Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Tüm Yazıları

 Kontrolsüz Sosyal Medya ve Ahlaktan Suça Giden Yol

30 Aralık 2025
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Bugün size yaşanmış bir hikâye üzerinden “kontrolsüz sosyal medyanın” toplumda nelere sebep olduğunu anlatacağım.

Kayseri’de yaşayan 50 yaşındaki Gökmen’in, bir canlı yayın platformunda kurduğu sanal ilişki sonucunda 26 ayrı kredi çekerek yaklaşık 2 milyon TL’yi karşı tarafa göndermesi, kamuoyunda çoğu zaman “bireysel saflık” veya “kişisel hata” olarak sunuldu.

Oysa bu vaka;

  • Sadece ekonomik bir dolandırıcılık değil,
  • Sadece psikolojik bir manipülasyon değil,
  • Sadece dijital bir güvenlik açığı da değildir.

Bu olay; ahlaki sınırların silikleştiğimahremiyetin pazara düştüğürezaletin eğlenceye dönüştüğü bir toplumsal çözülme tablosudur.

Dijital Platformlar ve Ahlaki Sınırların Çöküşü

Canlı yayın temelli sosyal medya platformları, başlangıçta “iletişim” ve “eğlence” iddiasıyla ortaya çıktı. Bugün ise:

  • Beden,
  • Mahremiyet,
  • Cinsellik,
  • Özel Hayat

doğrudan gelir üreten bir meta hâline gelmiştir.

Bu yayınlarda;

  • Örtülü ya da açık cinsel imalar,
  • Duygusal bağımlılık üretimi,
  • Teşhircilik,
  • Aşağılanma ve manipülasyon

olağanlaştırılmakta, hatta teşvik edilmektedir.

Toplumun ahlaki refleksleri zayıfladıkça, rezalet “ayıp” olmaktan çıkmakta, izlenebilir ve kazançlı bir içerik hâline gelmektedir.

Bu Vakanın; Ahlaki Yozlaşmanın Ekonomiye Dönüşmesi

Gökmen’in yaşadığı süreç yalnızca parasal bir kayıp değildir.

Bu vakada eş zamanlı olarak:

  • Duygu istismarı,
  • Mahremiyetin araçsallaştırılması,
  • İnsan zaafları üzerinden sistematik gelir üretimi

işlemiştir.

Asıl problem, bir bireyin hata yapması değil; hatanın bir sistem tarafından teşvik edilmesidir.

Ahlaki sınırların ortadan kalktığı dijital ortamlarda:

  • Utanma duygusu aşınır,
  • Teşhir normalleşir,
  • Sömürü meşrulaşır.

Toplumsal Yozlaşmanın, Rezaletin Normalleşmesi

Bu kültür yalnızca Gökmen gibi bireyleri değil, toplumun tamamını etkilemektedir.

Gençler açısından

  • Bedenin ve cinselliğin meta olarak algılanması
  • Emeksiz kazancın özendirilmesi
  • Ahlaki sınırların “geri kafalılık” diye aşağılanması

Aile yapısı açısından

  • Evlilik bağlarının zayıflaması
  • Sanal ilişkilerin gerçek ilişkilerin yerini alması
  • Güven duygusunun aşınması

Toplum genelinde

  • Rezaletin sıradanlaşması
  • Utanma eşiğinin düşmesi
  • Değerlerin alay konusu hâline gelmesi

Bu tablo yalnızca kültürel değil; doğrudan sosyolojik bir çözülmedir.

Ahlaki Çöküş ve Suç Ekosistemi Arasındaki Bağ

Ahlaki yozlaşma ile suç ekosistemi arasında doğrudan bir ilişki vardır.

  • Mahremiyetini değersizleştiren birey,
  • Sınırlarını kaybeden kullanıcı,
  • Utanç eşiği düşen toplum

dolandırıcılık, şantaj, tehdit ve istismara daha açık hâle gelir.

Canlı yayınlarda başlayan “masum” etkileşimler;

  • Cinsel şantaja,
  • Psikolojik baskıya,
  • Maddi sömürüye,
  • Hatta organize suç ağlarına

kolaylıkla evrilebilmektedir.

Bu nedenle mesele yalnızca ahlak değil; doğrudan toplumsal güvenliktir.

Dünya Bu Tehlikeyi Neden Ciddiye Alıyor?

Birçok ülke, bu platformların:

  • Gençliği,
  • Aile yapısını,
  • Kamu düzenini

tehdit ettiğini tespit etmiş durumdadır.

Bu nedenle bazı ülkeler:

  • Tam yasak,
  • Kamu cihazlarında erişim engeli,
  • Ağır regülasyon ve para cezaları

uygulamaktadır.

Uluslararası ortak kanaat açıktır: Ahlaki çözülme, ulusal güvenliğin erken uyarı göstergesidir.

Sahiplik Değil, Kullanım ve Etki Meselesi

Bu tür yayınların ve rezaletin en çok yaşandığı sosyal medya platformu TikTok.

TikTok’un ana şirketi ByteDance’dir. Söylentilere göre bu platformu İsrail satın almış.

Çocuk Katili Binyamin Netanyahu’nun da açıkça ifade ettiği gibi: Sosyal medya artık bir algı, etki ve güç aracıdır.

Bu güç;

  • Ahlaksızlıkla,
  • Rezaletle,
  • Sömürüyle

birleştiğinde ortaya çıkan risk, toplumsal yıkımdır.

Kurumlar için ise büyük bir istihbarat açığıdır. Arka kapıdır. Arka kapı ise; MOSSAD’a çıkar. Orada ise, “Bal Küpü Tuzakları” hazırdır.

Türkiye İçin Acil Ahlaki ve Kurumsal Koruma Önerileri

Bu tablo karşısında atılacak adımlar yalnızca teknik değil, ahlaki ve kamusal olmalıdır:

1- Canlı yayınlarda ahlak dışı içeriklere sıfır tolerans.

2- Para ve hediye sistemlerine sert sınırlamalar.

3- Yayıncılar için zorunlu kimlik ve içerik denetim.

4- IBAN ve platform dışı para yönlendirmelerinin otomatik engellenmesi

5- Sosyal medya okuryazarlığının ahlak, aile ve milli güvenlik boyutuyla ele alınması

6- Aileyi ve gençliği merkeze alan koruyucu kamu politikaları.

7- TikTok’a acilen erişim engeli getirilmeli. Ya da çok sıkı denetim ve takibe alınmalı.

VELHASIL; TİKTOK Sadece Bir Uygulama Değildir.

TikTok, bugün yalnızca bir eğlence platformu değildir.

TikTok; utanmanın silindiğimahremiyetin değersizleştirildiğiahlakın algoritmaya teslim edildiği bir dijital iklim üretmektedir.

Bu platformda çocuklar erken yaşta teşhire alıştırılmakta, gençler bedenlerini “beğeni” karşılığında pazarlamaya özendirilmektedir.

Aile kavramı küçümsenmekte, ahlaki itirazlar “geri kafalılık” diye aşağılanmaktadır.

TikTok’un asıl zararı, tek tek videolar değildir.

Asıl tehlike; utancın törpülenmesi, sınırların belirsizleşmesi, rezaletin normalleşmesidir.

Bugün bir kişi dolandırılıyor, yarın bir genç şantaja sürükleniyor, ertesi gün bir toplum değerlerini kaybediyor.

Unutulmamalıdır: Bir toplum önce ahlaken çözülür, sonra ekonomik olarak sömürülür, en sonunda güvenliğini kaybeder.

Bu yüzden TikTok meselesi bir “uygulama” meselesi değil; ahlak, aile ve toplumsal güvenlik meselesidir.

Görmezden gelinen her gün, gelecekten eksilen bir gündür.

 

(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

 

 

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA