Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ
Tüm YazılarıBir Amerikan yüzbaşısı, bir döner ustası ve ardından gelen “Ben bu işleri bilirim!” maceraları…
Bir insan defalarca dolandırılıp yine de “Beni kimse kandıramaz!” diyebilir mi? Diyebilir. Hatta kaybettiği parayı değil, kazandığı “tecrübeyi” anlatır. Gülersiniz. Sonra düşünürsünüz: Ya o insan biraz da bizsek?
Bugün anlatacağım ilk olay hayal ürünü değil. Yıllar önce bizzat tanık olduğum bir hadise. Gerisi ise o gün tanıdığım insanın zihnimde bıraktığı izden doğan mizahî bir karakterin, Bay Yutmaz’ın hikâyesi.
YÜZBAŞI JESİKA VE 13 MİLYON DOLAR
Geçtiğimiz yıllarda bir tanıdığım, telefonuma Amerikan askerî üniforması giymiş bir kadın fotoğrafı gönderdi. Adı “Yüzbaşı Jesika” imiş. Fotoğrafın sahte olabileceğini düşündüm; muhtemelen yapay zekâyla hazırlanmıştı
— Hayırdır ustam, Amerikan yüzbaşısıyla senin ne işin var?
Tanıdığım kişi bir döner ustasıydı. Büyük bir heyecanla anlatmaya başladı: Jesika Afganistan’da görev yapmış, tam 13 milyon doları varmış. Şimdi o parayı Afganistan’dan çıkarıp Türkiye’ye getirecekmiş. Anlaşılan, milyonlarca insan arasından en güvenilir kişi olarak bizim döner ustasını seçmişti!
— Peki ustam, sen ne kadar para gönderdin?
— Yaklaşık 500 bin…
Birden ciddileştim. Bunun bilinen bir dolandırıcılık senaryosu olduğunu, ortada doğrulanmış ne bir yüzbaşı ne de milyonlarca dolar bulunduğunu söyledim. “Sakın bir daha para gönderme, dolandırılıyorsun!” diye uyardım. Fakat ustanın hayalleri çoktan Ambarlı’ya doğru yola çıkmıştı.
MİLYONLARIN NAKLİYE ARACI: MURAT 131
Aradan iki üç hafta geçti. Sabahın erken saatlerinde telefonum çaldı. Bizim döner ustasıydı; sesinde zafer kazanmış bir komutanın heyecanı vardı.
— Efendim, para gelmiş! Sen bana inanmamıştın!
— Nerede para, ustam?
— Ambarlı Gümrüğünde!
— Hayırlı olsun. Peki şimdi ne kadar istiyorlar?
— 130 bin…
Bir kez daha “Sakın para gönderme!” dedim. Ama o çoktan yola çıktığını söyledi. Dayanamadım:
— Peki neyle gidiyorsun? Kamyonet falan mı ayarladın?
— Yok efendim Murat 131’le gidiyorum!
Güldüm. “Ustam,” dedim, “13 milyon doları o arabayla mı getireceksin; o kadar para sığar mı?” Sonra yine uyardım: “Ortada para yok, tuzağa düşme! Allah akıl fikir versin.”
Bir süre sonra ustanın çalıştığı dönerciye uğradım. Çalışanlara takıldım: “Bizim usta zengin oldu, artık buralara uğramıyor herhâlde?” Bir çalışan gülerek karşılık verdi: “Ne zenginliği komutanım! Eşi evden kovmuş; o günden beri burada, dükkânda yatıyor.”
İnsan önce bu hikâyeye güler. Sonra susar. Çünkü dolandırıcı yalnızca birikimi değil, kimi zaman evin huzurunu da çalar.
SAHNEYE BAY YUTMAZ ÇIKIYOR
O günden sonra, çevremdeki benzer hikâyeleri düşünürken hayalî bir karakter oluşturdum: Bay Yutmaz. Her konuda fikri vardır; herkese nasihat eder, kendisinin kandırılabileceğine asla inanmaz. Eşi Naciye Hanım ise evin sağduyusudur. Bay Yutmaz’ın dilinden şu cümle hiç düşmez:
“Beni kimse kandıramaz kardeşim! Ben bu işleri bilirim!”
Bir pazartesi sabahı telefonu çalar. Karşıdaki kişi kendini görevli olarak tanıtıp adının gizli bir soruşturmaya karıştığını söyler. Bay Yutmaz’ın ödü kopacağına gururu kabarır: “Demek devlet benim gibi akıllı adamı keşfetti!” Altınları sözde güvenceye aldırır. Akşam Naciye Hanım sorar: “Altınlar nerede?” Cevap hazırdır: “Gizli operasyondalar hanım, devlet sırrı!”
Ertesi gün “bankadan” ararlar. “Hesabınız tehlikede, doğrulama kodunu söyleyin.” Bay Yutmaz kodu verir. Hesap boşalır. Naciye Hanım isyan eder: “Bey, paramız kalmamış!” Bay Yutmaz açıklamayı yapıştırır: “Banka öyle iyi korumaya almış ki biz bile ulaşamıyoruz!”
SEÇİM KAMPANYASI, KRİPTO SERVETİ, SANAL AŞK
Çarşamba günü telefonuna “Size oy verdim, siz de bana oy verir misiniz?” mesajı gelir. Bağlantıya tıklar; sosyal medya hesabı ele geçirilir. Arkadaşlarına para isteyen mesajlar gitmeye başlayınca Naciye Hanım telaşlanır. Bay Yutmaz ise memnundur: “Millet nihayet değerimi anladı; seçim kampanyam başladı!”
Perşembe, ekranda ünlü bir iş insanına benzeyen biri görünür: “Kısa sürede yüksek kazanç!” Bay Yutmaz yapay zekâyla üretilmiş olabilecek videoya inanıp parasını yatırır. Sanal ekranda kazancı katlandıkça sevinir. Parasını çekmek istediğinde “Önce işlem ücreti” cevabını alır. Bir ödeme daha yapar, ardından site kaybolur. Naciye Hanım sorar: “Servet ne oldu?” Bay Yutmaz gözlüğünü düzeltir: “Uzun vadeli tatile çıktı!”
Cuma günü yeni hesabına yabancı bir kadından mesaj gelir: “Merhaba yakışıklı, sizinle tanışmak istiyorum.” Günlerce süren iltifatların ardından uçak bileti için para istenir. Bay Yutmaz gönderir. Naciye Hanım ekrandaki kalp işaretlerini görünce sorar: “Kim bu kadın?” Cevap yine hazırdır: “Hanım, uluslararası ilişkilerimizi geliştiriyorum. Diplomasi masrafsız olmaz!”
OĞLU HEM EVDE HEM TELEFONDA!
Cumartesi telefonu çalar; karşıdaki ses, oğlunun sesine tıpatıp benzemektedir: “Baba, kaza yaptım, hemen para gönder!” Bay Yutmaz telaşa kapılır. Naciye Hanım yan odadan seslenir: “Bey, oğlan evde televizyon izliyor!” Oğlan salona gelince Bay Yutmaz bir telefona, bir oğluna bakar. Şaşkınlığı yalnızca birkaç saniye sürer:
“Vay be hanım! Teknoloji ne kadar ilerlemiş! Bizim oğlan hem evde hem telefonda!”
Oğlu telefonun bir ses taklidi dolandırıcılığı olabileceğini açıklar, aramayı sonlandırır. Fakat babasının özgüveni kımıldamaz bile.
MERHAMET TUZAĞI VE DİJİTAL DİLENCİ
Pazar günü sosyal medyada hasta bir çocuk fotoğrafı görür: “Acil ameliyat için yardım edin!” Naciye Hanım “Önce kampanyayı doğrulayalım” der. Bay Yutmaz kızar: “İyiliğin araştırması mı olur?” Para gönderir. Sonradan fotoğrafın eski bir paylaşımda kullanıldığı, çağrının sahte olduğu anlaşılır. “Yine kandırıldın!” diyen eşine “Niyetimiz halisti, dolandırıcıya bile iyilik yaptık!” diye karşılık verir.
Aynı akşam başka bir mesaj düşer: “Abim, elektrik faturamı ödeyemedim.” Ertesi gün kira, üçüncü gün yeni telefon masrafı… Bay Yutmaz bir türlü şüphelenmez. Naciye Hanım patlar: “Adam seni bankamatik yerine koymuş!” Bay Yutmaz sevinir: “Demek güvenilir bir insanmışım!”
SON ARAMA: PARANIZI GERİ ALACAĞIZ!
Hafta biter. Altınlar gitmiş, banka hesabı boşalmış, yatırımlar buharlaşmış, sosyal medya hesabı ele geçirilmiş, “uluslararası ilişkiler” de sonuçsuz kalmıştır. Naciye Hanım karşısına geçer: “Bey, artık akıllandın mı?” Bay Yutmaz koltuğuna yaslanır:
“Ben dolandırılmadım hanım, TECRÜBE KAZANDIM!”
Tam o sırada telefon çalar. “Siber Güvenlik Merkezinden arıyoruz. Dolandırıldığınızı tespit ettik, paranızı geri alacağız. Yalnız küçük bir dosya ücreti yatırmanız gerekiyor.”
Bay Yutmaz sevinçle ayağa fırlar: “HANIM! Devlet paramızı bulmuş!” Naciye Hanım haykırır: “Kapat o telefonu!” Ama Bay Yutmaz çoktan kalemi eline almıştır: “IBAN’ı söyle kardeşim! Bu defa ben onları dolandıracağım!”
“Nasıl?” diye sorar Naciye Hanım. Bay Yutmaz göz kırpar: “Önce ücreti göndereceğim, sonra bütün paramı geri alacağım!”
GÜLÜP GEÇMEYELİM
Bay Yutmaz kurmaca; ona kurulan tuzaklar ise hayatın içinden. Sözde kamu görevlisi, sahte banka görevlisi, ele geçirilen sosyal medya hesabı, garantili yatırım, romantik ilişki, yapay zekâyla ses taklidi, sahte yardım kampanyası, dijital dilencilik ve “paranı geri alacağız” vaadi… Farklı kılıklara girseler de aynı yerden saldırıyorlar: İnsanın güvenine.
Korku, acelecilik, zenginlik umudu, sevgi ihtiyacı ve merhamet; hiçbiri tek başına kusur değildir. Ama doğrulamayı unuttuğumuz anda istismar edilebilir. Kamu görevlisi olduğunu söyleyen birine para göndermeyin; şifre ve doğrulama kodunu paylaşmayın; tanıdık sesleri bile bildiğiniz numaradan geri arayarak kontrol edin. Yardımı güvenilir kanallardan, yatırımı yetkili kuruluşlar üzerinden araştırın. Şüpheli bir ödeme yaptıysanız hemen bankanızla ve kolluk birimleriyle iletişime geçin.
Bay Yutmaz’a çok güldük. Peki, hepimizin içinde az ya da çok bir Bay Yutmaz yok mu?
Unutmayın: Dijital dünyada en tehlikeli cümlelerden biri şudur: “Bana bir şey olmaz. Ben bu işleri bilirim!”
(E)Tuğg. Halil İbrahim BÜYÜKBAŞ
Güncel Yazıları
Önce Güveninizi, Sonra Paranızı Çalıyorlar!
15 Ekim 2026
Direksiyon Sizde, Kontrol Kimde?
12 Ekim 2026
Kar Erir, İz Kaybolur… Dijital İzin Kaybolur Mu?
06 Ekim 2026
Telefon Tutmazdı, Televizyon İzlenmezdi… Şimdi de Yapay Zekâ Dünyayı Yok Edecek(!) Öy..
28 Eylül 2026
Aynı Şeyi mi Duyuyoruz?
26 Eylül 2026
Hayatımızda Casus mu Var?
23 Eylül 2026
Yapay Zeka Dünyasında Neler Oluyor?
19 Eylül 2026
Ankara'da Birkaç Saniyelik Görüntü, Dijital Gözcüler Aramızda mı?
16 Eylül 2026
Yapay Zekâ Artık Siber Saldırının Silahı Değil, Askeri
12 Eylül 2026
Cebimizdeki Telefon Kimin? Apple, İsrail ve Dijital Egemenlik
10 Eylül 2026
Üç Türk Bakana Casus Yazılım Uyarısı: Mesele Telefon Değil, Dijital Egemenlik
09 Eylül 2026
Ebabillerin Dönüşü
07 Eylül 2026
Siber Ordular
31 Ağustos 2026
ALDATMA SANATI
22 Ağustos 2026
İNSANSIZ ORDULAR: Savaş Meydanında Son Kararı Kim Verecek?
19 Ağustos 2026