Cemal SANGU
Tüm YazılarıBir Diplomatın Hafızasında Endonezya, Jeopolitik ve Değişen Uluslararası Siyaset
ÖZET
Bu çalışma, 1992-1995 yılları arasında Cakarta’da görev yapan bir Türk diplomatın kişisel gözlemleri ve dönemin gelişmelerine ilişkin değerlendirmeleri üzerinden Doğu Timor meselesini ele almaktadır. Çalışmanın temel amacı, Doğu Timor sorununun yalnızca insan hakları ve self-determinasyon çerçevesinde değil; Endonezya’nın güvenlik ve toprak bütünlüğü kaygıları, bölgesel istikrar, sömürgecilik mirası, dinî ve kültürel kimlikler, enerji kaynakları ve büyük güçlerin stratejik çıkarları bağlamında değerlendirilmesidir. Bu çerçevede Endonezya’nın Doğu Timor’daki güvenlik politikasının yanı sıra, altyapı ve kamu hizmetlerine yönelik yatırımları da ele alınmakta; Cakarta’da Endonezyalı gazeteci ve sanatçı dostlarla gerçekleştirilen kişisel sohbetlerden hareketle dönemin toplumsal atmosferine ışık tutulmaktadır. Çalışmada ayrıca Avustralya’nın Doğu Timor politikasındaki dönüşüm, Timor Gap Anlaşması ve 1999’daki Birleşmiş Milletler destekli referandum süreci incelenmektedir. Son bölümde ise Doğu Timor ile Kıbrıs, self-determinasyon ve uluslararası tanıma bağlamında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, uluslararası sistemin evrensel ilkeleri farklı coğrafyalarda farklı siyasî ve jeopolitik koşullar içerisinde uygulayabildiğine dikkat çekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Doğu Timor, Endonezya, Avustralya, Self-Determinasyon, Jeopolitik
ABSTRACT
This article examines the East Timor issue through the personal observations and assessments of a Turkish diplomat who served in Jakarta between 1992 and 1995. Its central objective is to evaluate the East Timor question not solely through the frameworks of human rights and self-determination, but also in relation to Indonesia’s security and territorial integrity concerns, regional stability, the legacy of colonialism, religious and cultural identities, energy resources, and the strategic interests of major powers. In this context, the study considers not only Indonesia’s security policies in East Timor but also its substantial investments in infrastructure and public services, while drawing on personal conversations with Indonesian journalists and an artist to illuminate the social and political atmosphere of the period. The article further analyses Australia’s changing policy towards East Timor, the Timor Gap Agreement, and the United Nations-backed referendum of 1999. In its final section, East Timor is comparatively examined alongside Cyprus in terms of self-determination and international recognition. The study argues that the international system has not always applied its proclaimed universal principles with the same political weight across different geographical and geopolitical contexts.
Keywords: East Timor, Indonesia, Australia, Self-Determination, Geopolitics
Giriş - Cakarta’da Başlayan Bir Hikâye
Bazı görev yerleri insanın özgeçmişinde yalnızca bir satır olarak kalır. Bazıları ise yıllar geçse de hafızadan silinmez; bir şehir, bir coğrafya, bir dostluk, hatta insanın ruhunda bıraktığı özel bir iklim olarak yaşamaya devam eder. Benim için Cakarta böyle bir yerdi.
1992 yılında, kariyerimdeki ikinci tayinim olarak, kendi isteğimle Endonezya’ya gittim. Daha önce Dakka’da görev yapmıştım. Cakarta ise önümde bambaşka bir dünyanın kapısını açtı. Görevimi büyük bir keyifle yaptım, çok güzel dostluklar kurdum ve Endonezya’nın birçok bölgesini görme fırsatı buldum. Java’nın kalabalığından Bali’nin dinginliğine, Sumatra’nın uçsuz bucaksız yeşilliğinden uzak adaların sessiz ufuklarına kadar uzanan bu coğrafya beni derinden etkiledi. Zamanla Endonezya’yı kendi içimde “yeryüzündeki cennet” diye adlandırmaya başladım.
Fakat o cennetin doğusunda, Timor Denizi’nin ötesinde, başka bir hikâye ağır ağır yazılıyordu.
Doğu Timor.
1992-1995 yılları arasında Cakarta’da görev yapan bir diplomat olarak bu meseleyi doğal olarak yakından takip ettim. Konu yalnızca gazetelerin dış politika sayfalarında yer alan uzak bir ihtilaf değildi. Cakarta’nın diplomatik koridorlarında, Endonezya’nın siyasî atmosferinde ve yabancı misyonların değerlendirmelerinde Doğu Timor meselesinin ağırlığını hissetmek mümkündü.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, Doğu Timor’un aslında yalnızca küçük bir adanın geleceğiyle ilgili olmadığını daha açık biçimde görüyorum. Bu mesele; sömürgeciliğin mirası, devlet egemenliği, toprak bütünlüğü, güvenlik, dinî kimlik, insan hakları, self-determinasyon, enerji kaynakları ve büyük güçlerin stratejik hesaplarının birbirine düğümlendiği bir tarih sahnesiydi.
Daha da önemlisi, Doğu Timor dosyası uluslararası sistemin evrensel olduğunu ileri sürdüğü ilkelerin ne zaman ve hangi şartlarda öne çıkarıldığını sorgulamamıza imkân vermektedir.
Benim Cakarta yıllarımın Doğu Timor hafızası da işte bu sorunun etrafında şekillendi.
I. Küçük Bir Ada, Büyük Bir Devletin Sınırında
Doğu Timor’un hikâyesi 1990’larda başlamadı. Timor adasının doğusu yüzyıllar boyunca Portekiz yönetimi altında kaldı; batısı ise Hollanda sömürge sisteminin parçası oldu. Böylece aynı ada üzerinde farklı sömürge deneyimlerinin biçimlendirdiği iki ayrı tarih ortaya çıktı.
1974’te Portekiz’de meydana gelen rejim değişikliği, Lizbon’un sömürge politikasını değiştirdiğinde Doğu Timor’da da siyasî hayat hızla hareketlendi. UDT, APODETI ve FRETILIN gibi siyasî hareketler ortaya çıktı. Kimileri Portekiz ile bağların korunmasını, kimileri Endonezya ile bütünleşmeyi, kimileri ise tam bağımsızlığı savunuyordu. 1975’te FRETILIN’in önemli bir siyasî güç hâline gelmesi, Soğuk Savaş şartlarında Endonezya’nın güvenlik kaygılarını daha da artırdı. Yapılan çalışmalarda da FRETILIN’in Marksist yönelimi ile Endonezya’nın çevresinde komünist bir yapılanmanın güç kazanmasına ilişkin endişeleri arasındaki bağlantı ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. [1]
Endonezya açısından bakıldığında ise başka bir tarih görünüyordu.
Bu, Hollanda sömürgeciliğine karşı uzun ve ağır bir mücadele vererek bağımsızlığını kazanmış, binlerce adadan ve çok sayıda etnik topluluktan oluşan büyük bir takımada devletiydi. Endonezya açısından toprak bütünlüğü yalnızca hukukî bir kavram değil, bağımsızlık mücadelesinin tarihsel hafızasında kök salmış bir güvenlik meselesiydi. Üstelik 1970’lerin ortasında Soğuk Savaş devam ediyor ve komünist hareketlerin bölgeye yayılması ihtimali ciddi biçimde tartışılıyordu.
7 Aralık 1975’te başlayan Endonezya askerî müdahalesinin ardından Doğu Timor, 1976’da Endonezya’nın 27. eyaleti olarak ilan edildi. FRETILIN’e bağlı silahlı direniş unsurları, özellikle FALINTIL, uzun yıllar boyunca mücadeleyi sürdürdü. [2]
Doğu Timor’daki insan hakları ihlallerinin tarihsel gerçekliği ise ayrı bir başlık olarak karşımızda durmaktadır. Bu gerçekliği inkâr etmek, Endonezya’nın perspektifini anlamamıza yardımcı olmaz; tam tersine, meseleyi tek taraflı bir anlatıya indirger.
Bir ülkeyi anlamanın yolu, yalnızca başkalarının anlattığı hikâyeyi dinlemekten değil, o ülkenin kendi tarihsel ve jeopolitik penceresinden de bakabilmekten geçer.
Tarihî olayları anlamanın ilk şartı, yalnızca kendi baktığımız pencereden değil, karşı tarafın penceresinden de bakabilmektir.
II. Cakarta’dan Doğu Timor’a: Güvenlik, Entegrasyon ve Kalkınma
Doğu Timor’a ilişkin uluslararası anlatının önemli bir bölümü, Endonezya’nın askerî ve güvenlik politikaları etrafında şekillenmiştir. Ancak Cakarta’nın politikasını yalnızca askerî kontrol üzerinden okumak, önemli bir boyutu eksik bırakır.
Endonezya yönetimi, Doğu Timor’u idarî ve ekonomik bakımdan ülkenin diğer bölgeleriyle bütünleştirmek amacıyla önemli kamu kaynakları kullandı. Yollar, köprüler, sulama sistemleri, okullar, sağlık tesisleri ve diğer kamu altyapısı için merkezî bütçeden kaynak aktarıldı. Avustralya Parlamentosu’nun daha sonra hazırladığı kapsamlı soruşturma da Doğu Timor’da eğitim, sağlık, ulaştırma ve altyapı alanlarında önemli yatırımlar yapıldığını kaydetmektedir. [3]
Benim için bu politikanın dikkat çekici taraflarından biri, Cakarta’daki gündelik sohbetlerde de hissedilmesiydi.
Gazeteci arkadaşlarım Waris Sukiswati ve Atie Nitiasmoro ile resim sanatçısı Santu Wirono, Doğu Timor konusunu zaman zaman uzun uzun konuştuğum dostlar arasındaydı. Onların anlattıklarında dikkatimi çeken hususlardan biri, Cakarta’nın Doğu Timor’a diğer bazı bölgelere kıyasla çok daha fazla yatırım yaptığını düşünmeleri ve bunu zaman zaman kendi bölgeleri açısından bir serzeniş konusu olarak dile getirmeleriydi. Onlara göre merkezî hükümet, Doğu Timor’da yollar, okullar, sağlık tesisleri ve diğer altyapı yatırımları konusunda Endonezya’nın başka bölgelerinde görülmeyen ölçüde bir çaba gösteriyordu.
Bu sohbetlerde yalnızca ekonomik bir kıyaslama yoktu. Aynı zamanda Cakarta’nın Doğu Timor’u kazanma, bölgeyi ülkenin bütünüyle bütünleştirme ve ayrılıkçı hareketlerin propagandasını etkisizleştirme çabasının toplumdaki yansımasını da görüyordum.
Bazen siyaset kitaplarında uzun uzun anlatılan devlet politikaları, halkın sohbetlerinde çok daha kısa cümlelere dönüşür. Onların ifadelerindeki anlam kabaca şuydu: “Cakarta, Timor’a bizim bölgelerimize yapmadığı yatırımları yapıyor.” [4]
Bu cümle, bana Doğu Timor politikasının üzerinde yeterince durulmayan başka bir yüzünü göstermişti.
Cakarta yalnızca asker gönderen bir merkez değildi; aynı zamanda yol yapan, okul açan, hastane kuran, ulaşımı geliştiren ve bölgeyi ekonomik olarak ülkenin geri kalanına bağlamaya çalışan bir merkezdi. Büyük bir takımada ülkesinin uzak bir köşesini merkezine bağlama çabası söz konusuydu. Haritanın üzerinde Cakarta’dan Timor’a uzanan binlerce kilometrelik mesafe, devletin zihninde yollarla, okullarla, hastanelerle ve idarî yapılarla kapatılmaya çalışılıyordu.
Elbette bu politikanın amacı ve sonuçları konusunda farklı yorumlar yapılabilir. Bazı çalışmalar, bu yatırımların aynı zamanda siyasî entegrasyonu ve askerî kontrolü güçlendirdiğini ileri sürmektedir. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken gerçek şudur: Doğu Timor, Endonezya döneminde yalnızca güvenlik politikalarının uygulandığı bir bölge değil; aynı zamanda merkezî bütçeden önemli kaynakların aktarıldığı, altyapısının geliştirilmeye çalışıldığı bir eyalet olarak da ele alınmıştır.
Ne var ki uluslararası kamuoyundaki anlatıda bu iki gerçek aynı ağırlıkta görünür olmadı. İnsan hakları ihlalleri haklı olarak gündeme taşınırken, Endonezya’nın ekonomik ve sosyal entegrasyon için gerçekleştirdiği yatırımlar çoğu zaman aynı anlatının dışında kaldı. Böylece dışarıdan bakıldığında Endonezya’nın Doğu Timor politikası giderek yalnızca askerî kontrol ve baskı üzerinden okunmaya başladı.
III. Cakarta’nın Diplomatik Atmosferinde Doğu Timor
Doğu Timor meselesini bir diplomat olarak yakından izlemem kaçınılmazdı. Cakarta’daki diğer diplomatik misyonlarda görev yapan meslektaşlarımızla zaman zaman bu konuyu tartışıyor, Endonezya’nın tutumunu ve Batılı devletlerin yaklaşımını anlamaya çalışıyorduk.
Görüştüğüm Endonezyalı resmî yetkililerde ise Batılı devletlerin Doğu Timor’a ilişkin yaklaşımına yönelik belirgin bir rahatsızlık ve serzeniş sıkça dile getiriliyordu. Onların temel itirazı, Endonezya’nın güvenlik kaygılarının ve devletin toprak bütünlüğünü koruma hassasiyetinin Batılı başkentlerde gerektiği kadar anlaşılmadığı düşüncesiydi.
Benim Cakarta’da gördüğüm tablo, dışarıdan çizilen tablodan daha karmaşıktı.
Bir tarafta Endonezya’nın güvenlik ve birlik kaygısı vardı. Diğer tarafta Doğu Timor halkının siyasî ve kültürel talepleri bulunuyordu. Bu iki gerçek, çoğu zaman uluslararası tartışmalarda birbirini dışlayan anlatılar hâline getiriliyordu.
Cakarta’daki dost sohbetlerinde zaman zaman daha da çarpıcı bir konu gündeme geliyordu. Doğu Timor’daki silahlı direnişin sembol isimlerinden Xanana Gusmão’nun 20 Kasım 1992’de yakalanması, Endonezya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Dönemin kaynakları Gusmão’nun Dili’de Endonezya askerî makamlarınca yakalandığını ve daha sonra yargılandığını doğrulamaktadır. [5]
Ben bu haberi dönemin Cakarta gazetelerinden öğrenmiştim. Arkadaşlarımın anlattığına göre, Gusmão’nun yakalanmasıyla silahlı direnişin sona yaklaşacağı düşünülüyor ve bu gelişme büyük bir memnuniyetle karşılanıyordu. O günlerde onların gözünde mesele, uzun süredir devam eden bir güvenlik sorununun sonuna gelinmiş olmasıydı.
Bugün geriye dönüp baktığımda ise tarihin yine başka bir yol izlediğini görüyorum.
Bir lider yakalanmıştı.
Fakat bir hareketin siyasî hikâyesi henüz sona ermemişti.
Bu küçük ayrıntı bile Doğu Timor meselesinin ne kadar karmaşık olduğunu göstermeye yeter. Çünkü devletler bazen bir askerî başarının bir siyasî sorunu sona erdireceğine inanabilirler; fakat tarihin akışı çoğu zaman askerî sonuçların ötesine geçer.
IV. Kimlik, Din ve Batı’nın Doğu Timor’a Bakışı
Doğu Timor meselesinin bir başka boyutu da dinî ve kültürel kimlikti.
Endonezya dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip ülkelerinden biridir. Doğu Timor ise Portekiz sömürge mirasının etkisiyle güçlü bir Katolik kimlik geliştirmişti. Bu kimlik özellikle Endonezya dönemi boyunca siyasî ve toplumsal anlam kazandı. Yapılan çalışmalarda, Doğu Timor’daki Katolik nüfusun 1970’lerden 1990’ların başına kadar önemli ölçüde arttığı ve Katolik Kilisesi’nin toplumsal muhalefet açısından önemli bir rol üstlendiği belirtilmektedir. [6]
Bu durumun bağımsızlık meselesini tek başına açıkladığını söylemek doğru olmaz. Doğu Timor sorununun içinde sömürge geçmişi, kimlik, güvenlik, siyasî temsil ve self-determinasyon gibi çok sayıda unsur vardı.
Bununla birlikte dinî kimliğin uluslararası algının oluşumunda hiç rol oynamadığını ileri sürmek de mümkün değildir.
Portekiz-Katolik tarihî mirası ile Müslüman çoğunluklu Endonezya arasındaki farklılık, Batı kamuoyunda Doğu Timor hikâyesinin kültürel bir çerçevede de okunmasına imkân verdi. Katolik Kilisesi’nin insan hakları tartışmalarında giderek daha görünür olması da bu anlatıyı güçlendirdi.
Cakarta’da görev yaptığım yıllarda bana dikkat çekici gelen hususlardan biri de buydu. Doğu Timor’a ilişkin uluslararası anlatı, yalnızca bir toprak parçasının geleceği üzerine kurulmamıştı. Meselenin içine tarih, sömürgecilik, din, insan hakları ve hatta farklı medeniyet tasavvurları da dâhil ediliyordu. Haritanın üzerinde küçük görünen bir ada, uluslararası siyasetin zihninde giderek daha büyük bir sembole dönüşüyordu.
Belki de sorulması gereken soru tam burada başlıyordu: Aynı uluslararası sistem, farklı coğrafyalardaki benzer ilkelere neden aynı dikkatle yaklaşmıyordu?
V. Haritanın Altındaki Gerçek: Timor Gap
Doğu Timor meselesini anlamak için yalnızca siyasî haritaya bakmak yetmez. Timor Denizi’nin altındaki haritaya da bakmak gerekir.
Çünkü denizin altında petrol ve doğal gaz vardı.
1989’da Avustralya ile Endonezya arasında imzalanan Timor Gap Anlaşması, iki ülkenin kıta sahanlığı iddiaları arasında kalan bölgede petrol ve hidrokarbon kaynaklarının işletilmesini düzenleyen önemli bir anlaşmaydı. Avustralya’nın kendi kayıtları ve yapılan çalışmalar, Timor Gap politikasını doğal kaynaklar ve deniz yatağı sınırları bağlamında ayrıntılı biçimde ele almaktadır. [7]
Uluslararası Adalet Divanı’nın 1995 tarihli Doğu Timor (Portekiz/Avustralya) davasında da Doğu Timor halkının self-determinasyon hakkı ile Timor Denizi’ndeki doğal kaynaklar arasındaki hukukî tartışma açık biçimde gündeme geldi. [8]
Bazen haritaların üzerinde egemenlik tartışılır.
Denizin altında ise başka haritalar vardır.
Petrol.
Doğal gaz.
Kıta sahanlığı.
Stratejik deniz yolları.
Haritalarda sınırlar çiziliyordu; fakat denizin altında başka haritalar vardı. Yeryüzünde egemenlik tartışılırken, denizin altında petrol ve doğal gaz yatakları sessizce bekliyordu.
Bu nedenle Doğu Timor meselesini yalnızca bir insan hakları veya self-determinasyon hikâyesi olarak okumak eksik kalır. Güvenlik ve ekonomik çıkarların da aynı dosyada yer aldığı açıktır.
VI. 1991’den 1999’a: Dünyanın Doğu Timor’a Bakışı Değişiyor
12 Kasım 1991’de Santa Cruz mezarlığında yaşanan olay, Doğu Timor meselesini dünya kamuoyunun gündemine yeniden güçlü biçimde taşıdı. Yapılan çalışmalarda, silahsız göstericilerin üzerine açılan ateş sonucunda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği ve olayın uluslararası alanda ciddi tepki oluşturduğu görülmektedir. [9]
Ancak Santa Cruz’un ardından yalnızca Doğu Timor değişmedi.
Dünya değişti.
Soğuk Savaş sona erdi. Endonezya ekonomik ve siyasî krizlerle karşı karşıya kaldı. 1998’de Suharto iktidardan ayrıldı ve B. J. Habibie devlet başkanı oldu.
Bu değişim, Avustralya’nın Doğu Timor politikasına da yansıdı.
Avustralya’nın kendi parlamento belgeleri, 1980’ler ve 1990’larda Kanberra’nın güvenli ve istikrarlı bir Endonezya ile ilişkileri önemli bir dış politika önceliği olarak gördüğünü; buna karşılık 1998 sonunda Howard hükümetinin Doğu Timor’un geleceğinde self-determinasyon fikrine yönelmeye başladığını göstermektedir. [10]
Bir dönem Endonezya ile istikrar öncelikliydi.
Sonra self-determinasyon öne çıktı.
Peki ne değişmişti?
Doğu Timor mu?
Endonezya mı?
Yoksa uluslararası sistemin kendisi mi?
Muhtemelen bunların hepsi.
Avustralya’nın Doğu Timor politikasında değişen yalnızca söylem değildi; bölgesel şartlar da değişmişti. Dün Endonezya’nın toprak bütünlüğünü ve bölgesel istikrarı önceleyen Kanberra, birkaç yıl sonra Doğu Timor’un bağımsızlığının güvence altına alınmasında başat askerî aktörlerden biri hâline geldi. [11]
Bu, yalnızca bir söylem değişikliği değil, belgelenebilir tarihsel bir dönüşümdü.
VII. 1999: Tarihin Hızlandığı Yıl
30 Ağustos 1999’da Birleşmiş Milletler gözetiminde halkoylaması yapıldı. Kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 98’i sandığa gitti ve yüzde 78,5’i Endonezya içinde özel özerklik teklifini reddetti. [12]
Bir halkın sandıkta verdiği karara saygı göstermek gerekir.
Fakat tarihçi yine de başka bir soru sorabilir:
Bu irade neden 1975’te aynı ağırlıkla ortaya çıkmadı?
Çünkü 1975’in dünyası ile 1999’un dünyası aynı değildi.
1999’un ardından Avustralya öncülüğündeki INTERFET çok uluslu bir güç hâline geldi. Görevi, adada güvenliği yeniden tesis etmek, BM misyonunu korumak ve insani yardıma imkân sağlamaktı. [13]
Birkaç yıl önce Endonezya ile ilişkileri korumak bölgesel istikrar bakımından temel önceliklerden biri olarak görülürken, şimdi Avustralya Doğu Timor’daki uluslararası gücün başını çekiyordu.
Uluslararası siyasetin ironilerinden biri de burada yatıyordu.
Söylemler değişmişti.
Fakat söylemleri değiştiren yalnızca ahlâkî duyarlılık değildi.
Konjonktür de değişmişti.
VIII. Doğu Timor’dan Kıbrıs’a: Evrensel İlke, Farklı Ölçüler mi?
Doğu Timor meselesini yıllar sonra yeniden düşündüğümde, zihnimde ister istemez başka coğrafyalar da beliriyor. Bunlardan biri Kıbrıs’tır.
Doğu Timor ile Kıbrıs’ın tarihî ve hukukî koşullarının aynı olmadığını özellikle belirtmek gerekir. Ancak iki mesele, uluslararası toplumun self-determinasyon, egemenlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanıma kavramlarını nasıl farklı biçimlerde ele alabildiğini düşünmek açısından karşılaştırmalı bir zemin sunmaktadır.
Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 541 sayılı kararıyla 1983’teki ayrılıkçı bağımsızlık ilanını hukuken geçersiz saymış, 550 sayılı kararıyla da bu oluşumun tanınmaması gerektiğini vurgulamıştır. Doğu Timor’da ise aynı uluslararası sistem, 1999’da halkın geleceği hakkında doğrudan bir halkoylaması yapılmasını desteklemiş ve sonrasında bağımsızlığa giden yolu açmıştır. [14]
Burada mesele, iki dosyanın birbirinin aynısı olduğunu ileri sürmek değildir.
Asıl mesele, uluslararası toplumun kendi ilan ettiği ilkeleri hangi şartlarda öne çıkardığıdır.
Cakarta’daki yıllarımda edindiğim izlenimlerden biri de buydu: Uluslararası ilişkilerde hukuk çoğu zaman tek başına hareket etmiyor; tarih, güç, coğrafya, güvenlik ve ekonomik çıkarlarla birlikte yürüyor. Bazen insan hakları yüksek sesle konuşuyor, bazen jeopolitik sessizce sözü devralıyor.
İşte çifte standart tartışması tam da burada başlıyor.
Doğu Timor’da self-determinasyon hakkı nihayet uluslararası bir müdahalenin ve devlet inşası sürecinin dayanaklarından biri hâline gelirken, Kıbrıs’ta aynı kavramın farklı siyasî çerçeveler içinde ele alınması, uluslararası sistemin ilkeleri uygulama biçimi üzerine haklı sorular doğurmaktadır. [15]
Belki de tarih bize yalnızca “ne oldu?” sorusunu değil, daha zor olan şu soruyu da sormalıdır:
Aynı ilkeler, neden farklı coğrafyalarda farklı ağırlıklarda hissedildi?
Diplomasinin bazen cevabını vermekten kaçındığı sorular, tarihin hafızasında uzun süre yaşamaya devam eder.
SONUÇ - TARİH KİMİN GÖZÜNDEN YAZILIR?
Doğu Timor bugün bağımsız bir devlettir.
Bu tarihsel gerçeği değiştiremeyiz.
1999’da halkın ortaya koyduğu iradeyi de küçümseyemeyiz.
Fakat tarih yalnızca sonuçları kaydetmekle yetinmez. Sonuca giden yolun nasıl şekillendiğini, hangi aktörlerin hangi şartlarda harekete geçtiğini ve aynı ilkelerin neden farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde uygulandığını da sorar.
Benim Cakarta’da görev yaptığım yıllardan hafızamda kalan en önemli mesele de budur.
Endonezya benim için hiçbir zaman yalnızca Doğu Timor meselesiyle anılabilecek bir ülke olmadı. Ben o ülkenin insanlarını, kültürünü, tarihini ve misafirperverliğini yakından tanıdım. Kendi isteğimle gittiğim bu ülkede güzel dostluklar kurdum; birçok bölgesini gezdim ve yeryüzünde cennete benzeyen şehirlerini ve adalarını gördüm.
Belki de bu yüzden bugün Doğu Timor meselesine baktığımda, sıradan bir dış politika dosyasından daha fazlasını görüyorum.
Bir ülkenin güvenlik kaygılarını ve toprak bütünlüğünü anlamaya çalışan bir diplomatı; bir halkın yaşadığı acıları inkâr etmeyen bir gözlemciyi; ama aynı zamanda büyük güçlerin aynı ilkeye farklı coğrafyalarda farklı ölçülerle yaklaşmasını sorgulayan bir insanı görüyorum.
Bu nedenle bugün Doğu Timor tarihine baktığımda, onu yalnızca Dili’nin penceresinden değil, Cakarta’nın penceresinden de okumaya çalışıyorum. Çünkü tarih, tek bir pencerenin manzarası değildir. Aynı denize bakan iki pencere, bize iki farklı ufuk gösterebilir. [16]
Tarih bazen bir aynadır.
Aynaya baktığınızda yalnızca Doğu Timor’u görmezsiniz.
Kendinizi de görürsünüz.
Ve belki tarihin bize bıraktığı en zor soru şudur:
Bir ilke gerçekten evrenselse, neden bazı coğrafyalarda gür bir sesle, bazı coğrafyalarda ise fısıltıyla konuşulur?
Doğu Timor’un hikâyesi bu sorunun cevabını bütünüyle vermiyor. Fakat bize uluslararası siyasetin yalnızca bildirilerden, hukuk metinlerinden ve yüksek sesle ilan edilen ilkelerden oluşmadığını açıkça hatırlatıyor. Devletlerin çıkarları, güvenlik kaygıları, ekonomik hesapları ve tarihsel yakınlıkları da bu siyasetin sessiz ama güçlü aktörleridir.
Ben Cakarta’da görev yaptığım yıllarda, uluslararası aktörlerin Doğu Timor’a ilişkin bakışlarının nasıl değiştiğine yakından tanıklık ettim. Bir dönem Endonezya ile istikrar ve stratejik ilişkiler öncelikliydi; başka bir dönemde self-determinasyon ve insani müdahale söylemi öne çıktı. Dün sessiz kalan bazı aktörler, ertesi gün yüksek sesle konuşmaya başladı. Değişen yalnızca söylemler değildi; dünyadaki güç dengeleri ve siyasî şartlar da değişmişti. [17]
Bu nedenle bugün geriye baktığımda, Doğu Timor’un hikâyesini yalnızca bir bağımsızlık hikâyesi olarak değil; egemenlik, adalet, jeopolitik ve uluslararası siyasetin seçici hafızası üzerine düşünülmesi gereken bir tarih dersi olarak görüyorum.
Çünkü uluslararası siyasette haritalar kadar, haritalara bakan gözler de önemlidir.
Ve belki de bir diplomatın hafızasında yıllar sonra geriye kalan, yalnızca hangi devletin hangi kararı aldığı değildir. Asıl kalan, o kararların hangi şartlarda alındığı ve aynı ilkelerin neden herkese aynı ölçüyle uygulanmadığıdır.
Cakarta’dan yıllar sonra Doğu Timor’a baktığımda, hâlâ o uzak adayı ve onu çevreleyen denizi görüyorum. Fakat artık yalnızca bir ada görmüyorum. Bir dönemin siyasî hesaplarını, büyük güçlerin gölgelerini, insanların umutlarını ve uluslararası sistemin değişken hafızasını da görüyorum.
Tarih bazen kimin kazandığını değil; kimin ne zaman hatırlandığını anlatır. [18]
Yazının İngilizce ve daha geniş versiyonuna ulaşmak için tıklayınız.
KAYNAKÇA
AKADEMİK ÇALIŞMALAR
Çınar, Yusuf. “Çatışma Sürecinden Devlet İnşasına: Doğu Timor.” Bilge Strateji 8, no. 15 (Güz 2016): 85–112.
Lyon, Alynna J. “The Activist Catholic Church in Independent East Timor: The Church Is Not a Political Institution.” Paper presented at the World International Studies Committee Annual Conference, Porto, 17 August 2011.
Naidu, G. V. C. “The East Timor Crisis.” Strategic Analysis 23, no. 9 (1999): 1467–1480.
Smith, Anthony L. “The Role of the United Nations in East Timor’s Path to Independence.” Asian Journal of Political Science 9, no. 2 (2001): 25–53.
International Court of Justice. East Timor (Portugal v. Australia), Judgment, I.C.J. Reports 1995, p. 90.
ULUSLARARASI KURUM VE RESMÎ BELGELER
Amnesty International. East Timor: The Santa Cruz Massacre. AI Index: ASA 21/23/91, 14 November 1991.
Amnesty International. East Timor: Xanana Gusmao and Other Political Prisoners. AI Index: ASA 21/017/1992, 1992.
Parliament of Australia, Senate Foreign Affairs, Defence and Trade References Committee. East Timor: Final Report. Canberra: Parliament of Australia, 1999.
United Nations General Assembly. Question of East Timor. A/48/418, 1993.
United Nations. “People of East Timor Reject Proposed Special Autonomy.” 3 September 1999.
United Nations. Report of the Secretary-General on the Situation in East Timor. A/54/654, 11 December 1999.
United Nations Security Council. Resolution 541 (1983). S/RES/541, 18 November 1983.
United Nations Security Council. Resolution 550 (1984). S/RES/550, 11 May 1984.
United Nations Security Council. Resolution 1264 (1999). S/RES/1264, 15 September 1999.
KİŞİSEL KAYNAK
Sangu, Cemal. Kişisel diplomatik gözlem, hafıza ve Cakarta’da 1992–1995 yılları arasında gerçekleştirilen görüşme ve sohbetler.
[1] Yusuf Çınar, “Çatışma Sürecinden Devlet İnşasına: Doğu Timor,” Bilge Strateji 8, no. 15 (Güz 2016): 87-90.
[2] G. V. C. Naidu, “The East Timor Crisis,” Strategic Analysis 23, no. 9 (1999): 1467-1480, özellikle 1468-1469; Anthony L. Smith, “The Role of the United Nations in East Timor’s Path to Independence,” Asian Journal of Political Science 9, no. 2 (2001): 25-53, özellikle 27-29.
[3] Parliament of Australia, Senate Foreign Affairs, Defence and Trade References Committee, East Timor: Final Report, Chapter 2, “Economic and Social Development,” özellikle par. 2.5-2.6 ve 2.29-2.33. Raporda Doğu Timor’da eğitim, sağlık, ulaştırma ve altyapı alanlarında merkezî kaynaklarla yürütülen yatırımlar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
[4] Cemal Sangu, 1992-1995 yılları arasında Cakarta’da görev yaptığı dönemde Endonezyalı gazeteci Waris Sukiswati, gazeteci Atie Nitiasmoro ve resim sanatçısı Santu Wirono ile gerçekleştirdiği sohbetlere ilişkin kişisel gözlem ve hafıza.
[5] United Nations General Assembly, Question of East Timor, A/48/418, 1993; Amnesty International, East Timor: Xanana Gusmao and Other Political Prisoners, AI Index ASA 21/017/1992. Xanana Gusmão’nun 20 Kasım 1992’de yakalandığı ve daha sonra yargılandığı kayıt altına alınmıştır.
[6] Yusuf Çınar, “Çatışma Sürecinden Devlet İnşasına: Doğu Timor,” Bilge Strateji 8, no. 15 (Güz 2016): 103-104; Alynna J. Lyon, “The Activist Catholic Church in Independent East Timor: The Church is not a Political Institution,” World International Studies Committee Annual Conference, Porto, 17 Ağustos 2011.
[7] Parliament of Australia, Senate Foreign Affairs, Defence and Trade References Committee, East Timor: Final Report, Chapter 4, “The Timor Gap (Zone of Co-operation) Treaty.” Timor Gap Anlaşması 11 Aralık 1989’da imzalanmış ve Timor Denizi’ndeki hidrokarbon kaynaklarının işletilmesi için bir işbirliği bölgesi oluşturmuştur.
[8] East Timor (Portugal v. Australia), Judgment, I.C.J. Reports 1995, p. 90, paras. 29-30. Uluslararası Adalet Divanı, Doğu Timor halkının self-determinasyon hakkını temel bir ilke olarak kayda geçirmiş; ancak davayı Endonezya’nın yokluğunda esastan karara bağlamamıştır.
[9] Amnesty International, East Timor: The Santa Cruz Massacre, AI Index ASA 21/23/91, 14 November 1991; Yusuf Çınar, “Çatışma Sürecinden Devlet İnşasına: Doğu Timor,” Bilge Strateji 8, no. 15 (Güz 2016): 102-103.
[10] Parliament of Australia, Senate Foreign Affairs, Defence and Trade References Committee, East Timor: Final Report, Chapter 7, “Australia’s Policy: Late 1975-99,” özellikle par. 7.16-7.23. Rapor, Avustralya’nın Endonezya ile ilişkilerini uzun süre bölgesel istikrarın temel unsurlarından biri olarak gördüğünü belgelemektedir.
[11] Parliament of Australia, East Timor: Final Report, Chapter 7, özellikle par. 7.87-7.88. Komite kayıtlarında Howard hükümetinin 1998 sonlarında Doğu Timor konusunda self-determinasyona yönelik önemli bir politika değişikliğine gittiği belirtilmektedir.
[12] United Nations, “People of East Timor Reject Proposed Special Autonomy,” 3 September 1999; United Nations, Report of the Secretary-General on the Situation in East Timor, A/54/654, 11 December 1999. 30 Ağustos 1999 referandumunda katılım yüzde 98,6, bağımsızlık yönündeki oy oranı ise yüzde 78,5 olmuştur.
[13] United Nations Security Council, Resolution 1264 (1999), S/RES/1264, 15 September 1999. Karar, Doğu Timor’da barış ve güvenliğin yeniden tesis edilmesi amacıyla Avustralya öncülüğündeki çok uluslu gücün görevlendirilmesine yetki vermiştir.
[14] United Nations Security Council, Resolution 541 (1983), S/RES/541, 18 November 1983; Resolution 550 (1984), S/RES/550, 11 May 1984. Kararlar, Kuzey Kıbrıs’taki 1983 bağımsızlık ilanını tanımamış ve diğer devletlere tanımama çağrısında bulunmuştur.
[15] Bu karşılaştırma, Doğu Timor ile Kıbrıs’ın tarihsel veya hukukî bakımdan özdeş olduğu iddiasına değil, self-determinasyon, egemenlik ve uluslararası tanıma ilkelerinin farklı siyasî bağlamlarda nasıl uygulandığını sorgulamaya dayanmaktadır.
[16] Cemal Sangu, 1992-1995 yılları arasında Cakarta’da görev yaptığı döneme ilişkin kişisel diplomatik gözlem ve hafıza. “Aynı denize bakan iki pencere” ifadesi, tarihsel olayların farklı siyasî ve coğrafî perspektiflerden okunabileceğine ilişkin edebî bir anlatımdır.
[17] Parliament of Australia, East Timor: Final Report, Chapter 7; United Nations Security Council, Resolution 1264 (1999), S/RES/1264. Bu dönüşüm, Avustralya’nın Doğu Timor politikasının 1990’ların sonundaki değişimini gösteren kurumsal kayıtlarla desteklenmektedir.
[18] Tarihsel ve analitik bir sentez olarak bu değerlendirme; Avustralya Parlamentosu’nun East Timor: Final Report, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın East Timor (Portugal v. Australia) kararı gibi kaynakların birlikte okunmasına dayanmaktadır.
Dr. Cemal Sangu
Advisor, Council for Global Affairs & Policy Alternatives (CGAPA)
Former Turkish Diplomat
Ankara, Türkiye
ORCID: 0009-0005-4402-2097
E-mail: cemalsangu@yahoo.com; cemalsangu@icloud.com
Güncel Yazıları
Haritaların Ötesinde Doğu Timor
06 Ekim 2026
Bearing Witness to History: From Moro to Bangsamoro — The Journey from Arms to Peace..
23 Eylül 2026
BRICS’ New Delhi Summit: The Changing Global Order and the Search for a New Balance
18 Eylül 2026
BRICS'in Yeni Delhi Zirvesi: Değişen Küresel Düzen ve Yeni Denge Arayışı
18 Eylül 2026