Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Birleşmiş Milletler’in 74. Genel Kurulu: Gündem, Tartışmalar, İtirazlar

Hatice ÇELİK
09 Ekim 2019 09:06

17-30 Eylül 2019, New York

17 Eylül 2019 tarihinde başlayan ve 30 Eylül’de sona eren BM 74. Genel Kurulu önemli uluslararası gelişmelerin yaşandığı son aylarda üye devletlerin bir araya gelip konuları masaya yatırabilecekleri ve seslerini tüm dünyaya duyurabilecekleri bir platform oldu. Tabii yükselen sesler ve itirazlar ne denli karşılık buldu, bunu ancak önümüzdeki aylarda hatta yıllarda görebileleceğiz. Ancak bu yazıda en azından genel kurul gündeminde neler konuşuldu, hangi ikili önemli görüşmeler yaşandı, hangi meselelerde tansiyon yükseldi; bunlara değinmeye çalışacağız.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda olduğu gibi “böylesi büyük bir savaşın tekrar yaşanmasını nasıl engelleyebiliriz?” sorusunu soranlar ve bu soruya cevap bulabilme ideali ile yola çıkanlar uluslararası bir örgüt olarak Birleşmiş Milletler’in kurulmasına öncülük ettiler. BM, 26 Haziran 1945’te San Francisco’da 50 ülkenin (Polonya’nın kısa süre sonra imzalaması ile 51 kurucu üyeden oluşmuştur) antlaşmasyı imzalasının ve antlaşmanın ülkelerce onaylanmasının ardından 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girmiştir. Temel amacın ise dünyada barışı tahsis etmek ve bu yolda karşılaşılan engellere çözüm bulmak olduğu şeklinde ifade edilebilir. Kurulduğu günden bu yana uluslararası sistemde birçok krizle karşılaşan ve farklı nedenlerle yeterince çare üretemeyen bu örgüt yine önemli bir zaman dilimine denk gelen 74. Genel Kurulu’nda birçok lider tarafından eleştirilmiştir. Tabii ki bu eleştiriler sadece örgütün kendisine değil aynı zamanda konunun muhatabı olan üye devletlere de yöneliktir.

Gerek kurul boyunca gerek kurul bittikten sonra medyada en fazla yankı bulan konulardan biri iklim değişikliği oldu. 16 yaşındaki İsveç vatandaşı Greta Thunberg’in iklim değişikliğinin önemine ve alınması gereken önlemlerin aciliyetine vurgu yaptığı etkili konuşması günlerdir farklı medya platformlarında paylaşılmaya devam ediyor. Kendisinin özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın toplantıda görüldüğü anki yüz ifadesi[1] söylediği herşeyi özetler nitelikteydi. Ancak iklim değişikliği meselesi BM 74. Genel Kurulu’ndan önce de pek çok ülkede özellikle genç nüfusun eylemlerine konu olmaktaydı. İngiltere’den Avustralya’ya, Türkiye’den Güney Kore’ye kadar birçok noktada, özellikle ortaokul ve lise öğrencilerini de kapsayan, eylemler yapıldı. Bu konunun önümüzdeki aylarda yeni toplumsal hareketlere dönüşebileceğine dair beklentide olmak hayalperestlik olmayacaktır.

Bir diğer konu ise – Hindistan Başbakanı için aynı şeyi söyleyemeyiz zira kendisi Keşmir olaylarına hiç değinmemeyi tercih etmiştir – Keşmir idi. Pakistan Başbakanı İmran Han’ın yaklaşık 50 dakika süren konuşmasının başlangıcında “ülkesinin zor bir zamandan geçtiğini, buraya gelme amacının bu konuları dünya ile paylaşmak zorunda olduğu hissi olduğunu” söyleyip 4 konu hakkında konuşacağını ifade etmiştir. ilk olarak iklim değişikliğine değinen Han, “bir ciddiyet eksikliğini gözlemlediğini, birçok liderin yapabileceği çok şey varken durumun aciliyetini anlamadıklarını” düşündüğünü söylemiştir. İkinci olarak gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere akan paranın bu kadar kolaylıkla kabul edilmesinin fakir ülkelere daha fazla zarar verdiğini, para aklama ve yolsuzluktan gelen paraları kolayca ülke dışına çıkaranların en az terör finansmanına uygulanan şekilde ele alınmasını, vergi cennetlerinin fakir ülkeler için daha da fakirleşmeye yol açtığını vurgulamıştır. Üçüncü konu ise “radikal İslam” olmuştur. Bu konudaki görüşlerini şu şekilde dile getirmiştir:

“Radikal İslamcılar kelimelerini kullandığınız anda, İslam’da radikalleri meydana getiren bir şey olduğunu ima etmiş oluyorsunuz. Radikal olmalarının sebebi İslam’dır demiş oluyorsunuz. Terörizm İslam ile ilişkilidir demiş oluyorsunuz. Ve özellikle intihar saldırıları. Çünkü düzenli olarak birtakım eleştirmenlerin “Müslümanlar intihar saldırılarına düşkünlerdir, çünkü cennette kendilerine bakireler vaat ediliyor.” dediklerini işitiyoruz. Böylesi bir saçmalık süregeliyor. Tarih hakkında en ufak bir bilgisi olanlar dahi bilirler ki, tarih boyunca bu canlı bomba saldırılarını gerçekleştiren insanlar çaresiz insanlardır. 11 Eylül’den önce canlı bomba saldırılarının %75’i Hindu olan Tamil Kaplanları tarafından gerçekleştirildi. Kimse Hinduizmin canlı bomba saldırıları ile ilişkisine dair bir şey söylemedi. Hepimiz İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Japonların Amerikan gemileri üzerinde gerçekleştirdikleri intihar saldırılarına dair birçok film izledik. Kimse suçu dinlerinde aramadı. Çünkü hiçbir dinin terörizm ile bir ilişkisi yoktur. Neredeyse terörizmin tamamı siyaset ile ilgilidir. Siyasi algılanan adaletsizliklerin ürettiği çaresiz insanlardır. Fakat sürekli olarak, hatta şimdi dahi, Radikal İslam hakkında bir şeyler işitiyoruz. Sadece tek bir İslam vardır. Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in, Allah’ın selamı onun üzerine olsun, İslamıdır bizim takip ettiğimiz İslam. Başka bir İslam yoktur.”[2]

Son olarak 5 Ağustos 2019 tarihinde Hindistan’ın aldığı karar neticesinde Keşmir’e özerklik tanıyan yasanın Anayasanın 370. Maddesinin kaldırılması üzerine Keşmir’de yaşananlara değinen Han, Hindistan’ın şu an 900.000 güvenlik personelini Keşmir’e yerleştirdiğini ve 8 milyonluk Keşmir halkına sokağa çıkma yasağı uyguladıklarını söylemiştir. Hindistan’da ırksal üstünlük fikrinin yaygınlaştığını, Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik nefret söyleminin artarak devam ettiğini, zaten bu nefret söyleminin Gandhi’nin ölümüne[3] sebep olduğunu söylemiştir. Hindistan’ın terör ve İslami terör diyerek olayı farklı bir noktaya getirdiğini çünkü İslami terör dendiğinde herkesin kendilerine yüz çevirip yapılan herşeye göz yumulduğunu ve kimsenin insan haklarından bahsetmediği ifade etti.[4] Nükleer gücü olan iki ülkenin karşı karşıya gelmeden önce BM’nin sorumluluklarını yerine getirmesini bekledikleri söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan da bilhassa Filistin meselesi ve Suriye Savaşı nedeniyle Türkiye’ye sığınan insanların durumu hakkında fikirlerini paylaşmıştır. Filistin topraklarının 1948’den bu yana ne kadar azaldığını/küçüldüğünü gösteren haritayı izleyicilerle paylaşan Erdoğan, Suriyeli Aylan bebeğin de kumsala vuran cansız bedeninin de fotoğrafını paylaşarak çarpıcı bir konuşma gerçekleştirmiştir. 8 milyonluk Keşmir halkının çıkmaza sürüklendiğini ifade eden Erdoğan, uluslararası kamuoyunun bu konuda gereken hassasiyeti ve önemi göstermediğini de belirtmiştir.

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed ise Keşmir’in işgal edildiğini ve hindistan’ın bu konuda Pakistan ile işbirliği yaparak çözmesinin şart olduğunu söylemiştir. Ayrıca Pakistan Türkiye ve Malezya arasıdan kurulacak televizyon kanalı aracağılıyla İslam karşıtlığı ve İslam ve terör arasında kurulmaya çalışan bağlantı ve algıyla mücadele edileceğini vurgulamıştır. Arakan Müslümanları’nın durumuna da değinen Muhammed, batılı sömürgeci ülkelerin bile sömürdükleri topraklarda yaptıklarının Myanmar’ın Arakan Müslümanları’na yaptığı şeyler kadar acımasız olmadığını söylemiştir.[5]

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de Keşmir konusunda Malezya, Pakistan ve Türkiye gibi sesini yükseltmiş ve mevcut durumu değiştirecek tek taraflı hiçbir kararın alınmaması gerektiğini söylemiştir.

Barışı tahsis etmek üzere kurulan Birleşmiş Milletler bugün büyük krizlerle karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Tüm insanlığı ilgilendiren bu yoğun gündemde gerek BM’ye gerek uluslararası topluma yöneltilen bu eleştiriler oldukça kıymetlidir. Ancak kıymeli olmaktan öteye geçmeleri de hiç şüphesiz elzemdir. Yukarıda bahsi geçen konuların, çok geç olmadan,  daha fazla ciddiyetle ve samimiyetle ele alınmasını ve insanlığın maruz bırakıldığı insanlık dışı uygulamaların en kısa sürede son bulmasını diliyoruz.

 


 

[1] https://www.thesun.co.uk/news/9989657/greta-thunberg-donald-trump-glare-un-climate-speech/

[2] Pakistan Başbakanı İmran Han’ın bu konudaki konuşmasının tamamına linkten ulaşılabilir. https://www.sde.org.tr/videolar/pakistan-basbakani-muslumanlar-terorizmin-islamdan-ayirt-edilmesini-konusmalidirlar-sd-tv-11550

[3] Mahatma Gandhi 30 Ocak 1948’de  fanatic bir Hindu tarafından öldürülmüştür.

[4] Konuşmanın tamamına https://www.youtube.com/watch?v=IcSb8XcSCWQ linkinden erişebilir.

[5] https://www.youtube.com/watch?v=CDl0Q1fL6VM