Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Tüm Yazıları

Para Gitti, Veri Gitti… Şimdi Hedef Türkiye’nin Sesi

24 Ocak 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Bir ülke, kriz anlarında kendi halkına doğru ve güvenilir bilgi ulaştıramıyorsa; toplumsal paniği yönetmekte, güveni ayakta tutmakta ve koordinasyonu sağlamakta zorlanır.

Yakın geçmişte yaşanan toplumsal olaylar, afetler ve olağanüstü dönemler; sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulan yanlış bilgiler, abartılar ve yönlendirmelerin nasıl ciddi güvensizlik ve panik oluşturabildiğini açıkça göstermiştir.

Hakikat çoğu zaman geç kalmış, algı ise çok daha hızlı yayılmıştır.

Bu durum yalnızca bilgi kirliliği değildir.

Bu, kriz yönetiminin zayıflaması, devlet–millet arasındaki güven bağının örselenmesi anlamına gelir.

Gelecekte daha büyük bir kriz yaşanmayacağını, daha ağır bir afet veya daha karmaşık bir saldırıyla karşılaşılmayacağını kimse garanti edemez.

O nedenle öncelikle yerli ve milli sosyal medya, yazılı ve görsel basın...

Yabancı sosyal medya sitelerinin anahtar ve kontrolünün bizde olması...

Ve o gün geldiğinde;

Ülkenin kendi güçlü, güvenilir ve ayakta duran medyası yoksa yanlış bilgiyi durdurmak, toplumu sakinleştirmek ve doğruyu yaymak çok daha zor olacaktır.

Bu nedenle yaşananlar tesadüf değil, ibret alınması gereken deneyimlerdir.

“E ne var bunda?” diyenler…

Bir durun.

Bu yazıyı bitirdiğinizde büyük ihtimalle şunu söyleyeceksiniz: “Yaa… mesele bu kadar derin miymiş?”

Türkiye’de 2024 yılında reklam harcamaları 213 milyar liraya ulaştı.

Bu pastanın 158 milyar lirası, yani yaklaşık %74’ü, yurt dışı merkezli dijital platformlara aktı.

Televizyonların payı 38 milyar lira.

Gazeteler, yerel medya, radyolar, açık hava ve sinema…

Hepsine kalan toplam: 17 milyar lira.

Artık televizyon sahipleri, yöneticileri; sözüm size; artık televizyon kanalları sosyal medya üzerinden seyrediliyor, takip ediliyor...

Bu rakamlar bir sektör tablosu değil; Türkiye’nin iletişim ve algı altyapısının nereye gittiğini gösteren ciddi bir uyarıdır.

2014’te reklam pastasının %80’i yerli medyanındı.

2019’da denge bozuldu: %52 – %48.

2024’te tablo netleşti: Yerli medya %26.

Uyarmak Bizden!

Bu gidiş durmazsa 2–3 yıl içinde %10’un altı konuşulacak. O halde çağ size uymayınca, siz çağı yakalayın…

Bu, gazetelerin kapanması, yerel ekranların kararması, muhabirin işsiz kalması demektir.

Ama asıl tehlike daha büyüktür.

Sesini kaybeden ülke, kendini anlatamaz.

Algı çağındayız.

Savaşlar artık sadece silahla değil, algıyla yürütülüyor.

Google, Meta, X, TikTok ve YouTube gibi yabancı sermayeli platformlar; Türkiye’den para kazanıyor,

Türkiye’nin verisini topluyor, sonra da Türkiye’yi hedef alan yanlış ve yalan bilgilerin dolaşımına zemin hazırlayabiliyor.

Üstelik kamu kurumları bile reklam bütçelerinin önemli kısmını bu platformlarda harcıyor.

Yetmiyor, dijital hizmet vergisi düşürülüyor.

Yerli medya ağır vergi yükü taşırken, yabancı platformlar avantajlı hale getiriliyor.

Bu ülke sahipsiz değildir.

Türkiye Cumhuriyeti; her gelenin dilediğini yazdığı, parasını kazandığı, verisini topladığı, sonra da bu ülkeye karşı algı ürettiği bir alan değildir.

Google, Meta (Facebook–Instagram), X, TikTok, YouTube…

Bu platformların tamamı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hesap verebilir hale getirilmelidir.

Bağımsız Türk mahkemelerinde hesap verebilir olmalıdırlar.

Ürettikleri içerikten, yaydıkları yalandan sorumlu olmalıdırlar.

Kazandıkları paranın karşılığını bu ülkede bırakmak zorunda olmalıdırlar.

Bu açık ve net bir yasayla yapılmalıdır.

Tereddüt lüks değil, risktir.

Cesaret ise siyasi değil, devlet refleksidir.

Yapılacak çok iş var.

Bu kez mesele reklam değil.

Bu kez mesele Türkiye’nin sesi ve egemenliğidir.

 

(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA