Kazak Dili Artık Tek Resmi Dil

  1. Anasayfa /
  2. Tüm Analizler
  3. /
  4. Analiz
SDE Editör | 19 Şubat 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

2026 yılının Ocak ayında Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kazakistan’da planlanan anayasa değişikliği ve taslak metinde yer alan konular hakkında ilk bilgileri paylaşmıştır. Bu bilgiler arasında en dikkat çekici hususlardan biri, Rusçanın statüsünün yeniden belirlenmesine yönelik bir adımın gündeme gelmesidir. Kazakistan Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı Bahıt Nurmuhanov tarafından duyurulan değişikliğe göre, mevcut Anayasa’daki “Rusça, Kazakça ile eşit düzeyde kullanılır” ifadesi metinden çıkarılmıştır. Anayasanın 7. maddesine göre Rusçanın devlet kurumlarında Kazakça ile eşit statüde kullanılmasına izin verilmekteydi. Ancak yeni taslakta Rusçanın kullanımı, Kazakçanın “yanı sıra” (qatori) şeklinde tanımlanmıştır. Nurmuhanov, bu değişikliğin yalnızca bir kelime değişikliği olmadığını belirtmiştir. Bunun “terminolojik ve anlamsal bütünlüğü sağlamayı” amaçlayan stratejik bir düzenleme olduğunu ifade etmiştir[1]. Yeni düzenleme ile Kazakça ülkenin tek resmî dili olarak konumlandırılmaktadır. Rusça ise Kazakçanın yanında kullanılabilecek bir dil olarak tanımlanmaktadır.

Bu adımla birlikte, Kırgızistan dışında Rusçanın resmî dil statüsüne sahip olduğu bir post-Sovyet Türk cumhuriyeti kalmamıştır. Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan bağımsızlıklarını kazandıkları tarihten itibaren kendi ana dillerini tek resmî dil olarak kullanmışlardır. Kırgızistan da başlangıçta benzer şekilde kurulmuş olsa da 2000 yılı anayasa değişikliği ile Rusça da resmî dil statüsüne dahil edilmiştir. Peki bu durum Türk dünyası açısından neden önemlidir?

Dil Politikası Neden Önemli?

Günümüzde ülkeler içinde konuşulan diller büyük önem taşımaktadır. Büyük bir ülkenin resmî dilinin aynı zamanda başka bir ülkenin de resmî dili olması, bazı durumlarda kültürel etki ve tarihsel mirasın göstergesi olabilir. Aynı zamanda toplum psikolojisi açısından kimlik algısını da etkileyebilmektedir. Örneğin Latin Amerika ülkelerinde İspanyolca ve Portekizce konuşulmaktadır. Kanada, ABD, Avustralya ve Hindistan gibi eski Britanya İmparatorluğu topraklarında ise İngilizce yaygın olarak konuşulmaktadır. Bu durum yalnızca toplumun iç dinamiklerini etkilememektedir. Devletlerin dış politika yönelimlerini de etkileyebilmektedir.

Sosyal, kültürel ve akademik hayatın Rusça ile güçlü şekilde bağlantılı olduğu Türk dünyası ülkelerinde ise bu durum farklı sonuçlar doğurmuştur. Rusça, son 150 yıllık tarihsel süreç içinde bu ülkelerde zaman zaman ana dilin önüne geçebilecek ölçüde etkili olmuştur. Uluslararası bir dilin bilinmesi olumsuz bir durum değildir. Ancak belirli alanlarda tek bir dilin aşırı baskın hâle gelmesi, diğer dilde bilgi üretiminin sınırlanmasına yol açabilmektedir. 2000’li yılların başından itibaren atılan adımlar, Türk dünyasında ana dil kullanımını güçlendirme yönünde bir eğilim ortaya koymaktadır.

Ortak Alfabe

2025 yılı, Türk dünyası ortak alfabesi açısından da önemli bir dönüm noktası olmuştur. Türk dünyası ülkelerinde ana dilin merkezî hâle gelmesi, alfabe uyumu açısından kritik öneme sahiptir. Zira oluşturulan yeni alfabe Slav dilleri için değil, Türk dillerinin yapısına uygun olarak hazırlanmıştır. Aynı zamanda Rus dili için kullanılan Kiril alfabesi de son yıllarda Türk dünyası ülkeleri tarafından kademeli olarak terk edilmektedir. Azerbaycan ve Türkmenistan bu konuda en hızlı ilerleyen ülkeler olmuştur. 20. yüzyılın sonuna gelmeden büyük ölçüde geçişi tamamlamışlardır. Özbekistan kararı 1990’lı yıllarda almıştır. Ancak süreci 2010’lu yıllara kadar uzatmıştır. Kazakistan ise çalışmaları hızlandırmaktadır. Latin alfabesine tamamen geçişin 2031 yılında tamamlanmasını öngörmektedir. Bu alanda yalnızca Kırgızistan hükümetinin henüz somut bir adımı bulunmamaktadır. Ancak demografik gelişmeler ve teknolojik dönüşüm dikkate alındığında, ileride başlatılacak bir geçiş sürecinin uzun sürmeyebileceği değerlendirilmektedir.

Türk Dünyası ve Rusça

Türk dünyasında Rusça yerine ana dil kullanımının politik boyutu da bulunmaktadır. Tarihsel bir örnek olarak, 1721 yılında Rusça konuşan tüccarları koruma gerekçesiyle Rusya, Büyük Petro döneminde Azerbaycan’ın Hazar kıyılarına askerî müdahalede bulunmuştur[2]. Daha yakın bir örnek ise 2022 yılında Rusya’nın resmî dillerinden biri Rusça olan Ukrayna’ya yönelik askerî operasyonudur. Rusya yönetimi bu operasyonu Rusça konuşan nüfusu koruma gerekçesiyle açıklamıştır. 2026 itibarıyla bu süreç fiilî bir savaş niteliğinde devam etmektedir. Bu örnekler, dil meselesinin uluslararası politikada zaman zaman araçsallaştırılabildiğini göstermektedir.

Türk dünyasında istatistiksel olarak Rusça ve ana dil kullanım oranlarını etnik dağılımla karşılaştırdığımızda belirli bir tablo[3] ortaya çıkmaktadır:

Veriler, ülkelerde teorik olarak Rusçanın resmî dil statüsünü gerektirecek demografik bir zorunluluk bulunmadığını göstermektedir. Bununla birlikte Sovyet sonrası dönemde geçen otuz yıla rağmen toplumların dil kullanım alışkanlıklarının kısa sürede değişmediği de görülmektedir. Bu süreçte en başarılı örneklerden biri Azerbaycan olarak değerlendirilebilir. Kazakistan’daki yüksek Rusça bilme oranı ise çoğunlukla dili anlayabilme ve kullanabilme düzeyini göstermektedir. Ana dil olarak benimsenme oranını doğrudan yansıtmamaktadır.

Kısa süre önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Azerbaycan pratikte Rus dilli bir ülkedir” şeklindeki açıklaması tartışma yaratmıştır[4]. İstatistikler incelendiğinde Azerbaycan’ın hem hukuken hem de fiilen Türk dilli bir ülke olduğu görülmektedir. Rusça bilen nüfus oranı azımsanmayacak düzeyde olsa da eğitim, akademi ve sosyal yaşamda baskın dil Azerbaycan Türkçesidir. Bu yönüyle Rusça, Azerbaycan’da uluslararası dillerden biri konumundadır.

Diğer Türk dünyası ülkelerinde de oranlara bakıldığında ana dil bilme oranlarının giderek arttığı görülmektedir. Burada dikkate alınması gereken önemli bir husus, bağımsızlık sonrası dönemde henüz yalnızca bir kuşak değişiminin gerçekleşmiş olmasıdır. 1990’lı yıllarda bu ülkelerin çoğunda %10 ile %40 arasında değişen Rus nüfusu bulunmaktaydı. Bu nüfus yerel dilleri çoğunlukla bilmemekteydi. Yerel halkın bu kesimle iletişimi Rusça üzerinden kurması, Sovyet dönemi boyunca ana dil kullanım alanlarının daralmasına yol açmıştır. Her ne kadar ana dilde eğitim mevcut olsa da pratikte Rusça bilim ve sanat dili konumundaydı. 1940–1980 kuşaklarının yetiştiği bu sistemden yeni çıkan nesiller, artık kendi dil politikalarını oluşturma sürecine girmiştir.

Sonuç

Bununla birlikte Rusçanın statüsünün azaltılması veya Kiril alfabesinin terk edilmesi süreçleri tüm uzmanlar tarafından olumlu karşılanmamaktadır. Özellikle çok etnili toplum yapısına sahip ülkelerde Rusça, yalnızca tarihsel miras değil aynı zamanda etnik gruplar arası iletişim dili olarak görülmektedir. Ayrıca ekonomik ilişkiler, bilimsel literatür ve teknik eğitim alanlarında Rusçanın işlevsel rolünü koruduğunu savunan araştırmacılar bulunmaktadır. Bunun yanında alfabe değişimlerinin yüksek maliyet, nesiller arası kopukluk ve uygulama zorlukları yaratabileceği de vurgulanmaktadır[5].

Yine de Türk dünyasında kimlik, kültürel dönüşüm ve entegrasyon açısından atılan adımlar küçümsenmeyecek ölçüdedir. Dil meselesinin Kazakistan anayasa değişikliği gündeminde yer alması, gelecekte daha kapsamlı entegrasyon adımlarının da gündeme geleceğini göstermektedir.

Türk Dünyasının entegrasyonunda dille birlikte bir diğer önemli adım ortak ordu konusudur. 2018–2020 yılları arasında gündeme gelen ortak ordu tartışmaları o zamanlar erken bulunmuştu. Ancak, 2025 yılında Özbekistan, Azerbaycan ve Kazakistan’ın Türkiye’yi model alarak ordularını NATO standartlarına yaklaştırma yönünde değişikliğe gidecekleri açıklamaları bu yönde hızlı adımlar atılmakta olduğunu göstermektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türk dünyası için ortak savunma çağrısında bulunması bu sürecin yeni aşamalarına işaret etmektedir.

Türkçe konuşan devletler birliğini temsil eden Türk Keneşi'nin Türk Devletleri Teşkilatı(TDT)'na dönüşerek entegrasyon yönünde yeniden yapılandırılması dilin kurucu, jeopolitik zemin oluşturucu değerini sergileyen önemli bir girişim olarak rolünü sürdürmektedir.

 

 

 

[1] https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/kazakistan-in-yeni-anayasasinda-ruscanin-statusu-degistiriliyor-519731

[2] https://caucasushistory.ru/2618-6772/article/view/1868/1698

[3] Tablodaki bilgiler bu sitelerden alınmıştır. https://relief.unboundmedicine.com/relief; https://start.csail.mit.edu/mirror/cia.gov/library/publications/the-world-factbook/fields/2098.html?regionCode=p

[4] https://axar.az/news/gundem/1022325.html. Açıklamada Azerbaycan’ın her yerinde Rusça konuşulduğu söylenmektedir. Bu söylemin ise gerçeklikle uzaktan yakından alakası yoktur.

[5] Örneğin Kırgızistan devlet başkanı Caparov, 2023 yılında ülkede Kiril alfabesinin kullanılmasının daha uygun olacağını vurgulamış, Latin alfabesine geçişi değerlendirmemişti. https://tr.euronews.com/2023/04/23/kirgizistan-cumhurbaskani-caparov-kirilden-latin-alfabesine-gecise-karsi?utm_source=chatgpt.com Tokayev ise değişiklikler konusunda acele edilirse hata yapılma riskinin artacağını ve geçiş sürecinin yavaş olacağını vurgulamıştı.

 

Tugay ASADLI

Azerbaycan

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA