Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Libya’da Kabileler ve Güçler

Mithat IŞIK
16 Ağustos 2020 16:51
A-
A+

Libya’da Arap nüfusunun yüzde 85'lik bir kısmı Kabile merkezli olarak örgütlenmiştir. Siyasi ilişkiler genellikle Kabile bağları üzerinden oluşmaktadır. Kabile yönetimlerinin aldıkları kararlar, kabile fertlerini bağlayıcıdır. Kaddafi de ülkede hâkimiyeti sağlamak için kabilelerden faydalanmıştır. Ancak Kaddafi’nin iktidardan düşmesinde ve infaz edilmesinde de kabileler kritik bir rol oynamışlardır. Libya’da mevcut kabileler incelendiğinde kendi içlerinde demokratik özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Şura yahut alt meclislerde üyeler tarafından bağlayıcı kararlar alınmaktadır. Kararların alınması sürecinde hiyerarşik bir yapı takip edilmekte, kabilenin her üyesi bu sürece aktif olarak katılmaktadır. Alınan kararlar kabilenin her üyesi için bağlayıcı bir özellik taşımaktadır. Bazı durumlarda kabile üyelerinden bireysel kopmalar da olmaktadır. Bu gibi durumlarda bir kabileden ayrılan diğer bir kabilenin himayesine girebilmektedir. Ancak bu kişiler katıldıkları kabilelerin tam bir üyesi sayılmamaktadırlar. Evlilikleri genellikle kabile içerisinde olmakla birlikte farklı kabileler arasında da olabilmektedir. Bu durumda kız tarafı damadın kabilesine tabi olmakta kendi kabilesinden tamamen ayrılmış sayılmaktadır.

Libya’daki Önemli Kabileler

  • Trablus Bölgesi: Zawiye, Warfala, Maslata, Magariha, Awlad, Busayf, El-Zitan, El-Rijdan.
  • Sirte Bölgesi:Qaddafi, El Magariha, El Gıswaid,El magharba, El Riyan, El Haraba, El Zuwaid, El Guwaid.
  • Fizan Bölgesi: El Hutman, El Hassawada, Tibbis, Tuareg
  • Sirenayka Bölgesi: El Zuwayya, Awlad Ali, Misurata, Masamir, El Awagir, El Abaidat, Drasa, El Barasa, El Fawaktir, El Majabra, Kargala, Tawajeer, Azziyat, Ramla.

Kaddafi Dönemi ve Sonrasında Kabilelerin Rolü

Muammer Kaddafi iktidara gelince kabilelerin devlet sistemindeki etkilerini azaltmaya çalışmıştır. Devletin Kabile sistemine bağlılığını mümkün olduğunca azaltmıştır. Kral İdris döneminin vali ve yerel yöneticilerini tasfiye etmiştir. Bunların yerine yerel ve ulusal seviyede Devrim Konseyi kurulmuştur. Devrim Konseyi, eski kabile ittifaklarını ve bu ittifaktan doğan güç birliğini bozmaya çalışmıştır. Kaddafi’nin Cemahiriye sisteminin amacı devlete bağlılığın ve sadakatin kabile sadakatinin önüne geçmesini sağlamak, kabileleri temsil eden nüfuz sahibi isimleri saf dışı bırakmaktı. Bu nedenle görevden alınan vali ve üst düzey memurların birçoğunu farklı kabilelere mensup kişilerden atamıştır.

Kaddafi, evlilikler yolu ile önemli kabilelerle akrabalık bağları tesis etmiştir. Kritik görevlere akrabalık bağı olan kişileri atamıştır. Bu bağları kurarken de bir kabilenin temeyyüz etmemesine dikkat etmiştir. Kaddafi, Libya’da sosyal bir dönüşüm yapmak için bazı kabileleri öne çıkarmak zorunda kalmış, otoritesini korumak ve güçlendirmek için silahlı kuvvetlere alternatif güçler oluşturmaya da önem vermiştir. Asker ve polis güçlerine alternatif güçler oluşturmuştur. Bu amaçla güvenlik taburları, devrim muhafızları ve 3 ayrı istihbarat servisi kurmuştur. Otoritesini güçlendirmek için kritik olan istihbarat servisinin başına kayınpederi Abdullah El Senusi'yi getirmiştir.

Kaddafi, ordusunu genellikle Sirte, Beni Velid ve Tarhuna Kabile üyelerine teslim etmiş, ordu içerisindeki önemli kademelere güvendiği kabile üyelerini getirmiştir. Kaddafi’nin ülkedeki güç dengesini yıllar içinde değiştirmesi ise farklı kabileler arasında rahatsızlık yaratmıştır.

Arap Baharı, Libya toplumunda kabile bağlarının önemini tekrar gündeme getirmiştir. Bu süreçte Tunus ve Mısır’dan farklı olarak gösterilerin çoğunluğunu eğitimli gençler ve orta sınıf oluşturmamıştır. Libya’da çatışmalar başlayıp yayılınca toplum kabileler etrafında toplanarak organize olmuştur. Kabilelerin tarihsel olarak sürdürdükleri kan davaları, anlaşmazlıklar ve dostluklar taraflar arasında diyaloğun başlamasını zorlaştırmıştır.

Libya’da ortak bir milli amacın oluşturulamaması iç savaşın başlamasına şiddetlenmesine ve devam etmesine sebep olmuştur. Kabileler için kan davası, intikam geleneğinin önemli olduğunu düşündüğümüzde, ülkede devam eden iç savaşın sona ermesi için bunların aynı masa etrafında bir araya getirilmesi gerçekten kolay değildir. Libya’da iç savaşın uzun sürmesi ülkede mevcut olan kan davasının daha da artmasına sebep olmuştur.

Kaddafi, Libya’da gerçekleştirdiği devrimden sonra kraliyete yakın kabilelerin üzerine yürümüş, sindirme politikası uygulamıştır. Kaddafi devrilince de bu defa rejim ile birlikte olan kabilelerin üzerine gidilmiştir. Nitekim Kaddafi’yi savunmak için Sirte ve Misrata’ya gelen 40 bin kişilik Tudek Milisi Kaddafi yenildikten sonra Misratalılar tarafından esir alınmış, işkenceye maruz kalmışlar ve çoğu öldürülmüştür, bir kısmı da hapse atılmıştır.

2011 sonrası Libya’da çatışmalar incelendiğinde sadece siyasi ittifaklar değil diğer menfaat ve çıkar çatışmaları da yaşanan iç savaşın şiddetlenmesine neden olmuştur. Neticede Libya’da şehirleşme ile taşra nüfusunun azalması Libya’da kabileciliğin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmış olsa da iç savaşla birlikte oluşan güvensizlik duygusu kabilelerden uzakta yaşayan insanları tekrar kabileler etrafında toplanmaya zorlamıştır. Asırlardır Libya’da etkili olan kabileler iç savaşın bitirilmesi ve ülkede huzurun sağlanmasında önemli görevler üstlenebilirler. Ancak Libya’da kalıcı huzur ve güvenlik, milli ve güçlü bir silahlı kuvvetlerin oluşturulması ile mümkün olacaktır.

Bu nedenle UMH (Ulusal Mutabakat Hükümeti) Türkiye’nin de desteği ile güçlü bir ordunun teşkil edilmesinin temelini atmış durumdadır. Bunun başarısını da Hafter güçlerini yenerek, Sirte-Culfa hattına kadar kısa sürede ulaşması ile göstermiştir. UMH güçleri kalıcı ateşkes sağlanana kadar kabileleri Hafter’e karşı milli ordu ile birlikte kullanmalıdır. Ateşkesten sonra Kabile güçlerinden orduda asker olarak görev alacaklar nizami orduya katılmalı, diğerlerine de ülkenin kurtuluşuna katkılarından dolayı teşekkür edip silahlarını teslim ederek normal hayatlarına dönmeleri sağlanmalıdır. Bu durum ulusal kurtuluş savaşı veren ülkelerin savaşı kazandıktan sonra uygulanması gereken değişmez bir kuraldır. Aksi durum tekrar yetki kargaşasına ve çatışmaların başlamasına neden olacaktır.