Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Yeni Türkiye İçin Yeni Medya İhtiyacı

Alper TAN
21 Haziran 2021 09:59
A-
A+

Türkiye son 15 yıldır dünyanın en çok dikkat çeken ülkelerinden biri haline geldi. Bir zamanlar özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'nın önde gelen devletlerine paralel bir siyaset takip etmeye özen gösteren, Batı yörüngesinde sürüklenmeyi bir marifet zanneden hatta bundan kendince bir mefahir çıkartan, bunu övünç vesilesi sayan siyaset anlayışından vazgeçildi. Bunun yerine binlerce yıllık devlet geleneği olan Türkiye'yi, ait olduğu yörüngeye yani kendi yönergesine oturtma çabası ön plana çıktı. Hatta bu sebeple Batıda ve Batının Türkiye içerisindeki uzantılarında inanılmaz bir panik başladı. Eksen kayması tartışmaları yapıldı. Böylelikle Türkiye'nin ait olmadığı ve kendisini yansıtmayan Batı ekseninden kurtulup ait olduğu kendi eksenine oturması engellenmeye çalışıldı.

Ankara bu kötü niyetli baskılardan fazla etkilenmeyerek yoluna devam etti. Hatta Türkiye'nin bu dirayeti, kararlılığı ve mücadelesi, dünyanın dört bir yanındaki çeşitli coğrafyalarda yer aldığı halde geçmişte muhtelif mecburiyetler sebebiyle Batının dümen suyuna takılmış çok sayıda ülkede derin ve geniş yankı buldu. Türkiye bu ülkeler için gıpta ile bakılan, imrenilen, desteklenen, örnek alınan bir fenomen haline geldi. ”Dünya 5'ten büyüktür” sloganı ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu duruşu bütün dünya liderlerinin zihnine sağlam bir şekilde yerleştirdi.

Türkiye'nin bu duruşu, tavrı, kararlılığı ve mücadelesi şüphesiz son derece kıymetli. Bu duruşu geçici bir hükümet politikası olarak görenler yanılıyorlar. Batı dünyası bunun ne anlama geldiğini çok daha net olarak anlamış durumda. Ancak içeride yeterince anlaşılabildiği kanaatinde değiliz.

Türkiye'nin bir asırdan fazla zamandır sürüklendiği anlamsız Batı çizgisinden kurtulup şanlı tarihine yakışır bir şekilde kendi yörüngesine oturması halkın kahir ekseriyetini olağanüstü sevindirmektedir. Ancak bu durumun genel olarak siyasete yansıması, topluma yansıması kadar esaslı ve tatminkâr görünmemektedir. Türk seçmeninin yarısına yakın bir kesimin oyunu ve desteğini alan siyasi partilerin önemli bir kısmı Türkiye'nin kendi yörüngesine geçmiş olmasının kıymetini ya anlayamamakta ya da bundan rahatsızlık duyduğu için anlamsız gerekçeler ileri sürerek engelleme veya Ankara'yı tekrar Batı eksenine çekme çabası ve gayreti içerisine girmektedir.

Türkiye, siyasi, askeri yönden çok büyük stratejik adımlar atarken, yaptıklarını ve yapacaklarını dünyaya doğru ve etkili bir şekilde anlatabilecek gerçek bir medyaya da sahip olması gerekir. Bu yapılamadığı takdirde uluslararası medyanın ve onların içerideki uzantılarının, yalan, iftira, çarpıtma ve manipülasyon çabalarına her gün cevap yetiştirmek için uğraşmak mecburiyetinde kalınacaktır.

Bütün dünyaya hitap edebilen haber ajanslarına, televizyonlara, elektronik gazetelere ve bunları destekleyecek istikrarlı, doğru bilgi akışına kesintisiz olarak ihtiyaç bulunmaktadır. Bu istikamette atılmış çeşitli adımlar olmakla birlikte yeterli olduğunu düşünmek mümkün değildir. Şu an mevcut ve faaliyette olan kuruluşları güçlendirmek, bunlara yenilerini eklemek, kurumları oluştururken ehil kadroları iş başına getirmek de hayati derecede önemlidir. Kurumları güçlü bir şekilde ayakta tutmak, ilerletmek ve geliştirmek için nitelikli insan kaynağını temin için gerekli tedbirleri ihmal etmemek gerekir.

Tabii bu konuda devletin/hükümetin yapması gereken işler olduğu gibi özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının yapması gerekenler de var. Artık bu konuların üzerinde tefekkür ve tezekkür etmekte büyük faydalar var.

Mevcut uluslararası sistemin hızlı bir şekilde çaresiz kalarak bocalamaya başladığı, sistemin sahibi olan küresel aktörlerin içe kapanarak kendi başlarının çaresine bakmak üzere pasifleşme sürecine gireceği çok belli olan şu dönemde alınması gerekli olan tedbirleri vakitlice deruhte etmek de elzemdir. Dünyadaki gelişmeler, baş döndürücü bir hızla milletimizin ve devletimizin önüne olağanüstü fırsatlar sunmaktadır. Böyle fırsatlar belki birkaç yüz yılda bir karşımıza çıkabilir. O sebeple kıymetini bilmek ve iyi değerlendirmek gerekir.

Türkiye bazı şeyleri kendi milli kapasitesi ile yapabileceği gibi önde gelen üyeleri arasında yer aldığı uluslararası kuruluşları harekete geçirerek de yapabilir. Bunlardan birisi İslam İşbirliği Teşkilatı. İslam İşbirliği Teşkilatı büyük idealler ve hedeflerle kurulmuş ancak kurucularının önemli bir kısmını teşkil eden devletler, hasım bazı batılı devletlerin vesayeti altında oldukları ve bu prangalardan kurtulamadıkları için bağımsız hareket edememeleri sebebiyle kendisinden beklenen adımları atma konusunda zayıf ve yetersiz kalmış bir kuruluş.

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın başlıca organları şunlar.

  • Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (COMCEC-İSEDAK)
  • Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Daimi Komitesi (COMSTECH)
  • Enformasyon ve Kültürel İşler Daimi Komitesi (COMIAC)
  • Daimi Mali Komite.
  • Kudüs Komitesi.
  • Ekonomik, Kültürel ve Sosyal Sorunlar İslami Komitesi.

Mevcut İslam ülkelerinin tamamının üyesi olduğu bu teşkilatın bünyesinde aslında teorik olarak hemen hemen her şey yapılabilir. Fakat bunu ifa etmek için mevzuat yetmez güçlü bir irade ve aksiyon gerekiyor. Elbette bu konuda ciddi zorluklar olmakla beraber hiçbir şey çaresiz değildir.  İslam Âleminin sesi olabilecek güçlü bir uluslararası medya yapılanması, Enformasyon ve Kültür İşleri Daimi Komitesi (COMIAC) bünyesinde yapılabilir. Veya teşkilat bünyesinde bunu yapmak için yeni bir oluşum gerçekleştirilerek güçlü fonlar sağlanabilir.

Böyle bir adım dünyada giderek yükselen ve yaygınlaşan İslam karşıtlığı ile mücadele konusunda sonuç almaya yönelik çok önemli bir misyon ifa edebilir.

Gerekli tedbirleri almadan, zihniyet dönüşümünü sağlayacak altyapıları oluşturmadan ve dönüşümleri sürekli hale getirmek için kurumsal yapılara kavuşturmadan gösterilmekte olan çabalar ne yazık ki geçici başarılar olmaktan öteye gitmeyecektir.

O sebeple medya konusunu öncelikler arasına almakta fayda var.