Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Tüm Yazıları

MİT 2025 Faaliyet Raporu- Sessiz Gücün Yükselen Profili

18 Şubat 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Teşkilat; Türkiye, Türkiye'den Büyüktür, Kavramının Canlı Resmini Çizmiş!

Uyuyan dev uyandı. Öyle ki; “Son 20 yılda Türkiye, ulusal güvenliğini korumanın ötesine geçerek; bölgesel adaletin tesisi ve küresel dengenin sürdürülebilirliği için aktif rol üstlenen bir aktör olmuştur.”

MİT 2025 Faaliyet Raporu, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde yaşanan derin dönüşümün en net göstergelerinden biri olarak karşımızda duruyor. Bu rapor yalnızca bir yılın faaliyet dökümü değil; değişen dünya düzenine karşı geliştirilen stratejik refleksin, ileri savunma anlayışının ve istihbarat diplomasisinin kurumsallaşmış ifadesidir. Başkan İbrahim Kalın’ın imzasını taşıyan metin, devlet aklının sahada ve masada nasıl konumlandığını, küresel kırılmaların ortasında Türkiye’nin güvenlik perspektifini nasıl yeniden tanımladığını açıkça ortaya koyuyor.

Güvenliğin Yeni Tanımı; Reaktif Değil, Proaktif

Dünya artık klasik güvenlik anlayışıyla yönetilmiyor.

Tehditler sınır kapısında beklemiyor.

Sınırlar çizgisel değil, akışkan.

Bu nedenle güvenlik kavramı da değişmek zorundaydı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 2025 perspektifi tam olarak bu değişimi temsil ediyor. “Vatan İçin Her An Her Yerde” şiarı, bir slogandan ibaret değil; ileri savunma doktrininin yerli formülüdür.

Bu anlayışa göre tehdit:

- Ortaya çıktığında değil, oluşurken tespit edilir.

- Sınırda değil, kaynağında analiz edilir.

- Krize dönüştüğünde değil, potansiyelken bertaraf edilir.

Bu model, Türkiye’nin artık savunma hattını yalnızca fiziki sınırlarına göre belirlemediğini gösteriyor.

İstihbarat Diplomasisi: Sessiz Ama Etkili

Raporun en dikkat çekici boyutlarından biri, istihbarat diplomasisinin aktif şekilde kullanılmasıdır.

Orta Asya’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Afrika’ya uzanan bir iş birliği ağı…

Terörle mücadelede ortak operasyonlar…

Teknik destek ve eğitim programları…

Veri ve analiz paylaşımı…

Bu tablo şunu gösteriyor: Türkiye yalnızca kendi güvenliğini sağlamıyor; bölgesel bir güvenlik ekosistemi kuruyor.

İstihbarat artık kapalı kapılar ardında yürütülen dar bir faaliyet değil.

Uluslararası iş birliği, güven inşası ve stratejik ortaklıkların merkezinde.

Küresel rekabet çağında yalnız kalan zayıflar.

Ağ kuranlar güçlenir.

Stratejik Karar Mekanizmasında Yükselen Rol

Raporun altını çizdiği bir diğer kritik unsur, istihbaratın stratejik karar alma süreçlerindeki artan rolüdür.

Bu, devlet mimarisinde önemli bir dönüşüm anlamına gelir.

Artık istihbarat yalnızca bilgi toplayan bir yapı değil; karar süreçlerini besleyen, yönlendiren ve risk analizleriyle politika üretimine katkı sağlayan bir merkezdir.

Güvenlik – dış politika – ekonomi üçgeni arasında güçlü bir veri akışı sağlanmadan, günümüz dünyasında sağlıklı karar almak mümkün değil.

Bu nedenle istihbarat, karar masasında daha görünür bir konuma taşınmıştır.

Hibrit Tehdit Çağında Çok Katmanlı Mücadele

2025 raporu açıkça kabul ediyor ki tehditler tek boyutlu değil.

Bugünün dünyasında:

- Terör örgütleri yalnızca silahla değil, propaganda ve dijital ağlarla hareket ediyor.

- Casusluk faaliyetleri klasik yöntemlerin ötesine geçerek teknoloji ve veri merkezli bir yapıya evriliyor.

- Siber saldırılar kritik altyapıları hedef alıyor.

- Algı operasyonları toplumsal psikolojiyi etkiliyor.

Bu nedenle güvenlik artık çok katmanlı bir mimari gerektiriyor.

Sahada operasyonel kabiliyet…

Dijital ortamda analiz gücü…

Karşı istihbaratta önleyici refleks…

Hepsi eş zamanlı yürütülmek zorunda.

Casuslukla Mücadelede Yeni Dönem

Rapor, ülkeyi hedef alan casusluk girişimlerinin deşifre edilerek akamete uğratıldığını açıkça belirtiyor.

Bu cümle, aslında güvenlik mimarisinde gelinen seviyeyi gösteriyor.

Çünkü günümüzde casusluk; diplomatik yazışma çalmak değil, kritik teknolojilere erişmek, savunma projelerini izlemek, veri sızdırmak ve karar süreçlerini manipüle etmektir.

Karşı istihbarat kapasitesinin güçlendirilmesi; yalnızca güvenlik değil, ekonomik ve teknolojik egemenlik açısından da hayati önemdedir.

Dış İstihbaratta Stratejik Derinlik

Raporun vurguladığı bir diğer başlık, dış istihbarat yaklaşımının devletin dış politika stratejisine uygun şekilde şekillendirilmesidir.

Bu ifade, kurumsal uyumun ve koordinasyonun arttığını gösterir.

İstihbarat ve diplomasi arasında güçlü bir eşgüdüm sağlanmadan, küresel rekabet ortamında etkin olmak mümkün değildir.

Türkiye, bu bütünleşik modeli kurumsallaştırma sürecindedir.

Bölgesel Ağ ve Küresel Vizyon

Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika ülkeleriyle geliştirilen iş birlikleri, Türkiye’nin yalnızca savunma pozisyonunda olmadığını; aktif bir güvenlik aktörü olarak konumlandığını gösteriyor.

Bu, jeopolitik bir tercih olduğu kadar stratejik bir zorunluluktur.

Çünkü günümüz dünyasında tehditler sınır tanımıyor.

Enerji güvenliği, göç hareketleri, vekalet savaşları, terör ağları ve siber saldırılar; hepsi küresel bir akışın parçası.

Bu akışın dışında kalmak mümkün değil.

Güvenlik ve Dijital Egemenlik

Güvenlik artık yalnızca askeri bir mesele değil; veri, teknoloji ve bilgi üretimiyle doğrudan bağlantılı.

Dijital altyapılar, savunma projeleri, kritik veri merkezleri…

Hepsi potansiyel hedef.

Bu nedenle istihbaratın teknik kapasitesi, siber analiz gücü ve veri işleme yetkinliği hayati hale gelmiştir.

Bir devletin bağımsızlığı, yalnızca askeri gücüyle değil; bilgi üretme ve işleme kapasitesiyle ölçülür.

Devlet Refleksi ve Kurumsal Süreklilik

MİT 2025 perspektifi, güvenlik politikasında sürekliliğin ve kurumsal dönüşümün birlikte yürütüldüğünü gösteriyor.

Devlet refleksi; anlık değil, stratejik olmak zorunda.

Tehditler değişiyor.

Teknoloji gelişiyor.

Jeopolitik dengeler kayıyor.

Bu ortamda ayakta kalabilenler, değişimi doğru okuyan ve kurumsal kapasitesini buna göre güncelleyenlerdir.

Sessiz Ama Kararlı

İstihbaratın başarısı çoğu zaman görünmezdir.

Manşetlere çıkmaz.

Detayları paylaşılmaz.

Ama yokluğu anında hissedilir.

MİT 2025 Faaliyet Raporu, Türkiye’nin güvenlik perspektifinin savunma hattından ileri savunma doktrinine evrildiğini gösteriyor.

Sahada etkin, masada güçlü, dijital alanda hazırlıklı bir yapı inşa ediliyor.

Bu bir tercihten öte zorunluluktur.

Çünkü günümüz dünyasında güvenlik; yalnızca sınırları değil, stratejik çıkarları, teknolojik altyapıları ve toplumsal istikrarı koruma meselesidir.

Ve bu mücadele, gerçekten de her an ve her yerde sürmektedir.

 

(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA