Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Kara Ölüm

Mithat IŞIK
30 Mart 2020 16:05
A-
A+

Milyonlarca insanın ölümüne sebep olan salgın bulaşıcı hastalıklar, tarihin her döneminde toplumların siyasal, sosyal, kültürel, bilimsel, ekonomik, demografik ve askeri yapılarını etkileyen felaketlerdir. Bu salgın hastalıklar tarihin bazı dönemlerinde insanların kitleler halinde ölümlerine neden olmuştur.

Salgın hastalıklar orduları da etkilemiştir. Orduları sağlıklı ve güçlü olanlar varlıklarını sürdürürken orduları zayıf olanlar içinde bulundukları diğer şartların etkisi ile de tarih sahnesinden silinmişlerdir. Yirminci yüzyıldan önceki savaşlarda salgın hastalıklardan ölenlerin sayısının, yirminci yüzyıla göre daha fazla olduğu görülmüştür.

1347-1352 yılları arasında ‘KARA ÖLÜM’ olarak adlandırılan ve sadece birkaç yıl içerisinde en azından Dünyanın çeyrek nüfusunun ölümüne sebep olan büyük veba salgını (KARA ÖLÜM) farklı yönleri iler Osmanlı Devleti’ni de etkilemiş aynı zamanda KARA ÖLÜM Osmanlı Devleti’nin yükselişinde de önemli rol oynamıştır.

1346’da Kırım’a gelen Karadeniz kıyılarına yayılan ve hemen ardından 1347’de Konstantinopolis’e yayılan KARA ÖLÜM aynı zamanda 1347’de Anadolu’da da yayılmıştır.

Kara Ölüm (Veba) ortaya çıktığında Bizans Devleti kriz içerisine düşmüştür. Bu olay Bizans Devleti’nde tahribat yaratmıştır. Bunun sonucu olarak Konstantinopolis kentinin nüfusu azalmıştır. 1453’te Fatih Sultan Mehmet Konstantinopolis’i fethettiğinde Bizanslılar kenti savunmak için 30000-50000 arasında nüfusa ve 7000-8000 askere sahiptiler. Veba daha çok deniz kıyısından kemirgen hayvan taşıyan gemiler yoluyla yayılmıştır. Bu nedenle denize kıyısı olan devletler vebadan daha çok etkilenmiştir. Ege Denizi ve Akdeniz’de yer alan Türk beylikleri Karaman, Menteşe, Aydın ve Saruhan veba salgınından tahrip edilmişlerdir. Bu durumdan yalnız Bizans değil, Memlüklüler de derinden etkilenmiştir. Memlüklüler XIV. yy sonlarında bir kriz yaşıyorlardı. Salgın hastalık veba Memlük ordusunu son derece zayıflatmıştır. Osmanlılarda Bursa, İznik, İzmit gibi şehirlerde veba etkisi hakkında yazılı kayıtlar bulunmasa da Arap kaynakları ‘Kara Ölüm ’ün Küçük Asya kıyılarını tahrip ettiğinden bahsetmektedir. Ancak Kara Ölüm (veba) Osmanlı’yı derinden etkilemiştir. Büyük ölçüde göçebe olduğundan Osmanlı Beyliği rakiplerinden daha az etkilenmiştir.

Kemirgen hayvanlardan yayılan veba yerleşik nüfusu derinden etkilerken hareket halinde olan Osmanlılar daha az zarar görmüştür. Dolayısıyla veba salgını boyunca Osmanlılar Anadolu ve Balkanları ele geçirmiştir. Buna ek olarak Güneydoğu Avrupa’nın nüfusunun azalması da Osmanlı2nn genişlemesine yardımcı olmuştur.

1500’lü yıllarda Napolyon Haiti Adası’nın ele geçirilmesi ve sömürge yapılması için 18 general ve 50000 askeri görevlendirmiştir. O yıllarda Haiti’de Afrika kökenli “Sarıhumma Salgını” baş göstermiştir. Salgın Fransız ordusunda büyük kayıplara sebep olmuş, 50.000 askerden ancak 3.000 asker Fransa’ya dönebilmiştir. Bu olaydan sonra Fransa Kuzey Amerika’daki hedeflerinden vazgeçti Bu durum ABD’nin kıtada güçlenmesine neden oldu. Bunun neticesinde Fransa Kuzey Amerika’daki sömürgelerini terk etti.

Geçmişte yaşanan hastalıklardan binlerce hatta milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. 1800-1900 yıllarında Afrika’da sığır vebası hastalığı baş göstermiş, Afrika’daki sığırların %80’i bu hastalıklardan öldü. Bu durum toplumda çöküşe, açlığa neden oldu. Bu karışıklıklardan Afrika’yı paylaşmayı planlayan 14 Avrupa ülkesi faydalandı. Nerdeyse Afrika’nın tamamı Avrupa’nın sömürgesi oldu.

Günümüzde yaşadığımız ve tüm dünyayı etkileyen korona salgınının çıkış nedenleri yayılma şekli, sonuçlarını neler olacağı çok iyi incelenmelidir. Bu sorun, din, ırk, dil, ülke ayrımı yapmadan küresel olarak ele alınmalıdır.

Yeni bir dünyayı nasıl inşa ederiz bunu düşünmeliyiz. Bütün bir insanlık için yeni bir anayasa mı hazırlayıp uygulamaya konmalı bunu düşünmeliyiz.

Hor kullandığımız dünya insanlardan intikamını alıyor. İnsanoğlunun basit ve doğaya saygılı bir yaşama geçmesini sağlamalıyız. İnsanlar haksız kazanma hırsından vazgeçmelidir. Hak, hukuk ve adalet ilkesi öne çıkarılmalıdır.

İnsanlar artık şunu iyi bilmelidir ki silaha yapılan yatırım ölü yatırımdır. Günümüze kadar yapılan tüm savaşların galibi bir avuç zengin ve hırs sahibi kişiler olmuştur.

Savaş alanlarında insanlar ölürken parayı, şöhreti, madalyayı o bir avuç zengin iş insanı, ihtiraslı politikacı ve bir kısım askerler alır.

Düşman görünmüyor, öldürüyor. Nerede milyarlarca lira harcanarak üretilen silahlar, nükleer füzeler, denizaltılar, modern uçaklar vs.

İnsanlık ders almazsa gelecek tehlikenin ne kadar büyük ve öldürücü olacağını tahmin bile edemeyiz. Bu virüs insanoğlunun o kibrini yerle bir ediyor. Füzelerin. Atom bombalarının, nükleer silahların yapamadığını yapıyor ve o mağrur ve medeni batının bütün kalelerine, saraylarına giriyor. Onları hapsediyor. Servetle nimetle şımarmış saltanat sahiplerini din, ırk, dil ayırt etmeden düzenlerinin, sistemlerinin altını üstüne getiriyor.

Bu virüs acıyor ve merhametli davranıyor. Kime mi acıyor? Çocuklara… Onlara bulaşmıyor. Gençleri de koruyor ve kolluyor. Yani insanoğlunu unuttuğu ADALET, SEVGİ ve MERHAMET KAVRAMLARINI MASUMLARA UYGULUYOR. ONLARI KRUYOR. Gençliğe fırsat tanıyor. Ders almasını ve gelecekteki yaşamını BİLİM, ADALET, SEVGİ ve MERHAMET ÜZERİNE KURMASI GEREKTİĞİNİ FISILDIYOR.