın güvenliğini sağlamak için meskun mahallelerde operasyonlar icra ederek terör örgütünün militanlarını etkisiz hale getirmiştir. Terör örgütü şehirlerdeki faaliyetlerini daha etkili ve profesyonel yürütmek için Suriye iç savaşında tecrübe kazanan teröristlerden oluşturduğu YDG-H unsurları ve bu konuda özel olarak eğitim almış unsurlardan oluşan sivil savunma birlikleri (YPS) ismi altında yeni bir yapı oluşturmuştur. YPS’nin amacı da devrimci halk savaşına uygun ortamı sağlamaktır. Bu nedenle toplumu örgütlemek, devletten koparmak, kendi sistemini kuracak noktaya getirmeye çalışmaktır.

PKK terör örgütü devrimci halk savaşı stratejisinden hiç vazgeçmemiştir. 22 Ağustos 1992’de Şırnak’ta gerçekleştirmeye çalışmış fakat gerçekleştirememiştir. Aynı anda Cizre, Silopi, Nusaybin, İdil ilçelerinde de denemiş ancak büyük kayıplar vermiş ve başarılı olamamıştır. Terör örgütü 1992’deki denemelerinde teröristleri kırsaldan meskun mahallelere sızdırmak suretiyle yapmak istemişti. Bugün ise böyle bir eylemi bizzat meskun mahal eylemleri için eğittiği YPS ile denemeye çalışacaktır.

PKK terör örgütünün şehir eylemlerine yönelmesinin amacı kırsal alanda çok zaiyat vermiş olması ve güvenlik güçlerinin gerek yurt içinde, gerekse Irak’ın kuzeyinde ve Suriye’de icra ettiği sınır ötesi operasyonlardır. Ayrıca İHA ve SİHA’ların kırsalda etkili olarak kullanılması, yurt içinde ve yurtdışında oluşturulmuş olan etkili insan istihbarat ağının da etkisi büyüktür. Bir diğer neden de kırsal alanda yaşayan nüfusun azalmasının yanı sıra şehirlerde az da olsa destek bulacağını değerlendirmesidir. Terör örgütünün sözde yöneticileri şimdi tekrar şehre yansımayan, kent savaşına dönüşmeyen bir mücadelenin başarılı olamayacağını görmüş ve anlamış durumdayız değerlendirmeleri yapmaya başladılar.

Amaçları, Suriye’de çatışmaların durması veya stabil hal alması durumunda PKK terör örgütü burada bulunan teröristleri Türkiye’ye sızdırarak şehir eylemleri için Türkiye’deki gelişmeleri beklemektir. ABD askerleri Suriye’de PKK/YPG’li teröristlere şehir eylemleri, şehirlerdeki çatışma taktik ve tekniklerini öğreten eğitimler veriyorlar. Temmuz ayı içerisinde 400 terörist bu eğitimi aldı.  Son günlerde Türkiye’de meskun mahallelere yakın bölgelerde yangınların çıkması iyi analiz edilmelidir. 1995’li yıllarda PKK terör örgütünün sözde yöneticileri, “kırsalda barınamaz duruma gelirsek, başarılı olamazsak, mermilerimiz biterse köylere ineriz, araçları ve evleri yakarız” diye açıklamalar yapmışlardır.

Terör örgütünün şehirlerde eylem yapma ve deneme stratejisini etkisiz kılmak için etkili kontrol tedbirlerinin alınması, güçlü bir istihbarat sisteminin oluşturulması son derece önemlidir.