Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Bilen Yazdı Gara Operasyonu

Mithat IŞIK
20 Şubat 2021 16:49
A-
A+

Gara Dağı sınırlarımızdan 50 kilometre uzaklıkta Irak sınırları içerisinde 2000 metre yükseklikte yer alıyor. Paralel 7 sırt ve bu sırtların arasında bulunan vadilerden oluşan Gara Dağında, vadi yataklarının derinliği bazı bölgelerde 30-40 metre yüksekliğe erişiyor. Bu bölgelerde kayaların yamaçlarında yer alan oyuklar ve mağaralar gizlenmeye ve barınmaya son derece elverişli bir coğrafya karşımıza çıkarıyor. Bölgenin Körfez Savaşı'na kadar Barzani güçlerinin Saddam'a karşı başlattıkları silahlı mücadelede peşmergeler tarafından da kullanıldığı biliniyor. Buradaki mağara ve sığınakların peşmergeler tarafından da imkanları nispetinde geliştirildiği yine bilinen bir gerçek.

Bölgeye ilişkin bir değerlendirme yaparsak ilk olarak Körfez Savaşı'ndan sonra 36. paralelin kuzeyinin uçuşa yasak bölge ilan edilmesi ve güvenli bölgenin oluşturulması ile peşmergeler ve ailelerinin yerleşik duruma geçtiğini görüyoruz. Gerilla taktik ve teknikleri ile Saddam güçlerine karşı savaşan peşmergeler, zaman içerisinde düzenli ordu haline gelmeye çalışırken Türkiye'nin 1993 yılından itibaren peşmergeye eğitim vererek kısmen düzenli ordu haline gelmesine yardımcı olduğunu ve Irak'ın kuzeyine yaptığımız operasyonlarda Peşmerge güçlerini kullandığını biliyoruz.

1995-2000 yılları arasında özel kuvvetlerde Alay Komutanlığı yaptığım dönemde ve Irak'ta görev yaptığım zaman da peşmergeler ile birlikte Gara Dağı'nda birçok operasyon gerçekleştirdik. Gara'ya yaptığımız operasyonlar nedeniyle Gara Dağı'nın arazisini çok iyi tanıyıp öğrendiğimden bölgeye ilişkin dönemsel bir değerlendirme yaptığımda; gerçekleştirdiğimiz operasyonlarda bölgede çok sayıda PKK'lı teröristi etkisiz hale getirdiğimizi söyleyebilirim. Bu operasyonlarda Peşmerge güçlerinden de uzuv kaybı yaşayan ve ağır yaralananlar olduğu gibi, hayatını kaybedenler de olmuştu. Gara Dağı, coğrafi konum itibari ile tam olarak Duhok-Amediye-Şiladiya-Suri- Balinda Boğazı-Barzan yolunun güneyinde bulunuyor. Bu bölgede yaklaşık 200 köy ve mezra yerleşimi var. TSK'nın yaptığı operasyonlar sayesinde bu bölgede yaşayan insanlar güven içerisinde köylerinde yaşıyor. Duhok-Amediye yolunu kullanarak Duhok'a gidip ihtiyaçlarını görüyorlar. Duhok, Zaho ve hatta Türkiye'deki hastanelere giderek tedavi oluyorlar. Bölgede yaşayan halk için Duhok-Amediye-Şiladiya-Suri yolunun PKK'nın eylemlerine karşı emniyetli ve açık olması son derece önemlidir. O dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bu güvenliği sağlıyorduk. Bölgede yaptığımız her operasyonda ihtiyacımız kadar olan peşmergeyi emrimize alıp kullanıyorduk ve operasyon süresince peşmergenin yiyecek giyecek mühimmat ihtiyacını karşılıyorduk. Yaralılarını kendi askerimizden ayırmıyorduk. Helikopterle Duhok Hastanesine ve ihtiyaç halinde Türkiye'deki hastanelere kadar getiriyor ve tedavi ettiriyorduk. Peşmerge güçleri ile birlikte 2003 yılında yapılan ikinci Körfez Savaşı'na kadar Irak' ın kuzeyinde PKK'ya karşı çok sayıda başarılı operasyon yaptık.

2003 yılında yapılan ikinci Körfez Savaşı'ndan sonra Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Türkiye ile ABD'nin de etkisi ile büyük çaplı operasyonlar yapmaktan imtina etmeye başladı. Ne zaman ki PKK Kuzey Irak'ta güçleniyor zarar vermeye başlıyor o zaman, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi o zaman Türkiye ile işbirliğine girişiyor. Kendilerine zarar vermediği sürece PKK ile iyi ilişkilerini yarı açık ve örtülü bir şekilde devam ettirmeyi tercih ediyor. Bu durum ise PKK'nın dağlık alanda bulunan köy ve mezralarda taban bulmasına sebep oluyor. Böyle olunca da Gara da PKK için önemli bir barınma alanı oluşuyor. TSK'nın 2019'da yaptığı Pençe-1 Operasyonu ile Hakurk'ta kalıcı üsler inşa ederek kalması terör örgütünün Zap ve Hakurk'u kullanmasını engelledi. 2020'de Sinat-Haftanin-Metina bölgesinde yapılan Pençe Kaplan Operasyonu ile bölge PKK terör örgütü için de kullanılmaz hale geldi. Bu nedenle Gara Dağı terör örgütü için önemli bir barınma alanı oldu. Bölge aynı zamanda birçok yabancı ajanın da PKK ile irtibat kurduğu bir alan olarak anılmaya başladı. PKK, Gara'dan sonra Sincar Dağı'na geçiyor oradan da Suriye'ye giriş yapma imkanı buluyor. Bu nedenle Gara Dağı PKK terör örgütü için çok önemli bir üs merkezi haline geldi.

Bölgeye ilişkin başka bir değerlendirmem ise Gara Dağında rehinelerin tutulduğu mağarada bulunan teröristlerden başka dağın değişik bölgelerinde en az 60 civarında teröristin yer aldığı. Bu süreçte teröristlerle birlikte bölgede buluşmaya gelen yabancı ajanlar varsa onların da ölmüş olabileceği değerlendirilebilir. Yine bölgede sözde NGO (Sivil Toplum Kuruluşu) ismini taşıyan ve hareket eden yüzlerce insan var. Bunlar terör örgütünden hiçbir zarar görmeden, mayın ve patlayıcıya basmadan en ücra yerlere girip çıkıyorlar.

Sonuç yerine; bu bölgede herkesin kendi imkanları ve varlığı neticesinde rol oynadığını söyleyebiliriz. Bu nedenle bölgede çok tecrübeli yetişmiş sivil ve asker elemanlarımız, yerel istihbaratçılarımızın olması başarı için son derece önemli bir zorunluluk. Gara, her zaman etki ve ilgi sahamız içerisinde olmalıdır. İHA, SİHA, silahlı helikopterler ve uçaklarımız bölgeyi daima kontrol altında tutmalıdır. Yapılan kurtarma operasyonu tahkim edilmiş bir mağaradan rehine kurtarma operasyonudur. Çeşitli rehine kurtarma operasyonları vardır. Bunlardan bazıları uçak operasyonu, gemi operasyonu, bina operasyonu, tren operasyonu vs. gibi.. Ancak bunlar içerisinde en zor olanı sert bir arazide yapılan mağara operasyonudur. Böyle bir mağaraya yapılan operasyonda rehinelerin sağ kurtarılması ancak teröristlerin teslim olması ile mümkündür. Operasyonun açığa çıkması ile birlikte çıkan çatışmadaki kargaşadan faydalanarak rehinelerin kaçacağını değerlendiren teröristler, genellikle rehineleri öldürürler görünen o ki bu operasyonda da böyle olmuştur.

Peki bu operasyon yapılmalı mıydı? Bana göre yapılması kesinlikle elzemdi. Rehinelerin kurtarılması için bütün yollar ve usuller denenmiş ve rehineler kurtarılamamış ise operasyon yapılması gerekliydi ve de yapıldı.

Operasyonun nasıl gerçekleştiğine gelirsek, bu tip operasyonlarda rehineleri kurtaracak tim veya timler hedefin çok yakınına helikopterlerle indirilir. Buna hücum indirmesi denir. Bu tip operasyonlarda helikopterlerini ve askerinin tamamını kaybeden ülkeler vardır. Bu duruma ilişkin şu örnekler verilebilir:

  • 1972 Münih Yaz Olimpiyatlarında Filistinli 8 gerilla İsrailli sporcuların kaldıkları apartmanın dairesini basarak iki sporcuyu öldürüp 9 sporcuyu rehin aldı. Rehineleri kurtarmak için Alman özel harekat polisleri operasyon yaptı. Bu operasyonda rehinelerin tamamı, 5 militan, bir Alman polis öldü; 3 militan yakalandı. 
  • 6 Eylül 1997'de İsraili komandolar Güney Lübnan'da Emel örgütünün üst düzey yetkilisini öldürmek için botlarla kıyıya çıktı. Emel milislerinin kurduğu pusuya düştüler. 11 İsrailli komando öldü,bazı komandoların cesetleri Sayda sokaklarında dolaştırıldı. 2013 yılında Fransız özel kuvvetleri Somali'de Eş-Şebab Örgütü tarafından kaçırılan Fransız vatandaşını kurtarmak için kurtarma operasyonu düzenledi. Militanlar rehineyi infaz etti. Operasyonda 2 Fransız askeri öldü. 
  • 2002 yılında Moskova'da bir tiyatroya baskın düzenleyen 50 Çeçen milis 850 kişiyi rehin aldı. 5 gün sonra Rus özel kuvvetleri kurtarma operasyonu düzenledi. Eylemcilerle birlikte 177 Rehine öldü.
  • 3 Ekim 1992'de ABD komandoları Somali'de teröristlerin bulunduğu binaya operasyon yaparken bozguna uğradı. Bir Black Hawk yani Karaşahin helikopteri düştü. 19 ABD askeri, 1 Malezya, 1 Pakistan askeri öldü; 73 ABD askeri yaralandı. Bir ABD askeri esir düştü. Bu olay "Kara Şahin DÜŞTÜ" adıyla FİLM oldu. Sayılamayacak kadar başarılı ve başarısız yüzlerce rehine kurtarma operasyonu yapılmıştır.

Ortadoğu halkları başta Irak, Suriye, Mısır olmak üzere tamamı emperyalizmin rehinesidir. Oynanmak istenen oyun büyüktür. Büyük resmi görmek çok önemlidir.