Alper TAN

Tüm Yazıları

Nikol Paşinyan Ermenistan'ı Uçurumun Kenarından Kurtardı

09 Haziran 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın takip ettiği siyasetin Ermeni tarihindeki önemini anlatmaya çalışacağız. Ama kısaca bin yıllık tarihe bir göz atalım.

Selçuklu Döneminde Ermeni İlişkileri (11.-13. Yüzyıl)

Selçuklular Anadolu’ya girdiğinde (özellikle Malazgirt 1071 sonrası), Bizans’ın ağır baskısı altındaki bazı Ermeni toplulukları Türkleri kurtarıcı olarak gördü. Bizans’a karşı Selçuklulara sempati duydular, bazıları yardım etti veya tarafsız kaldı. Ancak zamanla Klikya Ermeni Krallığı, Haçlı Saldırıları sırasında Latin Ordularıyla yani Haçlılarla ittifak kurdu. Selçuklulara ve Anadolu Türk beyliklerine karşı Haçlılarla işbirliği yaptı.

13. yüzyılda Moğol istilası döneminde ise bir kısım Ermeni unsuru Moğollarla anlaştı; Selçuklu devletine karşı Moğolları destekledi. Her seferinde güçlü tarafı seçme stratejisi izlediler ama uzun vadede bağımsız varlıklarını koruyamadılar; bölge Türk hâkimiyetine geçti.

Osmanlı Dönemi (19. ve 20. yy.)

Osmanlı’da uzun süre “Millet-i Sadıka” (sadık millet) olarak bilinen Ermeniler, 19. yüzyıldan itibaren milliyetçi akımlarla ve büyük devletlerin kışkırtmasıyla isyanlara yöneldi. 

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı: Birçok Ermeni, Rus ordusuna kılavuzluk, casusluk yaptı ve destek verdi. Rus işgali sırasında Müslüman-Türk nüfusa karşı kanlı eylemlerde bulundular. Savaş sonrası Berlin Antlaşması’yla “Ermeni reformu” uluslararası bir mesele haline getirildi.

1890’lar ve Sonrası: Hınçak, Taşnak gibi komiteler, Rusya, İngiltere, Fransa gibi devletlerle işbirliği yaparak bağımsız Ermenistan hayali peşinde koşarak terör eylemleri yaptılar ve Sasun, Zeytun vb. isyanlar çıkardılar.

1914-1918 I. Dünya Savaşı: Rus ordusu Doğu Anadolu’ya saldırdığında, Ermeni çeteleri ve gönüllü birlikleri Ruslarla doğrudan işbirliği yaptı. Osmanlı ordusunun gerisinde isyanlar, sabotajlar ve Müslüman köylere saldırılar düzenlediler. Van Olayı gibi ayaklanmalar bu dönemde patlak verdi. Bu işbirliği, Osmanlı’nın cephe gerisini çökertme amacı taşıyordu.

Yani Ermeniler, her dönemde bölgeyi ele geçirmeye çalışan güçlü tarafı destekleme stratejisi izledi. Kısa vadede avantaj sağlasa çoğu kez yenilen tarafın mağduriyetini yaşadılar ve büyük bir kısmı ya göç etmek ya da ağır bedel ödemek zorunda kaldı. Bu döngü, emperyalist güçlerin piyonu olma ve gerçekçi olmayan abartılı hedeflerin trajik sonucudur. Tarih, coğrafyada güçlü komşularla kalıcı barış kuramayan küçük unsurların kaderini tekrar tekrar göstermiştir. Ermenilerin yaşadıkları bu konuda ibret verici örneklerdir.

Güçlü Devletler, Zayıf Unsurları Kullanır

Güçlü devletler, kendi çıkarlarını gözeterek “kukla” devletler kurarlar ve bu devletleri istismar ederler veya zayıf devletleri kontrol altına alarak kullanırlar. Yunanistan, Ermenistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail gibi ülkeler böyledir. Buna bazı Körfez ülkelerini de ekleyebilirsiniz. Farklı kıtalarda başka “suni” devletler de var. Bunlar, güya “bağımsızdır.” Ama bağımsızlıkları sadece yanıltıcı bir görüntüden ibarettir. Bağımsız olabilmek için ne nüfusu ne ordusu ne ekonomisi ne de tarihi bir tecrübesi vardır. 

SSCB Sonrası Ermenistan’ın Saplantısı

SSCB’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığına kavuşan Ermenistan, maalesef tarihinin en kritik önyargılarından birine saplanıp kaldı. Rusya’nın etki alanı, ABD, Fransa, Almanya, İngiltere ve diğer Batılı güçlerin stratejik hesapları ile sorumsuz Ermeni diasporasının zehirli propagandası, bu küçük Kafkas ülkesini adeta bir kuklaya dönüştürdü. Yıllarca “soykırımcı Türkiye” naralarıyla uluslararası arenada Türkiye’yi karalama kampanyaları düzenleyen, komşularıyla yapay düşmanlıklar körükleyen yönetimler, Ermenistan’ı derin bir uçurumun kenarına sürükledi.

Bağımsızlık sonrası Ermenistan yönetimleri, diaspora lobilerinin baskısı altında Türkiye ile normalleşmeyi bir yana bırakıp, üretilmiş tarihi meseleleri sürekli kaşıdı. “Soykırım” iddiaları üzerinden Batı parlamentolarında kararlar çıkarttılar, lobi faaliyetleriyle Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalıştılar. Bu fitne, iki komşu ülkenin ve halkların arasını bilinçli olarak bozdu. Sorun, çözümsüzlüğe mahkûm edildi. Çünkü amaç barış değildi; bölgede istikrarsızlık oluşturarak Rusya’nın nüfuzunu sürdürmesi, Batı’nın, Kafkasya’daki enerji koridorlarını kontrolunu sağlaması ve Türkiye’yi zayıflatmaktı. Ermenistan, bu büyük oyunun piyonu haline getirildi.

Minsk Süreci: Çözüm Değil, Dondurma Makinesi

Rusya, ABD, Fransa eş başkanlığında oluşturulan Minsk Grubu’nun yıllarca süren “arabuluculuğu,” tam bir fiyaskoydu. Tarafları masada tuttu ama hiçbir somut adım atmadı. Aksine, statükoyu korudu; Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını fiilen Ermenistan’a bıraktı. Bu süreç, çözümsüzlüğü kurumlaştırdı. Ne toprak iadesi ne mülteci dönüşü, ne kalıcı barış. Sadece zaman kazanmak ve Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlı tutmak için bir araçtı. Nihayetinde süreç fiilen ilerlemedi ve kapandı; çünkü gerçekçi bir çözüm üretememişti.

Çözümsüzlük Ermenistan’ı Çökertti

Bu yıllarda Ermenistan ekonomisi çöktü, halkı fakirleşti. Nüfus hızla eridi. Bağımsızlık sonrası yaklaşık 700 bin ila 1 milyon 300 bin Ermeni ülkeyi terk etti. Göç, başta Rusya ve Batı olmak üzere her yere yayıldı. Kalan nüfus ise derin yoksullukla boğuştu; işsizlik, yoksulluk oranları uzun yıllar yüzde 30’ların üzerinde seyretti. Gurbetçi paralarıyla ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştılar ama ülke kendi kendine yetemez hale geldi. Başka ülkelerde refah içinde yaşayan diaspora ise Erivan’daki yönetimleri kışkırtmaya devam etti; “Büyük Ermenistan” hayalleriyle gençleri ölüme gönderdi, gerçekçi politikaları engelledi.

Coğrafya kaderdir. Ermenistan, Türk devletleri denizinin ortasında sıkışıp kalmış bir minik bir ada gibidir. Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerini düzeltmeden, sınırlarını açmadan, ekonomik entegrasyona girmeden yaşayabilmesi imkânsızdır. Kapalı sınırlar, bloke edilmiş ticaret yolları, izolasyon... Bunlar Ermenistan’ı fakirleştirdi, gençlerini kaçırdı, geleceğini kararttı. Gerçekçi bir liderin görevi, bu coğrafi gerçeği kabullenmek ve halkını bu çıkmazdan kurtarmaktır.

Paşinyan’ın Cesur Hamlesi

Gerçek liderler risk alan kişilerdir. İşte Nikol Paşinyan, bu ağır mirası devraldığında radikal bir karar verdi. Karabağ ihtilafında risk aldı, gerçekleri dile getirdi. “Karabağ Ermenistan değildir” diyerek Azerbaycan toprakları üzerinde “işgalci” olduklarını itiraf etti. Halkını uzun yıllardır zehirleyen şişirilmiş hayallerden uzaklaştırdı. 2020 ve 2023’teki gelişmelerde, Azerbaycan’ın haklı mücadelesine karşı çıkmak yerine, gerçekçi adımlar attı. İşgal altındaki toprakların boşaltılması, normalleşme süreci gibi gelişmelere öncülük etti. Bunlar kolay kararlar değildi. İçeride muhalefet, dışarıda diaspora ve Rusya’nın baskısı yoğundu. Ama Paşinyan, kendi halkı tarafından “hain” olarak görülme ihtimaline rağmen cesaretle ilerledi. Bu adımlar, Ermenistan’ı büyük bir badireden, muhtemel daha büyük bir yıkımdan kurtardı.

Netice Olarak

Emperyalist devletler Ermenistan’ı kendi çıkarları için istismar etti. Rusya, askeri üsleriyle, Batı ise “demokrasi” ve “soykırım” kartlarıyla Erivan’ı maşa gibi kullandı. Fransa ve Almanya lobiler üzerinden baskı yaptı; ABD stratejik denge için Ermenistan’ı pohpohladı. Ama bu destekler, Ermenistan’ı kalkındırmadı; fakirin karnını doyurmadı, sadece çatışmayı besledi. İşte Paşinyan, bu oyunu bozdu. Halkına “Gerçek Ermenistan” vizyonunu sundu. Hayalperest değil, gerçekçi bir tasavvur ortaya koydu. Komşularıyla barışık bir devlet vaad etti.

Ermeni halkı da onu anladı ve bu oyunu çözdü. Ermenistan halkının çoğunluğunun seçim sandıklarında Paşinyan’a verdiği destek, tam bir uyanıştı. Diaspora’nın ve eski elitlerin dayattığı maceracı politikaları reddettiler. “Barış ve normalleşme” yolunu tercih ettiler. Bu, Ermenistan tarihinin dönüm noktalarından biridir. Halk, kendi geleceğini emperyalist piyonluk yerine, bölgesel entegrasyonda aramaya başladı.

Paşinyan Riskli Ama Cesur Adımlar Attı

Paşinyan’ın adımları riskliydi ama gerekliydi. Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkileri düzeltme iradesi, sınırların açılması, ekonomik işbirliği... Bunlar Ermenistan’ın kurtuluş reçetesidir. Uçurumun kenarından dönmek kolay değil. Ama gerçekçi liderlik, halkın desteği ve coğrafyanın dayattığı gerçekler, umut vaat ediyor.

Ermenistan, eğer bu yolda devam ederse, fakirlikten, göçten ve izolasyondan kurtulabilir. Aksi takdirde, yine eski oyunların kurbanı olur. Tarih, mantıklı ve tutarlı cesur kararları alanları ödüllendirir. Paşinyan, bu sınavı verirse, adını “Ermenistan’ı kurtaran lider” olarak yazdırabilir. Bölgesel barış, sadece iki tarafın değil, tüm Kafkasya’nın yararınadır. Türkiye ve Azerbaycan her zaman komşularıyla barış ve refah istiyor. Şimdi sıra, Erivan’ın bu çağrıya samimi cevap vermesinde.

 

Alper Tan

9 Haziran 2026

 

Güncel Yazıları

اتفاقات أبراهام باطلة، والآن زمن الاتفاقات المحمدية-Analiz..

06 Haziran 2026


Abraham Accords Are No Longer Valid; Now the Era of Muhammadan Agreements Begins

05 Haziran 2026


پیمان‌های ابراهیمی بی‌اعتبار شده‌اند؛ اکنون دوران پیمان‌های محمدی فرارسیده است-Analiz..

04 Haziran 2026


Abraham Anlaşmaları Geçersiz, Şimdi Muhammedî Anlaşmalar Dönemi

02 Haziran 2026


Analiz-     لماذا يراوغ الاحتلال الإسرائيلي الإمارات رغم كونها حليفًا مقرّبًا؟..

25 Mayıs 2026


اسرائیل، با وجود آن‌که امارات متحده عربی یکی از نزدیک‌ترین متحدان منطقه‌ای آن محسوب م..

24 Mayıs 2026


Analiz-اسرائیل، با وجود آن‌که امارات متحده عربی یکی از نزدیک‌ترین متحدان منطقه‌ای آن ..

24 Mayıs 2026


Analiz- اسرائیل، با وجود آن‌که امارات متحده عربی یکی از نزدیک‌ترین متحدان منطقه‌ای آن..

24 Mayıs 2026


Why Is Israel Manipulating the UAE Despite Being a Close Ally?

22 Mayıs 2026


İsrail, Yakın Müttefik Olmasına Rağmen BAE ile Neden Oynuyor? 

20 Mayıs 2026


على دول الخليج أن تتوحد فورًا… وإلا فإن دولتين يقودهما زعيمان متعطشان للدماء تترصدان ..

16 Mayıs 2026


Gulf Countries Must Unite Urgently, Otherwise the Eyes of Two Bloodthirsty Leaders Ar..

14 Mayıs 2026


کشورهای خلیج فارس باید فوراً متحد شوند؛ در غیر این صورت، دو رهبر جنگ‌طلب این کشورها ر..

14 Mayıs 2026


Körfez Ülkeleri Acilen Birleşmeli, Aksi Takdirde Gözünü Kan Bürümüş İki Liderin Gözü ..

13 Mayıs 2026


Düşmanlar Çok Tedirgin, Mazlumlar Çok Umutlu, Çünkü Dünya Sert Dönüyor

09 Mayıs 2026

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA