Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Ortadoğu'da Üç Cumhurbaşkanlığı Seçimi Anayasalarına Göre İsrail, Suriye ve İran Örneği

Mehmet GÜNEŞ
10 Haziran 2021 16:00
A-
A+

Geçtiğimiz günlerde, Ortadoğu’da sürekli çatışma yaşayan Suriye ve İsrail’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri tamamlandı, önümüzdeki günlerde ise bu çatışmanın diğer önemli bir aktörü olan İran yeni Cumhurbaşkanını seçecek. Bu yazıda ülkelerin anayasal hükümleri göz önüne alındığında Ortadoğu’daki bu ülkelerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin nasıl gerçekleştiği, yerleşik kurulu düzenlerine nasıl etkide bulunacağı ve Ortadoğu’daki ülke politikalarını nasıl şekillendireceği konuları değerlendirilecektir.

İSRAİL’DE 2021 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

24 Temmuz 2014'ten beri İsrail’in Cumhurbaşkanı olan ve ismi Netanyahu’nun 12 yıllık başbakanlığındaki olaylar sebebiyle pek duyulmayan, hukukçu Reuven Rivlin’in yerine, 11nci Cumhurbaşkanı olarak İsrail Parlamentosunda (Knesset), 120 oyun 87’sini alarak seçilen ve 09 Temmuz 2021’de göreve başlayacak olan Yitzak Hertzog, bu görev öncesinde hedefi “tüm dünyadaki Yahudi halklarının, mirası ve topraklarıyla bağlantı kurmalarını sağlamak ve gelişen bir Yahudi geleceği ile güçlü bir İsrail'i inşa etmek olan” ve çok prestijli bir görev kabul edilen İsrail Yahudi Ajansının başkanıydı. Bir önceki Cumhurbaşkanı gibi kendisi de hukukçu olan yeni Cumhurbaşkanı Yitzak Hertzog’un babası da İsrail’in 6’ncı Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda hukukçu Haim Herzog’tur.

Netanyahuya muhalefeti ile tanınan ve İşçi Partisi'nin eski lideri 60 yaşındaki Yitzak Hertzog, daha önceki kabinelerde Turizm bakanlığı, Sosyal hizmetler bakanlığı gibi görevlerde de bulunmuştu.

Kuruluşundan beri yazılı bir anayasası olmayan İsrail’de, zaman içinde kabul edilmiş birçok temel yasa, anayasa olarak kullanılmaktadır. En son 19 Temmuz 2018’de İsrail parlamentosunda kabul edilen on beşinci temel yasa ile birlikte İsrail anayasası, yazılı kurallardan daha çok teamuli kurallara dayanmaktadır. İsrail’in kuruluşundan bu yana bütüncül yazılı bir anayasa yapmaması, bilinçli bir tercihe dayanmakta ve devletin sorumluluk ve yetkileri ile vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini laik bir düzlemde inşa etmek yerine dini anlayışa, dini yaşayış kurallarına göre düzenlemek istemesinin de önemli bir payı bulunmaktadır.

İsrail’de Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin kurallar, 16 Haziran 1964’te Parlamento’da kabul edilen beşinci temel yasada yer almaktadır. Buna göre, İsrail'de ikamet eden her İsrail vatandaşının aday olabildiği ve Cumhurbaşkanının Knesset tarafından yedi yıllık bir süre için seçileceği ve yalnızca bir dönem görev yapacağı düzenlenmiştir. En az 10 Meclis üyesi tarafından yazılı olarak önerilen Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesi sonrasında gizli oylama ile yapılacak seçimlerde meclis üyeleri sadece bir adaya oy verebilmektedir. İlk turda 120 üyenin salt çoğunluğunu yani 61 oy olan aday seçilmiş olacaktır. Eğer ilk turda adaylardan hiçbiri salt çoğunluğa ulaşamazsa, ikinci turda en çok oyu alan aday seçilmiş kabul edilecektir. Eğer tek bir aday seçime katılırsa, lehte ve aleyhte verilen oylar sayılacak, eğer adayın lehine daha çok oy verilmişse aday seçilmiş kabul edilecektir.

Seçilen Cumhurbaşkanı, “İsrail Devleti'ne ve yasalarına bağlı kalacağıma ve Devlet Başkanı olarak görevimi sadakatle yerine getireceğime söz veriyorum.” şeklindeki yemini sonrasında görevine başlayacaktır. İsrail Cumhurbaşkanının yetkileri ve sorumlulukları arasında;

- Meclis’de kabul edilen kanunları onaylamak,
- İsrail devletinin büyükelçilerini atamak, ülkeye gelen diğer ülkelerin büyükelçilerini kabul etmek,
- Meclis’in kabul ettiği uluslararası antlaşmaları onaylamak,
- Yargı mensupları dahil üst düzey kamu görevlilerinin atanması ve görevden alınmalarını onaylamak,
- Çeşitli suçları affetmek,
- Hükümetin kurulması veya Knesset'in feshedilmesi ile ilgili kararları hariç olmak üzere, tüm Kararları ilgili bakanında imzasını gerektiren karşı imza kuralına tabidir,
- Hukuki ve cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Siyasi sorumluluk ilgili Bakana aittir.
- Hükümetin rızası dışında Devlet sınırlarını terk etmeyecektir,
- Meclis, Cumhurbaşkanını, makamına yakışmayan bir davranışı sebebiyle görevine layık olmadığına karar verirse, en az 20 üyenin teklifi ile ve meclis çoğunluğunun dörtte üçünün alacağı bir kararla görevine son verme hakkına sahiptir.
-Yokluğunda Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekalet eder.
İsrail’deki Cumhurbaşkanlığının etkin bir yürütme gücü olmadığı, Parlamenter sistemdeki sembolik bir makamı temsil ettiği, Bakanlar Kurulu ve Başbakan karşısında herhangi bir gücü bulunmadığı görülmektedir. İsrail’de en son seçilen yeni Cumhurbaşkanının siyasi geçmişi, hem kendisini seçen Meclisin siyasi konfigürasyonu ve hem de anayasal yetki ve gücü açısından önümüzdeki dönemde, İsrail’in iç ve dış politikalarında önemli bir değişiklik beklemek söz konusu değildir.

SURİYE’DE 2021 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

2012 yılında, katılım oranının %57,4 olduğu bir referandum sonucunda oyların %89,4'üyle kabul edildiği açıklanan ancak birçok ülkenin kabul etmediği 2012 tarihli Suriye anayasasına dayanılarak düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 55 yaşındaki Beşar Esad’ın 26 Mayıs 2021’de oyların %95,1'ini alarak dördüncü defa yeniden seçildiği açıklanmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Suriye’de 51 adaydan sadece üçünün başvurusunun yedi kişilik Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edildiği, diğer adayların başvurularının ise “anayasal ve yasal koşulları karşılamadığı” gerekçesiyle reddedildiği daha önce açıklanmıştı. 2012 tarihli Suriye Anayasasının 84’üncü maddesinde düzenlenen kurala göre Cumhurbaşkanı adayı olan kişinin;

- Kırk yaşını doldurmuş olması,
- Ana ve babasının Suriye vatandaşı ve kendisinin de Suriye doğumlu olması,
- Suriyeli olmayan bir kadınla evlenmemiş olması (Bu maddede zımnen kadınların Cumhurbaşkanı adayı olmayacakları varsayılmaktadır),
- 10 yıldır Suriye’de ikamet ediyor olması,
- Kamu ve özel haklarından mahrum bırakılmamış olması gerekmektedir.

Meşruiyeti şüpheli 2012 tarihli anayasasına göre; 250 üyeli Suriye meclisinde en az 35 milletvekilinin yazılı önerisi ile Cumhurbaşkanı adayı olunabilmektedir. Ayrıca cumhurbaşkanlığına adaylığı için son on yıldır kesintisiz Suriye'de ikamet koşulu arandığından dolayı ülke dışındaki muhaliflerin adaylık imkânı da bulunmamaktadır.

2012 tarihli anayasaya göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda seçmenlerin çoğunluğunun oyu alınmadığında en çok oyu alan iki aday ikinci tura katılmaktadır. Halen ülke vatandaşlarının önemli bir kısmı olan dokuz milyon kişinin seçimlere katılamayacak şekilde hem ülke dışına göç etmek zorunda bırakıldığı ve hem de yerlerinden edildiği veya hayatını kaybettiğinin bilindiği ülkede, Batılı hiçbir ülkenin tanımadığı bu seçimin sonuçlarını açıklayan Suriye Meclis Başkanına göre, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, seçmenlerin %78’i olan 14 milyon Suriyeli katılmıştır. Oysa geçen Suriye’de geçen sene yapılan Parlamento seçimlerine katılım oranının % 33,17 olduğu açıklanmıştı. Ayrıca savaş başlamadan önce 21 milyonluk nüfusa sahip olan Suriye’de, halen seçmen yaşına sahip olarak en fazla 11 milyon kişi bulunduğu tahmin edilirken ve bunların da %78’inin seçime katıldığı kabul edilse dahi nasıl olup da geçen sene Parlamento seçimine katılım % 33,17 iken bir sene sonra bu oranın birden %78’e yükselebildiği anlaşılamamaktadır.

Suriye’de şaibeli şekilde 2021’de yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Beşar Esad’ın önümüzdeki yedi yıl ile birlikte 28 yıllık Cumhurbaşkanlığı yapacak olması yanında babası Hafız Esad’ın 30 yıllık Cumhurbaşkanlığı da eklendiğinde Esad ailesinin yaklaşık 58 yıllık iktidarı söz konusu olacaktır. Ayrıca eğer bu anayasa Suriye’de devam ederse, 2012 tarihli anayasanın 88’inci maddesine göre Beşar Esad’ın yedi yıl sonra ikinci defa seçilebilmesi de mümkün gözükmektedir. Diğer yandan geçen günlerde demokratik bir ülke olarak lanse edilen İsrail’de yeni seçilen Cumhurbaşkanı Hertzog gibi demokratik sayılmayan Suriye’deki Cumhurbaşkanı Esad’ın babalarının kendi ülkelerinin eski Cumhurbaşkanları olması da değişik bir tesadüf olmasa gerekir. Ortadoğu’da güya kavgalı ülkelerin söz konusu ülkeyi yönetmek olunca ortaya çıkanların siyasi miras taşıyıcılığı olarak birbirlerine nasıl da benzediği gözlerden kaçmamaktadır.

2012 tarihli Suriye anayasasının 83 ile 117nci maddeleri arasında düzenlenen kurallara göre Başbakan ve Bakanlar kurulunun doğrudan sorumlu olduğu Suriye Cumhurbaşkanlığının görevleri arasında;

-Meclis tarafından kabul edilen kanunları bir ay içerisinde onaylar veya geri gönderir,
- Cumhurbaşkanı, yasalara uygun olacak şekilde kanun hükmünde kararname ve kararlar çıkarabilir.
- Cumhurbaşkanı, savaş ilan edebilir, Seferberlik çağrısı yapabilir. Meclis onayı ile barış görüşmesi yapabilir.
- Cumhurbaşkanı, Ülkede olağanüstü hâl ilan edebilir.
- Dış ülkelere büyükelçi atayabilir.
- Cumhurbaşkanı, ülkenin silahlı kuvvetlerinin başkomutanıdır.
- Ülkede özel af çıkarabilir.
- Meclise kanun teklisi sunabilir.
- Her türlü idari konsey, organ ve kurul teşkil edebilir.
- Cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken vatana ihanet suçlaması hariç yaptığı işlemlerden sorumlu değildir.

Suriye’deki Cumhurbaşkanlığının etkin bir yürütme gücü olduğu, Yarı Başkanlık sisteminde yürütmenin diğer temsilcisi sayılan Bakanlar kurulu karşısında asıl gücü oluşturduğu, Suriye’de en son şaibeli seçimle devam eden göstermelik sonuçlara göre Cumhurbaşkanının siyasi konumu ve geçmişi göz önüne alındığında önümüzdeki dönemde, Suriye’nin iç ve dış politikalarında önemli hiçbir değişiklik beklememek gerektiği, Suriye’nin halkın bağımsız iradesi ile değil Esad hanedanlığınca yönetildiğinin unutulmaması gerektiği değerlendirilmektedir.

İRAN’DA 2021 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

18 Haziran 2021 tarihinde düzenlenecek İran Cumhurbaşkanlığı seçimleri, tıpkı İsrail ve Suriye’de olduğu gibi ülkenin kalıcı sorunlarına çare olacak, İran’da gün geçtikçe artan memnuniyetsizliği azaltacak bir potansiyel içermemektedir. İran’da seçimlerde kimlerin aday olacağına karar veren “Anayasayı Koruyucular Konseyi”nin aday tercihleri bu seçimlerin tıpkı Suriye’de olduğu gibi özgür ve adil olmayacağı ve kurulu düzenin taleplerini karşılamak için yapıldığı izlenimini vermektedir. İran Anayasayı Koruyucular Konseyi, 18 Haziran'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine katılmak için başvuruda bulunan kadınlar dahil ülkedeki 592 kişiden yalnızca erkek olan yedisine adaylık izni vererek, çok açık bir şekilde seçimlerin sonucunu tahmin edilebilir kılmaktadır. Adaylığı uygun görülen yedi kişinin beşi muhafazakâr, ikisi ise ılımlı görüşleri ile bilinmektedir.

2013’de seçildikten sonra iki dönmelik görevi süresi önümüzdeki günlerde dolan, hukuk doktoru ve altı dil bilen 7nci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yerine geçmek için yarışacak olan yeni Cumhurbaşkanı adaylarının “Anayasayı Koruyucular Konseyi” tarafından açık şekilde muhafazakâr adayları öne çıkarması üzerine Hasan Ruhani'nin, Dini Lider Hamaney'e Koruyucular Konseyi'nin listesine müdahale etme çağrısı yaptığı iddia edilmişti.

İran’ın kurulu düzeninin desteklediği ve bu seçimi kazanacağı tahmini yapılan muhafazakâr adayın, 2017’deki seçimde Hasan Ruhani’nin karşısında kaybeden 60 yaşındaki İbrahim Reisi olduğu ileri sürülmektedir. 1988’de Humeyni’nin talimatı ile İran’daki siyasi idamların karar vericisi olan komitede yer alan ve adı “Katliam Ayetullahı” olarak anılan İbrahim Reisi, geçen seçimde %38,3 oy almıştı. Özel hukuk alanında doktorası bulunan ve halen İran yargı örgütünün en tepesinde yer alan İbrahim Reisi, sadece Cumhurbaşkanlığının en kuvvetli adayı olmak dışında ayrıca 1989’dan beri İran’ın en yetkili kişisi konumundaki 82 yaşında olan dini lider Ali Hamaney sonrası bu görevin de en çok ismi zikredilen kişisi konumundadır.

3 Aralık 1979 tarihinde yapılan referandumla yürürlüğe giren İran anayasası hükümlerine göre yapılacak 18 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem aday ve hem de seçmen katılımın %73 olduğu bir önceki seçime göre daha az olacağı tahmin edilmektedir. 2017’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 137’si kadın olmak üzere toplam 1636 aday başvurmuşken 2021’deki aday sayısı 592’ye düşmüştür. 2017’de sadece altı adaya seçime girme hakkı verilirken 2021’de bu sayı yediye çıkmıştır.

İran’da en üst görev kabul edilen ve ömür boyunca sürdürülen dini liderliğin ardından dört yıllığına iki defa ancak seçilebilen İran Cumhurbaşkanlığının, 1979 tarihli anayasada yer verilen kimi görev ve yetkileri şunlardır:

-Cumhurbaşkanının aşağıdaki niteliklere sahip dini ve siyasi kişiler arasından seçilmesi gerekmektedir: İran kökenli; İran vatandaşlığı olmalı, idari kapasite ve becerikliliğe sahip olmalı; düzgün bir geçmişe sahip olmalı, güvenilirliği ve dindarlığı bulunmalı; İran İslam Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine ve ülkenin resmi dinine gönülden bağlı olmalıdır.
-Cumhurbaşkanı, Anayasa veya diğer kanunlar dahilinde sahip olduğu yetki ve görevleri sebebiyle halka, Dini Lidere ve İslami Şura Meclisine karşı sorumludur.
-Cumhurbaşkanı Meclisin kabul ettiği yasaları onaylamak zorundadır.
-Cumhurbaşkanın belirlediği Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Bakanlar kurulunun faaliyetlerini koordine etmekle görevlidir.
-Cumhurbaşkanı, İslam Şura Meclisinin onayı sonrası İran hükümeti ile diğer hükümetlerle yapılan anlaşma, protokol, sözleşme ve anlaşmaları ve ayrıca uluslararası kuruluşlara ilişkin anlaşmaları imzalayabilir.
-Cumhurbaşkanı, özel durumlarda, Bakanlar Kurulunun onayını da alarak belirli yetkilere sahip bir veya birden fazla özel temsilci atayabilir.
-Büyükelçiler, Dışişleri Bakanının önerisi ve Cumhurbaşkanının onayı ile atanır.
-Bakanlar, Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve Meclis'e güvenoyu için sunulur.
-Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunun başıdır. Bakanların çalışmalarını denetler ve hükümetin kararlarını koordine etmek için gerekli tüm önlemleri alır.
-Bakanların her biri, Cumhurbaşkanına ve Meclise karşı üstlendiği görevlerinden dolayı sorumludur.

İran’daki Cumhurbaşkanlığının etkin bir yürütme gücü olduğu, ancak dini Liderinin siyasi kontrolünde olduğu, seçim öncesinde kimin Cumhurbaşkanı olacağının yerleşik düzenin müdahalesi ile şekillendirildiği, bağımsız ve özgür bir aday belirleme süreci oluşmadığı, Cumhurbaşkanının siyasi konumu ve dini pozisyonu dışında önümüzdeki dönemde, İran’ın bilinen iç ve dış politikalarında önemli bir atılım ve değişiklik beklememek gerektiği değerlendirilmektedir.