Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Tüm Yazıları

Bu Yazıyı Oku! Sosyal Medyayı Öyle Kullan!

02 Şubat 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Sosyal Medyada Neyi Yanlış Yapıyoruz?

Konuşarak Değil, Yayarak Kaybediyoruz.

 

Bir gerçeği artık açıkça kabul etmemiz gerekiyor: Sosyal medya, sadece konuştuğumuz bir alan değil. Aynı zamanda neyi büyüttüğümüzün, neyi çoğalttığımızın, neyi toplumun önüne sürdüğümüzün alanıdır.

Bugün X’te, Instagram’da, Facebook’ta, TikTok’ta milyonlarca insan iyi niyetle bir şeyler söylüyor, yazıyor, paylaşıyor. Herkesin anlatacak bir derdi, gösterecek bir tepkisi, paylaşacak bir öfkesi var.  Ama çok az insan şu soruyu soruyor: “Ben bu paylaşımla ne yapıyorum: konuşuyor muyum, yoksa yayıyor muyum?”

Çünkü sosyal medyada kaybetmemizin nedeni suskunluk değil; bilinçsiz etkileşimdir.

Biz konuştuğumuzu sanıyoruz. Oysa çoğu zaman, farkında olmadan algoritmalara çalışıyoruz.

“Yanlış Ama Herkes Görsün Diye Paylaşıyorum” Yanılgısı!

Sosyal medyada yapılan en yaygın hata şu cümlede gizlidir: “Yanlış ama herkes görsün diye paylaşıyorum.”

Bu cümle ilk bakışta masumdur. Hatta birçok kişiye göre bir tür “duyarlılık” ve “sorumlu vatandaşlık” göstergesidir. Ama dijital dünyada bunun karşılığı bambaşkadır.

Çünkü sosyal medya algoritmaları:

  • Niyeti ölçmez
  • Ahlakı tartmaz
  • Haklıyı haksızı ayırmaz

Algoritmaların baktığı tek şey şudur: 

Bu içerik etkileşim alıyor mu?

Beğeni var mı?

Yorum var mı?

Alıntı var mı?

Paylaşım var mı?

Varsa, içerik yükselir.

Yoksa, görünmez olur.

Yani siz “uyarıyorum” derken, algoritma şunu okur: “Bu içerik ilgi çekiyor, daha fazla kişiye göster.”

Düşünün ki; Cuma Günü Hutbe Dinliyorsunuz!

Şöyle bir sahne hayal edin: Bir imam, cuma hutbesinde içkinin zararlarını anlatıyor. Ama anlatırken kürsüye bir şişe koyuyor, kapağını açıyor, bir yudum içiyor ve ardından diyor ki: “İçmeyin bu mereti, çok zararlı.”

Böyle bir manzarayla karşılaştınız mı hiç? Elbette hayır.

Çünkü kimse kötülüğü anlatırken kötülüğü sergilemez.

Kimse zararı anlatırken zararı yeniden üretmez.

Kimse haramı anlatırken haramı göstermez.

Ama iş sosyal medyaya gelince, tam olarak bunu yapıyoruz.

Bir hakaret görüyoruz.

Bir yalan haber.

Bir iftira.

Bir gayri ahlaki fotoğraf ya da video…

Ve refleks olarak şunu söylüyoruz: “Bak gördün mü bu şerefsiz ne paylaşmış!”

Sonra ne yapıyoruz?

O içeriği alıp biz paylaşıyoruz.

Kötülük Kimin Eliyle Yayılıyormuş?

Şimdi çok basit bir hesap yapalım.

Diyelim ki bu içeriği paylaşan hesap 10 takipçili bir fake hesap.
Siz o içeriği alıp paylaşıyorsunuz. Sizin ise 10 bin takipçiniz var. 
Sonuç ne olur?

  • O istenmeyen içerik 10 bin kat büyür
  • O fake hesap 10 bin kat görünür hâle gelir
  • O yalan, o iftira, o ahlaksızlık sizin elinizle yayılır

Üstelik çoğu zaman link vererek paylaşıyoruz. Bu ne demek biliyor musunuz?

Sadece içeriği değil, o hesabın tamamını algoritmaya parlatıyorsunuz.

Siz “ifşa ediyorum” derken, algoritma şunu söylüyor: “Bu hesap önemli, öne çıkar.”

Yukarıda ki videoyu olduğu gibi paylaşıyor!

Görüyormusunuz Cumhurbaşkanına hakaret ediyor diye birde kızıyor.

Belki farkında değilsiniz ama o, hakaret dolu, küfür dolu vidoyu "bak bak ne paylaşmış ... diye, sen yaymış oluyorsun!

En Büyük Yanılgı!

 Tepki Vermek Mücadele Sanılıyor!

Toplum olarak reflekslerimiz güçlü.

Haksızlığa susmak istemiyoruz.

Bu iyi bir şey.

Ama sosyal medyada her tepki mücadele değildir.

Çoğu tepki, doğrudan karşı tarafın işine yarar.

Çünkü algoritmalar için:

  • Öfke de etkileşimdir
  • Küfür de etkileşimdir
  • Alay da etkileşimdir

Algoritma sizin vicdanınıza bakmaz.

Ekrandaki sayılara bakar.

Hemen Hemen Tüm  Platformda Aynı Yanlış!

Her Yerde Aynı Yanlışı Yapıyoruz

Sosyal medyada en büyük yanılgılardan biri şudur: “Platformlar farklı, hatalar da farklıdır.”

Hayır.

Platformlar değişir, yapılan hata değişmez.

X’te, Instagram’da, Facebook’ta, TikTok’ta; farklı butonlara basıyoruz ama aynı yanlışı büyütüyoruz.

X (TWİTTER): ALINTILAYARAK KAYBEDİYORUZ

X’te yapılan en büyük hata, alıntılayarak eleştirmektir.

Bir paylaşımı alıntılayıp: “Bakın bu rezilliğe!” dediğiniz anda, teknik olarak şunu yapmış olursunuz:

  • O içeriği kendi takipçi kitlenize taşırsınız
  • Daha önce hiç görmeyen binlerce kişiye gösterirsiniz
  • Algoritmaya “bu içerik önemli” sinyali verirsiniz
  • Trend mekanizmasını tetiklersiniz

Yani siz eleştirdiğinizi sanırken, o içeriğin dağıtımını üstlenmiş olursunuz.

X algoritması sizin yazdığınız yoruma değil, alıntıladığınız içeriğin aldığı etkileşime bakar.

Sonuç çok nettir: Eleştirdiğiniz içerik zayıflamaz, aksine güçlenir.

Bu yüzden X’te en tehlikeli cümle şudur: “Buna sessiz mi kalacağız?”

Çünkü alıntıyla verilen her tepki, sessizlikten daha çok işe yarar… ama karşı taraf için.

Hatalı paylaşım. Link vermiş, X paylaşımını olduğu gibi paylaşmış...

Doğru paylaşım.. Ekran görüntüsü almış.

INSTAGRAM: “STORY’YE ATTIM, NE OLACAK?” YANILGISI

Instagram’da işler daha sinsi yürür.

Yanlış bir reels görürsünüz.

Refleks olarak: “Bakın ne saçmalık!” deyip story’nize eklersiniz.

Ama Instagram algoritması şuna bakar:

  • Bu reels izleniyor mu?
  • İzleme süresi artıyor mu?
  • İnsanlar durup bakıyor mu?

Cevap “evet” ise algoritma kararını verir: “Bu içerik ilgi çekici. Daha çok kişiye göster.”

Yani siz eleştirirken:

  • İzlenme artar
  • Önerilere girer
  • Keşfete düşer

Sonuçta yanlış bilgi, eleştiri eşliğinde viral olur.

Instagram’da “story’ye attım, ne olacak?” cümlesi en masum görünen ama en yıkıcı cümlelerden biridir.

FACEBOOK: YAVAŞ AMA KALICI ZARAR

Facebook’ta yapılan hata daha farklı ama daha tehlikelidir.

Genellikle şu cümleyle başlar: “Herkes bilsin diye paylaşıyorum.”

Bu cümle, yanlış içeriğe farkında olmadan meşruiyet kazandırır.

Çünkü Facebook:

  • Aile gruplarının
  • Mahalle sayfalarının
  • Kapalı çevrelerin platformudur.

Yanlış bilgi burada hızlı yayılmaz; ama yerleşir.

Bir kez paylaşıldı mı:

  • Defalarca dolaşır
  • Ekran görüntüsü alınır
  • Yıllar sonra bile yeniden çıkar

Facebook’taki yanlış bilgi, silinmeyen bir iz bırakır.

TİKTOK: TEPKİ VİDEOSU = ALGORİTMİK YAKIT

TikTok’ta ise hata daha açıktır ama etkisi daha yıkıcıdır.

Yanlış bir video görürsünüz ve şunları yaparsınız:

  • Duet yaparsınız
  • Tepki videosu çekersiniz
  • Alay ederek yeniden üretirsiniz

TikTok algoritması için bunların hepsi tek anlama gelir: “Bu video izleniyor, izlettir.”

TikTok’ta:

  • Tepki = içerik
  • Alay = etkileşim
  • Öfke = viral potansiyel

Ve sonuç kaçınılmazdır:

Video patlar.

Yanlış büyür.

Üreten kazanır.

Velhasıl; Platformlar Değişir, Algoritma Mantığı Değişmez

X’te alıntı, Instagram’da story, Facebook’ta grup paylaşımı, TikTok’ta tepki videosu… Hepsi aynı şeye hizmet eder: Yanlışı görünür kılmaya.

Bu yüzden sosyal medyada mücadele, her yerde aynı ilkeyle başlar: Etkileşimi kes.

Çünkü kötülük, ona karşı olduğunu söyleyenlerin eliyle büyüyorsa, orada durup düşünmek gerekir.

Ne Yapmalı?

Sosyal medyada doğru duruş, her şeye cevap vermek değildir. Bazen en güçlü duruş, etkileşimi kesmektir.

Yapılmaması Gerekenler

  • Yanlış içeriği alıntılamak
  • Ekran görüntüsüyle teşhir etmek
  • “Silmeden önce bakın” demek
  • Öfkeyle paylaşmak

Yapılması Gerekenler

  • Etkileşimsiz bırakmak
  • Şikâyet mekanizmalarını kullanmak
  • Doğru bilgiyi bağımsız ve linksiz paylaşmak
  • Fake hesapları parlatmamak

Velhasıl; Kötülükle Mücadele, Kötülüğü Taşıyarak Olmaz

Bugün sosyal medyada herkes konuşuyor. Ama çok az kişi şu soruyu soruyor: “Ben bu paylaşımla neyi büyütüyorum?”

Bazen susmak korkaklık değildir. Bilgeliktir.

Bazen paylaşmamak, susmak, aslında en yüksek sesle konuşmaktır.

Ve bazen en ahlaklı mücadele, iyiliği yaymak, kötülüğü eline almamaktır.

Çünkü kötülük, ona karşı olduğunu söyleyenlerin eliyle yayılıyorsa, orada durup düşünmek gerekir.

Öyleyse iyiliği paylaşın kötülüğün yayılmasına alet olmayın…

 

(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA