Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Libya’da Terör ve Bölünmüşlük

Mithat IŞIK
07 Mayıs 2019 11:33

Yakın tarihsel süreç içinde Kaddafi dönemi değerlendirildiğinde Libya çok partili demokratik bir süreç ile hiç tanışmamıştır. Kral İdris’i darbe ile devirerek 1969 yılında yönetimin başına geçen Muammer El-Kaddafi tarafından yönetim şekli olarak “İslami Sosyalizmin” benimsendiği ifade edilse de, güncel hayatta sadece otoriter bir rejimin uygulandığı görülmektedir. Kaddafi ideolojisinin temel dinamiği bir anlamda yol haritası olan yeşil kitaptır. Yeşil kitapta sunulan ve dayatılan rejim ülkede bir diktatörlüğün uygulamaya geçildiğini göstermektedir. Bu diktatör anlayış sonucu ülkedeki muhalif gruplar bastırılarak bu grupların radikalleşme sürecine girdikleri değerlendirilmektedir. Ülkede uygulanan yasaklar ve ideolojik dayatmalar radikalleşmeyi terörizm faaliyetine dönüştürmüştür.

Kaddafi’nin dış politikada terör yanlısı bir görüntü imajı vermesi 21 Ocak 1992 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Libya’yı terörizme karışmakla suçlamıştır. Libya’da kurulup faaliyet gösteren en önemli terör örgütü Libya İslami Mücadele Örgütü’dür. Bu örgüt 1990’lı yılların başında Libya’nın doğusunda kurulmuştur. Örgütün bilinen lideri Abdulhakim Belhac’tır.

Örgüt Afganistan’da Rusya Silahlı Kuvvetlerine karşı savaşan Libyalılar tarafından kurulmuştur. Örgütün amacı Kaddafi’yi silahlı mücadele ile iktidardan düşürmek, yerine Libya İslam Devletini kurmaktı.

ABD’de Dünya Ticaret Merkezine yapılan 9/11 Eylül saldırılarından sonra Libya İslami Mücadele Örgütünün adı El-Kaide Örgütü ile anılması nedeni ile Dünya genelinde tanınmasına neden oldu. Söz konusu örgüt Kaddafi’ye karşı 3 defa suikast girişiminde bulunmuştur. 1996 yılında Kaddafi’ye düzenlenen suikastı açıktan üstlenmiştir. Örgütün zaman zaman MI6 tarafından finanse edildiği iddia edilmiştir. Örgütün aralarında Abdulhakem Belhac’ın da bulunduğu tutuklanan üyeleri 2010 yılında serbest bırakılmışlardır. Örgüt 2011 yılı ocak ayında bütün üyeleri serbest bırakılırsa şiddete başvurmayacağını ilan etmiştir.

Libya İslami Mücadele Örgütü Kaddafi rejiminin yıkılması amacı ile başlatılan uluslararası operasyona destek vermiştir. Grubun ismi sonradan Libya İslami Hareketi olarak değiştirilmiştir. Trablus’un eski rejimden kurtarılmasından sonra Belhac Trablus Askeri Konseyi’nin başına geçmiştir. Adı geçen örgütün kurucusu daha sonra konsey başkanlığını bırakarak “Vatan Partisi’ni” kurarak siyasete atılmıştır. Libya İslami Mücadele Örgütü’nün militan yapısı incelendiğinde genellikle selefi milis yanlısı kişilerden oluştuğu (özellikle gençlerden) örgüt en aktif ve güçlü olduğu zamanlarda bile militan sayısı 900-1000 civarında olmuştur. Örgütün militan kaynağı özellikle Libya’nın doğusundaki yerli halktan oluşmuştur. Bu bölge halkının genellikle eğitim seviyesinin düşük ve cihat düşüncesine yakınlığının etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Örgütün El-Kaide ile ilişkisi Afganistan’da başlamıştır. Örgütün birçok üst düzey yöneticisi Afganistan’da El-Kaide terör örgütü bünyesinde Ruslara karşı birçok operasyona katılmışlardır. Kaddafi yakalattığı militanları Libya şehir meydanlarında tüm halka ibret olsun diye asmak sureti ile idam etmiş cesetleri günlerce meydanlarda asılı kalmıştır.

Libya İslami Mücadele Örgütü Türkiye’de ilk başlarda bazı İslami cemaatlerden yandaş bulmaya ve uzun yılar ülkemize okumak için gelen Libyalı öğrencileri safına katmaya çalışsa da bunda başarılı olamamıştır. Örgüt El-Kaide’yi örnek alarak faaliyet göstermeye çalışsa da küresel çapta eylem yapma kapasitesine erişememiştir.

Örgüt 1998 yılında çok ciddi şekilde darbe almış militanlarının çoğu Sudan, Cezayir, Afganistan ve Irak’a kaçmıştır. Kaddafi’nin devrilmesi ile etkinliği azalmıştır. En önemli militanları Suriye’ye geçmiştir. Son seçimde başkanlığını Abdulhakim Belhac’ın yaptığı Vatan Partisini destekleyen örgüt istediği etkinliği gösterememiştir. Libya İslami Mücadele Örgütü radikal eğilimler taşıdığından şimdilik Libya’da önemli bir etkinliğe sahip değildir.

Zengin doğalgaz ve petrol yataklarına sahip Libya’da NATO’nun hava saldırıları ile destek verdiği, muhaliflerin Kaddafi rejimini devirdiği 2011 yılından bugüne kadar birden fazla otorite iktidar olma savaşı veriyor.

Uluslararası toplum nezdinde Libya’daki bölünmüşlük ve parçalanmışlığın kabul görmesi nedeni ile siyasi bir irade ortaya çıkmamıştır. Libya’daki zayıf siyasi otorite General Halife Hafter’in elini güçlendirmiştir.

Güçlü bir siyasi otorite oluşur ve ortaya konursa Libya’da çözüme ulaşmak çok daha kolay olacaktır. Libya’nın doğusunda geniş bir alanı kontrol eden emekli General Halife Hafter 4 Nisan 2019’da lideri olduğu Libya ulusal ordusuna başkent Trablus’u ele geçirme emrini verdi. Buna karşı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)’ne karşı operasyon başlattı. Çatışmalar devam ediyor. Hafter’in başlattığı harekât BM’ler arabuluculuğunda yapılacak ve genel seçimler için bir yol haritası olacak barış görüşmelerini de sekteye uğrattı.

General Hafter Libya’nın doğusundaki Tobruk merkezli temsilciler merkezi tarafından destekleniyor. BM ve AB dâhil uluslararası toplumun büyük bölümü Trablus’ta Başbakan Fayiz Serrac’ın başkanlık ettiği Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni tanıyor. Halife Hafter’i ise Rusya, Fransa, Mısır ve BAE’leri destekliyor. Halife Hafter Türkiye ve Katar’ı UMH’ne destek vermekle suçluyor. Hafter Müslüman kardeşler (İHVAN) karşıtı bir duruş sergiliyor. Bu nedenle Mısır, BAE’lerinin desteğini alıyor. Rusya, Fransa ve İngiltere Libya’da nüfus sahibi olmak için General Hafter’e şimdilik açık ve örtülü destek veriyorlar. ABD’nin Afrika’daki kuvvetlerinin komutanı Thomas Walhavser General Hafter’in Rusya ile bağının olduğunu söyleyerek Rusya’nın Libya’daki varlığından ABD’nin endişe duyacağını ima etti.

General Halife Hafter’in Trablusa Saldırısının Amaçları

  • Halife Hafter’in gözü yıllardır Trablus şehrindedir.
  • Hafter Trablus hamlesi ile BM’ler nezdinde yapılacak barış ve seçim görüşmeleri öncesi elini güçlendirmek istiyor.
  • Uluslararası destek gören meşru yönetimi ortadan kaldırmak istiyor.
  • Hafter’in saldırıdan önce Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesi Hafter’in Trablus hamlesinin uluslararası bir komplo olacağını düşündürüyor.
  • Hafter uluslararası bir garanti olmadan kontrol ettiği bölgeyi kaybetme riski olabilecek böyle bir harekâta girmeyecektir.
  • Bütün bunlar olurken ABD Başkanı Trump’ın telefonla Halife Hafter’i araması düşündürücüdür. Hafter’in İHVAN karşıtlığı İsrail ve Mısır’ın etkisi böyle bir görüşmenin yapılmasını sağlamış olabilir.
  • Sisi’nin Mısır’ı, İsrail, BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn, Halife Hafter’in doğal müttefikleridir.
  • Suudi ve BAE’lerine ait tankerler Libya açıklarında kaçak yollarla yükledikleri Hafter’e ait petrolü dünya pazarlarına sattıkları biliniyor. Gerek Batı’lı güçler gerekse Arap müttefikler Libya’da İslami bir yapıya razı olmadıklarını alenen gösteriyor ve Hafter’i destekliyorlar.

Libya’da oluşacak böyle bir yönetimin Mısır, İsrail, BAE, Suudi Arabistan safında yer alması Türkiye’nin stratejik çıkarlarına büyük zararlar verecek bir blok oluşturur. ABD ve Batılılar devamlı “medeniyet götürme özgürleştirme misyonu ile” İslam ülkelerini önce tahrik sonra tahrip edip dururken, mevcut diktatör ve krallıkları desteklemesi ve Müslümanlara yeni diktatörler arayışına girme sebepleri analiz edilmeli ve sorgulanmalıdır.