Giriş
Mısır ile Suudi Arabistan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın jeopolitik dengelerinde belirleyici konuma sahip iki devlet olarak tarihsel, ekonomik ve güvenlik temelli çok katmanlı bir ilişki geliştirmiştir. Bu ilişki, yalnızca diplomatik düzeyle sınırlı kalmayıp; ekonomi, yatırım, savunma, toplumsal etkileşim ve kamuoyu algısı gibi çeşitli boyutlarda da derinleşmektedir. Bu makalede, 2023–2025 dönemine ait güncel veriler kullanılarak iki ülke arasındaki ilişkilerin niteliği incelenmekte, işbirliğinin sınırları ve kırılganlık potansiyelleri değerlendirilmekte ve ilişkilerin sürdürülebilirliğine dair analitik çıkarımlar yapılmaktadır.
Ekonomi ve Yatırımlar
Geleneksel olarak Suudi Arabistan, Mısır’ı ekonomik çalkantı dönemlerinde (özellikle 2013 sonrasında) siyasi istikrarı desteklemek amacıyla milyarlarca dolarlık doğrudan hibe ve Merkez Bankası’na yapılan depozito (faizsiz borç) yoluyla desteklemiştir. Ancak 2022 yılından itibaren Suudi Arabistan, Mısır’a geleneksel mali yardımlar sağlamak yerine kâr odaklı ve büyük ölçekli projelere yatırım yapmaya yönelmiştir. Bu yatırımlar çoğunlukla, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) 2022’de kurduğu ve Mısır’a özel olarak odaklanan Suudi-Mısır Yatırım Şirketi (SEIC) aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. SEIC, altyapı, gayrimenkul, sağlık, finansal hizmetler, gıda–tarım, imalat, telekomünikasyon/teknoloji ve ilaç gibi “öncelikli” sektörleri hedeflemektedir. Bu yatırım stratejisi, Mısır’ın enerji sektörü (özellikle yenilenebilir enerji) ve Kızıldeniz kıyısındaki kalkınma projeleriyle, aynı zamanda Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleriyle uyumludur. Böylece Suudi Arabistan, Mısır’daki ekonomik varlığını güçlendirirken, Mısır’ın döviz ihtiyacının karşılanmasına da katkı sağlamaktadır.
Son dönemde ekonomik alanda yaşanan yakınlaşma, Mısır–Suudi Arabistan ilişkilerinin en güçlü boyutunu oluşturmaktadır. 2025 Mart ayında Mısır parlamentosu tarafından onaylanan “Karşılıklı Yatırım Koruma ve Teşvik Anlaşması” (Investment Protection Agreement), ekonomik ilişkilerin kurumsallaşmasının önemli bir göstergesidir. Bu anlaşmanın özellikle yatırımcı güvenini artırdığı ve Suudi sermayesinin Mısır’da uzun vadeli olarak kalmasını kolaylaştırdığı vurgulanmaktadır.
Nisan 2025’te gerçekleştirilen GAFI–Suudi Yatırımcı Forumu’nda 70’ten fazla şirket temsilcisi bir araya gelmiş ve gıda işleme, metal sanayi, yenilenebilir enerji, gayrimenkul ve altyapı sektörlerini kapsayan çok sayıda işbirliği mutabakatı imzalanmıştır. GAFI verileri, son yirmi yılda Suudi yatırımcıların Mısır’da yaklaşık 8,9 milyar dolarlık yatırım yaptığını ve 8.000 şirketin bu yatırımlara dahil olduğunu göstermektedir.
Zawya’nın 2025 verileri, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminin 2025’in ilk yarısında 5,9 milyar dolara yükseldiğini ortaya koymaktadır. Arab Finance ise 2024 yılında Mısır’ın Arap ülkeleri ile ticaretinin %16 arttığını ve Suudi Arabistan’ın bu artışın merkez ülkesi olduğunu belirtmektedir.
Suudi Arabistan'ın yeni yatırım stratejisi, Mısır’a acil döviz likiditesi sağlayarak borç krizini hafifletirken ekonomik reform programının hayata geçirilmesini ve ekonomik istikrarı desteklemektedir. Ancak bu strateji, hükümete yönelik Mısır’ı yabancı sermayeye daha bağımlı hâle getirdiği ve ulusal varlıkların yabancılara satıldığı yönünde eleştirilere yol açmaktadır.
Diplomatik koordinasyon
2024–2025 döneminde iki ülke arasında diplomatik temasların yoğunlaştığı görülmektedir. Gazze, Libya ve Sudan başta olmak üzere stratejik meselelerde benzer tutumlar sergilenmekte ve bölgesel güvenlik konularına ilişkin ortak açıklamalar yapılmaktadır. Bu durum, ikili ilişkilerin “güçlü bir siyasi uyum” zemininde ilerlediğini göstermektedir.
Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda, bölgesel kararların alınmasında ve ortak Arap çıkarlarının savunulmasında Mısır ile Suudi Arabistan sıklıkla birlikte hareket etmektedir. Her iki Arap ülkesi, Sünni Arap ekseninin temel taşları olarak değerlendirilmektedir.
Her iki ülke, İsrail işgalinin sona erdirilmesi; Gazze’deki Filistinlilerin Mısır’ın Sina Yarımadası’na zorla göç ettirilmesine karşı çıkılması; İsrail–Hamas savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşmesinin engellenmesi ve Filistin’de iki devletli çözüme yönelik tutumlarında ortak ve kararlı bir duruş sergilemektedir. Suudi Arabistan, 4 Mart 2025 Kahire Arap Zirvesi’nde nüfusun yerinde kalmasını esas alan Mısır’ın Gazze yeniden inşa planını desteklemiş, 12 Mart 2025 tarihli Suudi–Mısır–Ürdün–BAE toplantısında ise bu planın finansmanını onaylamıştır. Öte yandan Kızıldeniz güvenliğinin korunması ve Husilere karşı ortak mücadele; Müslüman Kardeşler gibi siyasi İslam hareketler ile diğer aşırılık yanlısı grupların etkisinin sınırlandırılması; Libya ve Sudan’daki kaosu sona erdirmek üzere merkezi otoriteyi güçlendirici çözümlerin desteklenmesi; Mısır’ın yeni doğal gaz yatakları ve gelişen yenilenebilir enerji kapasitesiyle bölgesel bir enerji merkezi olma sürecinin teşvik edilmesi gibi konularda politikaları örtüşmektedir.
Sünni olan her iki ülke, İran’ın Lübnan’daki (Hizbullah), Yemen’deki (Husiler), Suriye ve Irak’taki vekil güçleri aracılığıyla “Direniş Ekseni” adı altında yürüttüğü Şii yayılmacılığını bölgesel istikrar ve kendi ulusal güvenlikleri için bir tehdit olarak görmektedir. Suudi Arabistan, 2023 yılında Çin arabuluculuğuyla Tahran ile diplomatik ilişkilerini yeniden kurarak önemli bir dönüşüm yaşamış ve normalleşme sürecine girmiştir. Mısır ise İran ile ilişkilerde daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemektedir.
Güvenlik işbirliği
Kızıldeniz ve Akdeniz hattında ortaya çıkan güvenlik riskleri (Husilerin saldırıları, bölgesel çatışmalar ve ticaret yollarına yönelik tehditler), Mısır ile Suudi Arabistan’ın deniz güvenliği alanında daha yakın bir koordinasyon kurmasına neden olmuştur.
İki ülke, Kızıldeniz güvenliği, deniz ulaştırma güvenliği, terörizm ve sınır aşan tehditler gibi alanlarda birlikte çalışmayı esas alan ortak tatbikatları ve istihbarat koordinasyonunu artırmıştır. İlişkiler askeri ittifak düzeyinde olmasa da iki ülkenin düzenli ortak tatbikatlar gerçekleştirdiği, deniz güvenliği koordinasyon toplantılarının arttığı ve komuta düzeyinde teknik görüşmeler yapıldığı görülmektedir. Kasım 2024’te düzenlenen Piercing Arrow 2024 (Al-Sahm Althaqib) ve Eylül 2025’te gerçekleştirilen Bright Star 2025 tatbikatları, gelişen askeri işbirliğinin örnekleri arasında yer almaktadır. Bu gelişmeler, deniz güvenliği alanında kurumsallaşmaya yönelik bir eğilime işaret etmektedir.
Öte yandan, Sina Yarımadası ve Libya sınırındaki güvenlik tehditlerine karşı ortak istihbarat ve güvenlik koordinasyonu üst düzeydedir. Husi tehdidine karşı Kızıldeniz’de yürütülen askeri ve istihbarat işbirliği ise iki ülkenin İran’a yönelik güvenlik yaklaşımındaki en somut ortak hareket alanını oluşturmaktadır.
Stratejik sonuç
Deniz güvenliğinde artan koordinasyon, Mısır’a Kızıldeniz savunmasında destek sağlarken Suudi Arabistan’a Akdeniz hattında stratejik derinlik kazandırmaktadır.
Toplumsal Etkileşim, Göç ve İşgücü Dinamikleri
Mısır, Suudi Arabistan’a yabancı uyruklu işgücü sağlayan en önemli ülkelerden biridir. Suudi Arabistan’da çalışan veya ikamet eden Mısırlı sayısını gösteren kesin ve güncel bir veri bulunmamakla birlikte, ülkedeki Mısırlı nüfusun genellikle 1,5 milyon ile 3 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Yaklaşık 850 bin Mısırlı ise ağırlıklı olarak inşaat ve mühendislik, eğitim ve sağlık ile turizm başta olmak üzere çeşitli hizmet sektörlerinde istihdam edilmektedir.
Suudi Arabistan, Mısır için en büyük döviz kaynaklarından biridir. Arab News, 2025 yılında Mısır’a gönderilen döviz transferlerinde yıllık %69,6 artış olduğunu bildirmiştir. AGBI ise Suudi Arabistan’da çalışan Mısırlıların gönderdiği dövizlerin, Mısır’ın dış ticaret açığını dengeleyen önemli bir unsur olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum, iki ülke arasındaki toplumsal ve ekonomik bağı güçlendirmektedir.
Trading Economics verileri de 2025’in ilk çeyreğinde Suudi Arabistan’daki toplam işçi döviz transferlerinin tarihsel bir zirve olan 13,5 milyar dolara ulaştığını göstermektedir. Bu veri, göçmen işçi trafiğinin genel Körfez bağlamında güçlü olduğunu teyit etmektedir.
Mısırlı yüz binlerce göçmen işçi, iki ülke arasında güçlü ekonomik ve sosyal bağların oluşmasına katkı sağlarken; yabancı işçilerin sosyal uyumu, işçi hakları veya ayrımcılık gibi karşılaştıkları sorunlar da ilişkide sorun yaratan boyutlar olarak ortaya çıkmaktadır.
Kamuoyu ve Algı Yönetimi
Resmî düzeyde ilişkiler ne kadar güçlü olursa olsun, toplumsal algı ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından belirleyici bir faktördür.
Middle East Monitor’un 2025 Kasım tarihli haberine göre, iki ülke arasında “gerilim” yaşandığı yönündeki iddiaların basında yer almasının ardından Mısır tarafı açıklama yaparak bu haberleri reddetmiş ve ilişkilerin “tarihî, güçlü ve sarsılmaz” olduğunu vurgulamıştır. Bu açıklama iki kritik noktayı göstermektedir:
Bu durum, siyasal iletişim stratejilerinin ve medya söylemlerinin ikili ilişkilerde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.
Değerlendirme: Rekabetten Çok İşbirliği, Ama Kırılganlıklarla
Genel tablo, Mısır ve Suudi Arabistan’ın ilişkilerini stratejik işbirliği ekseninde sürdürdüğünü göstermektedir. Ekonomik yatırım akışı, ticaret hacmi, deniz güvenliği koordinasyonu ve diplomatik uyum, iki ülke arasında güçlü bir ortaklık üretmektedir.
Bu işbirliklerine rağmen her iki ülke aynı zamanda rakiptir. Her iki devlet de Arap ve Sünni dünyasının doğal lideri olma iddiasını taşımaktadır. Mısır, tarihsel derinliği, Arap dünyasındaki güçlü kültürel etkisi, büyük ordusu ve 100 milyona yakın nüfusuyla kendisini Arap dünyasının doğal lideri olarak görmektedir. Suudi Arabistan ise finansal gücü, petrol zenginliği, Mekke ve Medine’nin koruyucusu olma statüsü ve ABD ile sahip olduğu özel ilişkiler üzerinden bölge politikalarını belirleyen güç olmak istemektedir. Ancak Mısır’ın finansal olarak Suudi Arabistan’a olan bağımlılığı, siyasi alanda açık bir meydan okuma kapasitesini sınırlamaktadır.
Öte yandan, küresel sermayeyi ülkelerine çekme konusunda da iki ülke arasında rekabet yaşanmaktadır. Suudi Arabistan, Riyad merkezli “Vision 2030” projesiyle küresel yatırımları çekmeye çalışırken; Mısır, Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi gibi platformlarla bu yarışta yer almaktadır.
İki ülke arasındaki işbirliği, dış şoklara ve bölgesel gelişmelere karşı kırılgan bir yapıdadır: petrol fiyatları, Körfez’deki ekonomik dalgalanmalar, Yemen ve Sudan’daki çatışmalar, Doğu Akdeniz jeopolitiği ve kamuoyu algısındaki değişimler, ilişkilerin geleceğini doğrudan etkileyebilecektir.
Omneya Elkafafy