Alper TAN

Tüm Yazıları

İsrail’in Sonu: ABD’yle İlişkiler Çöküyor, Yalnızlaşma Hızlanıyor, Tarih Hükmünü Veriyor!

17 Haziran 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Dünyanın büyük kısmının nefretini üzerinde toplayan İsrail’in, en sadık dostu ABD tarafından kendi haline bırakılma serüvenini ele alacağız.

7 Ekim 2023 Aksa Tufanı’yla başlayan yeni dönemde, soykırımcı İsrail rejimi kendi elleriyle mezarını kazıyor. Netanyahu ve çetesi, Gazze’de çocukları, kadınları, sivilleri katlederek “zafer” diye diye aslında stratejik intihar ediyor. Washington Post’tan Brookings’e, Washington Institute’tan Fransız analizlere, Arap medyasından, Türkiye’deki stratejik değerlendirmelere kadar güvenilir kaynaklar aynı gerçeği haykırıyor: İsrail-ABD ilişkileri giderek zehirleniyor, Tel Aviv dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yalnızlaşmaya sürükleniyor ve bu gidişat, Siyonist projenin sonunu hızlandırıyor.

Aksa Tufanı’ndan bu yana defalarca yazdığımız gibi, bu “Tufan,” sadece Gazze’yi özgürlüğe götürmekle kalmıyor, kokuşmuş zalim küresel düzeni de yutuyor. İsrail’in vahşeti, ABD’de de dahil olmak üzere Vahşi Batı’nın maskesini indirdi. BM oylamalarında, uluslararası kamuoyunda, genç Amerikan neslinde İsrail’e destek eriyor. Washington Institute’un 2025 analizi net olarak şunları ortaya koyuyor: İsrail’in diplomatik izolasyonu derinleşiyor, eski müttefikleri bile terk ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oylamalarında on yıllardır savunan ülkeler bile uzaklaşıyor.

İsrail, ABD’yi de batağa çekiyor

Amerikan kamuoyu verileri alarm çalıyor. Brookings Enstitüsü’nün 2025 raporuna göre, özellikle Demokratlar ve gençler arasında İsrail desteği dramatik şekilde düşüyor. Birçok Amerikalı artık İsrail ilişkisini “net negatif” “ABD çıkarlarına zarar veren” olarak görüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde, saygın Quinnipiac Üniversitesi Anket Enstitüsü tarafından yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, İsrail’e sempati %37’ye gerilemiş durumda. ABD Senatosu’ndaki en güçlü Demokrat isimlerdan, 1999’dan beri New York Eyaletini temsil eden, aynı zamanda kendisi de bir Yahudi olan tecrübeli senatör Chuck Schumer, Netanyahu’yu “barışa engel” olarak nitelendirdi. ABD’nin BM’de çekimser kalması dikkat çeken önemli bir tavır değişikliği. Bunlar tesadüf değil. Ortadoğu’da çamura saplanan ve bir türlü çıkamayan, tepindikçe daha da batmakta olan İsrail, ABD’yi de kendi bataklığına çekiyor.

Avrupa, İsrail’den kurtulmak istiyor

Fransız kaynaklar da aynı tabloyu çiziyor. FRANCE 24 ve Le Grand Continent gibi mecralar, “İsrail’in küresel izolasyonu”nu haritalarla, tarihsel karşılaştırmalarla belgeliyor. Trump döneminde ABD-İsrail arasındaki siyasi mesafe açılıyor; Avrupa’da Fransa, İngiltere, Kanada gibi ülkeler yaptırım tehditleri savuruyor, AB, İsrail’le arasında imzalanan, ekonomik, ticari ve siyasi işbirliği anlaşmalarını gözden geçirerek iptal etmeyi gündeminde tutuyor.

Arap dünyası İsrail’den nefret ediyor

Arap dünyasında ise öfke dorukta. Aksa Tufanı öncesi kafalarda Hamas’ın yanlış konumlandırılması nedeniyle Arap halklarında veya devletlerinde az da olsun İsrail’e karşı bir sempati vardı. Aksa Tufanı sonrası ve bu İran savaşı esnasında İsrail’e karşı nefret had safhaya çıkmış durumda. İsrail’in, müzakerelere ev sahipliği yapan Katar’a bile saldırı düzenlemesi, Körfez’deki devletleri ve halkları son derece tedirgin ediyor. ABD’nin Ortadoğu’daki üsleri ve çıkarları riske girmiş ve sorgulanır hale gelmiştir.

Bölge ülkeleri askeri ittifak kuruyor

SDE’deki analizlerimizde, 7 Ekim’den beri vurguluyoruz. Netanyahu’nun soykırım politikası, İsrail’i Küresel Güney’de bitirdi. BM’de Filistin lehine oylar rekor kırarken, İsrail ve ABD en yalnız, en nefret edilen aktörler haline geldi. ABD, Mısır’ı kaybetti, Avrupa’da itibarını yerle bir etti. Gazze’deki 110 bin şehit, sadece Filistin Devleti’ne giden yolu açmakla kalmadı, bölge ülkelerini güçlendirdi; Müslümanları birleştirdi, uluslararası düzeni tamamen sarstı. Bölge ülkeleri Türkiye’nin öncülüğünde birleşiyor ve kendi aralarında askeri ittifak kuruyor.

Stratejik körlük ve intihar

Aslında İsrail’in hesabı çok basitti: “Nasıl olsa geleneksel medya ve sosyal medya üzerinde etkimiz büyük, lobilerin çoğu bize hizmet ediyor. Biz ne dersek dünyanın çoğu buna inanır… Kısa sürede Gazze’yi bitirir, İbrahim Anlaşmalarını genişletir, bölgede hegemonya kurarız” diye düşünüyorlardı. Aksa Tufanı bu hesabı yerle bir etti. Bugün İsrail yalanlarına kimse inanmıyor. İbrahim Anlaşmaları ellerinde patladı. Çok güvendikleri İMEC Projesi serap oldu. İsrail ekonomisi sarsılıyor, rezervleri eriyor, gençleri kaçıyor, çoğunluğu psikolojik tedavi gören ordusu umutsuz, yorgun ve bitik durumda.

İsrail’e karşı ABD tarihinde görülmemiş tavır!

ABD Savaş Bakanlığı’na bağlı DIA (Defense Intelligence Agency - Savunma İstihbarat Ajansı), İsrail dış istihbarat teşkilatı Mossad ve diğer birimlerinin ABD’ye karşı casusluk faaliyetlerini “kritik” (kritik/en yüksek) tehdit seviyesine çıkardı. Daha önce “high” (yüksek) seviyede olan tehdit, son haftalarda “critical” seviyesine yükseltildi. Bu, DIA’nın iç değerlendirme sistemindeki en üst seviyedir.

Ne Anlama Geliyor? Karşı-istihbarat tehdidi. Yani İsrail’in ABD’de askerî personel, hükümet yetkilileri ve politik karar alma süreçlerini hedef alan casusluk faaliyetleri demektir bu.

“Critical” seviyesine çıkması, Pentagon içinde ciddi alarm anlamına geliyor. ABD personeline İsrailli muhataplarıyla görüşürken daha fazla dikkatli olma, iletişim güvenliğine özen gösterme talimatı verildiği belirtiliyor. DIA’nın hazırladığı 7 sayfalık bir belge ve grafikle bu değerlendirme yapılmış. İsrail’in ABD içindeki casusluk faaliyetleri uzun zamandır biliniyor ve genellikle “tolerans” gösteriliyordu. Ancak bu sefer İsrail’in faaliyetlerinin “normalin ötesine geçtiği” ve “kırmızı çizgiyi aştığı” değerlendirilmiş.

Kısaca, Pentagon, “En yakın müttefikimiz İsrail, bizim karar alma süreçlerimizi fazla agresif şekilde izliyor ve dinliyor” diyerek en yüksek alarm seviyesini verdi. Bu, müttefikler arasında nadir görülen bir karşı-istihbarat hamlesidir.

ABD’de DIA’nın İsrail istihbaratını “critical” tehdit seviyesine çıkarması, Pentagon’da alarm zillerinin çalması tesadüf değil. İlişkiler, “böyle sarsıntılardan etkilenmeyen bozulmaz bir aşk” gibi yutturulmaya çalışılıyor ama gerçeklik farklı: Kamuoyu baskısı, gençlerin protestoları, Kongre’deki çatlaklar, Trump’ın bile Netanyahu’ya mesafe koyması, ona danışmadan kararlar alması, atacağı siyasi adımlar hakkında ketum davranması… en son, Netanyahu’nun ABD-İran mutabakat metninin görme isteğini Trump’ın reddetmesi... Hepsi İsrail’in stratejik yük haline geldiğini gösteriyor.

Fransızca analizlerde vurgulandığı gibi, bu ilişki artık Washington için “ahlaki ve stratejik risk” taşıyor. Arap News ve diğer kaynaklar, ABD’nin İsrail yüzünden küresel Güney’de ve İslam dünyasında yalnızlaştığını belirtiyor. 7 Ekim sonrası yazdığımız gibi: Batı’nın “insan hakları” yalanı çöktü. Bombardımanlar, açlık, çocuk katliamları karşısında susan veya destek veren ABD ve Avrupa, kendi itibarlarını da Gazze’ye gömdü.

Yalnızlaşma = Sonun Başlangıcı

Tarih tekerrür ediyor. Apartheid Güney Afrika’sı nasıl uluslararası boykot ve izolasyonla çöktüyse, Siyonist rejim de aynı yola girdi. BM’de, mahkemelerde, sokaklarda, üniversitelerde Filistin bayrakları yükseliyor. Küresel Güney uyanıyor, BRICS genişliyor, alternatif ittifaklar güçleniyor. İsrail’in ABD’ye bağımlılığı devam ederken, Washington’un kendi çıkarlarını düşünmeye başlaması – özellikle İran ve diğer dosyalarda – Tel Aviv için felaket senaryosudur.

Bu savaş, İsrail’i yutuyor. Soykırımcı Netanyahu’nun “mutlak zafer” hezeyanı, rejimin sonunu getiriyor. ABD’yle ilişkiler bozuldukça, diplomatik yalnızlaşma derinleştikçe, ekonomik ve askeri yük artıyor; direniş ise meşruiyet kazanıyor, güçleniyor.

Yahudi Araştırmaları Enstitüsü'nün (YIVO) yeni yayımladığı yıllık raporda katılımcıların yüzde 55'inin iç bölünmeyi İsrail için en büyük tehdit olarak gördüğü ortaya çıktı. Aynı ankette her 10 İsrailliden 6'sı (%60) ülkede fiziksel şiddet ve iç çatışma riskinin en gerçek tehdit oluşturduğunu bildirdi.

Sonuç: Zafer Direnişindir!

İsrail’in sonu yaklaşıyor. Bu, sadece bir rejimin değil, sömürgeci, ırkçı, soykırımcı bir zihniyetin çöküşüdür. ABD’nin şemsiyesi kalktıkça, dünya İsrail’in gerçek yüzünü daha net görecek. Aksa Tufanı, Filistin davasını küresel vicdanın merkezine taşıdı.

Bundan sonra ne olacak? Daha fazla izolasyon, daha fazla iç çöküş ve nihayetinde tarih hükmünü verecek: Zalimler kaybedecek, mazlumlar kazanacak.

Kendi elleriyle kazdıkları kuyuya yuvarlanıyorlar. Dünya bunu ibretle takip ediyor. Direniş büyüyor. Filistin semalarında hürriyet bayrağı dalgalanacak, Kudüs özgürlüğüne kavuşacak!  Allah’ın izniyle zafer inananların olacak.

Ancak dünya bu kalleşlerden nefret ederken, olan, bu soykırımcı İsrail’in, Siyonizm’in kuyruğuna takılıp, onlardan umut bekleyen Yunanlı ve Rum kardeşlerimize olacak.

Benden söylemesi.!

 

Alper Tan

17 Haziran 2026

 

Güncel Yazıları

نیکول پاشینیان ارمنستان را از لبه پرتگاه نجات داد-Analiz..

11 Haziran 2026


Analiz- نيكول باشينيان أنقذ أرمينيا من حافة الهاوية..

10 Haziran 2026


Nikol Paşinyan Ermenistan'ı Uçurumun Kenarından Kurtardı

09 Haziran 2026


اتفاقات أبراهام باطلة، والآن زمن الاتفاقات المحمدية-Analiz..

06 Haziran 2026


Abraham Accords Are No Longer Valid; Now the Era of Muhammadan Agreements Begins

05 Haziran 2026


پیمان‌های ابراهیمی بی‌اعتبار شده‌اند؛ اکنون دوران پیمان‌های محمدی فرارسیده است-Analiz..

04 Haziran 2026


Abraham Anlaşmaları Geçersiz, Şimdi Muhammedî Anlaşmalar Dönemi

02 Haziran 2026


Analiz-     لماذا يراوغ الاحتلال الإسرائيلي الإمارات رغم كونها حليفًا مقرّبًا؟..

25 Mayıs 2026


اسرائیل، با وجود آن‌که امارات متحده عربی یکی از نزدیک‌ترین متحدان منطقه‌ای آن محسوب م..

24 Mayıs 2026


Analiz-اسرائیل، با وجود آن‌که امارات متحده عربی یکی از نزدیک‌ترین متحدان منطقه‌ای آن ..

24 Mayıs 2026


Analiz- اسرائیل، با وجود آن‌که امارات متحده عربی یکی از نزدیک‌ترین متحدان منطقه‌ای آن..

24 Mayıs 2026


Why Is Israel Manipulating the UAE Despite Being a Close Ally?

22 Mayıs 2026


İsrail, Yakın Müttefik Olmasına Rağmen BAE ile Neden Oynuyor? 

20 Mayıs 2026


على دول الخليج أن تتوحد فورًا… وإلا فإن دولتين يقودهما زعيمان متعطشان للدماء تترصدان ..

16 Mayıs 2026


Gulf Countries Must Unite Urgently, Otherwise the Eyes of Two Bloodthirsty Leaders Ar..

14 Mayıs 2026

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA