Hürmüz Krizi Tahıl Konusunda Küresel Sıkıntılara Yol Açabilir

İran Savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticaretin durması, sadece petrol değil, küresel gübre arzını da sekteye uğratıyor. Tarım girdilerindeki bu kesinti, dünya genelinde gıda fiyatlarını artırabilir ve sosyal huzursuzluk riskini yükseltebilir.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticaretin durması, yalnızca petrol ve gaz fiyatlarını değil, küresel gübre piyasalarını da doğrudan etkiledi. Körfez devletlerinin üre, polimer, metanol ve alüminyum gibi stratejik ürünlerin üretimini askıya alması ve bölgedeki üretim tesislerinin devre dışı kalması küresel gübre piyasasını vurdu. Özellikle üre, amonyak, sülfür ve fosfat gibi tarım girdilerinin arzı kesintiye uğradı. Mısır’daki üre fiyatları, 17–23 Şubat arasında ton başına 484–490 dolardan %25 artarak 625 dolara yükseldi.

Küresel olarak yıllık 180 milyon tondan fazla azotlu gübre üretiliyor. Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor. Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor.

Azotlu gübrelerin üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70-80'i doğalgazdan geliyor. Dolayısıyla gaz fiyatlarındaki artış daha yüksek gübre fiyatı anlamına geliyor. Azot gübresi olmadan, buğday, mısır ve pirinç gibi temel mahsullerin verimi önemli ölçüde azalıyor. Bu nedenle, gübre üretimindeki herhangi bir aksaklığın küresel gıda üretimini etkilemesi kaçınılmaz olacaktır.

Körfez, deniz yoluyla üre ihracatının %43’ünü, sülfürün %44’ünü ve amonyumun dörtte birinden fazlasını sağlıyor. Ancak savaşın ilk haftasında başlıca Körfez üreticileri mücbir sebep ilan ederek üretimi azaltmak zorunda kaldı. Mart ayında yayımlanan raporlara göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Rusya’nın 2022’de kullandığı alternatif güzergahların aksine sınırlı seçenek bırakıyor.

Brezilya gibi gübre ithalatına bağımlı ülkeler ciddi risklerle karşı karşıya. Ülke gübrelerinin %80’den fazlasını ithal ederken, Hürmüz Boğazı’nın kapanması Körfez’den doğrudan tedariki engelliyor ve Fas gibi ikame kaynaklarının rolünü kısıtlıyor. Çin de Brezilya’ya bağımlı olduğu için bu durumdan etkileniyor; her iki ülke de hayvancılıkta kullanılan soya fasulyesi üretiminde gübreye ihtiyaç duyuyor.

Hindistan da gübre piyasasında en kırılgan ülkeler arasında. Ülke, DAP ithalatının %28,7’sini ve üre ihtiyacının %20–25’ini ithalat yoluyla karşılıyor. Suudi Arabistan ve Fas gibi ana tedarikçilerin Hürmüz ve Kızıldeniz’deki deniz yoluna erişim sorunu, Hindistan’ın gübre arzını tehdit ediyor. Ayrıca doğal gaz ve nafta temelli üre üretimi, LNG tedarikindeki aksaklıklar nedeniyle yavaşlıyor.

Sülfür tedarikindeki kısıtlama da Çin, Fas ve Endonezya’daki fosfat üreticilerinin maliyetlerini artırıyor. Hürmüz’deki bu darboğaz, sadece Körfez’den gelen ürünlerin pazarlara ulaşmasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda üreticilerin kritik girdileri kullanmasını da sınırlıyor. Hindistan, Bangladeş ve Pakistan’da bazı gübre tesisleri üretimi durdurmak zorunda kaldı.

Amerikan Çiftçi Bürosu Başkanı Zippy Duvall, Başkan Donald Trump’a yazdığı mektupta, küresel gübre piyasalarının Hürmüz Boğazı gibi kilit taşımacılık yollarındaki aksaklıklara karşı son derece hassas olduğunu vurguladı. Tedarik zincirindeki bu şoklar, tarım girdilerinin fiyatlarını yükselterek çiftçilerin kâr marjlarını daha da daraltabilir.

Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, sadece bölgesel değil, küresel tarım ve gıda güvenliği üzerinde ciddi sonuçlar doğuracak gibi görünüyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA