Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ

Tüm Yazıları

Reklamların Sizi İzlediğini Biliyor muydunuz?

20 Ekim 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Cep telefonları, robot süpürgeler, akıllı otomobiller derken şimdi de reklamlar… Dijital dünyanın görünmeyen casusluk tehlikesi!

 

Önce cep telefonumuza baktık. Ardından evimizin içinde dolaşan robot süpürgeye, sesimizi duyan akıllı televizyona, kapımızı gören kameraya… Sonra sıra direksiyonuna geçtiğimiz akıllı otomobillere geldi.

Şimdi bir de ekranda görünüp kaybolan o masum reklamları konuşmamız gerekiyor.

Düşünün… Sabah telefonunuzdan hava durumuna baktınız. Bir haber okudunuz. Sonra başka bir uygulamayı açtınız. Ekranın köşesinde küçük bir reklam belirdi. Ne tıkladınız ne de bir dosya indirdiniz. Reklam birkaç saniye sonra kayboldu. Siz de unuttunuz.

Peki, o reklam sizi unuttu mu?

Birçoğumuz internetten baktığımız ürünün reklamını ertesi gün başka yerde görünce aynı şeyi söyleriz: “Benim de başıma geldi!” Çoğu zaman bunun nedeni telefonumuzun bizi dinlemesi değil, dijital reklam sistemlerinin hareketlerimizi ve ilgi alanlarımızı izleyebilmesidir. Fakat yeni bir araştırma, meselenin hedefli reklam göstermekle sınırlı kalmayabileceğini ortaya koyuyor.

BU KEZ KAPIYI AÇMANIZA BİLE GEREK YOK

Toronto Üniversitesi bünyesindeki Citizen Lab ile reklam güvenliği şirketi Confiant’ın 15 Ekim 2026’da yayımladığı araştırma, İsrail merkezli Discover-Tech adlı şirketin dijital reklam altyapısının casus yazılım operasyonlarında kullanıldığını belgeledi. Araştırmacılar bu yönteme “AdFection” adını verdi.

Bildiklerimizi değiştiren ayrıntı şu: Hedef seçilen cihazın bazı saldırılarda ele geçirilmesi için kullanıcının reklama tıklaması gerekmiyor. Reklam yüklenirken çalışan kod, cihazın güvenlik açığından yararlanabilecek bir saldırıyı tetikleyebiliyor. Siber güvenlikte buna “sıfır tıklama” (zero-click) deniliyor.

Elbette her reklamın casus yazılım olduğu veya reklam gören her telefonun ele geçirildiği sonucu çıkmıyor. Saldırı, özel olarak seçilmiş bir hedefe ve istismar edilebilen bir güvenlik açığına dayanıyor. Tehlike de zaten burada: Sıradan görünen milyonlarca reklamın arasından bir tanesi, yalnızca belirli bir kişiye farklı davranabiliyor.

45 CİHAZIN ARDINDAKİ SESSİZ İZ

Araştırmanın en somut bulgusu Katar merkezli El Cezire medya kuruluşunda ortaya çıktı. 2024 ve 2025 yıllarında en az 45 cihazın bu yöntemle hedef alındığı belirlendi. İncelenen saldırılarda, reklam altyapısından İsrailli Candiru şirketinin —bugünkü adıyla Integrity Labs— casus yazılım sistemlerine uzanan teknik izler saptandı; bazı cihazlarda bulaşma doğrulandı.

Ortada alıştığımız türden bir “şüpheli bağlantıya tıkladım” hikâyesi yok. Araştırmacıların izlediği akışta önce reklam bağlantısı, ardından hedefi yoklayan sunucu, sonra da casus yazılımın iletişim altyapısı var.

Yani kurbanın hatırlayacağı tek şey, belki de hiç dikkat etmediği bir internet sayfası.

BİR REKLAM SİZİ NASIL BULUYOR?

Bir internet sitesine girdiğinizde gözünüz yalnızca haberi görür. Arka planda ise milisaniyeler içinde dijital bir açık artırma yapılabilir. Reklam verenler, ekrandaki boşluğa kimin reklamının geleceğine karar vermek için yarışır. Bu sırada cihazın IP adresi, reklam kimliği, çerezleri ve kimi zaman konuma ilişkin veriler çeşitli aracılarla paylaşılabilir.

Normal şartlarda amaç size daha uygun bir ürün göstermektir. Fakat aynı altyapı kötüye kullanılırsa kim olduğunuzun tahmin edilmesini, nerede bulunduğunuzun izlenmesini, hatta belirli bir cihazın seçilmesini kolaylaştırır.

Citizen Lab’ın incelediği “Controlium” adlı panel, Discover-Tech’in bu seçimi nasıl yönetebildiğine ışık tutuyor: Sistem, hedef olarak belirlenmeyen kişilere sıradan bir reklam akışı sunarken seçilmiş cihazlara ilave kod gönderebiliyor. İşte gizem, reklamın görüntüsünde değil; perde arkasındaki kararda.

“Düne kadar “Bu reklam beni nasıl buldu?” diye soruyorduk. Bugün “Bu reklam cihazıma ne gönderdi?” sorusunu da sormalıyız.”

RAKAMLAR BÜYÜK, AMA ANLAMLARI DOĞRU OKUNMALI

Araştırmada Discover-Tech bağlantılı reklamların 120.768 internet sitesinde ve 75.373 mobil uygulamada görüntülendiği tespit edildi. Confiant, günlük reklam gösterimini yaklaşık 10 milyon olarak tahmin ediyor.

Daha dikkat çekici olanı, bu reklam trafiğinin devlet kurumları, savunma ağları ve uluslararası kuruluşların bağlantılarına kadar ulaşmış olması. NATO ve Birleşmiş Milletler gibi ağlarda reklam gösterimlerinin izine rastlanması, dijital reklam pazarının sınır tanımadığını gösteriyor.

Ancak altını çizelim: Bir kurum ağında reklam görülmesi, o kurumun sistemlerine girildiği veya casus yazılım bulaştığı anlamına gelmez. Reklam gösterimiyle başarılı siber saldırıyı aynı şeymiş gibi anlatmak, tehdidi anlamayı değil büyütülmüş bir korkuyu besler.

CEBİMİZDEN EVİMİZE, EVİMİZDEN KARARGÂHA

Yıllardır aynı tabloyu farklı cihazlarda görüyoruz. Cep telefonları bulunduğumuz yeri ve dijital alışkanlıklarımızı taşıyor. Robot süpürgeler, kullandıkları sensör ve haritalama sistemleriyle evin planına ilişkin veriler oluşturabiliyor. Akıllı otomobiller, kameraları, konum bilgileri ve bağlantılı yazılımlarıyla hareketli birer veri kaynağına dönüşüyor.

Buradan “Her robot süpürge casustur, her otomobil tehlikelidir” hükmü çıkarılamaz. Çıkarılması gereken sonuç daha ciddidir: Günlük hayatımızı kolaylaştıran her bağlantılı cihaz, doğru yönetilmezse yeni bir istihbarat ve siber saldırı yüzeyi oluşturabilir.

Daha önce SDE’de “Cebimizdeki Telefon Kimin?” ve “Direksiyon Sizde, Kontrol Kimde?” diye sormamın sebebi buydu. Şimdi aynı soruyu, hiç önemsemediğimiz reklam penceresi için sorma zamanı.

TÜRKİYE BU DOSYAYI NEDEN AÇMALI?

Bir askerin, diplomatın, savunma sanayii mühendisinin veya kritik tesiste çalışan bir personelin telefonu yalnızca kişisel bir eşya değildir. Görev yeri, hareket düzeni, irtibat çevresi ve günlük alışkanlıkları bir araya getirildiğinde istihbarat değeri doğurabilir. Böyle bir kişinin cihazı reklam kimliği üzerinden seçilebiliyorsa mesele artık kişisel mahremiyeti aşar.

Bu nedenle Siber Güvenlik Başkanlığının koordinasyonunda ilgili kurumların dijital reklam riskini ayrı bir güvenlik başlığı olarak değerlendirmesi gerekir. Cumhur Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi, savunma sanayii kuruluşlarında kullanılan görev cihazları için reklam izleme teknolojileri, üçüncü taraf yazılım bileşenleri ve uygulama içi reklamlar daha sıkı denetlenmelidir.

Kritik personelin cihazlarında reklam kimliklerinin sınırlandırılması, güvenilir uygulama politikaları, güncel yazılım kullanımı, kurumsal cihaz yönetimi ve ağ trafiğinin tehdit istihbaratıyla izlenmesi artık tali önlemler değildir. BTK ve kişisel veri koruma otoriteleri bakımından da reklam piyasasında dolaşan cihaz ve konum verileri yeniden ele alınmalıdır.

Burada bir ayrımı daha korumak zorundayız: Araştırma, İsrail merkezli şirketler arasındaki teknik ve ticari bağlantıları belgeliyor; operasyonların doğrudan İsrail devleti tarafından yönetildiği biliniyor.

ASLINDA HİÇBİR ŞEY OLMADI SANDINIZ

Evinizin kapısını kilitlediniz. Telefonunuza şifre koydunuz. Otomobilinizin anahtarını cebinize aldınız. Kimse sizi aramadı; şüpheli mesaj gelmedi; ekranınızda bir uyarı belirmedi.

Yalnızca bir reklam geçti.

Belki sizin için sıradan bir görüntüydü. Fakat hedef alınmış bir cihaz için o birkaç saniye, görünmeyen bir siber operasyonun başlangıcı olabilir.

Dijital çağın yeni sorusu şudur: Biz reklama bakarken, perde arkasında kim bize bakıyor?

(E) Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ   

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA