Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Çin-Hindistan Sınırında Gerilim

Hatice ÇELİK
22 Haziran 2020 00:54
A-
A+

Çin ve Hindistan dünyanın en kalabalık iki ülkesi olmalarının yanı sıra, Asya’nın da yükselen iki büyük ekonomisi ve askeri gücü konumundalar. Dünyadaki en uzun sınırlardan biriyle birbirinden ayrılan iki ülke bu 3,440 km’lik sınır hattı boyunca zaman zaman tansiyonun yükseldiği olaylarla karşı karşıya kalmaktadır. En yakın örneği 15 Haziran 2020 tarihinde yaşanmıştır. 20 civarında Hint askerinin yaşamını yitirdiği olayda Hindistan makamları pek çok Çin askerinin de öldüğünü iddia ederken; Çin hükümetinden bu konuda bir açıklama henüz gelmemiştir. Bu yazıda, gerilimin nereden kaynaklandığına bakıp, bölgesel ve küresel düzeyde nasıl yorumlanabileceğine dair görüşlerimi paylaşmak isterim.

Aşağıdaki haritada çatışmanın yaşandığı bölge olan Galwan Vadisi (Galwan Valley) görülmektedir.

Çin ve Hindistan bahse konu çatışma bölgesinde halihazırda bir anlaşamama durumu içerisindeler. Keşmir bölgesi olarak bildiğimiz coğrafyanın bir parçası olan Aksai Chin, Hindistan tarafından kendi toprağı olarak görülürken, Çin kontrolünde bulunan bir toprak parçasıdır. Yakın geçmişte de iki taraf arasında 1975 yılında bir çatışma yaşanmış ve 4 Hint askeri öldürülmüştür. Bu olay sınır hattındaki son silahlı çatışma olmuştur zira 1996 yılında imzalanan ikili anlaşma gereği “taraflar birbirine ateş etmeyecek, silahlı ve patlayıcı kullanmayacak” ilkesini kabul etmişlerdi. Birkaç gün önce yaşanan bu çatışmada da herhangi bir kurşun sıkılmamış, tarafların birbirlerine taş,sopa ve çivili tahtalarla saldırmışlardır. Hatta bazı haber ajanslarının verdikleri bilgilere göre askerlerin bir kısmı Galwan nehrine düşürek hayatlarını kaybetmişlerdir; fakat muhataplardan bu konuda bir doğrulama gelmemiştir. Çin medyası, çatışma üzerine daha sessiz kalmayı tercih ederken Hindistan medyası bu konuyu daha sık gündemde tutmaktadır.

Meselenin bölgesel ve küresel muhtemel sebeplerine sırayla bakalım. Bu aşamaya bir anda gelindiğini söylemek pek mümkün değildir. Daha da önce de değindiğim gibi bölge zaten üzerinde uzlaşma sağlanamamış bir toprak parçası ve haliyle de iki ülke için bir ‘egemenlik’ sorunu teşkil etmektedir. Mayıs ayı içinde Hindistan, Çin’in kendi topraklarına girerek hak ilhali yaptığını ve buraya askeri yığınak gerçekleştirdiğini iddia etmişti. Çin’in bu hamlesinin nedeni olarak ise bölgede Hindistan’ın inşaatını tamamladığı kmlerce yol gösterilmektedir. Hindistan’ın bölgede daha aktif bir politika izlemesi ilk kez karşılaşılan ve plansız adım olarak görülmemeli. 5 Ağustos 2019 tarihinde de Hindistan kontrolündeki Cammu Keşmir bölgesinin özerkliğini kaldırarak doğrudan merkeze bağlayan Hindistan, anlaşılan o ki Aksai Chin bölgesi için de daha proaktif bir politika izleme amacı içerisinde. Çin de, Aksai Chin bölgesini batı sınırının doğal bir uzantısı ve parçası olarak benimsediği için bu tartışmayı bir egemenlik mücadelesi olarak görüyor. İki ülke için de bölge temelde bir egemenlik hakkı ve buna bağlı uluslararası güç ve prestij mücadelesi. Lakin tek etken muhakkak ki bu değildir.

Ekonomik olarak bakıldığında da bölgenin çatışmayı körükleme riski görülmektedir. Çin ve Pakistan Ekonomik Koridor’u, Hindistan kontrolündeki Keşmir bölgesinin çok yakınından geçmekte ve olası artacak Çin-Pakistan ekonomik işbirliği, Hindistan’ı daha fazla rahatsız etmektedir (zaten pek çok alanda güçlü olan Çin-Pakistan işbirliği, Hindistan için yeterince rahatsız edicidir).

Öte yandan, çatışmanın hem bölgesel hem küresel olarak tanımlanabilecek bir diğer yönü de Asya-Pasifik/ Hint Pasifiği tartışmasıdır. Hindistan son yıllarda ABD’nin de desteğiyle Asya bölgesinin dengelerini kendi lehine çevirebilecek bir kavramı sıklıkla kullanmaktadır. Hint-Pasifik kavramı ile Çin’in bölgedeki etkisinin zayıflatılması ve ABD’nin bölgede daha etkili olabilmesinin bir anlamda yolu açılmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda, Hindistan ve Çin arasındaki gerilim hem bölgesel hem küresel mücadeleye dair bir karakterdedir.

Mevcut gerilim bir miktar sakinleşme yoluna girmişse de dünyanın üç nükleer gücünün (Pakistan, Hindistan, Çin) parçası olduğu ve hak iddia ettiği bu coğrafyada bu ve benzeri çatışmalar kalıcı bir çözüme varılmadığı sürece zaman zaman tekrarlanma riski taşımaktadır. Ancak konunun tarafı olan üç ülke için de bu coğrafya herşey bir yana bırakılsa bile ulus-devlet olmanın en temel şartlarından olan egemenlik kavramı zemininde görüldüğü için kısa vadede kalıcı barışa ulaşmanın çok kolay olmadığı ortadadır.