Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ
Tüm YazılarıBir ülke, kriz anlarında kendi halkına doğru ve güvenilir bilgi ulaştıramıyorsa; toplumsal paniği yönetmekte, güveni ayakta tutmakta ve koordinasyonu sağlamakta zorlanır.
Yakın geçmişte yaşanan toplumsal olaylar, afetler ve olağanüstü dönemler; sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulan yanlış bilgiler, abartılar ve yönlendirmelerin nasıl ciddi güvensizlik ve panik oluşturabildiğini açıkça göstermiştir.
Hakikat çoğu zaman geç kalmış, algı ise çok daha hızlı yayılmıştır.
Bu durum yalnızca bilgi kirliliği değildir.
Bu, kriz yönetiminin zayıflaması, devlet–millet arasındaki güven bağının örselenmesi anlamına gelir.
Gelecekte daha büyük bir kriz yaşanmayacağını, daha ağır bir afet veya daha karmaşık bir saldırıyla karşılaşılmayacağını kimse garanti edemez.
O nedenle öncelikle yerli ve milli sosyal medya, yazılı ve görsel basın...
Yabancı sosyal medya sitelerinin anahtar ve kontrolünün bizde olması...
Ve o gün geldiğinde;
Ülkenin kendi güçlü, güvenilir ve ayakta duran medyası yoksa yanlış bilgiyi durdurmak, toplumu sakinleştirmek ve doğruyu yaymak çok daha zor olacaktır.
Bu nedenle yaşananlar tesadüf değil, ibret alınması gereken deneyimlerdir.
“E ne var bunda?” diyenler…
Bir durun.
Bu yazıyı bitirdiğinizde büyük ihtimalle şunu söyleyeceksiniz: “Yaa… mesele bu kadar derin miymiş?”
Türkiye’de 2024 yılında reklam harcamaları 213 milyar liraya ulaştı.
Bu pastanın 158 milyar lirası, yani yaklaşık %74’ü, yurt dışı merkezli dijital platformlara aktı.
Televizyonların payı 38 milyar lira.
Gazeteler, yerel medya, radyolar, açık hava ve sinema…
Hepsine kalan toplam: 17 milyar lira.
Artık televizyon sahipleri, yöneticileri; sözüm size; artık televizyon kanalları sosyal medya üzerinden seyrediliyor, takip ediliyor...
Bu rakamlar bir sektör tablosu değil; Türkiye’nin iletişim ve algı altyapısının nereye gittiğini gösteren ciddi bir uyarıdır.
2014’te reklam pastasının %80’i yerli medyanındı.
2019’da denge bozuldu: %52 – %48.
2024’te tablo netleşti: Yerli medya %26.
Uyarmak Bizden!
Bu gidiş durmazsa 2–3 yıl içinde %10’un altı konuşulacak. O halde çağ size uymayınca, siz çağı yakalayın…
Bu, gazetelerin kapanması, yerel ekranların kararması, muhabirin işsiz kalması demektir.
Ama asıl tehlike daha büyüktür.
Sesini kaybeden ülke, kendini anlatamaz.
Algı çağındayız.
Savaşlar artık sadece silahla değil, algıyla yürütülüyor.
Google, Meta, X, TikTok ve YouTube gibi yabancı sermayeli platformlar; Türkiye’den para kazanıyor,
Türkiye’nin verisini topluyor, sonra da Türkiye’yi hedef alan yanlış ve yalan bilgilerin dolaşımına zemin hazırlayabiliyor.
Üstelik kamu kurumları bile reklam bütçelerinin önemli kısmını bu platformlarda harcıyor.
Yetmiyor, dijital hizmet vergisi düşürülüyor.
Yerli medya ağır vergi yükü taşırken, yabancı platformlar avantajlı hale getiriliyor.
Bu ülke sahipsiz değildir.
Türkiye Cumhuriyeti; her gelenin dilediğini yazdığı, parasını kazandığı, verisini topladığı, sonra da bu ülkeye karşı algı ürettiği bir alan değildir.
Google, Meta (Facebook–Instagram), X, TikTok, YouTube…
Bu platformların tamamı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hesap verebilir hale getirilmelidir.
Bağımsız Türk mahkemelerinde hesap verebilir olmalıdırlar.
Ürettikleri içerikten, yaydıkları yalandan sorumlu olmalıdırlar.
Kazandıkları paranın karşılığını bu ülkede bırakmak zorunda olmalıdırlar.
Bu açık ve net bir yasayla yapılmalıdır.
Tereddüt lüks değil, risktir.
Cesaret ise siyasi değil, devlet refleksidir.
Yapılacak çok iş var.
Bu kez mesele reklam değil.
Bu kez mesele Türkiye’nin sesi ve egemenliğidir.
(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ
Güncel Yazıları
Siber Uykudan Uyanma Vakti!
08 Ocak 2026
Kontrolsüz Sosyal Medya ve Ahlaktan Suça Giden Yol
30 Aralık 2025
Bal Tuzağı - Ahlak Meselesi Değil, Devlet Meselesi
23 Aralık 2025
Akkuyu Neden Hedefte? Enerji Meselesi Değil, Beka Savaşı
15 Aralık 2025
Sadece Bir Uçak Değil, Geçmişle Hesaplaşma: KIZILELMA
09 Aralık 2025
Dijital İşgal!
03 Aralık 2025
X’in Konum Özelliği ile Çöken Büyük Yalan!
25 Kasım 2025
ASELSAN-Bir Milletin Sessiz Çığlığı
24 Kasım 2025
İsrail’in İstihbarat Oyunları
11 Kasım 2025
“İsrail ve Batı Menşeli Teknolojilerin Siber İşgal Tehlikesi!"
07 Kasım 2025
Telefon Çiftlikleri!-Dijital Kölelikten Algı Savaşına
31 Ekim 2025
Ceride’den Yapay Zekâya- Devlet Hafızasının Sesi
27 Ekim 2025
5G ile Yeni Ufuklara-Türkiye’nin Dijital İstiklal Çağı
20 Ekim 2025
MİLLİ İŞLETİM SİSTEMİ PARDUS’UN HİKAYESİ-Siber Vatanın Kodları Türkiye’de Yazılmalı..
15 Ekim 2025
Hamas Filistin'in Umudu! Sahi Şu FKÖ(Filistin Kurtuluş Örgütü) Nerede?
10 Ekim 2025