Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Gara Mağarasının Aydınlattıkları

Alper TAN
20 Şubat 2021 18:03
A-
A+

Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK’nın askeri, istihbari, diplomasi karargahı ve hapishane olarak elinde tuttuğu, coğrafi olarak da ulaşılması çok güç ve her türlü mühendislik, teknik ekip ve üstün malzeme desteği ile özel hazırlanmış Gara karargahını yok etmek, ortadan kaldırmak ve burada zorla tutulan kaçırılmış 13 insanımızı kurtarmak maksatlı bir operasyon düzenledi.

Irak’ın Türkiye sınırlarına 35 km derinlikte Gara bölgesine, 10 Şubat günü Pençe Kartal-2 harekatı kapsamında bir operasyon yapıldı. Gara, PKK tarafından Kandil yerine ikame edilmişti ve coğrafi konumu itibariyle örgüt yöneticileri tarafından “girilemez-ulaşılamaz” olarak tanımlanıyordu. Harekatta 40'tan fazla uçak görev aldı ve 75 kilometre genişliğinde 25 kilometre derinliğindeki bir alanda yer alan 48 hedef büyük bir başarıyla vuruldu. Bu operasyon, özelliği, coğrafi zorluğu, iklim şartları ve operasyon öncesi hazırlığı itibariyle askeri tarihe adını yazdıracak nitelikteydi. Tıpkı Dağlık Karabağ’da olduğu gibi, tüm dünya tarafından dikkatle takip edildi.

Operasyon sırasında 3 askerimiz şehit oldu, PKK teröristleri, yıllardır ellerinde tuttukları 13 vatandaşımızı başlarına kurşun sıkarak alçakça katletti. 51 ölü 2 sağ olmak üzere 53 PKK teröristi ise etkisiz hale getirildi.

13 insanımızın başlarına kurşun sıkılarak şehit edildiği cinayete ilişkin olarak ABD’nin PKK’yı kollayan açıklaması Türkiye’nin öfkesine sebep oldu. 15 Şubat’ta ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı açıklamasında ‘’ABD, Irak'ın Kürdistan Bölgesi'nde Türk vatandaşlarının ölümünden üzüntü duyuyor. NATO müttefikimiz Türkiye'nin yanındayız ve son çatışmalarda hayatlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz. Türk sivillerin terör örgütü olarak tanınan PKK tarafından öldürüldüğüne dair haberler doğruysa, bu eylemi mümkün olan en güçlü şekilde kınıyoruz’’ denildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın açıklamasında, Türk vatandaşlarının ölümünden PKK’nın sorumlu olduğunun doğrulanması şartına dayalı kınaması müttefik bir ülkenin yapmaması gereken, kabul edilemez bir açıklamaydı. ABD’nin yeni yönetimi, Türkiye’nin PKK terör örgütü ile mücadelede kendi tarafını açıkça ilan ediyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’nin açıklamasına aynı gün, ‘‘Batı bundan anlar mı? İsterse anlasın isterse anlamasın. İşte Amerika'nın yaptığı bir açıklama var, evlere şenlik. Hani siz teröristlerin yanında değildiniz, hani PKK'nın, YPG’nin PYD’nin yanında değildiniz. Bal gibi de yanındasınız ve arkasındasınız. Maalesef bunu başından itibaren hep gördük. Kuzey Irak’a binlerce TIR bunlar tank getirdiler, mühimmat getirdiler ve bunları teröristlere teslim ettiler. Bu teröristlerle bizim güvenlik güçlerimizle orada savaştılar. Şimdi artık yağma yok. Eğer biz sizinle NATO'da berabersek eğer biz sizinle NATO’da birlikteliği sürdüreceksek bize samimi davranacaksınız, teröristlerin yanında yer almayacaksınız. Eğer yer alacaksanız bizim yanımızda yer alacaksınız’’ diye cevap verdi.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Satterfield, ABD açıklaması dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı ve PKK katliamına ilişkin açıklamaya yönelik tepki "en kuvvetli şekilde" dile getirildi.
Ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile telefonda görüştü. Görüşmede, ABD tarafından son dönemde yapılan açıklamalarla ilgili Türk Devleti’nin rahatsızlığını dile getirdi. Blinken, Bakan Çavuşoğlu'na, şehit edilen 13 Türk vatandaşı için taziyelerini iletti ve bundan PKK'nın sorumlu olduğunu belirtti ve ABD’ye geri adım attırılmış oldu.
 
Washington’un tarafı öteden beri bellidir. Bunu ilk defa görüyor ve anlıyor değiliz. ABD’nin düşmanlarına uyguladığı CAATSA yaptırımlarını Türkiye’ye de uyguluyor olması Ankara’yı nasıl değerlendirdiğini açık ve net şekilde ortaya koyan bir politikadır.
 
Bizi düşman olarak göreni biz, dost ve müttefik göremeyiz. Düşmanlarımızla işbirliği ve ittifak yapanları da dost ve müttefik olarak göremeyiz.

Türkiye’nin Gara’ya girmesi PKK ve ABD’nin kozmik odasına girilmesi anlamına geliyor. Terör karargahı olarak kullanılan bu mağaradan çıkan bilgi ve belgeler, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin terör örgütü ile işbirliğinin tamamen deşifre edilmesini de sağladı.

ABD’nin bu operasyondan rahatsızlık duymasının en önemli sebebi belki de bazı sırların ortaya çıkmış olmasından kaynaklanıyordur.

Türkiye’nin Suriye’de, Irak’ta, Karabağ’da, Akdeniz’de, Kuzey Afrika’da, Ortadoğu‘da ve dünyanın bir çok yerinde farklı coğrafyalarda elde ettiği üstün başarılar, zaferler ve geleceğe yönelik ortaya koyduğu performans ABD, Avrupa ve bazı başka ülkeleri aşırı derecede tedirgin ediyor.

Türkiye’nin karşısına mertçe çıkıp kolunu bükemeyenler, namertçe yöntemlerle sonuç almaya çalışıyorlar. Ama inanıyoruz ki umdukları sonuçları katiyen alamayacaklar.

İçeride ve dışarıdaki derin ve geniş arınma sürecinde Türkiye ve topyekün Müslümanlar, gerçek dostunu ve hakiki düşmanını ve dahi münafıkca hareket edenleri ibretle görecek ve öğrenecektir.

Umutsuz ve kötümser olmaya gerek yok. Koronavirüs salgınına rağmen dünyada inananlar için dünyada çok önemli ve olumlu gelişmeler artarak devam ediyor.

Gara’da verdiğimiz şehitler elbette hepimizi derinden yaktı ve yaraladı. Bu topraklar tarihten bu yana şehitlerin kanlarıyla yoğrularak vatan haline getirildi. Gara’nın zifiri karanlığında düşmanların nasıl bir işbirliği içerisinde olduklarını bir kere daha görüp anladık. Ama bu karanlığın arkasında muhteşem bir aydınlık inananları bekliyor.

Kısaca belirtmek gerekirse... Gözü olana gün ışımıştır.