Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ
Tüm YazılarıBugün size yaşanmış bir hikâye üzerinden “kontrolsüz sosyal medyanın” toplumda nelere sebep olduğunu anlatacağım.
Kayseri’de yaşayan 50 yaşındaki Gökmen’in, bir canlı yayın platformunda kurduğu sanal ilişki sonucunda 26 ayrı kredi çekerek yaklaşık 2 milyon TL’yi karşı tarafa göndermesi, kamuoyunda çoğu zaman “bireysel saflık” veya “kişisel hata” olarak sunuldu.
Oysa bu vaka;
Bu olay; ahlaki sınırların silikleştiği, mahremiyetin pazara düştüğü, rezaletin eğlenceye dönüştüğü bir toplumsal çözülme tablosudur.
Dijital Platformlar ve Ahlaki Sınırların Çöküşü
Canlı yayın temelli sosyal medya platformları, başlangıçta “iletişim” ve “eğlence” iddiasıyla ortaya çıktı. Bugün ise:
doğrudan gelir üreten bir meta hâline gelmiştir.
Bu yayınlarda;
olağanlaştırılmakta, hatta teşvik edilmektedir.
Toplumun ahlaki refleksleri zayıfladıkça, rezalet “ayıp” olmaktan çıkmakta, izlenebilir ve kazançlı bir içerik hâline gelmektedir.
Bu Vakanın; Ahlaki Yozlaşmanın Ekonomiye Dönüşmesi
Gökmen’in yaşadığı süreç yalnızca parasal bir kayıp değildir.
Bu vakada eş zamanlı olarak:
işlemiştir.
Asıl problem, bir bireyin hata yapması değil; hatanın bir sistem tarafından teşvik edilmesidir.
Ahlaki sınırların ortadan kalktığı dijital ortamlarda:
Toplumsal Yozlaşmanın, Rezaletin Normalleşmesi
Bu kültür yalnızca Gökmen gibi bireyleri değil, toplumun tamamını etkilemektedir.
Gençler açısından
Aile yapısı açısından
Toplum genelinde
Bu tablo yalnızca kültürel değil; doğrudan sosyolojik bir çözülmedir.
Ahlaki Çöküş ve Suç Ekosistemi Arasındaki Bağ
Ahlaki yozlaşma ile suç ekosistemi arasında doğrudan bir ilişki vardır.
dolandırıcılık, şantaj, tehdit ve istismara daha açık hâle gelir.
Canlı yayınlarda başlayan “masum” etkileşimler;
kolaylıkla evrilebilmektedir.
Bu nedenle mesele yalnızca ahlak değil; doğrudan toplumsal güvenliktir.
Dünya Bu Tehlikeyi Neden Ciddiye Alıyor?
Birçok ülke, bu platformların:
tehdit ettiğini tespit etmiş durumdadır.
Bu nedenle bazı ülkeler:
uygulamaktadır.
Uluslararası ortak kanaat açıktır: Ahlaki çözülme, ulusal güvenliğin erken uyarı göstergesidir.
Sahiplik Değil, Kullanım ve Etki Meselesi
Bu tür yayınların ve rezaletin en çok yaşandığı sosyal medya platformu TikTok.
TikTok’un ana şirketi ByteDance’dir. Söylentilere göre bu platformu İsrail satın almış.
Çocuk Katili Binyamin Netanyahu’nun da açıkça ifade ettiği gibi: Sosyal medya artık bir algı, etki ve güç aracıdır.
Bu güç;
birleştiğinde ortaya çıkan risk, toplumsal yıkımdır.
Kurumlar için ise büyük bir istihbarat açığıdır. Arka kapıdır. Arka kapı ise; MOSSAD’a çıkar. Orada ise, “Bal Küpü Tuzakları” hazırdır.
Türkiye İçin Acil Ahlaki ve Kurumsal Koruma Önerileri
Bu tablo karşısında atılacak adımlar yalnızca teknik değil, ahlaki ve kamusal olmalıdır:
1- Canlı yayınlarda ahlak dışı içeriklere sıfır tolerans.
2- Para ve hediye sistemlerine sert sınırlamalar.
3- Yayıncılar için zorunlu kimlik ve içerik denetim.
4- IBAN ve platform dışı para yönlendirmelerinin otomatik engellenmesi
5- Sosyal medya okuryazarlığının ahlak, aile ve milli güvenlik boyutuyla ele alınması
6- Aileyi ve gençliği merkeze alan koruyucu kamu politikaları.
7- TikTok’a acilen erişim engeli getirilmeli. Ya da çok sıkı denetim ve takibe alınmalı.
VELHASIL; TİKTOK Sadece Bir Uygulama Değildir.
TikTok, bugün yalnızca bir eğlence platformu değildir.
TikTok; utanmanın silindiği, mahremiyetin değersizleştirildiği, ahlakın algoritmaya teslim edildiği bir dijital iklim üretmektedir.
Bu platformda çocuklar erken yaşta teşhire alıştırılmakta, gençler bedenlerini “beğeni” karşılığında pazarlamaya özendirilmektedir.
Aile kavramı küçümsenmekte, ahlaki itirazlar “geri kafalılık” diye aşağılanmaktadır.
TikTok’un asıl zararı, tek tek videolar değildir.
Asıl tehlike; utancın törpülenmesi, sınırların belirsizleşmesi, rezaletin normalleşmesidir.
Bugün bir kişi dolandırılıyor, yarın bir genç şantaja sürükleniyor, ertesi gün bir toplum değerlerini kaybediyor.
Unutulmamalıdır: Bir toplum önce ahlaken çözülür, sonra ekonomik olarak sömürülür, en sonunda güvenliğini kaybeder.
Bu yüzden TikTok meselesi bir “uygulama” meselesi değil; ahlak, aile ve toplumsal güvenlik meselesidir.
Görmezden gelinen her gün, gelecekten eksilen bir gündür.
(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ
Güncel Yazıları
Kontrolsüz Sosyal Medya ve Ahlaktan Suça Giden Yol
30 Aralık 2025
Bal Tuzağı - Ahlak Meselesi Değil, Devlet Meselesi
23 Aralık 2025
Akkuyu Neden Hedefte? Enerji Meselesi Değil, Beka Savaşı
15 Aralık 2025
Sadece Bir Uçak Değil, Geçmişle Hesaplaşma: KIZILELMA
09 Aralık 2025
Dijital İşgal!
03 Aralık 2025
X’in Konum Özelliği ile Çöken Büyük Yalan!
25 Kasım 2025
ASELSAN-Bir Milletin Sessiz Çığlığı
24 Kasım 2025
İsrail’in İstihbarat Oyunları
11 Kasım 2025
“İsrail ve Batı Menşeli Teknolojilerin Siber İşgal Tehlikesi!"
07 Kasım 2025
Telefon Çiftlikleri!-Dijital Kölelikten Algı Savaşına
31 Ekim 2025
Ceride’den Yapay Zekâya- Devlet Hafızasının Sesi
27 Ekim 2025
5G ile Yeni Ufuklara-Türkiye’nin Dijital İstiklal Çağı
20 Ekim 2025
MİLLİ İŞLETİM SİSTEMİ PARDUS’UN HİKAYESİ-Siber Vatanın Kodları Türkiye’de Yazılmalı..
15 Ekim 2025
Hamas Filistin'in Umudu! Sahi Şu FKÖ(Filistin Kurtuluş Örgütü) Nerede?
10 Ekim 2025
Amerika’nın Yalanları ve Venezuela Senaryosu
03 Ekim 2025