Mithat IŞIK

Tüm Yazıları

Ankara Zirvesi ve Avrupa'nın Güvenliği

27 Temmuz 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Ankara zirvesi, 1949'da kurulan NATO'nun 77 yılı aşkın bir süre içerisinde küresel düzeydeki birçok değişim ve sarsıntı karşısında kendisini yenileyerek yoluna devam etmesi bakımından önemlidir. Ankara toplantısı, NATO içerisindeki değişik görüşler nedeniyle kritik bir döneme rastlaması bakımından da önemli bir zirve olmuştur.

NATO zirvesine ilişkin Batı medyasında iki başlık öne çıktı:

-Türkiye'nin NATO'da ve küresel ölçekte stratejik değerinin, öneminin yükseldiği kabul ediliyor.

-Dünyada belirsizlik ve kaos ortamının seyrettiği bir dönemde, Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası alanda göstermiş olduğu algı şüphesiz çok önemliydi.

Bütün bunlar Türkiye'nin NATO'da göz ardı edilemeyecek bir müttefik olduğunu gösteriyor. Ankara zirvesi, ABD yönetiminin Avrupa kıtasının güvenliğinin sorumluluğunu konvansiyonel anlamda büyük ölçekte Avrupalılara devredeceğini ve Avrupa'daki güçlerini azaltacağı bir zamana rastlaması bakımından önemliydi.

ABD, Mayıs ayında Almanya'da bulunan kuvvetlerinden 5 bin kişilik gücünü çekeceğini duyurmuştu. ABD'nin Avrupa'da 75 bin kişilik bir gücünün bulunduğunu değerlendirdiğimizde, açıklanan mevcut az gibi görünse de sembolik önemi büyüktür. Bu durum dönem içerisinde ABD güçlerinin çekilmesinin devam edeceğini gösteriyor. Bu durum, Avrupalı müttefiklerin kendilerini dönemin güvenlik gereksinimlerine göre yenilemelerini, hazırlanmalarını ve NATO'nun Avrupa kanadını güçlendirmek için yeni bir çalışma içerisine girmelerini gerektiriyor ve zorunlu kılıyor; Avrupa'nın güvenlik konseptinin gözden geçirilmesini, askeri ihtiyaçların yeniden tanımlanmasını, savunma sanayinin desteklenerek güçlendirilmesini, ihtiyaç duyulan kaynakların tahsil edilmesini, üretim süreçlerinin yeniden hesaplanmasını. Bütün bu çalışmaların ittifak içerisinde mümkün olduğunca işbirliği içerisinde yürütülmesini gerektiriyor.

NATO içerisindeki 32 üyenin uyum içerisinde çalışması pek kolay gözükmüyor. Ankara Zirvesi’nde, ABD dışındaki müttefiklerin gelişen durumun ciddiyetini anladıkları ve ciddiye aldıkları, önemli adımlar attıklarını görüyoruz. Ortak savunma sanayi, ortak yatırımları desteklemek, finanse etmek amacıyla güvenlik ve direnç bankasının kuruluşunun açıklanması önemliydi. Müttefikler arasında ticaret engellerinin kaldırılmasının bildiride vurgulanması önemli bir gelişmedir.

Ankara Zirvesi’ni, NATO’nun Avrupa ayağının daha baskın olacağı yeni bir kimliğe doğru evrilmesinde önemli bir kilometre taşı olarak görebiliriz.

27 üyeli AB’de 23 üye şu anda NATO üyesi aslında. AB büyük ölçüde NATO kimliği taşıyor. İngiltere, Türkiye, Norveç gibi üç önemli ülkenin AB dışında olması, NATO'nun Avrupa kanadıyla AB'nin tam örtüşmemesi gibi problemli bir durum yaratıyor. NATO Avrupalı bir kimlik kazanırken, bu durum önemli bir sorun teşkil ediyor. Türkiye'nin dışlandığı bir Avrupa daha güçlü bir ordu kurabilir mi? Daha güçlü bir NATO, daha güçlü bir Avrupa, Türkiye olmadan olamaz.

Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği gerçekleşmediği takdirde Avrupa'nın güvenliğinin geleceği bir açmaz olarak görülüyor. AB ve Türkiye'nin AB'ye üyelik konusunda ortak bir paydada buluşması, kurulacak bir Avrupa gücü ve güçlü bir NATO'nun oluşması bakımından çok önemlidir.

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA