Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Arap Baharı Arap Kışına mı Döndü?

Mithat IŞIK
20 Mayıs 2021 09:13
A-
A+

Arap isyanları ve devrimleri üzerinden 10 yıl geçti. Bu isyanlar modern Ortadoğu tarihinin dönüm noktasını oluşturmuştur. Olayların başlamasından sonra bölge halklarının çok önemli beklentileri vardı ancak bu olumlu beklentiler gerçekleşmedi. Küresel ve bazı bölgesel güçlerin olayların seyrine müdahale etmesi özellikle 2013 yılından itibaren etkili olmaya başlayan devrim karşıtı müdahaleler “Arap Baharı”nı adeta “Arap Kışı”na döndürdü. 2019 yılında bölge ülkelerinin birçoğunda görülen kitlesel gösteriler Arap baharının etkilediği değişim sürecinin henüz bitmediğini, bu nedenle “Arap Baharı”nın bölgede ciddi bir değişim gerçekleştirmesinin hala mümkün olduğudur.

Bugün bakıldığında başarısız olduğu değerlendirilen Arap baharının Ortadoğu bölgesi için bazı önemli kalıcı sonuçlarının olduğu görülür. İsyanlar ve devrimler Arap dünyasını siyaseten anlamsız bir hale getirdi. Kırılgan olan Arap dünyasının siyasi kurumları etkisini kaybetti. Bugün itibarıyla siyaseten anlamlı bir Arap dünyasından bahsedilemez. Arap milliyetçiliğinin geleneksel taşıyıcı ülkeleri olan Mısır, Irak, Suriye, Yemen, Libya, Tunus ve Sudan gibi Arap devletleri güçlerini kaybetti. Irak ikiye bölündü, hala siyasi istikrarını sağlayamadı. Ordusunu kurup, teşkilatlandırıp, eğitip ülkesini koruyacak güce kavuşamadı. Ekonomik ve siyasi istikrarsızlık sivil itaatsizliklerin artmasına neden oldu. Aynı şekilde Libya'da henüz siyasi istikrar sağlanamadı. Türkiye'nin yardım ve askeri desteği ile akan kan ve gözyaşı dindi ancak isyancı General Hafter ve etrafındaki güçler aldıkları dış destekler yüzünden ortadan kaldırılamadı. Suriye'de çatışmalar devam ediyor geleceğinin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek. Halkının çoğu Suriye'yi terk etmiş durumda. Rejimin muhaliflere yaptığı zulüm hala devam ediyor. Sudan ikiye bölündü, Yemen'de çatışmalar devam ediyor, Mısır'da askeri yönetim hakim. Bütün bunlar Arap dünyasındaki istikrarsızlık ve dağınıklığın bir göstergesidir.

Arap Baharı ve devrimleri bölge halklarının psikolojisini ciddi bir şekilde değiştirdi. Arap halkının siyasi farkındalığının artması bölgenin geleceğini önemli bir şekilde etkileyecektir. ‘Arap Baharı'nın etkisi ile Suudi Arabistan toplumunda önemli bir değişim ve çeşitlilik yaşanmaktadır. Suudi Arabistan toplumunda geleneksel kabileli ve dinsel kimliğin dışında kendisini liberal, demokrat, milliyetçi, reformist olarak tanımlayan geniş bir kitle oluştu. Yurtdışında değişik ülkelerde yaşayan geniş bir Suudi Arabistan diasporası oluştu. Bunlar gelecekte Arabistan siyasetine daha fazla etki edeceklerdir.

Yeni dönemde Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan Arap dünyasının liderliğini üstlenmeye çalışsalar da siyasi kurumları, askeri güçleri ve ideolojik söylemlerinin yetersiz olması nedeniyle etkili olamadılar. Arap dünyasının zayıflamasından ve dağınıklığından oluşan boşluğu İsrail doldurdu. ‘Arap Baharı'nın ortaya çıkardığı konjonktürden en fazla faydalanan İsrail oldu. Netice itibariyle İsrail'in işgali ve yayılmacı politikalarına karşı çıkacak, Filistin halkının meşru haklarını savunacak güçlü bir Arap Devleti kalmadı.

İsrail, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap devletleri ile ilişkilerini normalleştirdi ve resmileştirdi. Trump yönetiminin zorlaması ve dışa bağımlılığın fazla olması nedeniyle bir kısım Arap Devletleri, ABD ve İsrail'in himayesinde küre ittifakı oluşturdu. ABD'de Biden’in seçimi kazanıp iktidara gelmesi ile küre ittifakı ciddi bir sarsıntı ile karşı karşıya kaldı. Trump döneminde sümenaltı edilen “Kaşıkçı” dosyası Biden yönetimi tarafından yeniden değerlendirildi ve sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Bu durum Suudi Arabistan yönetimine ciddi bir uyarı oldu.

Talepleri karşılanmamasına rağmen Körfez ülkeleri Katar ile ilişkileri normalleştirmek zorunda kaldı. Aynı şekilde Mısır da Libya’da isyancı General Hafter’e olan desteğinden vazgeçti. Libya ile ilişkilerini geliştirmeye başladı ve Trablus'ta büyükelçilik açacağını açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır öncülüğündeki Arap devletleri ana akım İslami hareketlere destek veren devletlere karşı sert bir tutum takındı. 2017 yılında Katar'a karşı ambargo kararı aldılar. Sebep Katar’ın bu hareketlere destek vermesidir. Batı dünyası başta olmak üzere çok sayıda ülkede İslam karşıtlığının yayılması düşünüldüğünde bu konunun bölge devletleri tarafından istismar edileceğini tahmin etmek zor değildir.

Arap baharı sonrasında ortaya çıkan güç boşluğu, devlet dışı şiddet kullanan aktörler doldurmaya çalıştı. Öyle ki bazı bölgelerde hâkimiyet kurmaya kadar gittiler. Bu örgütler DEAŞ, ENSARULLAH (Husiler), Haşdi Şabi, YPG/SDG, HTŞ ve Hafter milisleridir. Bölge devletlerinin otorite kaybının devam etmesi, devlet dışı aktörlerin güçlerinin artmasına neden olacak. Bu durumda bölgenin daha da istikrarsızlık içine girmesine sebep olacaktır.

Arap isyanları ve devrimleri sonrası Suriye, Irak ve Libya'da ortaya çıkan gelişmeler Türkiye'nin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturdu. Türkiye bu tehditleri bertaraf etmek için müttefiklerinden gerekli desteği alamadı. Bu nedenle Irak, Suriye ve Libya'da gerçekleştirdiği askeri müdahaleler sahadaki dengeleri tamamen değiştirdi ve Türkiye’yi Ortadoğu'nun vazgeçilmez aktörlerinden biri haline getirdi. Kendi ülkelerindeki zulümden kaçan milyonlarca Arap, Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı. Bugün İstanbul, Arap diasporasının merkezi haline gelmiştir. Sahip oldukları dergiler, gazeteler, televizyon kanalları ve sosyal medya üzerinden faaliyetlerini yürütmektedirler. Türkiye'nin Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'da izlediği kararlı politikalar bir kısım Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD tarafından engellenmek istense de Türkiye kararlı politikalarından taviz vermemiştir.

Türkiye’ye uygulanmak istenen ve uygulanan ambargolar Türkiye'de savunma sanayinin gelişmesine ve bu alanlarda önemli adımlar atılmasına neden olmuştur. Bugün Türkiye'de ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ gibi büyük savunma sanayi şirketleri ile birlikte binin üzerinde de özel şirket savunma sanayi alanında faaliyet göstermektedir.

Arap baharı pek çok ülkede sarsılmaz denen otorite rejimlerini yıktı ancak yıkılan bu rejimlerin yerine güçlü, istikrarlı devlet otoritesini oluşturamadı. Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da meydana gelen değişim süreci henüz bitmedi. Orta ve uzun vadede sonuçlarının neler olacağını şimdiden kestirmek zor olsa da başta Fransa olmak üzere sömürgeci ve emperyalist devletlerin Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da kalamayacağı gerçeği ortaya çıkmış oldu.