Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Korona Virüsünün Ekonomik Etkileri

Merve KARACAER ULUSOY
31 Ocak 2020 16:10

S&P 500 Endeksi 2002 yılında SARS salgınının hemen öncesinde %23 düşerken geçtiğimiz sene %29 yükseldi. Dolayısıyla mevcut ekonomik görünüm eskiye kıyasla oldukça farklı.

Tabii, salgının nasıl yayıldığı ve ne düzeyde olduğuna dair bilgi eksikliği var. Bu da risk iştahını artırıyor. Yatırımcıları ve şirketleri ürkütüyor

Salgın için henüz geliştirilen bir aşı yok ve bunun zaman alacağı söyleniyor. Eğer kısa sürede kontrol altına alınamazsa virüsün görüldüğü ülkelerde tüketici talepleri, turizm, ulaşım, ticaret ve hizmet sektörleri olumsuz etkilenecektir. Üstelik Çin ucuz işçiliği sayesinde dünyanın üretim üssü konumunda ancak salgının ülkenin Güneydoğu kıyısındaki üretim merkezlerine yayılması halinde üretimin olumsuz etkilenmesi halinde ucuz ve ulaşılabilir ürün azalacaktır. Nitekim doğu tarafındaki önemli imalat bölgelerinde aralarında Foxconn, Samsung, FMCG ve Johnson&Johnson gibi dev şirketlerin bulunduğu tesislerde üretime ara verildi. Apple’a telefon üreten ve Çin’de 1 milyon işçisi olan Foxcon’un hisseleri ile Newyork’un yanı sıra Hong Kong’da işlem gören Alibaba’nın hisseleri %10 değer kaybetti. Rusya Çin ile olan sınırını kapattı ve Çin vatandaşlarına yönelik elektronik vize uygulamasını geçici olarak askıya aldı.

Tatili uzatan on dört bölge, Bloomberg'ün resmi rakamlara dayanan hesaplamalarına göre Çin'in 2019 Aralık ihracatının yüzde 78'ini gerçekleştirmişti. Aynı bölgeler bakır üretiminin yüzde 90'ını, çelik üretiminin en az yüzde 60'ını, ham petrolün yüzde 65'ini ve kömür üretiminin yüzde 40'ını karşılıyor1.

2002’deki SARS salgını yaklaşık 8 bin kişiye bulaşmış ve 774 kişi ölmüştü. Salgından en çok Çin ve Hong Kong ekonomisi etkilenmişti. Çin’in GSHY’sı %1,1, Hong Kong’un ki ise %2,6 düşmüştü. SARS’ın küresel ekonomiye maliyeti ise 40 milyar dolar olarak hesaplanmıştı. Bu durum da benzer bir etki yaratabilir. S&P; Çin’in büyümesinin 1,2 puan aşağı düşebileceğine işaret etti.

Şu anda Çin’in yeni yıl tatili nedeniyle Çin’de piyasalar kapalı. Ancak bu sorun ivedilikle ortadan kalkmazsa Çin’in ilk çeyrek rakamları olumsuz etkilenebilir. Hatta bu durum gelişmekte olan ülkelere de olumsuz yansıyacaktır. Shenzhen ve Şanghay bileşik endeksleri, Çin Yeni Yılı tatili nedeniyle kapanmadan hemen önce, sırasıyla yüzde 3,52 ve yüzde 2,75 değer kaybetti.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu'ndan gelen açıklamaya göre, Koranavirüs nedeniyle ülkede hayatını kaybedenlerin sayısı 213’e, virüs bulaştığı kesinleşen kişi sayısı 5 bin 974'e çıktı. Yani hastalık bulaşan insanlardan yaklaşık yüzde 3,5’u hayatını kaybetti.

Virüsün yayılmasıyla birlikte Dünya Sağlık Örgütü uluslararası acil durum ilan etti; ancak ticarete yönelik kısıtlamaların gerekli olmadığı, acil durum ilan edilmesinin nedeni olarak Çin’de ne olduğu değil, diğer ülkelerde olanlar gösterildi.

Petrol açısından baktığımızda piyasada şu anda arz bolluğu var. Virüs; piyasada talebi düşürebileceği endişesi yaratıyor bu da petrol fiyatlarını aşağı yönde baskılıyor. Çin'in petrol talebinin günlük olarak 250 binden fazla azalması nedeniyle Brent petrol 58 dolara kadar geriledi. Ekim 2019’dan beri en düşük seviye bu.  Hâlbuki, 14 Eylül’deki Aramco saldırısında petrol fiyatları 69 dolara kadar çıkmıştı.

Küresel petrol piyasaları bir yandan da olağanüstü bir değişim sürecinden geçiyor. Rezerv zengini ülkelerde yaptırımlar söz konusu; Venezuela, İran (petrol ihracatı %95 azaldı). Dengeler değişirken petrol fiyatlarının ülkelere yansımasına bakmak lazım. Suudi Arabistan ve Rusya en fazla petrol üreten ve ihraç eden iki ülke. ABD de bu kervana katıldı. Dolayısıyla yüksek petrol fiyatları en çok bu ülkelere yarıyor diyebiliriz. En fazla petrol tüketen ve ithal eden ülkeler ABD, Çin Hindistan ve Japonya. Ancak ABD artık küresel petrol arzında lider konumunda. 2021 itibariyle artık petrol ihracatı ithalatını geçecek. Dolayısıyla düşük petrol fiyatları önümüzdeki dönemde en Çin, Hindistan ve Japonya’ya yarayacaktır.

Sonuç olarak, 2020 için küresel öngörüler çok da parlak değildi. Salgından önce IMF, Dünya Bankası ve uluslararası derecelendirme kuruluşları 2020’de küresel büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize etmişti zaten. ABD ekonomisi ticaret savaşları ve küresel ekonomideki durgunluğun da etkisiyle 2019 yılında %2,3 düzeyinde büyüyerek son 3 yılın en düşük büyüme performansını kaydetmiş oldu. Ocak 2020 ile birlikte ABD-Çin faz 1’de yeni tarifeler uygulanmaması konusunda anlaşmış, ABD Başkanı Trump ikinci aşamanın da kısa sürede gerçekleşeceğini belirtmişti. Ancak korona virüsünün ortaya çıkması Faz 2’nin akıbetini de şimdilik çıkmaza sokuyor gibi gözüküyor. Öte yandan, bu durum Çin’deki ekonomik büyümeyi 1,5-2 puan aşağı çektiği takdirde 2020 yılı için dünya genelinde zorlu bir döneme girilebileceğine işaret ediyor. Dolayısıyla virüsün yaratacağı ekonomik maliyet bu salgının ne kadar sürede kontrol altına alınabileceği ile alakalı olacak gibi gözüküyor.

 


 

Kaynakça

1 https://www.bloomberght.com/cin-ekonomisinin-ucte-ikisi-gelecek-hafta-kapali-olacak-2245537