Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Japonya Başbakanı’nın İstifası ve Sonrası

Hatice ÇELİK
04 Eylül 2020 10:57
A-
A+

Japonya Başbakanı Shinzo Abe, 28 Ağustos 2020 tarihinde uzun yıllardır yaşamakta olduğu ülseratif kolit rahatsızlığı nedeniyle istifa ettiğini açıkladı. Bu hastalık nedeniyle karar alma mekanizmalarında herhangi bir sorun yaşamak istemediğini ifade eden Abe, görev süresinin bitmesine 1 yıl kala istifa ettiği için de Japon halkından özür diledi. Aynı rahatsızlık yüzünden 2006 yılında da istifa eden Abe, Japonya’nın en uzun süre görev yapan Başbakanı ünvanını kısa süre önce kazanmıştı. Göreve geldiği andan itibaren gerek Japon dış politikasında gerek bölgesel ilişkilerde mümkün kıldığı değişimler şüphesiz Abe’yi Japon siyasetinde unutulmaz bir yerde tutacaktır.

Abe’nin başbakanlıktan istifası elbette partisi Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) liderliğini de bırakması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda hem parti liderinin seçimi ardından da meclisin yeni başbakanını seçmesi şu an Japonya’nın en önemli gündem konularından biri halindedir. Abe’den sonra kimin başbakan olabileceği, adayların kimler olduğu ve ne gibi bir değişiklik yahut süreklilik yaşanabileceğine dair konulara değinmeden evvel Abe’nin iktidarda kaldığı sürede nelere odaklandığına bakalım.

Abe’nin dönemine damgasını vuran en temel alanlardan biri ekonomiydi ve kendi adından türetilen Abenomics yaklaşımıydı. Özünde esnek mali harcama, genişlemeci para politikası, özel sektör için yatırımı kolaylaştırma ve güçlendirme gibi önceliklerin yattığı bu yaklaşımda uzun süredir çok düşük oranlarda büyüyen Japon ekonomisinin canlandırılması hedeflenmekteydi. Ekonominin yanında dış politika ve güvenlik alanını bir şekilde aynı çatı altına koymayı isteyen Abe, bunu Ulusal Güvenlik Konseyi kurarak başarmış ve bu iki alanı tek çatı altında birleştirmiştir. Ayrıca savunma harcamalarında da artışa gidilmiştir.

Göreve geldiği andan itibaren Japon anayasasının 9. Maddesini değiştirmeyi hedefleyen Abe bu amacına ulaşamamıştır. Bu madde kapsamında, Japonya’nın herhangi bir savaşa/çatışmaya girmesi mümkün değildir. II. Dünya Savaşı hazırlanan anayasanın en ünlü maddelerinden biri olan bu madde Japon toplumuna barışçıl ve pasifist bir yaklaşım benimsetmiştir. Ancak Abe için bu madde Japonya için kurtulması gereken bir pranga gibiydi. Lakin Japon toplumu yapılan pek çok ankette bu yasanın değiştirilmesine destek vermediğini göstermiştir. Abe’den sonra gelecek kişinin de bu maddeye yaklaşımı en fazla merak edilen hususlardan biridir.

Dış politika alanın bakıldığında, Abe’nin, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndan kalma bazı sorunlarının çözümünde daha sert ve milliyetçi bir tavır takındığı görülmüştür. Örneğin Güney Kore eski Cumhurbaşkanı Park Geun-hye ile “comfort women”[1] konusu üzerinde bir anlaşma imzalamış ve bu kapsamda bu sorunun tekrar açılmamak üzere kapandığı hususunda anlaşmıştır. Ancak şu anki Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in bu anlaşması tanımadığını ifade etmiştir.

Öte yandan Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin karşısına Hint-Pasifik stratejisini koymaya çalışan Japonya Free&Open Indo-Pacific (Özgür ve Açık Hint Pasifik) yaklaşımı ile Avustralya, Hindistan ve bazı Güneydoğu Asya ülkelerini kendi öncülüğünde bir ittifaka dahil etmeye çalışmıştır. Şüphesiz bu ittifak ABD’nin de Asya bölgesinde tercih ettiği ve desteklediği bir oluşumdur. Bir başka ifade ile Abe, Başbakanlığı döneminde Çin’in Asya’yı etki altında alma yaklaşımını benimsemek bir yana, buna alternatif olabilecek bir yaklaşım sunmaya çalışmış ve yeni ittifakların temelini atmıştır. Bu da uzun on yıllardır daha sessiz ve içe kapalı bir halde olan Japonya’nın uluslararası arenada tekrar boy göstermeye başlaması olarak yorumlanabilir.

Peki 1955’ten sonra neredeyse aralıksız ülkeyi yöneten parti olan LDP’nin liderliğine ve ardından başbakanlık koltuğuna kimler gelebilir? Başbakan Yardımcısı Taro Aso, Kabine sözcüsü Yoshihide Suga, LDP Politika Sorumlusu Fumio Kishida, eski Başbakanlardan Koizumi’nin oğlu Shinjiro Koizumi, eski bakanlardan Seiko Noda, LDP eski sekreteri Shigeru Ishiba ilk andan itibaren potansiyel aday olacağı düşünülen isimlerden en güçlü olanlar arasındadır. Bunlardan Kishida, Suga ve Ishiba adaylıklarını açıkladılar. Ishiba parti içinde daha önce de Abe’ye karşı adaylığını koymuş ancak seçilememeiştir. Parti liderliği için seçimin eylül ortalarında yapılması beklenirken adayların profillerine bakıldığında neredeyse tamamının daha önce devlet kademelerinde üst düzey görev yaptığı görülmektedir. Bu da tecrübeli adaylar arasında bir çekişme yaşanacağını garantiliyor. Ancak LDP içindeki farklı grupların destekledikleri adaylar farklı olacağı için kimin zafer elde edeceğini kestirmek güç. Abe’nin parçası olduğu Hosoda grubunun (LDP içindeki en kalabalık fraksiyon) hangi adayı destekleyeceği sonucu doğrudan etkileme gücüne sahip. Ancak kim seçilirse seçilsin Japonya’nın iç ve dış siyasetinde büyük bir kırılma yaşanacağını öngörmek pek mümkün değil. Zira yeni başbakan, Abe’nin görev süresi olan 2021 Eylül ayına kadar görevde kalabilecek. Bu bir yıllık süre de büyük bir değişim yaşanması için yeterli olamayacaktır. Abe’nin çizdiği rotanın büyük ölçüde takip edileceğini düşünmekle birlikte, birkaç haftaya seçilecek yeni Başbakanın Abe’nin bıraktığı etkiyi bırakabileceğine olan inancım zayıf. Abe, başarılı yada başarısız tartışması bir yana, Japonya siyasetinde uzun yıllardan sonra karşılaşılan en güçlü ve siyaseten etki bırakan başbakan olmuştur. Bu mirasın ağırlığıyla yerine gelecek kişinin bir kırılmadan ziyade bir süreklilik zemininde ilerleyeceğini daha olası görmekteyim.


 

[1] Japonya, II. Dünya Savaşı sırasında işgal ettiği pek çok bölgede merkezler oluşturmuş, çoğunluğu Koreli kadınlardan oluşan Asyalı kadınları buralara yerleştirerek ordu mensuplarının cinsel istismar ve tecavüzlerine zemin oluşturmuştur. Bu kadınlar 1990’lı yıllardan itibaren Japon devletine tazminat davaları açmış; özür ve bireysel tazminat taleplerini sunmuşlardır. Konunun halen nihai olarak sonuçlandığını söylemek imkansızdır.