Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Müslümanların Birlik Olma Zamanı. Çünkü!

Alper TAN
28 Ağustos 2021 14:15
A-
A+

İnsan hakları kavramı modern uluslararası sistemin kullanımı açısından son derece elverişli, sihirli kavramlardan biridir. Kulağa son derece hoş gelir. Hedef ülkeyi istikrarsızlaştırmak, sıkıştırmak ve uluslararası sistemin hizasına getirmek için kullanılır. Uluslararası sistemin sahibi olan devletler, yeryüzünde kendi ülkeleri haricinde en çok insan hakları ihlali yapan, savaşlarla milyonlarca insanı öldüren, kadınları, çocukları aç bırakan, kurdukları veya destekledikleri terör örgütleri ile toplumları iç çatışmalara maruz bırakan devletlerdir. 

Bu devletler açısından insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu, Afganistan’da Taliban karşısında yaşadığı bozgun sonrası Kabil’den çekilirken ABD askeri uçağının binlerce insanın gözleri önünde insanları nasıl ezdiğini 18 Ağustos 2021’de bir kere daha gördük.

“Üsttekilerin” hukuku

Uluslararası sistemin sihirli kavramlarından biri de “hukukun üstünlüğü”dür.  Ancak bu sadece bir slogandır. Siyaset vitrinine “hukukun üstünlüğü” konulurken tezgahta, uygulamada önemli olan, hukukun üstünlüğü değil, “üsttekilerin hukuku” yani sistemin sahibi olan ülkelerin ulusal çıkarlarıdır. O nedenle sistemin öğretilerinde “Devletler açısından daimi dostluklar ve daimi düşmanlıklar olmaz önemli olan çıkarlardır” denilmektedir. 

Gerçekte de sistemin özü budur. Bir devlet, uluslararası konularda sıkıntıya düştüğünde “benim ulusal çıkarım bunu gerektiriyor” diyerek o güne kadar savunduğu prensiplerin hilafına davranıyorsa orada her hangi bir değerden söz edilemez.

Cahiliye döneminde müşrikler, helvadan putlar yaparak ona tapınıyorlar, acıkıp zora düştüklerinde de o helvadan putları bir güzel yiyorlardı. Batının değerleri de işte bundan ibaret…

Modern uluslararası sistemin gerçek manada ve herkes için geçerli ilkeleri ve değerleri yoktur. Esas olan egemen ülkelerin ulusal çıkarlarıdır. Bu değerler ve ilkelerin geçerliliği kendi ülke sınırları içindedir. O da her zaman değil.

Özgür ve tarafsız medya

Kulağa hoş gelen sloganlardan biri de “özgür ve tarafsız medya”. Sistem, gerçek manada özgür, gerçek manada bağımsız medya istemez. Bu slogan altında varılmak istenen esas gaye, sistemin sahiplerine hizmet edecek ve onların politikalarını kolaylaştıracak, bu politikaları topluma kabul ettirecek yayın kuruluşlarının önünü açmak, gücünü artırmaktır.

Sisteme hizmet etmeyen medya kuruluşları ve gazeteciler, sistem tarafından çeşitli yaftalarla itibarsızlaştırılır, zayıflatılır, gelir kaynakları kurutulmaya çalışılır.

Hiçbir medya kuruluşunun gerçek manada tarafsız olması beklenmemelidir. “Tarafsız Medya” sadece bir slogandan ibarettir, yutturmacadır. Dünyanın hiçbir yerinde medya tarafsız değildir. Uluslararası medya en taraflı medyadır. 

ABD/NATO ve askeri darbeler

İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasinin kalesi ve en büyük savunucusu zannedilen ABD, dünyada demokratik seçimlerle göreve gelen hükümetlere karşı gerçekleştirilen askeri darbelerin çoğunun planlayıcısı, destekleyicisi ve koruyucusudur. 

Binlerce yıllık Mısır tarihinde ilk kez halk iradesi ve serbest seçimlerle iş başına gelmiş olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, ABD, Avrupa ve İsrail'in desteklediği askeri darbe neticesinde General Abdulfettah Sisi tarafından devrilmiştir.

12 Eylül 1980 darbesi yapıldığında ABD'li yetkililer “Darbeyi bizim çocuklar yaptı”  açıklamasında bulunmuştu.

15 Temmuz 2016 işgal girişimi, bizzat ABD/NATO tarafından planlanmış desteklenmiş darbeciler açıkça  korunmuştur, hala korunmaktadır.

Laiklik ve din

Ortaçağ'da onlarca yıl devam eden dini kaynaklı savaşlar nedeniyle Avrupa, geri kalmalarının sebebini dine bağlamış, bütün dinleri gericiliğin müsebbibi olarak gösteren bir anlayışla laik yönetimler oluşturulmuş, desteklenmiş ve savunulmuştur. Belli bir zaman sonra laiklik, ihraç edilen bir ideolojiye dönüşmüş ve deli gömleği gibi her topluma giderilmeye çalışılmıştır. Bütün dinleri aynı kategoride göstermek ve suçlamak aldatıcıdır yanlıştır ve suçtur.

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozi’nin de bulunduğu İslam düşmanı ciddi bir kesim laiklik namına Kur’an’daki bazı ayetlerin çıkarılması teklifini bile yapmışlardır. Bu girişim hem sürekli savundukları laikliğe, hem din ve vicdan hürriyetine hem de insan haklarına aykırıdır. 

Avrupa Hristiyan Birliği

Teorik ve teknik olarak öyle görünmese bile Avrupa Birliği, temelinde Hristiyan birliğidir ve manevi konularda kilisenin etkisi altındadır. Avrupa'nın siyasetçilerinin bir kısmı ve halkın belli kesimleri herhangi bir dini inancı savunmuyor olsalar bile kültürel olarak Hristiyandır.  Takip ettikleri siyaset de bu istikamettedir. İstisnalar bir tarafa İslam'a ve Müslümanlara karşı önyargılı ve  tepkilidir.

Brüksel’deki AB Komisyonu'nun ana binası Berlaymont, Hristiyanlığın sembolü olan Haç şeklinde inşa edilmiştir.

Vatikan ve Avrupa Birliği

Katolik aleminin ruhani lideri Papa François, AB’nin temeli olarak kabul edilen Roma Anlaşması’nın 60. yıl dönümü törenleri dolayısıyla AB liderleri ile 27 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını 24 Mart 2017’de Vatikan’daki Apostolik Saray’da kabul etti. Burada çekilen fotoğraf çok açıklayıcıdır.

Resmiyette AB üyesi olmayan Vatikan’ın lideri Papa Francois, büyük patron edasıyla AB üyesi bütün devletlerin liderlerini salonda karşısına dizerek vaaz ve nasihatte bulunmuştur. Bu toplantı ve fotoğraf, başlı başına çok açıklayıcıdır.

Batı ve İslam düşmanlığı

Almanya'da 2014-2020 arası 700 camiye saldırı düzenlendi. ATİB Genel Başkanı Durmuş Yıldırım; "Neredeyse her gün bir camiye saldırılıyor. Müslüman göçmenlere karşı giderek artan ırkçı şiddet olayları bizleri endişelendirmektedir” derken, UID Genel Başkanı Bülent Bilgi; "Avrupa İslam'ı, Fransa İslam'ı, Almanya İslam'ı oluşturulmak gayreti var” dedi. (4 Ocak 2021)

Avrupa ve İslam düşmanlığı

Müslümanların giyim şekillerine müdahale, Avrupa ülkelerinde günden güne artıyor. Son olarak, İsviçre'de burka/peçe yasağı, yapılan halk oylamasında yüzde 51,2'lik oranla kabul edildi. (8 Mart 2021)

Fransa zorla açtırıyor Taliban kapattırıyor. Ne farkı var?

Fransa, Nisan 2011'de, halka açık yerlerde yüzün tam örtülmesini yasakladı. Dönemin Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, peçenin Fransa'da "hoş karşılanmadığını" söylemişti.

2016'da Fransa Başbakanı Manuel Valls, "Burkini" diye adlandırılan mayoların "kamusal alanda siyasal İslam'ın onaylanması" anlamına geldiğini ifade etti ve bunların da giyilmesi yasaklandı. (Bu yasak daha sonra yüksek mahkeme kararıyla kaldırıldı)

Belçika ve İslam düşmanlığı

Belçika Temmuz 2011'de kadınların peçe takmasını yasakladı. Aralık 2012'de, Belçika Anayasa Mahkemesi, yasağın kaldırılmasına yönelik itirazları reddetti. 2017’de ise söz konusu kanun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince onaylandı.

Ülkede sadece peçe değil, öğretmen, polis, hakim ve diğer çeşitli memuriyetlerde başörtüsü kullanımı da yasak.

Danimarka ve İslam düşmanlığı

Danimarka’da 1 Ağustos 2018’de yürürlüğe giren “Örtünme Yasası” kapsamında kamusal alanda yasaklanan peçe ve burka giyen kadınlara 10 bin krona (yaklaşık 9 bin TL) kadar idari para cezası uygulanıyor.

Hollanda ve İslam düşmanlığı

Hollanda'da "burka yasağı", 1 Ağustos 2019 tarihinde yürürlüğe girdi.

Bu kapsamda kişilerin eğitim ve sağlık sektörü, toplu taşıma araçları ve devlet dairelerinde yüzlerini tanınmayacak şekilde tekstil, maske veya kask gibi unsurlarla kapatması yasaklandı.

Almanya ve İslam düşmanlığı

Almanya’da 16 eyaletin en az yarısında öğretmenlere başörtüsü yasağı uygulanıyor; Hessen'de bu yasak memurları da kapsıyor. Güney Bavyera eyaletinde ise 2017'de alınan kararla okullarda, oy merkezlerinde ve devlet dairelerinde yüzün tam örtülmesi yasaklanmıştı.

Avusturya ve İslam düşmanlığı

Avusturya'da peçe/burka yasağı Ocak 2017'de kabul edildi. Yasak, aynı yıl ekim ayında yürürlüğe girdi. Buna göre, vatandaşların okul, mahkeme gibi kamusal alanlarda peçe/burka kullanımına izin verilmiyor.

Peçe ve burkanın İslami bir giyim olup olmadığı farklı bir bahistir. Bu yasakların ruhu İslam düşmanlığından kaynaklanıyor.

Avrupa’da neredeyse her gün camilere, mescitlere saldırılar oluyor. Hiçbir Batılı siyasetçi veya medya kuruluşu umursamıyor. Türkiye’de bir kiliseye en ufak saldırı olsa kıyametleri koparırlardı. Bu nasıl izah edilebilir?

Irkçılık ve İslam düşmanlığı

Hollanda’da, Geert Wilders liderliğindeki Özgürlükler Partisi (PVV), seçim vaadi olarak "İslam'dan Arındırma Bakanlığı"nın kurulacağını açıkladı.

PVV, resmi internet sayfasından 2021-2025 yılı programını açıkladı. Programda, Göçmenlik, Geri Dönüş ve İslam'dan Arındırma Bakanlığı kurulacağı ve İslam'ın totaliter bir ideoloji olarak tanıtılacağı sözü verildi. (9 Ocak 20021)

Kafa kesenler kimler, kafa kesenleri kim övüp yüceltiyor?

İliştirilmiş (embedded) bazı sözde “İslamcı” örgüt hücrelerine yaptırdıkları cinayetlerle Müslümanları vahşi ve cani insanlar olarak gösteriyorlar. Şu heykellerin tamamı medeni(!) Avrupa şehirlerinin meydanlarında sergileniyor. Bu heykeller, kafa kesen Batılı savaşçıları övüyor ve yüceltiyor. Kendi toplumlarına örnek gösteriyorlar. Hiçbir Müslüman ülkesinde böyle heykeller göremezsiniz.

Avrupa’da kafa kesmeyi yücelten heykeller.

Hiçbir Müslüman ülkesinde böyle heykel göremezsiniz.

Avrupa’da kafa kesme heykelleri.

Vahşet örnekleri.

Aşağıdaki heykel de Türkleri soykırım yapmakla suçlayan Ermenistan’dan. Ayak altında gösterilen kesik baş Talat Paşa’yı temsil ediyor.

Bütün bunları, onların yaptıkları gibi bir dine veya topluluklara düşmanlık olsun diye yazmıyoruz. Batının pembe yalanlarının, büyüleyen ninnilerinin verdiği rehavetle hala gerçek durumun farkına varamayan Müslümanları uyarmak için hatırlatıyoruz.

Batılılar, her fırsatta Müslümanları “köktenci” “radikal” “dinci” “cihatçı” “terörist” “Selefi” “aşırıcı” “ılımlı” “Vehhabi” “Şii” “Sünni” gibi ayrıştırıp, bölerek, İslam’ı, kol kesen, kafa koparan, kadınları eve hapseden bir din olarak gösterdiler.

Bu propaganda ile Müslümanları bölüp parça parça edip etkisizleştirirken kendileri, aralarındaki tarihi husumetleri bir tarafa bırakarak devamlı olarak birleştiler ve güçlendiler. Birleşip birleşip İslam’a ve Müslümanlara hücum ediyorlar.

Artık Müslümanların içinde bulundukları kompleksten kurtulup, bu dağınıklığa ve başıbozukluğa son vermeleri, kendilerini, haklarını ve hukuklarını savunmaları gerekiyor.