Mithat IŞIK
Tüm YazılarıABD ile İran arasındaki mutabakat zaptı askeri harekata son verilmesini içeriyor. Şayet İran'ın ABD ve İsrail için bir tehdit olduğu düşünülüyorsa, bu tehdit ortadan kalkmış değil, çünkü bu mutabakat yeni bir anlaşma metni değil. Mutabakatın amacı çatışmaları durdurmak, Hürmüz Boğazını yeniden açmak, deniz ablukasını kaldırmak, 60 gün içerisinde nihai bir anlaşma metni üzerinde müzakerelere başlamak için hazırlanmış geçici bir metindir. Her üç taraf da ateşkesle birlikte savaştan zaferle çıktığını değerlendiriyor.
3 Kasım 2026'da ABD'de Trump'ın siyasi geleceğini belirleyen seçimler yapılacak. Trump, Epstein Dosyası ve İsrail'in tamamen güdümüne girmiş görüntüsü nedeniyle kamuoyu desteğini büyük ölçüde kaybediyor. Venezuela ve Maduro operasyonu bu gidişatı en azından kendi tabanında yavaşlattı. Küba'ya müdahale sinyali veren mesajı da kendi tabanı konsolide etmek için verilmiş bir mesajdır. Bütün bu gelişmeler nedeniyle Trump mutabakat metnini kendine göre bir başarı olarak sunuyor. ‘Savaşı sona erdirdik, enerji piyasasını istikrara kavuşturduk. İran'ın nükleer silah edinmeme ve geliştirmeme, topraklarındaki zenginleşmiş malzemeler gibi konuların taahhüdünü güvence altına aldık.’ diyor.
İran ise savaşın sona ermesiyle kısıtlamasız petrol ihracatı yapmak, finansal varlıklar üzerindeki dondurmaların kalkmasını ve bunun sağlayacağı ekonomik rahatlatmayı, füze programının devam etmesini vekil güçleriyle ilgili konuların ele alınmasını bir kazanç olarak görüyor.
Mutabakatın kritik konusu ise Lübnan ve Hizbullah. Burada oluşacak bir gerilim ve çatışma İran ile ABD arasındaki mutabakatı zora sokabilir. Bu durum aynı zamanda ABD ve İsrail ilişkilerini etkileyebilir. Bütün bunlara rağmen mutabakat zaptının uygulamasında bir sorun olmaz ise asıl sınav nihai anlaşmada olacak.
İsrail'in savaştan kazançlı çıktığını değerlendirsek de mutabakat zaptı İsrail için riskler teşkil ediyor. Mevcut mutabakat metninde İran'ın elindeki füzelerden hiç bahsedilmiyor. Nükleer konuları İsrail'in istediği gibi değil, İsrail'i tatmin etmiyor. İran'ın ekonomik olarak güçlenmesi, İsrail'i tedirgin ediyor. İsrail'in parası Şekel, sürekli değer kaybediyor. İran, Lübnan, Suriye, Gazze gibi bölgelerde henüz barışın sağlanmamış olması İsrail'i tedirgin ediyor. Çünkü bu bölgelerde İsrail, binlerce yedek askere ihtiyaç duyuyor. Bunun maliyeti milyarlarca Şekel tutuyor. Bütün bunlar İsrail'i bekleyen önemli sorunlar olarak görülüyor.
İsrail'in 2027 savunma bütçesini artırması, ekonomi belirsizlikler, İsrail devlet bütçesi üzerinde baskıları artıracaktır. Mutabakat zaptı İsrail'in güvenliğinde soru işaretler içeriyor. Bütün bu gelişmeler nedeniyle İsrail savaş alanında tek başına kaldığı zaman nasıl hareket edeceğini düşünmeye başladı. Bu nedenle ABD bölgede bir düzen kurmak istiyor. Amacı bölgeyi yeniden şekillendirmek. Bölge ülkeleri Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, BAE, Bahreyn, Mısır gibi ülkelerle İsrail’in ilişkilerini geliştirmeyi içeren bir strateji üzerinde çalışıyor.
İsrail Siyonist idealinden vazgeçmemiştir. Bu strateji Siyonizm’e meşruiyet kazandırma stratejisidir. Bölge ülkelerinin tekrar aldanmaması gerekiyor. Bağımsız Filistin devleti kurulmadan, İsrail soykırım suçunun bedelini ödemeden Siyonist barbarlara hiçbir taviz verilmemelidir.
Güncel Yazıları
Asıl Sınav Nihai Anlaşmada Olacak
30 Haziran 2026
Fransa'nın Hırçınlığı
22 Haziran 2026
Siyonist Strateji
15 Haziran 2026
Disiplin Bölünmez ve İsteğe Bağlı Değildir
09 Haziran 2026
İsrail'in Türkiye Düşmanlığı
05 Haziran 2026
Savaşta Siyasi Amaç, Askeri Hedef İlişkisi
21 Mayıs 2026
Trump–Şi Cinping Görüşmesi
14 Mayıs 2026
Rusya Ukrayna Savaşı
11 Mayıs 2026
Barışı İsrail Engelliyor
05 Mayıs 2026
İsrail'in İmaj Kaybı
29 Nisan 2026
Coğrafyanın Gücü
21 Nisan 2026
ABD-Çin Hesaplaşması
17 Nisan 2026
Kırılgan Ateşkes
14 Nisan 2026
Savaşın Hedefleri
07 Nisan 2026
Körfez Ülkelerinde Karmaşa
31 Mart 2026