Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Asya’da Güncel Gelişmeler: Pekin’de “İki Toplantı”

Hatice ÇELİK
26 Mayıs 2020 19:46
A-
A+

Çin’de her yıl gerçekleştirilen en önemli toplantı serisi diyebileceğimiz “iki toplantı” 21-22 Mayıs 2020 tarihlerinde yapıldı. Normalde mart ayında toplanması gereken meclis toplantısı Covid-19 salgını nedeniyle ertelenmişti. Bu toplantıya “iki toplantı” deniyor çünkü Çin’de dünyadaki pek çok örnekten farklı olarak iki meclis var. Şöyle ki; ana yasama organı olan meclis Halkın Ulusal Meclisi (National People’s Congress). Diğeri ise Halkın Danışma Meclisi (Chinese People’s Political Consultative Conference, CPPCC). İsminden de anlaşılacağı üzere Danışma Meclisi kendi içinde tartıştığı konulara dair Ulusal Meclis’e tavsiyelerde bulunuyor. Her yıl önemli kararların alındığı veya önemli konuların gündeme geldiği toplantı bu yıl sadece Çinliler için değil tüm dünya için ilgi çekici oldu. Zira ikinci en büyük ekonomi olan Çin’in salgın nedeniyle karşılaştığı ekonomik yavaşlamaya ve buna bağlı sorunlara ne gibi bir yaklaşım sergileyeceği merak konusuydu. Aynı zamanda Covid-19 krizi öncesinde Hong Kong’taki toplumsal hareketler de Çin’i oldukça meşgul etmiş ve uluslararası alanda da önemli bir gündem haline gelmişti. Bir diğer hassas konu da Tayvan idi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Cumhurbaşkanı Tsai Ing-wen ikinci kez seçilince (20 Mayıs 2020), Tayvan ile ilişkilerin de Çin’in yıllık toplantısında gündeme gelmesi kaçınılmazdı.

İlk olarak ekonomik duruma bakalım. Çin, 1978’de ekonomik reforma başladığından bu yana ilk kez bu denli büyük bir ekonomik zorlukla karşı karşıya kalmıştır. Bazı kaynaklar işini kaybeden insanların sayısının 80 milyon civarında olduğunu iddia ediyor. Elbette buna yeni işsizlerin ekleneceği de öngörüler arasında. Başbakan Li Keqiang, Çin’in 2020 yılı için bir GDP hedefi koymayacağını açıkladı; bu da Çin’in 1990’dan bu yana ilk kez büyüme hedefi koymadığı yıl olarak tarihe geçmiş oldu. Ekonomi dünyası Çin’in her yıl için hedeflediği bu büyüme hedefini yakından takip eder, ancak bu yıl beklenen olmadı ve bu da esasen durumun ne denli ciddi olduğunun bir başka işareti oldu. Ayrıca Çin’in her yıl koyduğu hedeflerin yapısal sorunların göz ardı edilmesine yol açtığı, sırf hedefi tutturabilmek için kısa vadeli ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü ve popülist politikaların uygulandığı da ekonomistlerden gelen eleştiriler arasındadır. Ekonominin bir diğer önemli göstergesi olan işsizlik oranı da elbette gündemdeydi ve Başbakan Li, Çin’de yeni iş imkanları yaratmak için hükümetin güçlü önlemler alacağını ifade etti.

Siyasi alandaki sürpriz bir gelişme de Hong Kong’u ilgilendiren Güvenlik Yasası’nın ilan edilmesi oldu. 2019 Yılı’na damga vuran Hong Kong protestoları Çin’in nasıl bir yol izleyeceğine dair tüm dünyanın gözlerini bu bölgeye çevirmesine neden olmuştu. Askeri müdahale bile konuşulan senaryolar arasındaydı. Sorunun kökeninde ise 1997 yılında Hong Kong İngiliz yönetiminden Çin’e devredilirken esas alınan bir sistem ve buna bağlı gelişmeler bulunmakta. 1997’de yapılan devir teslime göre Hong Kong artık Çin’in bir özel yönetim bölgesi (Hong Kong Special Administrative Region, HKSAR) olarak kabul ediliyordu. Varılan anlaşma gereği Hong Kong pek çok konuda özerk olmakla birlikte dış ilişkiler ve savunma alanlarında merkeze bağlı olacaktı. Bu anlaşma da 50 yıl yürürlükte kalacaktır (2047’de bitiyor, Hong Kong’taki eylemlerin pek çoğunun temelinde de 2047’de ne olacağı endişesinin yattığı iddia ediliyor). Bu sistem “tek devlet, iki sistem” şeklinde bilinmektedir. Fakat Hong Kong, şimdiye dek nihayete erdirilemeyen bir güvenlik yasası meselesiyle tekrar Çin’in gündeminde ve Çin bu konuyu artık bizzat kendisi çözmek istiyor. Bu hafta Pekin’deki toplantıda taslak metni kabul edilen Güvenlik Yasası önümüzdeki süreçte alt komitelere gelecek ve detayları şekillendirilecek. Yeni yasa, Hong Kong'da ulusal güvenliği tehdit eden eylemleri önlemek, durdurmak, cezalandırmak ve ayrılıkçı ve yıkıcı faaliyetlerin yanı sıra dış müdahale ve terörizmi de kapsıyor. Lakin konunun hukuki boyutu da oldukça karmaşık; zira Hong Kong kendi yasalarını yapma hakkına sahip bir özel yönetim bölgesi, peki bu durumda Pekin’in çıkaracağı yasanın kimler tarafından ve nasıl uygulanacağı şimdiden tartışma yarattı bile. Hatta Hong Kong borsası cuma günü bu haberle birlikte önemli bir düşüş kaydetti. Özellikle ekonomik yansımaları da düşünecek olursak önümüzdeki günlerde bu konuya bağlı eylemlerin yeniden olabileceğini tahmin etmek hiç de zor değil.

Bir diğer önemli konu da şüphesiz Tayvan. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Cumhurbaşkanı’nın ikinci kez göreve seçilmesinin ardına denk gelen Çin’in yıllık toplantısında Çin Başbakanı Li, Çin’in Tayvan’ın bağımsızlığına kesinlikle karşı olduğunu bir kez daha ifade etti. Tayvan ile barışçı bir birleşme için ilişkilerin derinleştirileceğine de vurgu yapan Pekin yönetimi egemenlik iddiasını korumak için güç kullanma hakkını da saklı tutacağını açıklamıştır. Bu bağlamda, bu konu da yine önümüzdeki aylarda sıklıkla karşımıza çıkacak gelişmelerden biri olacaktır.

Çin, bu yılki toplantısında savunma bütçesine %6,6’lık bir artış yapacağını da açıkladı. Bu da 1999’dan bu yana her yıl artırılan Çin savunma bütçesinin bu yıl da farklı olmadığını ve yine bir artış yapıldığını gösteriyor. Tüm bu ekonomik zorluklarla mücadele ederken bir yandan askeri savunma harcamalarına getirilen artış bir yandan Hong Kong ve Tayvan konuları ile ilgilenme Çin yönetimi oldukça yoracak bir paket olarak görülebilir ve hepsini aynı anda çözmek (veya en azından çözmeye çalışmak) Çin için kolay olmayacaktır.