Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

İnsan Olarak Kalabilmek…

Merve KARACAER ULUSOY
25 Mayıs 2020 01:21
A-
A+

Covid-19 insanlığın karşılaştığı ilk virüs değil ama 21. yüzyılın belki de en hızlı yayılan ve tüm dünyayı etkisi altına alan salgını. Teknolojiyi üstün derecede kullandığını iddia eden, dünya ekonomisini ve siyasetini yöneten ülkelerin dahi virüs karşısında hiçbir şey yapamayışı virüsle birlikte ‘güvensizlik’ olgusunun da yayılmasına neden oldu. Bu olgu ise pandemi sonrasında işleyişin değişebileceğine dair beklentileri artırdı. Peki, adaletsizliğin, rantçılığın, ‘önce ben’ inanışının, kendinden başkasını düşünmemeye iten bu sistemin değişmesi mümkün mü?

Ekonominin birinci kuralı kaynakların kıt olmasıdır. Bu kıtlığı anlayamayan, paylaşarak çoğaltmak yerine tüketerek yok etmenin peşinde giden insanoğlu gücünün sınırsız olduğuna inandı. Yani kendini bilmeyen insanoğlu haddini de bilmedi. Hep daha fazlasına sahip olmayı hedefledi. Güçsüz yok edildiğinde gücüne güç katacağını sananların gözü doymadı. Savaşlarda evini, ailesini, işini kaybedenler, geleceği çalınan çocuklar, açlıktan kemikleri gözüken toplumlar, inanışları nedeniyle tutsak edilenler, öldürülenler…Tüm bunlara sebep olanlar ile sesini çıkarmadan olanları izleyenler aynı gemide olduğunu fark etmedi. Bu dünyada kazandığı gücün ya da paranın en sonunda hiçbir anlamı olmadığını unuttu.

Yanı başında acı çekenlere bile bile göz yumanlar bugün her ne kadar kendisi için olsa da kendinden başkasını düşünmek zorunda kaldı. Çünkü bu virüs, başkasını düşünmediğinde yayılıyor ve dönüp dolaşıp sana geliyor. ‘Ben kendimi koruyayım gerisi önemli değil’ inanışı virüsten korunmaya yetmiyor. Güçsüze ne olduğunun önemsiz olduğu sistemde belki de ilk defa güçsüzler de düşünülmek zorunda kalıyor ve 21. yüzyılın o sözde ileri teknolojisi bu virüsü şu an için yok edemiyor. Ancak hepimiz umut ediyoruz ki eninde sonunda bu virüs yok olacak ve sonrasında bir şeyler mutlaka değişecek. Değişimin başında da sağlık ve ekonomi sistemleri gelecek.

Peki uzun yıllardır alıştığımız, adaletin aslında olmadığı, birilerinin kasasını dolduran, güçsüzü barındırmayan günümüz uluslararası sistemi değişir mi işte ona cevap vermek için çok erken. Ama kesin olan bir şey var o da bunun insanlığın gördüğü son virüs olmayacağı. Dolayısıyla değişim için yıllardır ötelenen ‘görünmez el’ elimizi vicdanımıza koyduğumuzda işittiğimiz ses olabilirse bir şeyler mutlaka değişecektir. Hazır bu virüs bazı şeyleri sorgulatmışken, kendimize ‘biz kimiz, kim olmalıyız?’ diye soralım. Bu soruya yanıt ararken de önce ‘Kim’den geldik Kim’e gidiyoruz’ sorusunun bilincinde olalım. Bu dünyada bulunma sebebimiz ne? Bir sabah uyandık ve kendimizi bu dünyada bulduk. Peki herkes bu dünyaya gelebilir mi? Gelenler niye geldi? İnsan olarak gözümüzü açtığımız bu dünyaya gözümüzü kapatırken de ‘insan’ olarak kalabilmek için ihtiyacımız olan hoşgörü, edep, vicdan, adalet ve dürüstlük mertebelerini bize hatırlatan bu virüsü tefekkür ile karşılayıp insanlığı kendi kendimize getirdiğimiz bu noktadan olması gerektiği yere taşıyalım.