Sinan TAVUKCU

Tüm Yazıları

Transatlantik İlişkileri Çökerken Avrupa Türkiye’ye Koşuyor

21 Mayıs 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Son birkaç aydır Avrupa’nın büyük devletleri, stratejik iş birliği anlaşmaları yapmak üzere Türkiye’ye akın akın geliyor. NATO müttefiki Amerika ve Rusya tehdidi arasında sıkışan Avrupa ülkeleri; güçlü bir savunma sanayisine ve orduya sahip bulunan Türkiye ile ikili ilişkiler çerçevesinde savunma ittifakını geliştirmeyi ve derinleştirmeyi hedefliyorlar. Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki kurumsal ilişkilerde kırılganlıklar devam ederken, AB kurumları Türkiye’ye olan önyargılarını muhafaza ederken AB üyesi ülkelerin ikili ilişkileri stratejik boyuta taşıma çabaları dikkat çekiyor.

Kurulmaya çalışılan stratejik iş birliği sadece savunma ve güvenlik ile de sınırlı değil. Türkiye uzunca bir süredir; tarihi ve kültürel bağlarının bulunduğu dost, kardeş ve akraba devletler ile güvene, samimiyete ve karşılıklı çıkarlara dayalı çok güçlü ilişkiler tesis etmeyi başardı. Avrupa devletleri bakımından Türkiye; Türk devletleri başta olmak üzere Türkistan coğrafyası, bir kısım Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleri, Orta Doğu ülkeleri ve Afrika ülkeleriyle ilişkiler kurmanın ve devam ettirmenin anahtarı haline geldi.

Stratejik ortakların çıkarları uğruna birbirini düşmanına sattığı, müttefiklik kavramının değerini yitirdiği içinde bulunduğumuz bu kaygan ve kaotik ortamda, Türkiye’nin dostluğuna sahip olmak en kıymetli uluslararası ilişkiler bağı olarak ortaya çıktı. Türkiye; GSYİH, nüfus, askeri güç vb. sayısal üstünlüklere ve güce dayalı hegemonik yapılara alternatif bir merkez haline geldi. Kurulmakta olan çok kutuplu Yeni Dünya Düzeninde, geniş bir coğrafyanın arkasında yer aldığı bir kutup başı olarak parlıyor.

Büyük Avrupa ülkelerinin son dönem Türkiye ilişkileri ve yapılan ikili anlaşmalar; değişmekte olan dünya düzeni ve yükselen Türkiye ile ilişkilerine dair anlamlı ipuçları vermektedir.

Almanya, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa Birliği’nin; İngiltere ve Kanada gibi NATO’nun önemli ülkelerinin Türkiye’ye olan ilgisi, pek çok şeyin değişmekte olduğunu görmek isteyenlere işaret veriyor. İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkeleri daha önceden, diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak dostluk ilişkilerini sürdürmekteydi. Ukrayna-Rusya Savaşı'nda Batı’nın güçsüzlüğünün ortaya çıkması; Polonya, Macaristan ve Romanya gibi güçlü Doğu Avrupa ülkelerini de Türkiye’yle stratejik ittifak kurmaya yöneltti. Rusya’nın doğrudan tehdidi altındaki Nordik ülkeleri (İsveç, Finlandiya, Norveç) ile Baltık ülkelerinin (Estonya, Letonya, Litvanya) bir kısmı da Türkiye’den silah tedariki için milyarlarca dolarlık sözleşmeler yaptılar; askeri lojistik ve siber güvenlik alanında stratejik ortaklık anlaşmaları imzaladılar.

Bahsettiğimiz yönelimin daha iyi anlaşılması bakımından, Avrupa ülkelerinin iş birliklerini stratejik düzeye taşımak üzere son dönemde Türkiye ile imzaladığı anlaşmalara göz atmakta fayda vardır.

AB Üyesi Olmayan Türkiye-İngiltere İlişkileri

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper arasında 23 Nisan 2026’da Londra’da imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması çok önemliydi. Anlaşma esas olarak; iki ülkenin NATO kapsamındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik risklerine karşı ortak hareket edilmesi, savunma teknolojilerinde ortak üretim ve eş güdümün artırılması ile yeni bir serbest ticaret anlaşması sürecinin başlatılmasını kapsıyordu. Bu anlaşma, ikili ülke ilişkilerinin çok boyutlu olarak derinleşmekte olduğunu ve daha kurumsal hale geldiğini gösterdi. Öncesinde, İngiltere ile 25 Mart 2026’da imzalanan 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağının satışına ilişkin anlaşma, Türkiye’nin kısa vadeli savaş uçağı ihtiyacının karşılanmasında önemli bir adım oldu.

AB üyesi olmayan ancak NATO’da müttefik olan Türkiye ve İngiltere’nin ikili iş birliği kendisine mahsus bir biçimde ilerliyor. Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın X hesabından yaptığı "Türkiye küresel güvenlik açısından vazgeçilmez bir ortak olmaya devam ediyor" sözleri İngiltere’nin Türkiye’ye bakışını özetliyor. Brexit ile Avrupa dışına çıkan İngiltere, Türkiye ile ilişkilerini derinleştirmeyi nüfuzunu korumanın önemli bir yolu olarak görüyor.

Türkiye'ye En Fazla Doğrudan Yabancı Yatırım Yapan Hollanda ile İlişkiler

Hollanda, yaklaşık 32 milyar dolarlık yatırımı ile Türkiye'ye en fazla doğrudan yabancı yatırım yapan ilk sıradaki ülkedir. Türkiye’de faaliyet gösteren 3 binden fazla Hollanda şirketi, gelişen Asya piyasalarına erişim için Türkiye'yi bir üretim ve lojistik üssü olarak görmektedir. Türkiye’nin yurt dışı yatırımlarının %40’ını (25 milyar dolar) Hollanda’ya yapılan yatırımların oluşturması iki ülke arasındaki güven ve iş birliğinin göstergesidir. Türkiye ile Hollanda arasında 15 Ocak 2025’te imzalanan Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) Protokolü ilişkilere yeni bir ivme kazandırdı. İki ülke ticaret hacminin 2026 sonuna kadar 15 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Hollanda ile yapılan ekonomi ağırlıklı anlaşmalar, pek çok dış yatırımcı bakımından Türkiye ekonomisine duyulan uluslararası güveni temsil ediyor. Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiler; ekonomi, ticaret ve savunma gibi stratejik alanlara genişleyerek çok boyutlu bir ortaklığa dönüşmüş durumda. Hollanda Başbakan Yardımcılığı ve Savunma Bakanlığı görevini ise Ankara doğumlu Dilan Yeşilgöz-Zegerius yürütüyor.

Belçika, Türkiye ile İlişkilerde Gövde Gösterisi Yaptı

10-14 Mayıs'ta Belçika Kraliçesi Mathilde'nin başkanlığındaki bazı bakanlardan ve 428 özel sektör temsilcisinden oluşan heyetin (Belçika Ekonomik Misyonu) Türkiye’ye yaptığı devasa ziyaret ve düzenlenen Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu, ilişkilerde tarihi bir dönüm noktası oldu. Enerji, havacılık ve uzay, savunma sanayisi, lojistik ve taşımacılık, dijital dönüşüm ve Endüstri 5.0 ile yaşam bilimleri ve ilaç gibi stratejik sektörleri kapsayan yaklaşık 40 yeni ticari anlaşma ve iş ortaklığına imza atıldı. Ticaret hacmi hedefi 15 milyar dolar olarak belirlendi.

Kraliçe Mathilde başkanlığındaki heyetin Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi'ne gerçekleştirdiği ziyaret, Belçika’nın Türk savunma sanayisine olan özel ilgisini gösterdi. Ziyaret sırasında Belçika, Türkiye ile dokuz savunma anlaşması imzaladı. Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, "Türkiye gerçekten savunmada büyük güce sahip bir ülke, NATO'nun ikinci büyük gücü. Bu nedenle elbette sanayileriyle de iş birlikleri ve ortaklıklar kurmak önemli" şeklinde konuştu. Francken'ın, "Türkiye'nin Avrupa'nın yeniden silahlanması ve savunma sanayisinin güçlendirilmesindeki stratejik önemi açıktır. Avrupa buradaki muazzam potansiyeli göz ardı edemez" sözleri Türkiye’nin Avrupa için değerini vurgulaması bakımından dikkat çekti.

Avrupa Birliği ve NATO’nun merkezinin bulunduğu Belçika’nın Kraliçesi başkanlığında gerçekleştirilen bu görkemli ziyaretin sembolik önemi çok daha büyüktü. Kalabalık bir heyetle 4 gün süren ziyaret, yeni dönemde Avrupa’nın Türkiye’ye verdiği önemin net bir ifadesi olarak değerlendirildi.

Almanya’dan Şaşırtıcı Değişim

İngiltere, Hollanda ve Belçika'nın Türkiye ile ilişkilerini üst düzey stratejik iş birliği seviyesine taşıma girişimleri Almanya’yı da harekete geçirdi. Türkiye ile Almanya arasında kurulu bulunan "Stratejik Diyalog Mekanizması" yaşanan gerginlikler sebebiyle 2014 yılından sonra rafa kaldırılmıştı. Almanya, Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarını ve ambargoları en katı uygulayan ülkeydi. 2025 Nisan ayında; İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya konsorsiyumu tarafından üretilen 40 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağının İngiltere tarafından Türkiye'ye satışını veto etmişti. Ancak konjonktür hızla Türkiye lehine değişti ve Almanya vetosunu temmuz ayında kaldırmak zorunda kaldı.

Almanya ilişkileri, uzunca süre devam eden “kriz yönetimi”nden "stratejik ortaklık" seviyesine yükseltmek istiyor. Almanya Savunma Bakanlığı, Türkiye'deki savunma sanayii fuarlarına artık bakanlık düzeyinde resmi katılım sağlıyor. Alman Die Welt’in haberine göre Almanya Federal Hükümeti, askeri literatürde "derin darbe yeteneği" (deep strike capability) olarak bilinen savunma açığını kapatmak için Türkiye tarafından geliştirilen kıtalararası balistik füze Yıldırımhan ile hipersonik uzun menzilli füze Tayfun Blok-4’ü satın almak üzere somut girişimlerde bulundu. Bu talep, burnundan kıl aldırmayan Avrupa’nın sanayi devi için Türkiye’nin savunma sanayisine baş eğmek demek. Öte yandan, Alman Silahlı Kuvvetlerinin haziran ayı sonu itibarıyla Türkiye’de bir Patriot ünitesi ve 150 asker konuşlandıracağını açıklaması da dikkat çekti.

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Almanya; Mayıs 2026'da imzalanan yeni iş birliği protokolleri ve bakanlıklar arası ortak çalışma grubu toplantılarıyla iki ülke ticaret hacmini yıllık 50 milyar dolardan 60 milyar dolara çıkarmayı hedefledi. Özellikle yeşil enerji, dijitalleşme ve yüksek teknoloji alanlarında ortaklıklar kuruluyor.

Akdeniz Hattında İspanya-İtalya ile Ortaklık

İspanya ve İtalya uzun yıllardır Türkiye’nin AB içindeki en güvenilir iki ortağıdır.

Türkiye’nin İspanya ile dış ticaret hacminin 26,6 milyar dolara yükselmesi ve Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı 7. ülke olması iki ülke arasındaki güçlü ilişkiyi gösteriyor. İki dost ülke arasında askeri alanlarda iş birliği dikkat çekici bir seviyede devam ediyor. Türkiye'nin ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu, İspanyol tasarımı (Navantia) esas alınarak yapıldı; şimdi daha büyük bir uçak gemisi projesi ve denizaltı teknolojileri üzerinde iş birliği yürütülüyor. İspanya, 2,6 milyar euroluk anlaşma ile yerli jet eğitim uçağımız HÜRJET’ten 30 adet alım anlaşması yaptı. ABD’nden F-35 alımından vazgeçen İspanya, Türkiye ile beşinci nesil KAAN uçağı ve Bayraktar TB3 tedariki için görüşmeler yürütüyor. İspanya ayrıca, İsrail karşıtı ve Filistin destekçisi politikalarıyla Avrupa’da Türkiye’ye en yakın politika izleyen ülke olarak öne çıktı.

İtalya ise Türkiye'nin Avrupa Birliği içerisindeki ikinci, dünya genelinde ise beşinci büyük ticaret ortağı konumunda olup en çok ihracat yaptığı 4’üncü ülkedir. İki ülke arasında 2025 yılı dış ticaret hacmi 35 milyar doları aşmış, 40 milyar dolara ulaşılması hedefe konulmuştur.

2025 Nisan ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin katılımıyla Roma’da düzenlenen Türkiye-İtalya 4. Hükümetlerarası Zirve kapsamında iki ülke; ekonomi, teknoloji ve savunmayı da kapsayan 11 farklı alanda iş birliği anlaşması imzaladı. Baykar, İtalya’nın köklü savunma firması Piaggio Aerospace’i satın aldı; ayrıca Leonardo firmasıyla İHA üretimi için yüzde 50–50 ortaklık esasına dayanan yeni bir girişim başlattı. Bu girişim kapsamında, Baykar'ın tüm insansız hava aracı portföyünün (TB2, TB3, Akıncı ve jet motorlu Kızılelma) İtalya’da üretilmesi öngörülüyor.

İki ülke arasındaki savunma sanayi iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi ve Ar-Ge tabanlı iş birliklerine dönüşmesi, savunma alanında yepyeni bir dönemin işareti olarak değerlendiriliyor.

İtalya’nın Türkiye ile iyi ilişkilerinde, İtalya’nın çıkar alanları olan Doğu Akdeniz ve Afrika Boynuzu’nda Türkiye’nin güçlenen etkisinin rolü olduğu açık. Ayrıca Akdeniz üzerinden Avrupa'ya taşınan enerji hatlarının (örneğin TANAP'ın devamı niteliğindeki TAP - Trans Adriyatik Boru Hattı) güvenliği konusunda Türkiye ile ortak çıkarlara sahiptirler.

Sonuç

2025 yılından bu yana Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye olan ilgisi ve ikili stratejik iş birliği kurma arzuları olağanüstü biçimde yükselmiştir. 2025 yılında ikinci defa ABD başkanı olan Donald Trump’ın izlediği; AB’yi aşağılayan ve NATO’dan çıkmakla tehdit eden politikaları bunda etkili olmuştur. NATO ittifakının geleceğinin belirsiz hale gelmesi, Rusya saldırısına uğrama korkusu, hatta Trump’ın bazı AB topraklarını işgal niyetini açığa vurması; savunma zafiyeti içindeki Avrupa devletlerini kendi savunmasını kurma ve yeni ittifaklar arama arayışlarına yöneltmiştir.

Türkiye’nin savaş stratejilerini sil baştan değiştiren, maliyet-etkin savunma sanayi ürünleri Avrupa’nın dikkatini çekmiştir. Ukrayna-Rusya Savaşı'nda başarısı tescil edilen İHA’lar, geliştirilen balistik füzeler, hava ve deniz savunma sistemleri, yeni nesil uçaklar ve denizaltılar; savunma kapasitelerini güçlendirmek için yoğun çaba sarf eden ABD dışındaki NATO müttefikleri için kısa zaman içinde ulaşabilecekleri bir nimete dönüşmüştür.

Savunma sanayi dışında; Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve küresel krizlerde Türkiye’nin üstlendiği arabulucu rol, Türk diplomasisini ve siyasetini güvenilen, saygı duyulan bir konuma yükseltmiştir. Aynı gün içerisinde bir dediği diğeriyle çelişen ABD başkanının tutarsız kişiliğiyle kıyaslandığında bu güven, daha anlamlı hale gelmiştir.

ABD-İsrail’in İran’a saldırıları sonucu Hürmüz Boğazı’nın kapanması dünyayı enerji ve gıda krizine sürüklemiştir. Bir yandan enerji, diğer taraftan lojistik hatlarında yaşanan kaos ülkeleri daha güvenli rota arayışlarına yöneltmiştir. Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Suudi Arabistan’dan Avrupa’ya uzanan hızlı demiryolları ve Kızıldeniz’de artan etkisi sebebiyle Türkiye, küresel tedarik yollarının merkezine oturmuştur. Ucuz maliyetli ve güvenilir tedarik zincirine ihtiyacı olan Avrupa ülkeleri bu konumun farkındadır.

Diğer taraftan Anadolu; Rusya, Körfez, İran, Irak, Azerbaycan ve Türkmenistan’dan kara yoluyla taşınan petrol ve doğal gazın Avrupa’ya yeniden dağıtımında "Enerji Ticaret Merkezi" olarak paha biçilmez bir jeopolitik değer kazanmıştır. Türkiye, bir transit (geçiş) ülke olmaktan çıkıp, kendi topraklarında gazın fiyatlandırıldığı ve batıya satıldığı bir merkez olma yolunda ilerlemektedir. Enerji tedarik krizi yaşayan Avrupa ülkeleri için Türkiye, kaybedilmesi göze alınamayacak önemde bir devlettir.

İçeride uzunca süredir devam etmekte olan enflasyonist ortama ve küresel ekonomideki dalgalanmalara rağmen; yeşil dönüşüm, lojistik, havacılık ve teknoloji alanlarında yatırım yapmak isteyenler için Türkiye ideal bir ortak olarak görülüyor. Sermayenin sığınacağı güvenilir limanlar aradığı bu belirsizlik döneminde, çevresindeki savaşların dışında kalmayı başaran Türkiye finansal bir cazibe merkezi olmaya adaydır.

Avrupa Birliği’nin Türkiye karşıtı politikaları devam etmekle birlikte, pek çok Avrupa ülkesi Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğinde Türkiye'nin oynayacağı stratejik rolün farkındadır. Yeni Dünya Düzeninde devlet olarak ayakta kalabilme endişesi taşıyan Avrupa ülkeleri; savunma, güvenlik ve stratejik iş birliği alanlarında Türkiye ile ortaklığını geliştirdiği ölçüde kazançlı çıkacaktır. Avrupa devletlerinin yoğun şekilde Türkiye’ye yönelmeleri tam da bu zaruretlerden dolayıdır. Çünkü Türkiye’nin kurulmaya çalışılan Yeni Dünya Düzeninde çok önemli bir aktör olacağı tüm dünya ülkeleri tarafından gayet net anlaşılmıştır.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA