Japonya Merkez Bankası (BOJ), Salı günü gerçekleştirdiği kritik toplantıda politika faiz oranını yüzde 0,75’ten yüzde 1’e yükseltti. Bu hamleyle birlikte ülkede faiz oranları, varlık ve hisse senedi fiyatlarının çöküşüyle mücadele etmek için agresif faiz indirimlerinin yapıldığı 1995 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış oldu. İki on yılı aşkın süredir sıfıra yakın faiz politikası uygulayan Japonya, Mart 2024’te son 17 yılın ilk faiz artışını gerçekleştirerek kademeli bir sıkılaşma sürecine girmişti.
Ekonomist Jesper Koll, BBC’ye yaptığı açıklamada Japonya’nın yirmi yıllık deflasyonun ardından artık bir enflasyonist döngüde olduğunu belirterek, "Acil durum ve kriz yönetimi para politikalarına artık ihtiyaç kalmadı. BOJ, normal bir para politikasına geri dönmek istiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Orta Doğu’daki Savaş ve Enerji Krizi BOJ'u Harekete Geçirdi
Japonya’da yakın zamana kadar son derece düşük seyreden enflasyonu dizginlemek için merkez bankası üzerindeki baskı her geçen gün artıyordu. Özellikle Orta Doğu’dan gelen petrol ve gaza büyük ölçüde bağımlı olan Japonya, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın tetiklediği yüksek enerji fiyatlarının faturasını ağır ödemeye başladı. Ülkede toptan eşya fiyatları Mayıs ayında bir önceki yıla göre yüzde 6'dan fazla artarak son üç yılın en hızlı yükselişini kaydetti.
Nisan ayında yüzde 1,4 olarak açıklanan genel enflasyon oranı her ne kadar BOJ’un yüzde 2’lik hedefinin altında kalsa da banka, orta ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin artmaya devam ettiğini ve çekirdek enflasyonun hedef seviyenin üzerine çıkma riski barındırdığını vurguladı. Hükümetin yakıt maliyetlerine karşı hanehalkını koruyan önlemleri sayesinde İran savaşının ekonomide ani bir yıkıma yol açma riskinin düşük olduğu belirtildi.
Başkan Ueda Hastanede, Siyasiler Baskı Altında
Faiz kararının alındığı bu kritik toplantıya, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda karaciğer kistindeki enfeksiyon nedeniyle hastanede tedavi gördüğü için katılamadı. Ancak Ueda ve diğer BOJ yetkilileri, son aylarda faiz artırımı konusunda giderek daha olumlu bir tutum sergiliyordu. Ueda, bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, "Durum belirsizliğini korusa bile, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü risklerin ekonomik aktiviteye yönelik aşağı yönlü risklerden daha ağır bastığı hükmüne varılırsa, politika faizini artırmanın artılarını ve eksilerini derinlemesine tartışmak gerekecektir" ifadelerini kullanmıştı.
Siyasi kanatta ise harcamaları artırma yanlısı politikalarıyla tanınan Başbakan Sanae Takaichi, daha önce faiz artırımı fikrine mesafeli yaklaşsa da enflasyonu düşürme konusunda ciddi bir kamuoyu baskısı altındaydı. Geçen yıl göreve gelmesinden bu yana BOJ'un faiz artırma hamlelerini açıkça eleştirmeyen Takaichi döneminde, bu son karar ile birlikte ikinci kez faiz artışına gidilmiş oldu.
Yen’i İstikrara Kavuşturma Çabası ve Küresel Hizalanma
BOJ’un faiz artırma kararının arkasındaki bir diğer önemli neden ise ABD doları ve euro gibi güçlü para birimleri karşısında ciddi değer kaybeden yen’i istikrara kavuşturma amacı olarak öne çıkıyor. California San Diego Üniversitesi'nden İşletme Profesörü Ulrike Schaede, piyasalarda yen’in çok ucuz olduğuna ve para birimini güçlendirmenin ekonomiye zarar vermeyeceğine dair bir algı oluştuğunu belirtti.
Yapılan bu son artışa rağmen Japonya’nın faiz oranları diğer büyük ekonomilere kıyasla hâlâ oldukça düşük bir seviyede kalmaya devam ediyor. Örneğin ABD ve İngiltere’de faiz oranları yüzde 3’ün üzerinde seyrederken, Avustralya Merkez Bankası da Salı günü faizleri yüzde 4,35’te sabit tuttu ancak gerekirse yeniden artırabileceğini duyurdu. Profesör Schaede, Japonya'da tanıklık ettiğimiz bu değişimin "yavaş bir küresel yeniden hizalanmanın" sinyali olabileceğini sözlerine ekledi.