Mithat IŞIK

Tüm Yazıları

Fransa'nın Hırçınlığı

22 Haziran 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Fatih Sultan Mehmet 1453'te İstanbul'u fethederek yeni bir çağın kapısını açmış, Hayrettin Paşa’nın Akdeniz'de elde ettiği başarılarla Osmanlı İmparatorluğu, Akdeniz'de belirleyici bir güç haline gelmiştir. İmparatorluk yüzyıllar boyunca Afrika, Orta Doğu, Balkanlarda askeri ve siyasi bir hakimiyet kurmuştur. Bu bölgelerde adaletiyle, farklı inançlardaki toplumlarda, toplumlar arasında dengeye ve adalete dayalı bir düzen kurmuştur.

Osmanlı'nın bu adil düzeni sayesinde bölgede barış ve huzur hakim olmuştur. Bu dönem, bugün Türkiye'nin geniş bir coğrafyada uyguladığı vizyonunu anlamak bakımından önemli bir arka plan sunmaktadır.

Osmanlı'nın zayıflayıp, bölgeden çekilmesiyle sömürgeci Fransa, İngiltere ve sömürgeci Avrupa devletleri, Afrika, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'de oluşturdukları nüfuz alanlarıyla bölgede sömürü düzeni kurmuşlardır. Bölgeyi sömürmüşler, halkı köleleştirmişler, bölgenin kaynaklarını transfer etmişlerdir. Bugün Fransa, Afrika'da kurduğu sömürü düzenini ciddi biçimde kaybetmiştir. Fransa, kendi nüfuz alanı olarak gördüğü Batı ve Kuzey Afrika'da Türkiye'nin artan ekonomik, diplomatik ve savunma sanayi ilişkilerinden, Türkiye'nin artan etki ve ilgi alanlarından rahatsızlık duymaktadır. Bugün Afrika'da Fransa'nın askeri ve diplomatik düzeni ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlamıştır. Türkiye'nin insani diplomasi, ticaret, eğitim, sağlık ve alt yapı projeleriyle Afrika kıtasındaki etkinliği, her iki taraf için de kazan kazan odaklı olarak gelişmeye devam etmektedir.

Türkiye'nin etki ve ilgi sahasının artması, Afrika'yı uzun yıllar kendi geleneksel nüfuz alanı gören Fransa'yı çok rahatsız etmiştir. Afrika'da nüfuz alanı daralan Fransa, Doğu Akdeniz ve Avrasya hattında görünür bir stratejik pozisyon almaya yönelmiştir. Bu nedenle Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimi ile ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır. Fransa'nın Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne verdiği desteği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki etki ve ilgi alanını daraltmak için uyguladığı jeopolitik bir gelişme olarak değerlendirmeliyiz. Türkiye'nin Mavi Vatan Doktrini ve Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlanmasına dair mutabakat sahada Türkiye'ye karşı uygulanmak istenen jeopolitik kuşatmayı fiilen değiştirmiştir.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile Fransa arasında savunma sanayi ve işbirliğinin geliştirilmesinin amacı Fransa'nın Doğu Akdeniz'deki görünürlüğünü kurumsallaştıran ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile Fransa'yı stratejik ortağa dönüştüren yeni bir gelişme olarak değerlendirebiliriz. KKTC makamları, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan bu adımı yok hükmünde kabul etmiştir.

Kıbrıs’ta dili, dini, kültürü ayrı iki ayrı halk ve iki ayrı devlet vardır. Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve tüm AB ülkeleri bunu böyle bilmelidir, kabul etmelidir. Kıbrıs Adası’nın silah deposu haline gelmesi zaman içerisinde en çok Rumlara zarar verecektir. 20 Temmuz 1974'te Türkiye'nin yaptığı Barış Harekatı ile adaya huzur ve güven gelmiştir.

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA