Alper TAN
Tüm YazılarıDonald Trump, bazı ülkelere ve liderlere daha önce ne demişti, şimdi ne diyor? Trump’ın Körfez turu İsrail’de nasıl karşılık buldu? Bu yazıda ABD ve başkanı Donald Trump’ın değişen/dönüşen politikalarını ve içinde olduğu çaresizlik deryasındaki çırpınışını değerlendireceğiz.
Trump’ın İlk Döneminde Tehditler
ABD, daha önce tehdit ettiği ülkelere muhtaç hale geldi ve şimdi o liderleri tebrik ve takdir ediyor. O liderler mi değişti yoksa ABD mi değişti?
Türkiye’ye Yönelik Tehditler: Trump, 2018’de Türkiye’ye yönelik sert ekonomik tehditlerde bulundu. Rahip Andrew Brunson’ın serbest bırakılmaması gerekçesiyle Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uyguladı ve Türk lirası üzerinde baskı oluşturdu. Ağustos 2018’de Twitter üzerinden “Türkiye’ye büyük yaptırımlar geliyor!” diyerek açıkça tehdit savurdu. Çelik ve alüminyum ürünlerine ek gümrük vergileri getirdi, Türkiye’yi ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya çalıştı. Suriye’de YPG’ye destek vererek Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden adımlar attı ve F-35 programından Türkiye’yi çıkarmakla tehdit etti. Bu dönemde Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kişisel olarak hedef aldı, Türkiye’yi güya “stratejik ortak” olmaktan uzaklaştıran bir tavır sergiledi.
Suudi Arabistan’a Yönelik Tehditler: Trump, Suudi Arabistan’ı ekonomik bağımlılık üzerinden sık sık tehdit etti. 2018’de Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı (MbS) eleştiren Trump, Suudi Arabistan’ı “ABD’nin koruması olmadan iki hafta dayanamazsınız” diyerek açıktan hedef aldı. Suudi Arabistan’ın petrol gelirlerine ve silah alımlarına bağımlı olduğunu ima ederek, “Bize ödeme yapmalısınız” tarzında küçümseyici bir dil kullandı. Bu, Suudi liderliğini hem aşağılayan hem de ekonomik baskıyla hizaya getirmeye çalışan bir yaklaşımdı.
Katar’a Yönelik Tehditler: 2017’de Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’ın Katar’a uyguladığı ambargo, Trump’ın yönlendirmesiyle başlamıştı. Trump, Twitter’da Katar’ı “terörizmi finanse etmekle” suçlayarak ambargoyu haklı gösterdi. Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’yi hedef alan bu söylem, Katar’ın İran ve Türkiye ile yakınlaşmasını engellemeye yönelikti. Trump, Katar’ı yalnızlaştırmak için Suudi Arabistan ve BAE’yi cesaretlendirdi, ancak Katar’ın direnci ve Türkiye’nin desteği bu planı boşa çıkarıldı.
Bu liderler Trump’ın ve ABD’nin kendilerine yaptıklarını unutmuş ya da önemsememiş olabilirler mi? Buna ihtimal vermek hiç de gerçekçi değil…
Trump’ın İkinci Döneminde Övgüler ve Davranış Değişikliği
2025’te Trump’ın söylemi ve davranışları dramatik bir şekilde değişti. Trump şu anda Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ı siyasi, ekonomik ve diplomatik olarak övüyor, liderleriyle yakın ilişkiler kurmaya çalışıyor.
Türkiye ve Erdoğan: Trump, Katar’da yaptığı bir konuşmada “Yarın İstanbul’a gidebilirim” diyerek Türkiye’ye jest yapmak istedi. Fakat ne Erdoğan ne de Putin, Trump’ın İstanbul’a gelmek için adeta çırpınışını hiç dikkate almadı, Erdoğan “buyurun gelin” demedi. Duymazdan geldi. Trump, güya Erdoğan’la geçmişte geliştirdiği kişisel bağı yeniden canlandırmaya çalışıyor. Türkiye’nin Suriye’deki etkisini ve Filistin meselesindeki liderliğini takdir ediyor. Bütün bunlar, Trump’ın Türkiye’nin bölgesel rolünü kabul ettiğini gösteriyor.
Suudi Arabistan ve MbS: Trump, Suudi Arabistan’ı “stratejik ortak” olarak nitelendiriyor ve MbS’ye övgüler düzüyor. Riyad’daki görüşmelerde milyarlarca dolarlık anlaşmalar masaya geldi. Trump, Kaşıkçı cinayeti gibi konuları tamamen unutturmuş görünüyor ve Suudi Arabistan’ı ekonomik iş birliğiyle yüceltiyor. Fakat Trump’ın geçmişte kendisine yaptıklarını MbS’nin unuttuğunu zannetmiyoruz.
Katar ve Al Sani: Trump, daha önce tehdit ettiği Katar Emiri Şeyh Temim’e “büyük lider” diyerek iltifat ediyor. Katar Havayolları’nın Boeing’den 200 milyar dolarlık uçak siparişi, Trump’ın Katar’ı ekonomik bir müttefik olarak gördüğünü gösteriyor. Katar’ın bölgesel arabuluculuğunu ve zenginliğini övüyor. Al Sani de geçmişte Trump’ın kendisine ve ülkesine yaptıklarını unutmuş olamaz…
ABD’nin Çöküşü ve Trump’ın Çaresizliği: ABD, Ortadoğu’da kan ve gözyaşı eken, siyonist İsrail’in hamiliğini yapan bir işgalci güçtür. Trump, ilk döneminde Türkiye’yi, Suudi Arabistan’ı, Katar’ı tehdit ederek bu ülkeleri hizaya getirebileceğini sandı. Dolarla, yaptırımla, ambargoyla bu milletlerin diz çökeceğini düşündü. Ama unuttuğu bir şey vardı: Bu toprakların evlatları, emperyalizme boyun eğmez! Şimdi Trump, çaresizce bu liderleri övüyor, çünkü ABD’nin gücü tükeniyor. Ortadoğu’da yalnızlaşan İsrail, Washington’un sırtında bir kambur oldu.
İsrail’in Yalnızlığı ve İşgalcilerin Kaçışı: Siyonist İsrail, Ortadoğu’da bir kanser hücresi gibi yayılmaya çalıştı, ama artık nefes alamıyor. İsrail her geçen gün daha da yalnızlaştırılıyor. İsrail basını bile “Trump, Filistin Devleti’ni tanıyabilir” diye feveran ediyor. Bu, Siyonist lobilerin kâbusu! ABD, İsrail’i kurtarmak için çırpındı, ama nafile. Ortadoğu, işgalcilerden temizlenecek. Filistin yükselecek, İsrail zayıflayacak, ABD ise bu topraklardan kaçacak.
Trump’ın Körfez temaslarını olağanüstü abartılı bir başarı destanı gibi yansıtması ABD halkı ve Dünyaya sahte bir algı çalışmasından öte değil… Suudi Arabistan, Katar ve BAE’deki tantanalı karşılamalar ABD’ye ne getirecek? Bunun devamına bakmak gerekir. Bölgede herkesin örtülü bir ajandası var. Sonunda kimin kazanacağını yakında görebiliriz. ABD’nin Ortadoğu’daki hegemonyası çatırdıyor. Bu süreç, Filistin’in güçlenmesine, İsrail’in yalnızlaşmasına ve ABD’nin bölgeden çekilmesine zemin hazırlıyor. Emperyalizme karşı direnç sürekli artıyor, Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek umut ışığı parlıyor.
Trump’ın Körfez turu İsrail ve Siyonist çevrelerde nasıl karşılandı?
Donald Trump’ın 3 günlük Körfez temasları ve ABD’nin Hamas ile doğrudan görüşerek anlaşma yapması, İsrail yönetimi, İsrail medyası ve dünya Siyonist çevrelerinde büyük rahatsızlık ve öfkeye sebep oldu. Bu kesimler, Trump’ın İsrail’i bypass eden hamlelerini ve Hamas’a “meşruiyet” kazandıran adımlarını, hem stratejik bir ihanet hem de İsrail’in bölgesel yalnızlaşmasının göstergesi olarak değerlendirdi.
İsrail Yönetiminin Tepkisi
İsrail yönetimi, Trump’ın Hamas ile doğrudan müzakere başlatmasını ve Körfez ziyaretinde programa almayarak İsrail’i es geçmesini sert bir şekilde eleştirdi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, Trump’ın Orta Doğu politikalarından duyduğu hayal kırıklığını kapalı kapılar ardında dile getirdiği bildirildi:
İsrail Medyasının Tepkisi
İsrail medyası, ABD-Hamas anlaşmasını “eşi benzeri görülmemiş” bir gelişme olarak nitelendirerek, Trump’ın Netanyahu’yu dışlayıp Hamas’a meşruiyet kazandırdığını vurguladı. Özellikle, Hamas’ın ABD-İsrail vatandaşı bir askeri serbest bırakma anlaşması, İsrail’de öfkeye yol açtı:
Dünya Siyonist Çevrelerinin Tepkisi
Siyonist çevreler, Trump’ın Hamas ile anlaşmasını ve İsrail’i ziyaret programına dahil etmemesini, ABD-İsrail ittifakına bir darbe olarak gördü. Hamas’ın “terörist” statüsünden çıkarak diplomatik bir aktör gibi muamele görmesi, bu çevrelerde şok etkisi yaptı.
Bazı Siyonist yorumcular, Trump’ın bu hamlelerinin İsrail’in Gazze’deki askeri hedeflerini baltaladığını ve Hamas’ın siyasi gücünü artırdığını savundu.
İsrail yönetimi, medyası ve Siyonist çevreler, Trump’ın Körfez temaslarında İsrail’i dışlamasından ve ABD’nin Hamas ile doğrudan görüşerek anlaşmasından açıkça rahatsız. Netanyahu’nun “hayal kırıklığı” ve İsrail medyasının “tokattan” bahsetmesi, bu adımların İsrail’de bir ihanet olarak algılandığını gösteriyor. Hamas’a kazandırılan “meşruiyet” ve İsrail’in yalnızlaşması, bu kesimlerde kaygı ve öfkeyi yükseltiyor. Trump’ın ekonomik çıkar odaklı politikası, İsrail’in stratejik konumunu zayıflattığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Dünyadaki ve bölgedeki olayların gidişatı göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin çaresizliği, İsrail’in tükenişi açıkça anlaşılmaktadır. Gazze ve Filistin için de bir asırdan fazla devam eden mücadelenin zaferle sonuçlanacağı günlere çok yakın olduğumuzu düşünüyoruz.
Alper Tan
16 Mayıs 2025
Güncel Yazıları
القدر يفرض علينا "الاتحاد"-Analiz
14 Mart 2026
قدر ما را به «وحدت» وادار میکند-ANALİZ
13 Mart 2026
Fate Forces Us to Be United
13 Mart 2026
Kader, Bizi “Birlik” Olmaya Zorluyor
11 Mart 2026
Laiklik Zımbırtısı ve MEB’in Ramazan Ayı Genelgesi
25 Şubat 2026
İsrail, Yahudilik-Hristiyanlık-İslam’ı “Birleştirip” “İbrahimi Din” Üretmek İstedi..
19 Şubat 2026
İlginç Bilgiler... Epstein Pisliği Nedir, Ne Değildir? Alper Tan İki Sene Önce Yazmış..
02 Şubat 2026
The Western Order Has Failed, Türkiye Can Lead the New Order
31 Ocak 2026
Batı’nın Düzeni İflas Etti, Yeni Düzene Türkiye Liderlik Edebilir
30 Ocak 2026
Dost Acı Söyler: Netanyahu Gibi Yaşayıp Selahaddin Olamazsın!
26 Ocak 2026
Tarih Tekerrür Ediyor, ABD’ye Sırtını Dayayanlar Sırtüstü Devriliyor
19 Ocak 2026
Hakan Fidan’a Niçin Saldırıyorlar?
23 Aralık 2025
BU BİR ULUSAL GÜVENLİK VE BEKA SORUNU: TV’lerdeki Yayınlar, Kitleleri Zehirliyor..
16 Aralık 2025
Çatışma Çözümleri Konusunda Batı ile Türkiye Farkı
24 Kasım 2025
قهرمانان پنهان پیروزی غزه و شهادت کودکان-Analiz
11 Ekim 2025