Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Brexit Sonrası Türkiye’nin Brexport Geleceği

Levent Aydın
21 Ocak 2020 11:10
A-
A+

Bugüne kadar kurulan bölgesel entegrasyon projeleri arasında en gelişmiş ve en etkilisinin Avrupa Birliği(AB) projesi olduğunu söyleyebiliriz. Başlangıçta altı kurucu üye ile yola çıkan entegrasyon projesi, 28 üye ile neredeyse Avrupa kıtasının tamamına ulaşmakla kalmamış, ayrıca ABD, Rusya ve Çin gibi uluslararası güçlerin arasında da önemli bir yer edinmiştir. Serbest Ticaret Anlaşmaları(STA) , Serbest Ticaret Bölgesi(STB), gümrük birliği, ortak pazar, ekonomik ve para birliği gibi entegrasyon aşamalarının tamamından başarıyla geçen AB projesinde uzun adaylık sürecine rağmen bir türlü üye olarak yer alamayan Türkiye, AB’nin doğu komşusu olarak Ortadoğu’nun azalmayan jeopolitik risklerini deyim yerindeyse tek başına üstlenmek zorunda kalmış ve kalmaktadır. Açıkçası bu komşuluk AB’nin pek de hoşuna gitmiş olacak ki Türkiye’yi Birlik içine almamakla oldukça rahat ve güvenli görünüyor.

AB’nin Türkiye üyelik sürecinde ortaya koyduğu siyasi isteksizliğine, Kıbrıs sorununa ve son zamanlarda bununla ilişkili olarak Doğu Akdeniz’de yaşanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasındaki sorunlara rağmen, komşuluk ilişkilerimiz 2005 yılında yürürlüğe giren gümrük birliği sayesinde artan ihracat ve ithalat hacmi ile hatırı sayılır bir seviyeye ulaşmıştır. Ancak Birliğin öyle bir üyesi var(dı) ki Türkiye’nin dış ticaretinde oldukça önemli bir konuma sahip, ne var ki o da bugünlerde Birlikten ayrılma (Brexit) kararını kesinleştirmek üzere.   

Britanya’nın İngiltere’si Avrupa kıtasının en önde gelen hatta 1929 Dünya Büyük Buhranına kadar ABD öncesi uluslararası gücü temsil eden önemli bir ülke olması nedeniyle olacak ki Birliğin içinde kalmayı pek içine sindiremedi. Zaten 1973 yılında yani kurulduktan tam 15 yıl sonra Birliğe katılabildi. Üstelik Birliğin ortak parası olan Avro’yu da kullanmayı kabul etmedi. AB içinde kalıp kalmama hususunda yaşanan uzun tartışmalara bir son vermek adına İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya'dan oluşan Britanya’da, 2016 yılının Haziran ayında yapılan AB referandumunda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile ayrılma kararı alındı. Ancakdönemin başbakanı Theresa May’ın azınlık hükümeti bu kararı parlamentodan geçiremedi. Fakat 12 Aralık'ta yapılan erken genel seçimde yüzde 43,6 oy alarak 365 milletvekili çıkaran ve tek başına iktidara gelen Boris Johnson, tasarıyı bir kez daha parlamentoya taşıyarak 234'e karşı 358 oyla ayrılma kararını almayı başardı.

Peki Brexit kesinleşirse bundan sonraki süreç nasıl işler ve bundan Türkiye nasıl etkilenir? Bundan sonraki süreçte ayrılma kararı,  önce Lordlar Kamarası'nda görüşülüp daha sonra Kraliçe 2. Elizabeth'in onayının alınması ile kesinleşecektir. Hükümet ve basın tarafından yapılan açıklamalar, tasarının 31 Ocak tarihine kadar sorunsuz bir şekilde tamamlanacağı yünündedir.  Buraya kadar sürecin işleyişi açık ve belli, ancak 31 Ocak sonrası yani Brexit sonrası ilişkilerin nasıl düzenleneceği süreci belirsiz ve tartışmalı. AB tarafı kapsamlı bir anlaşmaya varmak için müzakerelerin bir yıldan az bir sürede tamamlanmasının imkansız olduğunu ileri sürerek sürenin 2022 yılına kadar uzatılmasını talep ederken, İngiltere tarafı müzakerelerin bu yılın sonuna kadar tamamlanmasını istemektedir. Burada süreçle ilgili iki husus öne çıkmaktadır: Birincisi, eğer taraflar arasında anlaşma olmazsa ticari ilişkiler Dünya Ticaret Örgütünün kurallarına göre yapılacaktır. Diğeri, geçiş sürecinde İngiltere, AB kurallarına bağlı kalmayı sürdürmek zorundadır.  

İkinci husus özellikle Türkiye ekonomisini yakından ilgilendirmektedir. Çünkü Britanya’nın diğer bir adıyla Birleşik Krallığın dış ticaretimizde farklı bir rolü ve yeri bulunmaktadır. TUİK’in yayınladığı dış ticaret verilerine bakıldığında bu farkı açıkça görmek mümkün: AB ülkeleri arasında Almanya’dan sonra en çok ihracat yaptığımız ülke Britanya’dır. Aslında Türkiye perspektifinden bakıldığında Britanya Almanya’nın da önündedir. Çünkü ihracatın yanında o ülkeyle yapılan ithalat da dikkate alındığında Birleşik Krallık AB ülkeleri arasında dış ticaret açısından en değerli üye olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha açıkça ve ekonomik kavramlarla söylemek gerekirse Türkiye’nin net ihracatına yani ihracattan ithalatı düştüğümüzde geriye kalan net ihracata (ticaret fazlasına veya açığına) bakmak lazım. Çünkü net ihracat ülkeye hem dışardan döviz sağlayıcı, hem de fiyatlarda ve GSYH’daki artışı etkileyici rolü olan bir dış talep unsurudur. 

Türkiye’nin net ihracat penceresinden bakıldığında Almanya, Rusya ve İran gibi bir çok ülkeyle  net ihracatta açık pozisyon verirken Birleşik Krallık ile net ihracatta (Brexport) pozitif yani ticaret fazlası vermemiz ekonomik istikrar ve büyüme yönünden ayrıcalıklıdır. TUİK verilerine göre Birleşik Krallıkla Türkiye arasında yapılan son on yılın ortalama ihracatı 9,2  milyar dolar iken ortalama ithalat 5,7 milyar dolar civarındadır. Buna göre net ihracatımız yıllık ortalama 3,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir ki bu da ihracata dayalı büyüme stratejisini yürüten Türkiye ekonomisi için kayda ve dikkate değerdir.   

Dolayısıyla, İngiltere’ye göre bu yılın sonuna, AB ye göre ise  2022 yılına kadar gelecekteki ticari ilişkileri yeniden düzenlemek için yapılacak müzakerelerde Türkiye ile İngiltere arasındaki siyasi bağın taze ve güçlü kalması, mal ve sermaye akımının  ise açık tutulması ülke çıkarları açısından elzem olduğu görülmektedir. Nitekim Suriye ve Libya’da yaşanan hayati sorunlara yönelik kuvvetli ve dengeli çözüm yollarıyla adından sıkça söz ettiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, gerek bu ülkelerle ilgili siyasi çözümler için gerekse İngiltere ile ikili işbirliğin yeni dönem ve süreçte daha fazla geliştirilmesine yönelik İngiltere’nin yeni başbakanı Boris Johnson ile yakın teması Brexport’un geleceğine yönelik atılmış olumlu adımdır.

Son söz olarak, Türkiye ekonomisinin geleceği için yeni dönemde Brexite rağmen Britanya ile olan net ihracatımız yani Brexport istikrarlı bir şekilde devam etmesi beklenen arzumuzdur.