Alper TAN
Tüm YazılarıYontma Taş Devrinde beyinleri dondurularak yeni nesillerin görüp ibret alması maksadıyla müzelik olarak saklanan 168 kişi bir bildiri yayınlayarak “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” dediler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda milli değerleri etkinliklerle anlatmasına dair genelgeye uyuz olmuşlar.
Bu pusulası olmayan o sebeple de yönünü bir türlü bulamayan zavallı güruh o kadar cahil ki daha önce ne dediklerini ne yaptıklarını bile hatırlamıyorlar. Bunlar 2006’da adına “Cumhuriyet Mitingleri” dedikleri toplantılar düzenleyerek bu milletin mukaddesatına dil uzatıyor “Ordu Göreve” dövizleri ile darbe istiyorlardı. Gazetelerinde “Genç Subaylar Rahatsız” manşetleri atarak hükümete askerin silahını gösteriyorlardı. Sonra da çokbilmiş edalarıyla irad edilen konuşmalarda “demokrasi,” “fikir ve ifade özgürlüğü,” “çok seslilik” gibi cilalı laflar ediyorlardı.
Bunların TSK’daki üniformalı yoldaşları, Mevlid Kandili’nde ortaokul çocukları ilahi okudu diye 27 Nisan 2007’de hükümete muhtıra vermişti. Laiklik o zaman da “elden gidiyordu!” Ama gitmemiş olacak ki 19 sene sonra yine “laiklik elden gidiyor” diye viyaklıyorlar.
O sene yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçiminde karısı başörtülü olduğu için Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün aday gösterilemeyeceğini söylüyorlardı. “Özde” ve “Sözde” laiklik gibi Yontma Taş Devrinden kalma kavramlar çıkarıyorlardı.
2007’de Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildi. 7 yıl bu görevde kaldı. Süresi dolduğu zaman AK Parti’nin Gül’ü tekrar aday yapmayacağı anlaşılınca, bu günlerde laiklik bildirisi yayınlayan zihniyetin mensuplar, “Abdullah Gül tekrar aday olsun” demeye başladılar. Onun ne kadar iyi bir cumhurbaşkanı olduğunu anlattılar. Şimdilerde en sıkı “Abdullah Gül destekçisi” haline geldiler. Hatta bazı CHP’li isimler önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı gösterebileceğini açıkladılar.
Cumhuriyet mitingleri ile laiklik gösterileri yapan, Müslümanlara irticacı damgası vurmaya çalışan güruh, 1950’den bu yana bir türlü iktidara gelememiş olmanın sebeplerini anlayınca dindar kesimlere açılım sayılabilecek bir yöntem denediler. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu dönemde, daha önceleri “mürteci” dedikleri kesimlerin oylarını alabilmek için başörtülü, mütedeyyin ailelere ziyaretler yaptılar. Mütedeyyin insanlara karşı olmadıklarına toplumu inandırmaya çalıştılar. Muhafazakar kesimlerin oylarını alabilmek için samimiyetsiz politikalar geliştirdiler. Laiklik kılıfı altında aslında İslam’a ve Müslümanlara karşı olan bu güruh, inanan insanlara dalkavukluk yaparak 2014 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Genel Sekreteri Ekmelettin İhsanoğlu‘nu Cumhuriyet halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi.
1999 seçimlerinde başörtülü milletvekili olduğu için bunlar, Merve Kavakçı’yı TBMM’de linç edenlerdir. Bunlar, 28 Şubat darbesine şakşakçılık yapıp Refahyol hükümetini deviren, Fazilet Partisi’nin kapatılmasına bayram eden ama Necmettin Erbakan, Tayyip Erdoğan ve AK Parti’ye karşı mücadele etmeye başlayınca, Erbakan’ın “ne kadar yerli ve milli bir lider” olduğuna dair nameler dizen yolsuzlardır.
Darbeci askerlerce Refah Partisi iktidarının devrilmesine zil takıp oynayan, sonra kurulan Fazilet Partisi’ni Anayasa Mahkemesi’nin kapatmasına destek veren ama devamında aynı siyasetçilerin kurduğu Saadet Partisi ile “Millet İttifakı” kuran dengesizlerdir.
Bunlar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak gösterip kampanya sırasında yerlere göklere sığdıramazken, seçimi kaybedince aynı Kılıçdaroğlu’na her türlü hakareti reva görüp, çeşitli hile, desise ve rüşvet çarkını işletip ona kumpas kuran zihniyettir.
2005-2010 arası dönemde Türkiye’yi Malezyalılaşmakla, İranlaşmakla, mahalle baskısı yapmakla suçladılar. Şimdiyse İsrailleşmekten, Talibanlaşmaktan bahsediyorlar. Zerre kadar tutarlılık, zeka ürünü bir fikir yok bunlarda.
Yayınladıkları bildiride şöyle diyorlar. “Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte ‘Talibanlaştırma’ baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür. Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.”
Beyinleri lağım çukuru gibi olduğu için insanlığın doğum yeri olan bu coğrafyaya “Ortadoğu bataklığı” diyecek kadar ileri gidiyorlar. Muhtemelen bunların medeniyet zannettiği yer Epstein Adası’dır.
Laiklik bildirisi yayınlayan bu güruh, Türkiye’yi güya aşağılamak için Taliban benzetmesi yapmış. Taliban Afganistan için yerli ve milli bir harekettir. Ülkesinin Düşman işgaline karşı 20 sene savaşmış ve dünyanın en güçlü işgalci devletlerinin sırtını yere vurmuştur. Bu bildirici eblehler ise sürekli olarak milletimize devletimize saldıran düşmanlarla işbirliği yapmışlardır.
Hiç utanmadan arlanmadan Türkiye’de İsrail ve ABD planları uygulanıyor demiyorlar mı bir de..!
Yahu siz, 29 aydan bu yana aralıksız devam eden katil İsrail’in uyguladığı soykırıma hiç tepki gösterdiniz mi? Gazze’de ölen bebekler ve diğer masumlara dair içinizden kaç kişi sosyal medyasında rahatsızlığını izhar etti. Gazetelerinizde televizyonlarınızda acaba rutin haricinde ne yaptınız bu konuda? Mesela İsrail soykırımı hakkında niçin bir bildiri yayınlamak aklınızın köşesinden geçmedi?
Boğaziçi Üniversitesi’ne inançlı bir rektör geldi diye üniversitenin bahçesinde, yaprağı, meyvesi tamamen dökülmüş kurumuş, işe yaramaz kazıklar gibi aylarca dikilerek protesto eylemi yapan sözde bilim adamları Gazze’deki İsrail soykırımına dair niçin bir gün dahi olsa öyle kazık gibi dikilme eylemi yapmadılar?
Bunlar, Türkiye’de İsrail ve ABD planları uygulanıyor diyorlar ama kuyruklu yalan söylediklerini en iyi kendileri biliyor. Şu sıralar İsrail’in dünyada en nefret ettiği ülke kesinlikle Türkiye’dir. Laiklik bildirisi yayınlayanlar da ABD ve İsrail’in bu ülkedeki en sadık bendeleridir. Öyle bildiri, filim fırıldak döndürerek bu gerçeği örtemezler. Eğer Türkiye’de ABD ve İsrail projeleri uygulansa idi o projelerin içinde ve başında bu bildiri yayınlayanlar görev alırdı…
Cemaat yurdunda bir densiz herif, çocuklarla uygunsuz işler yaptığında Türkiye’deki bütün Müslümanlar sapıkmış gibi yaygara koparan bu güruha soruyoruz: İsrail/MOSSAD tezgahı olarak dünyada önde gelen binlerce etkili ve yetkili ismi tuzağa düşüren bir bataklık çıktı. Burada binlerce kız ve erkek çocuğa, dünyaca ünlü sapıklar tarafından tecavüz edildiği belgelendi. Önümüzdeki süreçte muhtemelen MOSSAD’ın bu casusluk şebekesinde, 3-5 yaşlarında binlerce çocuğun kanlarının içildiği ve etlerinin de vahşice yenildiği ortaya çıkacaktır. Türkiye’deki cemaat yurdunda çıkan olaya gösterdiğiniz tepkinin binde birini bu Epstein alçaklığı için gösterdiniz mi? Neden göster(e)mediniz?
Sizin bu bildirinize kıymet atfederek karşılık vermeye değmez ama adınızın önünde veya arkasında yazılan unvan veya görevlerden dolayı söylediklerinizi ciddiye alan kesimler için bunu yazıyoruz.
2012’de Başbakan Erdoğan, “Biz dindar nesil yetiştirmek istiyoruz” dediğinde bu güruh “Kindar nesil yetiştirmek istiyorlar” diye çarpıtarak yaygara kopardılar. Tayyip Erdoğan, 23 senedir iktidarda. Bu ülkenin halkının hiçbir kesimine kin tuttuğu görülmedi. Aksine Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren bu bildirici cenahın zihniyetinin “kindar politikalarına” muhatap olarak ötekileştirilen Aleviler, Kürtler gibi kesimlerin sorunlarının çoğu bu iktidar zamanında çözüme kavuşturulmuştur. Üstelik bu mücadele şu laiklik bülbülü işbirlikçilerin bozguncu tuzaklarına rağmen yapılmıştır. Gayrimüslimlerin ibadethaneleri bizzat devlet tarafından yapılmış ve bunlar Cumhuriyet tarihinde en huzurlu yıllarını bu iktidar döneminde yaşamışlardır. Fakat şu laik yarasaların bu millete kini, nefreti ve düşmanlığı hiç azalmadı. Bu kini, bu nefreti her fırsata kusmaya devam ediyorlar.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri konusunda yayınladığı genelge üzerinden laiklik krizi çıkarmaya çalışanlar şunu iyi bilmeli ve anlamalı: Sizin özlemle beklediğiniz, yokluğunda yas tuttuğunuz o günler bir daha gelmeyecek artık. Kendinizi buna alıştırın.
Bu ülkenin en asgari yüzde sekseni mütedeyyin Müslüman. Sizler de bu ülkenin ferdi olarak yaşıyorsanız bu milletin inançlarına, değerlerine saygı duyacaksınız, bu milletin evlatlarının nasıl yetiştirileceğine asla sizler karar veremezsiniz, veremeyeceksiniz. Bu millet sizin gibi imansız, inançsız, değerlerini yitirmiş insanlardan çok çekti. Artık yeter. Bu milletin mukaddesatı ile değerleri ve inançlarıyla daha fazla oynamaya kalkışmayın. Aksi takdirde bu millet, bildiri nasıl yazılır, nasıl verilir bunu iyi bilir ve çok daha iyisini sizlere gösterir.
Her tarafımızı saran LGBT sapıkları hiç çekinmeden sere serpe boy gösterirken, ortaokullara kadar inen uyuşturucu kullanımı var iken, TV kanallarında ve sosyal medyada aile ortamını bozan, İslam’a karşı kirli propaganda var iken bunlara sesini çıkarmayanların hedefi bellidir.
Bu kararname doğrultusunda milli değerlerimizin ve mukaddesatımızın genç kuşaklara etkinliklerle kalıcı şekilde öğretilmesi Milli Eğitim Bakanlığı’nın zaten asli görevidir. Açılan kapılar ve başlayan etkinlikler çok önemli ve çok değerlidir.
Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’le ile Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde uzun yıllar birlikte çalıştık. Onun vatan, millet, bayrak sevdasına, imanına ve ümmet bilincine şahidiz. Asla aşırılığı olmayan ancak iman ettiği değerlerine, vatan, millet sevdasına, davasına sonuna kadar sımsıkı sarılan kudretli bir duruşu vardır. Ülkesine yabancılaşmış olan işbirlikçi kesimlerin laiklik zımbırtısından çekinip geri adım atacak biri değildir. Milletimiz bu tartışmaları sessizce ve derinden izlemekte ve atılan milli-manevi adımlardan son derece memnun kalmakta ve Milli Eğitim Bakanı’mızın ardındadır.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli milletin sesini ve duygularını en doğru, en güçlü ve en gür şekilde dile getirmiştir.
Türkiye derin sularda ağır ağır hedefine doğru kararlı şekilde yol almaktadır. Rotası çok net ve hedefi bellidir. Zihniyet olarak bu, nesli tükenmek üzere olan cenahın sinek vızıltısı gibi tepkileri bu rotayı bu hedefi değiştiremez.
Onların ağa babaları bu rotayı değiştiremedi; bu işbirlikçi taşeronlar mı değiştirebilecek?
Ama çıldırsınlar çıldırdıkları kadar, uyuyan dev uyanmış ve Allah’ın izniyle kükremeye başlamıştır…
Alper Tan
25 Şubat 2026
Güncel Yazıları
İsrail, Yahudilik-Hristiyanlık-İslam’ı “Birleştirip” “İbrahimi Din” Üretmek İstedi..
19 Şubat 2026
İlginç Bilgiler... Epstein Pisliği Nedir, Ne Değildir? Alper Tan İki Sene Önce Yazmış..
02 Şubat 2026
The Western Order Has Failed, Türkiye Can Lead the New Order
31 Ocak 2026
Batı’nın Düzeni İflas Etti, Yeni Düzene Türkiye Liderlik Edebilir
30 Ocak 2026
Dost Acı Söyler: Netanyahu Gibi Yaşayıp Selahaddin Olamazsın!
26 Ocak 2026
Tarih Tekerrür Ediyor, ABD’ye Sırtını Dayayanlar Sırtüstü Devriliyor
19 Ocak 2026
Hakan Fidan’a Niçin Saldırıyorlar?
23 Aralık 2025
BU BİR ULUSAL GÜVENLİK VE BEKA SORUNU: TV’lerdeki Yayınlar, Kitleleri Zehirliyor..
16 Aralık 2025
Çatışma Çözümleri Konusunda Batı ile Türkiye Farkı
24 Kasım 2025
قهرمانان پنهان پیروزی غزه و شهادت کودکان-Analiz
11 Ekim 2025
Gazze Zaferinin Gizli Kahramanları ve Bebeklerin Şehadeti
10 Ekim 2025
آمریکا، اسرائیل و اروپا شکست خوردند، حماس و قدرت پشت سر آن در حال پیروزی است-Analiz..
06 Ekim 2025
أمريكا وإسرائيل وأوروبا خسروا، وحماس ومن يقف خلفها يربحون!-Analiz..
06 Ekim 2025
The U.S., Israel, and Europe Have Lost — Hamas and Its Backers Are Gaining
06 Ekim 2025
ABD, İsrail ve Avrupa Kaybetti, Hamas ve Arkasındaki Güç Kazanıyor
01 Ekim 2025