Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Özbekistan: Orta Asya’nın Kilidi

Hatice ÇELİK
14 Kasım 2018 17:26

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden (1 Eylül 1991) cumhuriyetlerden biri de Özbekistan’dı.

Timurlular, Harzemşahlar, Şaybaniler, Babürlüler gibi güçlü devletler kuran Özbek halkı, 19. yüzyılda Buhara Emirliği, Hokand ve Hive Hanlıklarının Rus Çarlığı tarafından işgal edilmesinin ardından 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde SSCB’nin hâkimiyeti altına girdi. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti.

Yüksek miktarda doğalgaz, kıymetli maden rezervi ve başta pamuk üretimi olmak üzere pek çok zirai üründe dünya çapında yeri olan Özbekistan, bağımsızlığını kazanması ile birlikte, kaynaklarının gerçek sahibi oldu. Nüfus bakımından Orta Asya’nın en kalabalık ülkesi olan Özbekistan’ın bu gücü en stratejik kaynağı durumundadır ve 2050’de 41 milyona ulaşarak eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında Rusya’dan sonra 2. olması beklenmektedir.

İmam Buhârî, İmam Tirmizî, Uluğ Bey, Birûni, Bahaeddin Nakşibendî gibi ilim ve irfan dünyasının büyük âlimlerinin vatanı Özbekistan, tarihi-kültürel birikimi ve derinliği ile dünyaya yeni katkılar sunmaya adaydır.

Siyasi bakımdan; uzun dönem Sovyet işgali altında kalan Özbekistan’ın bağımsızlaştıktan sonraki tarihini ülkeyi uzun süre yöneten İslam Kerimov dönemi ve kendisinin vefatından sonra iktidara gelen Şavkat Mirziyoyev dönemi olmak üzere 2 başlık altında inceleyebiliriz.

İslam Kerimov dönemi:

Özbekistan Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı İslam Kerimov oldu. Kerimov ülke içinde birlik ve bütünlük sağlamayı ve ekonomik kalkınmayı öncelerken dış politika alanında da kendini zorlu bir denklemin içinde buldu.

Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin önderliğinde SSCB’nin devamı olarak nitelendirilen Bağımsız Devletler Topluluğu’na (BDT) katılmayı reddeden İslam Kerimov süreç içerisinde Batı dünyası ile yakın ilişkiler kurmaya başladı. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Afganistan’a askeri müdahale sürecinde hava üslerini ABD’ye açtı. 1999’da Vladimir Putin’in iktidara gelişi ile Rusya-Özbekistan arasında soğuk olan ilişkiler yavaş yavaş ısınmaya başladı.

2005’te yaşanan Andican olaylarından sonra, Batı ile Özbekistan arasındaki yakınlaşma sona erdi. Cumhurbaşkanı İslam Kerimov yönünü Putin Rusya’sına çevirdi. Rusya’nın önderliğinde kurulan Kolektif Güvenlik Örgütü’ne (2006) ve Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın üyesi bulunduğu Avrasya Ekonomi Topluluğu’na katıldı (2006). ABD’ye tahsis edilen askeri üs kapatıldı. Kerimov, Rusya ile yakınlaşmasına rağmen Rusya’nın askeri üs talebine müsaade etmedi.

Kerimov, ABD, Rusya ve Çin arasında izlediği denge politikası, her üç ülkeye de eşit uzaklıkta bir duruş sergilemesi ile ülkesini küresel çalkantıların dışında tutmaya çalışmış, Afganistan iç savaşının içeriye sıçramasına mani olmuştur.

Öte yandan, İslam Kerimov komşu Türk ve Müslüman ülkelerle de dostluk ilişkisi geliştirmeye çalıştı, özellikle Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’le sıcak ikili ilişkiler sürdürdü. Uzun yıllardır sınır sorunlarının yaşandığı Kırgızistan ve Tacikistan’a resmi ziyaretler ilişkilerin kısa sürede normalleşmesine sebep oldu. Kerimov yönetimi tarafından tek taraflı kapatılan Özbekistan-Kırgızistan ve Özbekistan-Tacikistan sınır kapıları tekrar açıldı.

Ülkeyi 27 yıl yöneten Birinci Cumhurbaşkanı İslam Kerimov 2 Eylül 2016 günü vefat etti.

Şavkat Mirziyoyev Dönemi:

2003 yılında Başbakanlık koltuğuna oturan Liberal Demokrat Parti adayı Şavkat Mirziyoyev seçmenlerin yüzde 88,61'nin oyunu alarak Özbekistan'ın yeni Cumhurbaşkanı oldu ve 14 Aralık 2016 tarihinde Devlet Başkanlığı görevini üstlendi.

Selefi İslam Kerimov’a ülkeye yaptığı katkılardan ötürü her fırsatta teşekkürlerini sunan Mirziyoyev Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada;

“Kerimov’un kavramsal özelliğe sahip derin düşünceleri ve görüşleri, halkımızın bilincini ve düşüncesini, dünyaya bakış açısını ve genel olarak tüm hayatını kökten değiştiren bu önemli siyasi belgenin oluşturulmasında sağlam bir temel görevini üstlenmiştir. Anyasamıza, genel kabul görmüş demokratik ilkelerle birlikte, milli değerlerimiz ve halkımızın zengin devletçilik birikimini de yansıtmak önemliydi. Özbekistan Birinci cumhurbaşkanı sayesinde bizim anaysamızın merkezinde, “insan onuru ve gururu” gibi önemli bir anlayış vardır”.[1]

cümleleriyle Kerimov’un anayasa yapımına katkılarına vurgu yapmıştır. Mirziyoyev’in konuşmasında önemli bir vurgu da cumhuriyetin kuruluş aşamasındaki sürece dairdir. Mirziyoyev, devletin kurulma aşamasında yaşanan gerginliklere ve dar çıkarlara, bölgeciliğe, bölücülüğe ve milliyetçilik gibi olumsuz olgulara geçit vermemek gerekiyordu diyerek bir anlamda Kerimov’un ne kadar zorlu ve sancılı bir dönemde ülkeyi yönetmeye çalıştığını da açıkça ifade etmiştir.

Mirziyoyev iktidara gelmesiyle birlikte ilk işi ülkenin acil ihtiyaçlarına odaklanmak oldu. Bölgesel siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak öncelikli politikasının alt başlıklarında; ülkeye uluslararası yatırımları çekmek, korumacılığı sonlandırmak, dalgalı döviz kuruna geçmek, serbest piyasa ekonomisinin işletilmesi gibi amaçlar sıralanıyordu.

7 Şubat 2017 tarihinde Mirziyoyev tarafından imzalanan 2017-2021 Kalkınma Stratejisi Kararnamesi ile politik hedefler bir strateji belgesine dönüştürüldü. Bu strateji 5 aşamadan oluşuyordu. Bunlar;

-Devlet sisteminin ve kamu yapılanmasının iyileştirilmesinde öncelik,

-Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve yargı sisteminin ileri derecede reforme edilmesi,

-İktisadi Kalkınma ve liberalleşmede öncelik,

-Sosyal alanın geliştirilmesinde öncelik,

-Güvenlik, etnisiteler-arası uyum ve dini hoşgörü ile dengeli, karşılıklı çıkara dayalı ve yapıcı dış politika sahalarında öncelik.

Mirziyoyev, Ağustos 2017’de Taşkent’te toplanan uluslararası konferansta “Orta Asya, Özbekistan dış politikasının ana önceliğidir” sözleriyle etkin bölgesel işbirliğinin temellerine vurgu yapmıştır.

Mirziyoyev göreve geldiği andan itibaren Tacikistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan ile ilişkileri çeşitli projeler ve işbirlikleri sayesinde oldukça olumlu seviyelere taşıdı ve daha da geliştirmeye çalışmaktadır.

Mart 2017’deki Türkmenistan ziyaretinde stratejik işbirliği anlaşması imzalandı ve enerji ile ulaşım alanlarında çeşitli girişimlerin başlatılacağının sinyalleri verildi. Mirziyoyev Mart 2018’de Tacikistan’ı ziyaret etmiş ve sonucunda; 16 kara hudut geçişinin açılması, vizelerin kaldırılması, Duşanbe-Taşkent havayolu bağlantısı, Özbekistan tarafından Tacikistan’daki Rogun Barajının inşasının onaylanması[2], iki ülke arasında elektrik hatlarının ortak kullanımı gibi oldukça somut ve hem devlet hem de toplum nezdinde karşılıklı fayda getirecek adımlara imza atılmıştır. Yine Kırgızistan ziyareti de ikili ilişkilerin özellikle sınır sorunlarının büyük ölçüde çözüme kavuşmasına vesile olmuş ve birçok alanda işbirliğinin temelleri atılmıştır. Kısacası Mirziyoyev görevi devraldığı andan itibaren komşu cumhuriyetlerle uzun süredir devam etmekte olan sorunların çözümü için azami çaba sarf etmiş olup karşılığını da almaktadır. Bu strateji sadece Özbekistan için değil tüm coğrafya için faydalı ve verimli olacak bir ortamın inşasını işaret etmekte olup bölgesel siyasi ve ekonomik kalkınmayı beraberinde getirecektir.

Mirziyoyev’in komşu Türk devletleri haricinde de yurt dışı ziyaretleri oldu. Nisan 2017’de Rusya’yı ziyaret eden Miriyoyev’e eşlik eden işadamları Rus partnerleriyle 16 milyar dolarlık anlaşma imzaladı. Ardından Mayıs 2017’de Çin’e yaptığı ziyaret yaklaşık 20 milyar dolarlık 100 anlaşmanın imzalanmasına vesile oldu. Ayrıca Çin’in Kuşak ve Yol Projesini Çin’in bölgede başat güç olma hırsından ziyade iki tarafın da kazanacağı bir platform[3] olarak gören Özbekistan lideri Çin’in yapması muhtemel yüksek teknoloji ve altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşılamaktadır.

Mayıs 2018’de ABD’ye ziyarette bulunan Devlet Başkanı Mirziyoyev, Trump ile olan görüşmesini tarihi bir an ve yeni bir stratejik işbirliği döneminin başlangıcı olarak tanımladı.[4] Bu ziyaret sırasında Mirziyoyev’e eşlik eden bir grup işadamın da ABD’li şirketlerle toplam 4.8 milyar dolarlık[5] iş anlaşmasına imza attıkları belirtildi. Orta Asya üzerinde oyun planları olan Rusya, ABD ve Çin, Özbekistan için ekonomik olarak ciddi 'fırsatlar' sunmakla birlikte üç gücün birbirleriyle olan ilişkilerinin Özbekistan’ı nasıl etkileyeceği Mirziyoyev’in dış politika alanında önem vermesi gereken noktaların başında gelmektedir.

Türkiye-Özbekistan İlişkileri

Türkiye’nin Özbekistan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke olarak Özbek halkı nezdindeki sevgisi ve değeri tartışılmazdır.

Nitekim, 18 Kasım 2016 günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Semerkant’ı ziyaretinde Mirziyoyev halkının bu duygularını şu sözlerle ifade etmişti:

"Biz bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Özbek ve Türk halklarının dini, dili, tarihi ve kültürü birbirine çok yakın ve bağlıdır ve bu çok doğaldır. Türkiye günümüzde dünyada oldukça saygın ve büyük imkânlara sahip bir ülkedir. Siz, büyük bir hayati tecrübeye ve siyasi deneyime sahip bir lidersiniz. Sizin öncülüğünüzde Türk halkı büyük başarılar elde etmektedir. Sizin Türk halkına olan sonsuz sevginiz ve göstermekte olduğunuz gayretiniz çoğu insanı olduğu gibi beni de şaşırtmıştır ve bize ibret olmaktadır. 2023 yılı Yeni Türkiye hedefiniz ve Türkiye'yi dünyadaki en gelişmiş ilk 10 ülke sırasına girmesi yolundaki çabalarınız saygıya layıktır. 13 yıl sonra yeniden buluşmamız çok sembolik önem taşımaktadır. O dönemde siz de, ben de yeni başbakan olarak göreve başlamıştık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 30 Nisan 2018’de yaptığı Özbekistan ziyaretinde iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi” kuruldu. İki taraf arasında toplam 25 anlaşma imzalandı ve ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılması hedeflendi.

Netice olarak, Özbekistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte yaşanan sancılı dönemden bağımsızlığını ilan edip güçlü bir devlet olarak çıkmayı başarmıştır. Muhakkak ki bağımsızlığını ilan etmekle her şey tamamlanmış ve rayına girmemiştir. Yeni devletin gerçekleştirmesi gereken ciddi sorumlulukları ve yükleri vardı ve Kerimov, bölgenin güvensiz ortamını da düşünecek olursak, Özbekistan’ı en iyi şekilde bu süreçten geçirmeye çalışmıştır.

Kerimov’dan sonra devlet başkanı olan Mirziyoyev ise bölgenin ve dünyanın değişen uluslararası denklemine uygun biçimde, Kerimov’dan haliyle farklı adımlar atarak, yine Özbekistan’ın gerçek potansiyeline kavuşması için çaba sarf etmektedir. Mirziyoyev’in şimdiye dek yürüttüğü politikalar sayesinde Özbekistan’ı çok daha ileri seviyelere taşıyacağına dair beklentiler oldukça yüksektir.

 



 

[1] Şavkat Mirziyoyev’in Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. yıldönümü vesilesiyle 7 Aralık 2016’da Taşkent’te düzenlenen törende yaptığı konuşmadan alınmıştır.

[2] http://qha.com.ua/tr/turk-dunyasi/ozbekistan-cumhurbaskani-savkat-mirziyoyev-tacikistan-da/167427/

[3] https://thediplomat.com/2018/06/uzbekistan-does-not-drift-among-great-powers/

[4] https://www.rferl.org/a/mirziyoev-us-visit-uzbek-leader-white-house-2002/29230271.html

[5] https://eurasianet.org/uzbekistan-aglow-after-presidents-successful-us-visit