Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Türkiye'nin Jeopolitik Çıkarları ve NATO

Mithat IŞIK
03 Ağustos 2022 12:26
A-
A+

Türkiye bir yarımada devletidir. Üç kıtanın Asya – Avrupa – Afrika üç su yolu Tuna, Nil, Dinyester üç ara bölgenin Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’nun arasındadır. Hazar denizi, Kızıldenizi ve Basra körfezi ile gerek Türk dünyası gerekse eski imparatorluk coğrafyası ile irtibatlı bir devlettir. İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kontrol etmektedir. Rusya’nın ithalat ve ihracatını %65’nin geçiş yoludur. Çin kuşak ve yol Priştine de ki orta koridorun geçiş yoludur. Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım bu jeopolitik gücü 1945’ten itibaren günümüze kadar NATO kullanılmaktadır. İncirlik ve Kürecik üslerimiz öncellikle İsrail’in güvenliği için kullanılmaktadır.  Bu üsler aynı zamanda Rusya ve Çin’e karşı kullanılmakta olup NATO ‘nun emrindedir. NATO ve onun yumuşak gücü Türkiye’de pek çok kesim tarafından hiç sorgulanmadan adeta kutsanmış ve kutsallaştırılmıştır. Son yıllarda yaşadığımız;

-15 Temmuz hain darbe girişimi

-Ergenekon ve Balyoz süreci

Dahil olmak üzere ABD, Irak’ta ve Suriye’de PKK/YPG terör örgütlerini pek çok NATO ülkesi tarafından açık ve örtülü olarak desteklenmektedir. Buna rağmen NATO’nun ülkemizde sorgulanmaması enteresandır. Israrla AB’ye alınmamamızın sebeplerinden birisinde NATO üyesi ülkeler olduğuna sorgulamıyoruz. Türkiye emperyalizm tarafından coğrafyası tuzağa düşürülürse ucuz kanı üzerinden kullanılmak istenmektedir. Şunu bilmeliyiz ve anlamalıyız ki Türkiye AB’nin savunması ve güvenliği için ABD tarafından Kore’de bedel ödetilerek NATO’ya kabul edilmiştir. NATO, Avrupa’nın göbeğinde Yugoslavya’da onbinlerce Boşnak’ın katledilmesini önlememiştir. Burada görevli Hollanda askerleri katliamı adeta seyretmiştir. Afganistan’da başarılı olamadı ve kaçarak Afganistan’ı terk etti.

Türkiye’nin Nato’yu kendi menfaatleri için hiç kullanamadığını da söylemekte fayda var diye değerlendiriyorum. Türkiye 1952 yılında NATO’ya alınırken Kore’de bir bedel ödedi. Buna rağmen Akdeniz ve Ege’nin komuta kontrol sorumluluğu Yunanistan’a verildi. Türkiye’ye de yalnızca Karadeniz verildi. Türkiye, Rogers planına “hayır” diyerek Yunanistan’a karşı veto hakkını kullanamadı. Şimdi de Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya kabulü görüşülüyor. Bu ülkelerden özellikle İsveç pkk/ypg terör örgütüne destek veriyor ve bu örgüt için bir barınma üssü gibi. Bu ülkeler için veto gücümüzü nasıl kullanacağız? NATO demek ABD demektir. NATO, Türkiye’nin ulusal jeopolitik çıkarlarına ne kadar hizmet etmiştir? Aşağıdaki olayları hatırlamakta fayda vardır diye düşünüyorum:  

-1963-1967 yıllarında Kıbrıs’ta soydaşlarımız katledilirken NATO neredeydi?

-5 Haziran 1964 yılında ABD başkanı L.B. Johnson’ın İnönü’ye yazdığı mektup, Kıbrıs’a müdahale ederseniz bizim verdiğimiz uçak, tank ve gemileri kullanamazsınız ifadelerini içeren mektup.

-Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ambargo.

-1975 ve 1987’de Ege’de kıta sahanlığı krizinde NATO yanımızda durdu mu? 1982 karasuları krizinde neredeydi?

-Yunanistan’ın Paris ve Lozan anlaşmalarına rağmen adaları silahlandırmasına NATO neden ses çıkarmadı ve çıkarmıyor? İki müttefik arasındaki krize biz karışmayız derken neden kapalı kapılar ardında Yunanistan’a destek veriyor?

-Atina yakınlarındaki Lavrion kampından tutun 1984 yılından itibaren Türkiye’de kan döken pkk terör örgütüne Yunanistan ve pek çok NATO ülkesinin verdiği ekonomik ve askeri desteği yok mu sayalım?

-NATO’nun Washington ittifak anlaşmasına rağmen ABD ve Fransa’nın Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi ile ikili savunma iş birliği anlaşmaları ve üslenmeleri, Yunanistan’a uçaklar, gemiler, zırhlı araçlar vermelerini nereye oturtalım?

-ABD’nin Girit adasından başlayarak Dedeağaç’a kadar uzanan bölgelerde üsler kurması, bu bölgeye modern silahlar, araçlar, uçaklar, helikopterler, zırhlı araçlar getirmesini nasıl izah etmeliyiz? NATO’nun güney sınırı Hatay-Van-Ağrı-Kıbrıs’tan mı başlıyor, yoksa Girit’ten, Dedeağaç’tan mı başlıyor? NATO bunu nasıl değerlendiriyor? Hedef kim? Bunları sorgulayalım.

-Türkiye’ye hava savunma silahlarını satmayıp Türkiye’nin bir hava savunma silahı olan S-400’leri alması nedeniyle F-35 projesinden çıkarılmasına ve CAATSA yaptırımlarına maruz kalmasına ne demeli?

-4 Temmuz 2003’te ABD askerlerinin Türk timine yaptığı Süleymaniye’deki olaya ne demeli?

ABD ve NATO’nun yaptığı bu davranışları sorgulayalım. Onurlu ve karşılıklı çıkarlar doğrultusunda NATO’da kalmaya devam ederken İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği üzerinden gerçek jeopolitik çıkarlarımız için NATO’yu kullanmalı ve bu konuda geri adım atmamalıyız, ısrarcı olmalıyız. Öncelikle;

-Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığımız tanınmalıdır.

-Sevilla haritası kabul edilemez.

-Kıbrıs’ta iki devletli çözüm kabul edilmelidir.

-Ege adaları silahsızlandırılmalıdır.

-Ege’de 6 mil korunmalıdır.

-NATO üyeleri pkk/ypg ve fetö’ye verdiği desteği kesmelidir.

Makedonya gibi bir ülkenin adının Yunanistan tarafından veto edilerek, ismi değiştirilerek “Kuzey Makedonya” ismi ile NATO’ya ve AB’ye kabulünü unutmayalım.

Ukrayna ve Rusya Savaşı nedeni ile NATO ve AB’nin Türkiye’ye çok ihtiyacı vardır. Türkiye bu durumu diplomasi ve uluslararası hukuku kullanarak Ege ve Doğu Akdeniz’deki hayati çıkarlarını emniyete almalıdır. Emperyalistler, Türkiye’nin Yunanistan ve AB karşısında jeopolitik kazanımlar elde etmesini istemeyeceklerdir. Türkiye bu durumu iyi değerlendirmeli ve Yunanistan ile bir savaş tuzağına düşmemelidir. Her zaman her türlü tehdide karşı hazır ve uyanık olmalıdır.