ABD ve İsrail’in Al-Aksa Planı Bölgesel Bir Dini Savaşı Tetikleyebilir mi? Ürdün Kralı Abdullah’ın Önündeki Varoluşsal Seçim

  1. Anasayfa /
  2. Tüm Analizler
  3. /
  4. Analiz
SDE Editör | 03 Haziran 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İngiliz gazeteci ve yazar Peter Oborne, Middle East Eye (MEE) sitesinde yayımlanan çarpıcı analizinde, ABD ve İsrail’in Kudüs’teki Müslümanların üçüncü en kutsal mekanı olan Al-Aksa Camii üzerindeki Ürdün vesayetini sonlandırmak için gizli bir plan yürüttüğünü yazdı. Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve Büyükelçi Mike Huckabee tarafından desteklendiği iddia edilen bu plana karşı Ürdün Kralı II. Abdullah’ın askeri bir karşılık verme hakkının hukuken ve dinen mevcut olduğunu belirten Oborne, Al-Aksa’nın statüsünün değiştirilmesinin Ortadoğu’yu aşan küresel bir din savaşını (III. Dünya Savaşı) tetikleyebileceği uyarısında bulundu.

Müslümanların yaklaşık 1.400 yıldır ibadet ettiği Al-Aksa Camii, İsrail’in kurulduğu 1948 yılından bu yana Tel Aviv yönetiminin hedefindedir. Özellikle son çeyrek asırda İsrail liderleri, bu kutsal mekan üzerindeki kontrolü ele geçirmek için giderek daha saldırgan adımlar atmaktadır. Bu sürecin dönüm noktalarından biri, Eylül 2000'de dönemin muhalefet lideri Ariel Şaron'un 1.000'den fazla polis eşliğinde Al-Aksa yerleşkesine baskın düzenlemesi ve İkinci İntifada'yı tetiklemesi oldu. Bu olay, İsrail'in Mekke ve Medine'nin ardından İslam'ın en kutsal üç mekanından biri olan Al-Aksa’yı adım adım ele geçirme stratejisinin de başlangıcıydı.

Teoride ve uluslararası hukuka göre Al-Aksa Camii'nin hamisi ve koruyucusu Ürdün Kralı II. Abdullah'tır. Ancak Şaron'un provokasyonundan beri İsrail, Ürdün'ün bu kontrolünü sistemli olarak aşındırmaktadır. Bugün yerleşkenin merkezinde bir İsrail polis karakolu bulunmakta, cami çalışanları İsrail'den izin almadan bir su borusunu bile tamir edememekte ve antik namazgahın duvarlarında İsrail kurşunlarının izleri yer almaktadır. Uluslararası hukukça desteklenen tarihi statüko anlaşmasına göre bu müdahaleler tamamen yasa dışıdır. Ancak çok daha kötü bir planın yolda olduğu belirtilmektedir.

Middle East Eye tarafından aktarılan bilgilere göre, ABD ve İsrail, Ürdün kraliyet ailesini bu tarihi hamilik görevinden tamamen sıyırmak için aktif bir iş birliği yürütmektedir. Ürdünlü, Amerikalı ve Filistinli yetkililerin teyit ettiği gizli plana göre; imamların atanması, üst düzey cami görevlilerinin belirlenmesi ve hatta cuma hutbelerinin içeriğinin onaylanması yetkisi İsrail’e devredilecektir. ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve Büyükelçi Mike Huckabee tarafından dayatılan bu fikir, karanlık bir emsale dayanmaktadır: 1994 yılında Yahudi terörist Baruch Goldstein'ın El-Halil'deki İbrahimi Camii'nde 29 Filistinliyi katletmesinin ardından caminin ikiye bölünmesi.

Bu benzerlik tesadüf değildir; zira katil Goldstein, bugün Al-Aksa’ya baskınlar düzenleyerek "Burada kendimi mülk sahibi gibi hissediyorum" diyen İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in en büyük kahramanlarından biridir. Radikal Yahudi gruplar, Al-Aksa'nın kalbindeki Kubbetü's-Sahra'yı yıkarak yerine "Üçüncü Tapınak" inşa etmeyi amaçlamaktadır. Geçmişte bu provokasyonların bir din savaşına yol açacağından korkan ve saldırıları engelleyen İsrail iç istihbarat örgütü Shin Bet ise, Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyonunun baskısıyla kabuk değiştirmektedir. Örgütün dindar sağcı yeni şefi David Zini'nin talimatıyla, kurumdaki tüm bilgisayarların masaüstü arka planları "Tapınak Tepesi" (Al-Aksa) fotoğraflarıyla değiştirilmiştir.

İsrail’in bu tehlikeli tecavüzleri karşısında bugüne kadar diplomatik yolları seçen Ürdün Kralı Abdullah, bu son plan karşısında varoluşsal bir kararla karşı karşıyadır. Amman'daki bazı Amerikancı danışmanları, Ürdün'ün güvenlik ve su gibi temel ihtiyaçlarda İsrail'e bağımlı olduğunu hatırlatarak teslimiyeti tavsiye etse de, bizzat Kral Abdullah'ın talimatıyla hazırlanan Al-Aksa Beyaz Kitabı tam tersini söylemektedir. Kitapta, 1916'daki Büyük Arap İsyanı'ndan beri Haşemi krallarının Filistin topraklarını savunduğu ve binlerce Ürdün askerinin bu uğurda can verdiği hatırlatılmaktadır.

En kritik unsur ise bu beyaz kitapta Al-Aksa'yı korumanın dünyadaki "her bir Müslüman için farz-ı ayn (bireysel yükümlülük)" olduğunun belirtilmesidir. Belgede, kutsal mekanların savunulmasının Kur'an-ı Kerim'de haklı bir savaş nedeni (casus belli) olarak kabul edildiği ve fiziksel savunma çağrısı yapma yetkisinin sadece hamilik sıfatıyla Kral Abdullah'ta olduğu açıkça ilan edilmiştir. Yani Kral Abdullah’ın Al-Aksa’nın gaspı durumunda dini bir savaş ilan etme hakkı ve tebaasına göre görevi bulunmaktadır.

Kral Abdullah’ın daha önce de Trump ve Netanyahu’ya karşı dik durduğu bilinmektedir. Şubat 2025'te MEE'nin ifşa ettiği üzere Abdullah, Netanyahu'nun Filistinlileri zorla Ürdün topraklarına sürme tehdidine karşı gerekirse "İsrail'e savaş ilan etmeye hazır oldukları" mesajını Washington ve Tel Aviv'e iletmişti. Ürdün, askeri olarak İsrail'den zayıf olsa da, Haşemi hanedanının devrilmesinin İsrail'e maliyeti feci olacaktır:

Korunmasız 400 Kilometrelik Sınır: Ürdün, İsrail'in doğu sınırının neredeyse tamamını güvenli tutmaktadır. Savaş durumunda bu istikrar bir gecede yok olacaktır. Ürdünlü üst düzey bir güvenlik kaynağının MEE'ye belirttiği gibi: "Gerçek şu ki bu gece yürümeye başlasak yarın sabah Kudüs'te oluruz."

Bölgesel Gerilla Savaşı: Sınırın açılmasıyla birlikte İsrail, ABD'yi Irak ve Afganistan'dan kaçmak zorunda bırakan türden uzun soluklu bir gerilla savaşıyla yüzleşebilir. Bu savaş Suriye, Irak ve Suudi Arabistan'dan binlerce savaşçıyı bölgeye çekecektir.

Gaza, Batı Şeria ve Lübnan'daki İsrail soykırımı nedeniyle Ürdün'deki 2.4 milyon Filistinli mültecinin ve yerel halkın öfkesi halihazırda patlama noktasındadır. Son sınır saldırılarını gerçekleştirenlerin Ürdün kökenliler olması da bunun kanıtıdır. Ayrıca İran karşısında prestij kaybeden bir ABD'nin artık eski gücünde olmaması da Amman'ın elini güçlendirmektedir.

İslami Vakıf Direktörü Şeyh Azzam al-Khatib’in üç yıl önce yazar Peter Oborne’a verdiği mülakatta kurduğu şu cümleler, yaklaşan tehlikenin boyutunu özetlemektedir:

"Kudüs'te bizler Kral Abdullah’ın vesayetine güveniyoruz. Burası 2 milyara yakın Müslümanın inancını temsil ediyor. Haşimiler peygamber soyundandır ve İsrail’in camiyi kontrol etmesine asla izin vermezler. Allah korusun eğer İsrail bu statüyü değiştirirse, bu durum Al-Aksa’nın çok ötesine uzanacak küresel bir din savaşına yol açar."

Yazar hakkında: Peter Alan Oborne, İngiliz gazeteci ve yazar.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA