Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Fransa’da Sarı Yelekliler Hareketi

Hatice ÇELİK
05 Aralık 2018 16:55

Haftalardır özellikle Avrupa kamuoyunu etkileyen bir olay bütün dünyanın gözünü Fransa’ya çevirmesine neden oldu. Basında, “Sarı Yelekliler” olarak isimlendirilen bu sosyal hareketin ne olduğuna, nasıl ortaya çıktığına ve muhtemel etkilerinin neler olabileceğine biraz daha yakından bakalım.

Öncelikle gruba neden “Sarı Yelekliler” dendiğini açıklamak gerekirse, bu durumun olayların ortaya çıkışıyla birlikte kendi doğal akışı içinde belirlenmiş yani önceden planlanmamış bir niteliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Fransa’da arabalarda zorunlu olarak bulundurulması gereken sarı renkli yelekler ve ceketler kayda değer sayıda eylemci tarafından giyilince gösteri grupları kendi isimlerini kendileri yaratmış oldu. Peki neden onbinlerce Fransız vatandaşı sokaklara döküldü? Ne gibi talepleri vardı? Son durum nedir şeklindeki sorulara bu yazıda cevap vermeye çalışalım.

17 Kasım’da Paris’te başlayan eylemlerde ilk gösteride 300.000 civarında vatandaşın yer aldığı tahmin ediliyor. Bu kitle akaryakıta yapılan zam üzerine rahatsızlıklarını dile getirmek için eylemlere başladı. Akaryakıt Fransa’da son 12 ayda %23 zam görmesiyle birlikte 2000’lerden bu yana en yüksek ücret seviyesine tırmanmış oluyordu. Hatta bu durum Fransa’yı Avrupa ülkeleri arasında petrolü en pahalı kullanan ülke konumuna sürükledi.[1]Ülkede dizel 1,54 Euro benzin ise 1,66 Euro’dan satılıyordu. Son zam ile birlikte dizele 6,5 cent, benzine de 2,9 cent zam yapıldı... Fransa’da akaryakıt üzerinden alınan vergiye baktığımızda ise oranın %60 olduğunu görüyoruz. Ancak özellikle alt sınıf mensubu vatandaşları sokağa döken olayın tek başına akaryakıt zammı olduğunu düşünmek konunun daha yüzeysel olarak ele alınmasına neden olmakta… Bu sürece gelene kadar Fransız hükümetinin attığı bazı adımlar, akaryakıt zammının bardağı taşıran son damla olmasını mümkün kıldığı söylenebilir. Bu adımların neler olduğuna sırasıyla bakalım. İlk olarak Servet Vergisi denilen vergiye bakılması gerekiyor. 1980li yıllarda Fransa’da uygulanan bu vergi ile 1.3 milyon eurodan fazla serveti olan vatandaşlardan servet vergisi adı altında bir kesinti yapılmaktaydı. Bugüne kadar bazı dönemler kaldırıldıysa da (Jacques Chirac döneminde kaldırılmıştı) uzun süredir uygulanmaktaydı ve bu vergi nedeni ile ciddi sayıda vatandaş servetlerini Fransa’dan çıkardı. Ancak Fransız hükümetinin 2017 Eylül’de bu vergiyi tekrar kaldırması zengin kesime tanınan bir ayrıcalık şeklinde algılandı ve alt-orta sınıf mensuplarını rahatsız etti. Sermaye sahiplerini ilgilendiren bir başka gelişme de büyük şirketlere yapılan vergi indirimleri[2] (%33.3’ten %28’e düşürüldü) oldu. Bu gelişme de büyük işverenlerin lehine olmakla birlikte halkta tepki uyandırdı.

Bunlara ilaveten yine Eylül 2017’de Macron’un çalışma yasasında değişiklikler öngören bir yasayı yürürlüğe sokması da geniş kesimlerce eleştirilmişti. Bu yasa ile birlikte işverenlerin işçileri işe kabul etmeleri kolaylaştırılmakla birlikte işten çıkarılmaların da daha kolay yapılabilmesinin önü açılmış oldu. Hem sendikalardan hem de sokağa çıkan insanlardan gelen tepkilere aldırmayan Macron tartışmalara aldırmadan bu reform yasasını imzaladı. Çünkü 2017’de 9.5 olan işsizlik oranından (aynı dönem Almanya’da 3.9, İngiltere’de ise 4.5) katı kuralları olan çalışma yasasını sorumlu tutuyordu[3] ve işsizlik oranının düşürülmesi için bunu elzem görmekteydi. Macron’un bu adımı da özellikle genç Fransızlar tarafından işten kolayca çıkarılabileceklerinin önünü açması nedeniyle oldukça olumsuz algılandı ve Macron’a karşı giderek büyümekte olan tepkiye bir neden daha eklenmiş oldu.

Yine geçtiğimiz yıl Eylül ayında Macron’un uygulamaya koyduğu adımlardan biri de sıradan vatandaşı doğrudan etkileyecek nitelikteydi. Bu da kira desteği uygulamasında değişikliğe gidilmesi oldu. Fransa’da kira desteğinden her 10 kişiden birinin yararlandığı bilinmekte ve bunun yıllık maliyetinin 18 milyar Euro olduğu belirtiliyor[4]. Kira desteğindeki kesintiler büyük meblağlar olmamakla birlikte en çok dar gelirli ve öğrenciler tarafından kullanıldığına dikkat edecek olursak yine toplumun en ihtiyaç sahibi kesimlerinin bütçesine yapılan doğrudan bir müdahale olması bakımından oldukça önemli…

Bütün bu gelişmeler üzerine gittikçe artan akaryakıt fiyatları (1 Ocak 2019’dan sonra karbon vergisi olarak bilinen vergiye yeni bir zam beklenmekte idi) adeta bardağı taşıran son damla oldu. Görev süresi 2022’ye kadar devam edecek Macron’a duyulan güven %23’lere kadar düştü. Macron, eylemler karşısında yaptığı ilk açıklamasında şiddete dayalı gösterleri kesinlikle tasvip etmediğini belirtmiş hatta sonraki günlerde de olağanüstü hal uygulayabileceklerini açıklamıştı. Ancak ilk günlerde yüzbinlerin sokağa dökülmesi ile başlayan bu gösteriler katılımın bir miktar azalmasına rağmen hala devam ediyor.

4 Aralık 2018 tarihinde Başbakan Eduard Philippe tarafında yapılan açıklama ile akaryakıt zamlarının 6 aylığına ertelendiği duyuruldu[5]. Bunun yanısıra bu kış doğalgaz ve elektiriğe de yapılması planlanan zammın gündemlerinden düşürüldüğünü de eklendi.

Peki, tüm bu yaşananlar karşısında Macron ne yapabilir/yapmalıdır? Buna birkaç senaryo dahilinde cevap vermek mümkündür. Birinci ve en katı yaklaşım halkın taleplerini duymazdan gelip bunlar hiç yaşanmamış gibi devam etmek olabilir ki bunun yöntem olarak tercih edilmeyeceği zamların ertelenmesi kararı ile görülmüş oldu. İkincisi, sadece akaryakıt zamları nedeniyle daha öncesinde atılan adımlara dair toplumda huzursuzluk yarattığı gerçeğini dikkate alıp ilgili kişi ve kurumlar ile bir araya gelerek ortak bir zemin bulmaya çalışabilir. Kaldı ki sosyalist parti temsilcilerini de destek ve önerilerini sunmak üzere davet etmiştir. Üçüncü olarak, eylemcilerin talebi olan zamları “erteleme” değil tamamen “iptal” edilmesi beklentisini kabul edip gösterilerin kesin olarak durdurulmasını sağlayabilir ancak henüz bunu tercih edebileceğine dair bir emare görülmemektedir. Bütün bu çerçeve bağlamında,“Sarı Yelekliler” eylemlerini sadece bir akatyakıt zammına tepki gösteren vatandaşlar olarak değil uzun bir süredir vergilerden yılmış bir kitlenin isyanı olarak görmek daha doğru olacaktır.

 


 

 

[1] Daha detaylı karşılaştırma için AB Komisyonu’nun raporu incelenebilir, http://ec.europa.eu/energy/observatory/reports/latest_prices_with_taxes.pdf

[2] https://www.expatica.com/fr/finance/Corporate-taxes-and-self-employment-in-France_445980.html

[3] https://www.independent.co.uk/news/world/europe/macron-labour-laws-reforms-new-france-union-protests-a7962141.html

[4] https://www.reuters.com/article/france-reform/frances-popular-housing-support-to-be-cut-idUSL5N1M13I8

[5] https://www.bbc.com/news/world-europe-46437904