Alper TAN

Tüm Yazıları

Dünyayı Dönüştüren Aksa Tufanı’nın 3 Yılı

07 Ekim 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

7 Ekim 2023’te gerçekleşen ve İsrail devletini hiç beklemediği zamanda ve biçimde felce uğratan Aksa Tufanı’nın üzerinden 3 yıl geçti. Daha ilk günlerden itibaren yaptığımız bütün değerlendirmelerde bunun sadece Gazze ile sınırlı yerel bir çatışma olmadığını vurguluyor ve küresel düzeyde sonuçları olacak bir hedefle başlatıldığını hatırlatıyoruz.

Aksa Tufanı Harekâtı ile başlayan savaş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan “zalim uluslararası sistem”i ayakta tutmak isteyenlerle, bu düzeni yıkıp daha adil bir dünya nizamı kurmak isteyenler arasındaki küresel mücadelenin sembol cephesidir. Gazze’ye yalnızca 365 km2’lik dar bir kıyı şeridi olarak bakmak derin bir yanılgıdır; Aksa Tufanı, Filistin meselesinin ötesinde İslam’ın direniş ruhunun ve insanlık davasının küresel bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.

Hamas’ın (El-Kassam Tugayları’nın) hedefleri 

Bu operasyonun hedefleri çok katmanlıdır. Peki bunlar nelerdir?

Kabaca şöyle sıralayabiliriz.

- İsrail’in “dokunulmaz ve yenilmez devlet” olduğu efsanesini yıkmak.

-İsrail’i önce yalnızlaştırmak, ardından stratejik olarak zayıflatmak ve parçalanmasına zemin hazırlamak.

- İsrail’in arkasındaki küresel destek hattını (ABD, Avrupa, bazı Arap ülkeleri ve diğer destekçiler) germek, ilişkilerini bozmak ve bu bozguncu sahte devleti yalnızlaştırmak…

-1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan bütünleşik bağımsız bir Filistin Devleti kurmak.

-Siyonizm’in küresel gücünü yok etmek.

- ABD’nin “durdurulamaz süper güç” mitini çürütmek.

- İkinci Dünya Savaşı’ndan beri hüküm süren modern uluslararası düzeni çözmek ve yeni, daha adil bir nizamın yolunu açmak. 

Bu hedefler, salt askeri bir zafer arayışından ziyade algısal, siyasi ve stratejik bir dönüşümü amaçlamaktadır.

Hedeflere ne kadar ulaşıldı? 

Bize göre, üç yılı aşkın süreçte bu hedeflere önemli ölçüde ulaşıldı. Harekât, yer-zaman-kuvvet unsurları açısından kusursuz planlanmış ve icra edilmiştir. Binlerce roket, sınır ihlalleri, askeri üslerin ele geçirilmesi ve esir alınmasıyla İsrail’in istihbarat ve güvenlik mimarisi birkaç saat içinde felce uğratılmıştır; “Dokunulmaz devlet” algısı paramparça olmuştur. Hamas direnişi, algı savaşlarını ustaca yöneterek anlatı hâkimiyetini kendi lehine çevirmiştir. Küresel medya kontrolünü elinde bulunduran Siyonist yapılanmaya rağmen Gazze Soykırımını ve Bağımsız Filistin Devleti kuruması idealini gündemin birinci sırasında tutmayı başarmıştır. Avrupa’nın ortasında devam etmekte olan Ukrayna-Rusya savaşının dünya gündeminde işgal ettiği alanla kıyaslandığında bu açıkça görülmektedir.

7 Ekim’den önce Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde Filistin Devleti'ni tanıyan ülke sayısı 136 iken bugün itibariyle (Vatikan ile birlikte) 157’ye çıkmıştır. Henüz tanımayan pek çok ülke tanıma hazırlığı yapmaktadır. Bu artış, Filistin Davası’nın küresel anlamda haklılığının ve meşruiyetinin açık bir göstergesidir.

Sadece Gazze’deki yıkıma odaklananlar küresel tablodaki değişimi kaçırmaktadır; asıl başarı, İsrail’in ve arkasını dayadığı sistemin uzun vadeli zayıflamasındadır. Netanyahu yönetiminin savunduğu “kesin zafer” iddiası gerçekleşmemiş, “ertesi gün planı” artık Filistinliler için değil İsrail’in kendi varlığını sürdürmesi için daha kritik hale gelmiştir. Bundan böyle ne İsrail, ne Filistinliler ne de dünya 7 Ekim öncesine dönebilir.

İsrail üzerindeki etkisi

Aksa Tufanı, İsrail’e ağır bir psikolojik, askeri ve stratejik şok yaşatmıştır. Yıllardır övündüğü güvenlik duvarı ve istihbarat üstünlüğü birkaç saat içinde aşılmıştır. Süreç, ani ve kısa süreli savaşlara alışık olan İsrail’i sürekli bir yıpratma savaşına çekmiş; ordu ve toplum üzerinde derin yaralar açmıştır. 7 Ekim zafiyetinin sorumluluğu hükümet ile asker ve istihbarat birimleri arasında derin bir kırılmaya, karşılıklı güvensizliğe yol açmıştır, herkes birbirini suçlamaya devam etmektedir.

Tünellerde zor şartlarda savaşan İzzettin Kassam Tugayları karşısında havadan bombalama dışında bir başarı elde edemeyen İsrail ordusunun binlerce askeri ağır psikolojik travmalar yaşamaktadır ve silah altına alacak asker bulmakta zorlanmaktadır. Yıpranan uçakları, helikopterleri, tankları ve stokları tükenen hava savunma sistemleri sebebiyle savaşı sürdürme kapasitesini kaybetmektedir. Nitekim, 28 Şubat’ta başlayan ABD’nin İran’a saldırılarına bu yüzden destek verememiştir. Ekonomisi çökmüş, zenginleri ülkede gelecek umudunu yitirdiği için hızla göç etmektedir.

İsrail, Gazze’de mutlak bir zafer kazanamamış, aksine varoluşsal bir çıkmaza sürüklenmiştir. Ülke içinde aşırı sağcılar ile laik kesim arasında kaçınılmaz bir iç savaş beklentisi oluşmuştur.

Tel Aviv’in durumu, “çekirge gibi parça parça işgal” politikasının artık sürdürülemez hale geldiğini göstermektedir.

Siyonizm üzerindeki etki 

Siyonizm, “tılsımını kaybetmektedir”. Küresel kamuoyunda bir ideoloji olmaktan çıkıp “küresel bir suç örgütü” olarak algılanma tehdidiyle yüzleşmektedir. İsrail’in işlediği soykırıma verdiği destek Batı’nın insan hakları söyleminin ikiyüzlülük olduğunu gözler önüne sermiş, Siyonist propaganda ve tehdit-şantaj yöntemleriyle elde edilen kazanımlar sarsılmıştır. Direnişin kararlılığı, Siyonizm’in meşruiyet zeminini kökünden sarsmıştır.

Diaspora Yahudileri İsrail’in suçları sebebiyle yaşadıkları ülkelerde baskı altına girmiş, kimliklerini gizlemek zorunda kalmışlardır. İsrail’i reddeden Hasidik Yahudilerin sesi daha çok çıkmaktadır ve Beyaz Saray’da bile Yahudilerin temsilcisi olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

İsrail’i destekleyen ülkelerin tavırları 

İlk başta İsrail soykırımına göz yuman ve destek veren ülkelerin tavırları son bir yılda belirgin bir sorgulama sürecine evrilmiş, onlarca ülkenin münasebetleri tersine dönmüştür. ABD’nin desteği devam etse de her an kopabilir duruma gelmiş; yapılan anketlerde Hamas’ı destekleyen Amerikalıların oranı İsrail’i destekleyenlerin üzerine çıkmıştır. Artık İsrail’in “durdurulamaz güç” imajı ortadan kalkmış, anlatı hâkimiyeti zayıflamıştır. Avrupa ülkelerinde kamuoyu baskısı artmış, resmi politikalar ile toplum arasındaki uçurum büyümüştür. Destek hatları tamamen kopmamış olsa da ilişkiler gerilmiş, “kopma” süreci işlemeye başlamıştır. Batı, insan hakları söylemindeki tutarsızlığı nedeniyle itibar kaybına uğramıştır.

İsrail küresel bir izolasyonla karşı karşıyadır.

Uluslararası düzen üzerindeki etki 

Aksa Tufanı, 1945 sonrası küresel düzenin çözülüşünü hızlandıran bir katalizör olmuştur. Zalim sistemin sahipleri ile bu sistemi yıkmak isteyenler arasındaki mücadelede direniş cephesi algısal ve stratejik üstünlük kazanmıştır. ABD, Avrupa ve İsrail ekseninin hâkimiyeti sorgulanmakta; yeni bir nizam arayışı güçlenmektedir. Bu savaşı yalnızca yerel bir çatışma olarak görenler yanılgıya düşüyorlar, asıl mücadele küresel düzenin geleceği etrafında dönmektedir.

Müslümanların bir araya gelmesine etkisi

Aksa Tufanı, bir asırdır birbirinden kopuk ve yer yer düşmanca yaşayan İslam ülkelerinin yeniden bir araya gelerek yeni dünya düzenindeki yerlerini alma mücadelesinin başlamasına vesile olmuştur. Taliban, Iraklı mücahitler, HTŞ ve Hamas’ın hegemon devletlere karşı başarıları destansı zaferlerdir. Bunlar yalnızca Siyonizm’i ve küresel güçleri zayıflatmakla kalmamış, diğer mazlum milletlere cesaret vermiş ve İslam dünyasında ortak bilinç ile dayanışma duygusunu güçlendirmiştir. Bazı Arap ülkelerinin İsrail ile normalleşme süreçleri sekteye uğramış, Filistin’i dışlayan hesaplar bozulmuştur. Diğer yandan Mekke Savunma İttifakı gibi girişimler bu perspektiften umut verici adımlar olarak geleceğe ışık tutmaktadır.

Kısacası, Hamas direnişinin kararlılığı, Müslüman kamuoyunda ortak bir direniş ruhunu ve toparlanma potansiyelini güçlü bir şekilde yeniden canlandırmıştır.

Dördüncü yılına girerken Aksa Tufanı’nı planlayanları, uygulayanları tekrar tebrik ediyor, bütün şehitleri rahmet ve minnet ile hatırlıyor ve nihai zaferin ilanı için Allah’a gönülden dua ediyoruz.

Alper Tan

7 Ekim 2026

 

 

Güncel Yazıları

Four Organizations That Shattered the World Order: The Taliban, the Iraqi Mujahideen,..

01 Ekim 2026


Dünya Düzenini Yıkan Dört Örgüt: Taliban, Iraklı Mücahitler, Hamas ve HTŞ

29 Eylül 2026


Analiz- اتفاق مكة، وقع أقدام الجيوش الإسلامية، وبشارة الوحدة الإسلامية..

12 Ağustos 2026


توافق مکه، طنین گام‌های ارتش‌های اسلامی و نوید وحدت اسلامیAnaliz-..

11 Ağustos 2026


Mekke Anlaşması, İslam Ordularının Ayak Sesleri ve İslam Birliğinin Muştusu

10 Ağustos 2026


Analiz-  معنى الحرب التي بدأت في غزة وأضرمت النار في الشرق الأوسط وغيّرت العالم..

02 Ağustos 2026


The Meaning of the War That Began in Gaza, Set the Middle East Ablaze, and Changed th..

31 Temmuz 2026


Gazze’de Başlayıp Ortadoğu’yu Yakan ve Dünyayı Değiştiren Savaşın Anlamı..

30 Temmuz 2026


Analiz-إلى أن يتم التوصل إلى اتفاق سلام نهائي في أوكرانيا، فلتتولَّ تركيا حماية المنا..

24 Temmuz 2026


Analiz-تركيا التي تلقت الضربات من الناتو طوال سبعين عامًا، وصلت في الذكرى العاشرة لآخ..

24 Temmuz 2026


پیشنهاد واگذاری حفاظت و تضمین امنیت مناطق اشغالی اوکراین به ترکیه تا زمان دستیابی به ..

18 Temmuz 2026


Ukrayna’da Kesin Barış Anlaşması Yapılana Kadar İşgal Altındaki Bölgelerin Korumasını..

16 Temmuz 2026


For 70 Years, Türkiye Was Struck by NATO Coups—Now, on the 10th Anniversary of the Ju..

10 Temmuz 2026


70 Yıldır NATO’dan Darbe Yiyen Türkiye Son İşgal Girişimi 15 Temmuz’un 10. Yılında NA..

08 Temmuz 2026


Israel’s End: U.S. Ties Crumble, Isolation Deepens, and History Passes Judgment!

04 Temmuz 2026

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA