Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

ASEAN 35. Zirvesi: Güneydoğu Asya’nın Potansiyeli, Sorunları ve Dünyaya Bakışı

Hatice ÇELİK
09 Kasım 2019 13:39

Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (Association of Southeast Asia Nations, ASEAN) 31 Ekim–4 Kasım 2019 tarihlerinde devlet başkanları düzeyinde ve Tayland’ın dönem başkanlığında gerçekleştirilen 35. Zirvesi için Bangkok’ta toplanmıştır. Bu toplantıda ele alınan konulara ve yapılan tartışmalara değinmeden önce ASEAN hakkında kısa bir tarihsel bilgi sunmak isterim.

ASEAN Tarihi[1]

ASEAN örgütünün temeli Endonezya, Filipinler, Malezya, Singapur ve Tayland Dışişleri Bakanlarının 8 Ağustos 1967’de Bangkok’ta imzaladıkları beş maddelik bildirgeyle atılmıştır. Bu bildirgede ASEAN’ın kuruluş amaçları; ekonomik, sosyal, kültürel, teknik, eğitim ve diğer alanlarda işbirliği gerçekleştirilmesi ile adalet kavramına, hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine saygı çerçevesinde bölgesel barış ve istikrarın tahsis edilmesi olarak belirlenmiştir.

ASEAN’ın kuruluş yıllarında ön planda olan çatışmaların durdurulması ve siyasi istikrarın sağlanması gibi hususlar, Soğuk Savaş sonrası dönemde yerini ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çabalara bırakmıştır.

1976’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması (Amity and Cooperation in Southeast Asia) ve 1995’te imzalanan Güneydoğu Asya Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge Anlaşması (Southeast Asia Nuclear Weapon Free Zone- SEANWFZ) ASEAN’ı yasal açıdan da bağlayıcılığı olan bir örgüte dönüştürmüştür.

2005 yılı Aralık ayında Kuala Lumpur’da düzenlenen 11. ASEAN Zirvesi, Örgütün gelişiminde önemli bir aşama teşkil etmiştir. Zirve sırasında, ASEAN’ın hedef ve amaçlarına ulaşılabilmesi için yasal ve kurumsal bir çerçeve sunan “ASEAN Şartı (ASEAN Charter) Hazırlanmasına Yönelik Kuala Lumpur Deklarasyonu” imzalanmış ve "ASEAN Güvenlik Topluluğu", "ASEAN Ekonomik Topluluğu" ile "ASEAN Sosyo-Kültürel Topluluğu" şeklinde üç sütuna dayanan “ASEAN Topluluğu (ASEAN Community)”nun kurulması kararlaştırılmıştır.

2014 Kasım ayında Myanmar’da düzenlenen 25. ASEAN Zirvesi sonucunda, 2015 Sonrası ASEAN Topluluğu Vizyonu'nun temel unsurları geliştirilmiştir. Bu unsurlar arasında;

-ASEAN Siyasi-Güvenlik Topluluğu,

-ASEAN'ın Temel İlkelerine Bağlı Kalma,

-Barış, Güvenlik ve İstikrarın Sürdürülmesi ve Arttırılması,

-ASEAN'ın Dış İlişkilerinin Derinleştirilmesi ve Genişletilmesi,

-ASEAN Ekonomik Topluluğu,

-ASEAN-Sosyo-Ekonomik Topluluğu yer almaktadır.

Ayrıca, 2015 Nisan ayında Malezya’da düzenlenen ASEAN Zirvesi sonucunda;

-“İnsan Odaklı ve İnsan Merkezli ASEAN Kuala Lumpur Bildirisi”,

-“Küresel Ilımlılar Hareketi Langkawi Bildirisi”,

-“Afetler ve İklim Değişikliğine karşı ASEAN, ASEAN Toplulukları ve İnsanlarının Direncinin Kurumsallaştırılması ASEAN Bildirisi” kabul edilmiştir.

Aynı zirve sırasında ele alınan konular arasında; ASEAN Topluluğunun teşkili, 2015 sonrası ASEAN Vizyonu, Güney Çin Denizi üzerindeki hak iddiaları, “Küresel Ilımlılık Hareketi” ve aşırılık ve terörizm ile mücadeleye dikkat çekilmiştir.

Kuala Lumpur’da 21-22 Kasım 2015 tarihlerinde gerçekleştirilen 27. ASEAN Liderler Zirvesinde, ASEAN Ekonomik Topluluğunun (AEC) 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren hayata geçirilmesini öngören Kuala Lumpur bildirisi yayınlanmıştır. Örgüt tarihinde önemli bir kilometre taşını teşkil eden bu adım, 625 milyonluk bir coğrafyanın tek bir pazar ve üretim merkezi haline gelmesine imkan tanıyacaktır. AEC’nin teşekkülüyle birlikte, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı sayesinde, üretim maliyetlerinin ve hammadde fiyatlarının önemli ölçüde azalması ve ASEAN bölgesinde üretilen ürünlerin yüzde 70’inden fazlasında gümrük vergisinin kaldırılması beklenmektedir, ancak halen birçok tarife dışı engel mevcuttur. Daha fazla serbestleştirme ve entegrasyonu hedefleyen AEC kapsamında ASEAN GSYH'sının 2025'e kadar %7 oranında büyümesi hedeflenmektedir. Zirvede ayrıca, müzakereleri Ekim 2015’te tamamlanan Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşmasının (TPP) yanısıra bölgesel entegrasyona katkı sağlayacak bir diğer girişim olan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (Regional Compherensive Economic Partnership, RCEP) müzakerelerinin de 2016 yılında sonuçlandırılması teşvik edilmiştir.

Öte yandan, 1997 yılında oluşturulan ASEAN+3 Forumu çerçevesinde, ASEAN ülkeleri ile Çin, Japonya ve Güney Kore arasında siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel işbirliğinin geliştirilmesine yönelik istişareler gerçekleştirilmektedir.

ASEAN 35. Devlet Başkanları Zirvesi

Bu yılki zirvenin teması “Sürdürülebilirlik için Ortaklığı Güçlendirme” idi. Tayland’dan sonra dönem başkanlığı -ASEAN’ın ilginç bir yöntem olarak benimsediği alfabetik sıraya göre sürdürülüyor olup – görevi Tayland’ın üstlendiği bu zirvenin ardından Vietnam’a geçmiştir. Devlet ve hükümet başkanlarının 2-3 Kasım tarihlerinde bir araya gelmesinin yanı sıra bu zirvenin öncesinde ve sonrasında da aynı hafta içerisinde örgütün başka toplantıları da olmuştur. Bunlardan başlıcaları 22. ASEAN – Çin  Zirvesi, 22. ASEAN – Japonya Zirvesi, 16. ASEAN – Hindistan Zirvesi, 14. ASEAN – Doğu Asya Zirvesi (East Asia Summit), 7. ASEAN – ABD Zirvesi, 10. ASEAN – Birleşmiş Milletler Zirvesi (UN), 22. ASEAN + 3 Zirvesi (Asean Plus Three Summit) ve 3. Kapsamlı Bölgesel Ekonomik Ortaklık  (Regional Comprehensive Economic Partnership, RCEP) toplantısıdır. İki yılda bir yapılan devlet başkanları düzeyindeki toplantıda üye ülkelerin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin, Japonya, Yeni Zelanda, Avustralya, Hindistan ve Güney Kore de temsilciler göndererek birçok toplantıya katılıp ikili ve çoklu görüşmelerde bulunmaktadırlar.

ASEAN – ABD Zirvesi

ABD Başkanı Donald Trump en son 2017 yılında ASEAN toplantılarına katılmıştır. 2018 yılında kendisini temsil etmesi için Başkan Yardımcısı Mike Pence’i göndermiş, bu yılki toplantıya ise Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien katılmıştır. ABD, ASEAN – Doğu Asya Zirvesi’ne katılmaya başladığı yıl olan 2011’den bu yana ilk kez bu kadar düşük seviyede temsil edilmiştir. Belki de bu durumu telafi edebilmek adına O’Brien ilk iş olarak Başkan Trump’ın ASEAN üyelerini Washington’a 2020’nin ilk çeyreğinde düzenlenecek bir zirve için davet ettiğini ve bunun ilişkileri geliştirmek ve derinleştirmek için harika bir fırsat olduğunu söyleyen mektubunu sundu. Henüz ASEAN üyelerinden bu davete bir yanıt gelmemiştir.  Lakin ASEAN üyeleri ABD’nin kendilerine üst düzey bir temsilci göndermemesinden yeterince hoşnutsuz olduklarını ASEAN – ABD Zirvesi’ne düşük katılım göstererek ifade etmişlerdir. Zirveye 10 üye ülkeden sadece 3 tanesi katılmıştır. Bunlar halihazırda ev sahibi ve dönem başkanı olan Tayland, bir sonraki dönem başkanı bayrağını alan Vietnam ve ASEAN – ABD ilişkileri koordinatörü olan Laos olmuştur. ABD’nin mevcut tutumunun ASEAN üyeleri açısından yaratabileceği en ciddi rahatsızlık; durumun Çin tarafından bir avantaja çevrilmesi ve ABD’nin pek de umursamadığı bir bölge izlenimi verdiği Güneydoğu Asya’ya Çin’den daha fazla baskının gelebilme ihtimalidir. Zira Çin Güney Çin Denizi’ndeki hak iddiaları sebebiyle ASEAN üyesi ülkelerinin bazıları ile egemenlık çatışması yaşamakta ve ABD’nin azalan görünürlüğü Çin’i cesaretlendirme potansiyeline sahiptir. Her ne kadar güvenlik perspektifinden bakıldığında Çin ciddi bir tehdit gibi görülse de madalyonun bir de diğer yüzü bulunmaktadır. Çin, bölgenin gelişmekte olan ülkeleri için (Singapur bu noktada diğer ASEAN üyelerinden farklıdır çünkü Singapur gelişmiş ve güçlü bir ekonomi) önemli bir ticari partnerdir. Bir yanda güvenlik odaklı konular nedeniyle ilişkiler zaman zaman gerilse de diğer yanda ekonomik ilişkilerin yoğunluğu güvenlik sorunlarının halı altına süpürülmesine imkan vermektedir.

14. ASEAN – Doğu Asya Zirvesi ve Kapsamlı Bölgesel Ekonomik Ortaklık Anlaşması

10 ASEAN üyesinin yanında Japonya, Güney Kore, Çin, Hindistan, Yeni Zelanda ve Avustralya ile birlikte 16 ülkeyi kapsayan serbest ticaret anlaşmasının müzakereleri de ASEAN’ın en önemli gündemlerinden biriydi. Bu anlaşmanın müzakereleri 7 yıldır sürmektedir. 16 ülkenin arasında ABD’nin olmadığı hemen fark ediliyordur. Eğer bu anlaşma üzerinde anlaşılabilseydi; 16 ülkeyi kapsayan bu serbest ticaret bölgesi dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesi olacak, Hindistan’ı Yeni Zelanda’ya bağlayacak, küresel GDP’nin %30’unu ve dünya nüfusunun da yarısını kapsamış olacaktı. Çin bu anlaşmanın gerçekleşmesi konusunda oldukça hevesli zira özelde bunu ABD ile son dönemde yaşadığı ticaret savaşı sorununa bir çare genelde de ABD’nin bu bölgeye olan ekonomik ilgisini dengeleyebilecek bir unsur olarak görmektedir. Fakat anlaşma görüşmeleri devam ederken Hindistan bazı endişeleri nedeniyle anlaşmanın imzalanması konusunda tereddüt etmiştir. Bu endişelerin başlıcaları Çin’in daha ucuza üretip satışa sunduğu mallların Hint ekonomisine verebileceği muhtemel zarar ve serbest tarımsal ticaret nedeniyle Hindistan’ın milyonlarca küçük ölçekli çiftçisinin mağdur olabilme ihtimalidir. Yine de anlaşmanın önümüzdeki yılın ilk aylarında imzalanması, gerekirse Hindistan’sız, yola devam edilmesi de gündemdeki seçeneklerdendir. Pek çok açıdan farklı ülkeleri aynı ekonomik potada toplayabilecek bu serbest ticaret anlaşmasına ülkelerin bakışını en iyi açıklayan açıklamalardan biri Avustralya Başbakanı Scott Morrison’dan gelmiştir. Morrison duruma ilişkin şunları söylemiştir:

            “Hint-Pasifik bölgesi ekonomisin entegrasyonun bölgenin sadece refahı açısından değil güvenliği açısından da inanılmaz büyük bir öneme sahiptir. Böylelikle bölgede çok daha açık ve özgür bir ortamda ticaret yapabileceğimiz bir yolda ilerliyoruz.”[2]

Morrison ayrıca Çinli mevkidaşı Li Keqiang ile görüşmesine ilişkin de:

            “Aramızda dürüst samimi bir kabullenme söz konusu. Bizler birbirinde oldukça farklı iki ülkeyiz. Biz liberal demokratik bir ülkeyiz. Çin ise bir komünist parti devletidir. Biz onların sistemini benimsemeyi düşünmüyoruz/değerlendirmiyoruz, onlar da bizim sistemimizi benimsemeyi düşünmüyor/değerlendirmiyor.   İki görüntü arasındaki farkı anlama noktasında samimi bir takdir bulunmaktadır. Ama üzerinde birlikte çalıştığımız şeylerin faydalarını görebileceğimiz konusunda ortak bir anlayış bulunmaktadır”[3] şeklinde açıklama yapmıştır.

Morrison’ın görece ılımlı mesajlarının aksine Malezya Başbakanı Dr. Mahathir Muhammed yine samimi ve net açıklamalarda bulunmuştur. ASEAN İş ve Yatırım Zirvesi’nde konuşan Muhammed, ASEAN’ın 650 milyonluk nüfusuyla global bir pazar olduğunu ve bir ticaret savaşı istemediklerini ifade etti. Sözlerine “Eğer bize iyi olmayan birşey yaparlarsa biz de onlara iyi olamayız” şeklinde devam Muhammed’in fikirleri Çin Başbakanı Li Keqiang tarafından da desteklenmiş ve çoktaraflılık ve ticaret prensiplerinin önemi vurgulanmıştır.

Sonuç Yerine

ASEAN, 1967 yılında beş kurucu üyesiyle birlikte yola çıkan bugün 10 ülkeden oluşan üyelerinin yanında bölgenin tüm ülkelerini farklı diplomatik kanallar/platformlar aracılığıyla kendisiyle işbirliği içerisine sokmayı başarabilmiş uluslararası bir örgüttür. 650 milyon civarındaki çoğunluğu gençlerden oluşan nüfusuyla dinamik bir potansiyele sahip olan bölge gelişmekte olan ekonomileri ile de dünya ekonomik sistemi için önemli bir alandır. Nitekim ABD ve Çin başta olmak üzere Hindistan ve Japonya gibi ülkelerin yoğun ilgisi sebebiyle de bir rekabet alanına dönüşen bölge bu rekabetten en fazla faydayı görebilmek adına çaba sarf etmektedir. İşin içine bir de bölgenin yükselen ve bu yükselişle birlikte sisteme başkaldırıp kaldırmayacağı durumu sorgulanan Çin dahil olunca güvenlik – ekonomik işbirliği ilişkisi daha da zorlu bir denklem haline dönüşmektedir.


 

[1]   Bu başlık altında verilen bilgiler yazarın 2017 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde tamamladığı “South Korea As A Middle Power: A Case Study of South Korea – ASEAN Relations” başlıklı tezinin Türkçe özet kısmından alınmıştır.

[2] https://www.theguardian.com/world/2019/nov/04/asean-summit-us-condemns-chinese-intimidation-in-the-south-china-sea

[3] https://www.theguardian.com/world/2019/nov/04/asean-summit-us-condemns-chinese-intimidation-in-the-south-china-sea