Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
SD ANALİZ - "Namibya ve Afrika'nın Güneyinde Güncel Gelişmeler"
Namibya Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığı Müsteşarı H.E. Selma Ashipala-Musavyi, 11Eylül 2019'da SDE'de düzenlenen "Namibya ve Afrika'nın Güneyinde Güncel Gelişmeler" toplantısında konuşma yaptı. O konuşmanın tamamını sizlerle paylaşıyoruz.
H.E. Selma Ashipala-Musavyi
16 Eylül 2019 10:19

Bütün ikili ilişkilerin bir tarihi vardır. Ve bildiğiniz gibi, Afrika’nın kaderi 1885 yılındaki Berlin Konferansında belirlendi. Namibya, Tanzanya, Kamerun ve Togo, bu konferanstan sonra Almanya’nın sömürgesi haline geldiler. Bunlardan sadece Namibya’ya Almanlar yerleştiler. Bu yerleşmeyle birlikte, hem Namibya halkına hem yerel halka ciddi şiddet uygulandı ve soykırım gerçekleşti. Almanların bu gaddarlığı sonucunda aslında biz bir soykırım görüyoruz; Herero ve Namas isimli yerli halka karşı. Almanların bu gaddarlığı ve baskıcı yönetim, bizim mücadeleye başlamamıza ve bu sömürüye karşı isyan etmemize engel teşkil etmedi. Biz bağımsızlığımızı alana kadar mücadele etmeye devam ettik.

(Hendrik Witbooi-Almanlara karşı ayaklanmayı başlatan Nama Kabilesi lideri-1903)

Bizim bu mücadelemizde Türkiye yanımızda yer aldı, bizi destekledi. Türkiye, Namibya’nın BM üzerinden kurulan komisyonun da kurucu üyelerinden biriydi. Türkiye bu süreçte bağımsızlığın elde edilebilmesi için birçok BM kararının da arkasında bir destekçimizdi. Türkiye bu süreçte az önce değindiğimiz gibi BM kararlarında Namibya’nın destekçisi olduğu gibi, SWAPO’nun Namibya’nın tek hukuki, yasal temsilcisi olarak belirlenmesinde destekçimizdiler. Ayrıca bu süreçte Türkiye, Osaka’daki BM Enstitüsü’nün kurulmasında da aktif rol almıştır. Bu enstitü Namibya’nın bağımsızlığını kazanabilmesi için atılan adımlar için gerekli adımları sağlıyordu. Aynı zamanda Türkiye için burslar da sağlıyordu. 1990 yılında Namibya bağımsızlığını kazandığında Türkiye, diplomatik ilişkilerini kuran ilk ülkelerdendi. Bunun yanı sıra, Tika bölge temsilciliklerinden birinin bizde olmasında oldukça mutluluk duyuyoruz. Sayın büyükelçimiz de Türkiye’ye akredite ve aynı zamanda Berlin büyükelçisi.

(Namibya Devlet Başkanı Hage Geingob Bm Genel Sekreteri Antonio Guterres ile birlikte)

Ayrıca Türkiye ile aramızda ikili anlaşmalarımız da var. Bunlardan bir tanesi tarım. Turizm de öyle. Bu noktada Türkiye’nin ekonomik gelişmişliğinden ilham alabileceğimizi düşünüyoruz. Türkiye’yi kıskanmak değil, ilham almak istiyoruz. Böylelikle Türkiye’nin iyi olduğu alanlarda ikili ilişkilerimizi geliştirebileceğimize inanıyoruz. Gelecekteki işbirliğini düşündüğümüzde de ikili ilişkilerin kurulmasını önemsiyoruz fakat bu nihai bir amaç değil. Tam tersine bunun sürekli olarak devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda ekonomik ve siyasi olarak hedeflerimiz var. Bu ajandadaki temel hedef, Afrika kıtasındaki entegrasyonu da sağlamak. Bu noktada Afrika Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkileri de itici bir güç olarak kabul ediyoruz. Önümüzdeki yıl Afrika ve Türkiye arasında düzenlenecek zirvede de yer almak istiyoruz. İki tarafında birbirinden aldığı ilhamlarla nasıl ilişkiler arttırılabilir üzerine söz almak istiyoruz.

(Namibya'daki Husab uranyum madeni)

Namibya’nın Yatırım ve İş İmkânları, Türkiye’nin Afrika Açılımı ve Türkiye-Namibya İlişkileri

Bildiğimiz gibi Namibya madencilik sektöründe önemli ülkelerden bir tanesi. Bizim için ekonomik kalelerimizden bir tanesi. Elmas, altın, Uranyum ve mermer gibi zengin yer altı kaynaklarımız var. Biz bu sektöre değer katmak için uğraşıyoruz. Sadece pazarlanmasını değil Namibya’da işletmesini de istiyoruz. Geçtiğimiz aylarda düzenlenen bir ekonomik zirvede bazı adımlar atıldı özellikle yatırımcıların yatırımlarının kolaylaştırılması için. Bunlardan bir tanesi örneğin beş yıllık çoklu giriş vizesi sağlanması. Bütün bu sektörleri tek bir çatı altında toplayıp, yatırım sahibi kişilerin işlerini kolaylaştırmayı hükümet olarak hedefliyoruz. Eğer biz madencilik sektörüne değer katmak istiyorsak, yatırımcıların da arkadaşça, dostça bir ortam bulmasını sağlamalıyız.

(Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve Namibya Sanayi, Ticaret ve KOBİ Geliştirme Bakanı Tjekero Tweya Türkiye-Namibya Karma Ticaret ve Ekonomi Komitesi tutanağınıimzalıyor-24 Temmuz 20019)

Türkiye-Namibya ve Türkiye-Afrika Birliği ilişkilerine bakacak olursak, Afrika Birliği’nin Türkiye’nin yanı sıra Çin, Rusya, Japonya gibi birçok ülke ile ilişkileri var. Fakat Türkiye ve Namibya arasındaki ilişkilerin daha iyi geliştirileceğini düşünüyoruz. Bunun birkaç sebebi var. İlk olarak, Türkiye ve Afrika arasında çok fazla ortaklık var ve biz Türkiye’nin başarılarından esinlenip bunları kendi ülkelerimize uyarlayabileceğimize dair güçlü bir inanca sahibiz. Ayrıca yakınlık konusunda da avantajımız var, Türkiye bize birçok ülkeden daha yakın. Özellikle ikili ilişkilere baktığımızda, küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinden kurulabilecek bir işbirliğinin değerli olduğunu düşünüyoruz çünkü Türkiye bu konuda oldukça başarılı ülkelerden bir tanesi. Biz de küçük ve orta ölçekte işletmelerin Türkiye’den örnek alınarak daha ana akım ekonomilere nasıl yönlendirebileceği konusunda işbirliği yapılabileceğine inanıyoruz. İşbirliği yapabileceğimiz ikinci alan ise hem Türkiye’nin hem de Afrika’nın oldukça genç bir nüfusa sahip olması ve bu genç nüfusun nasıl iyi değerlendirilebileceği konusu. Genç nüfusa yeni istihdam alanlarının sağlanması ve istihdam edilme konusunda hükümetlere bağımlı olmasından ziyade, özellikle Endüstri 4.0 Devrimi ile bunun genç nüfusa nasıl yansıtılabileceği konusunda işbirliği yapabileceğimizi düşünüyoruz. Afrika ülkelerinin herbiri için işbirliği yapılabilecek alanlar elbette ki çeşitlilik gösterebilir fakat Namibya genelinde işbirliğine açık gördüğümüz alanlar bunlar.

Eğitim Alanında Namibya-Türkiye İlişkileri ve Namibya-Almanya İlişkileri…

Namibya’da şu anda Türk okulları yok, eskiden de yoktu fakat Türkiye’ye eğitim almak için giden Namibyalılar var. Bunların arasında diplomatik eğitim almak için Türkiye’ye giden diplomatlarımız da var. Türkiye ve Namibya dışişleri dekanlıkları arasında çok yakın ilişkilerimiz var ve bu çok takdir ettiğimiz bir fırsat. Almanya’ya ile olan ilişkilerimize gelirsek, Almanya sömürgeci güçtü. Şu anda Almanya ile ilişkilerimiz iyi çünkü Almanya’da Namibyalılar için konuşan makul sayıda Alman var.

Afrika’nın Az Gelişmişlikten Kurtulma Planı, Çin-Afrika İlişkileri...

Bizim bir deyişimiz vardır: Afrika zengin fakat Afrikalılar fakir. Demek istediğimiz şu, Afrika doğal kaynaklar bakımından zengin fakat bu kaynaklar her zaman Afrikalılara yaramıyor. Az gelişmişlik durumundan kurtulmak için elbette bir stratejimiz var. Ajanda 2063 planı hem siyasi hem de ekonomik olarak bu durumdan nasıl kurtulabileceğimize dair genel bir çerçeve çiziyor. Bu kendi içinde beş tane 10 yıllık planlara bölünmüş, toplamda 50 yıllık bir program. Şu anda ilk 10 yıllık planı uygulama aşamasındayız. Bu kapsamda yedi tane önemli projemiz var. Bu projelerden bir tanesi 2020 yılına kadar gerçekleştirilme hedefi konulan silahların susturulması projesi. Afrikalılar olarak kıtada şiddet ve çatışma varken sosyo-ekonomik sürdürülebilir bir kalkınma gerçekleştiremeyeceğimizi düşündüğümüz için böyle bir proje planlandı. İkinci olarak ise kendimizi ayrı ayrı devletler olarak gördüğümüz sürece uluslararası arenada ne ekonomik ne de siyasi olarak bir etkimiz olamayacağını düşündük ve bu yıl yürürlüğe giren Afrika kıtası olarak serbest ticaret anlaşmasını imzaladık. Diğer bir alan da hava ve kara yoluyla Afrika kıtasını birbirine bağlamak ve mevcut bağlantıları güçlendirmek ile ilgili. Diğer bir proje ise kıtada iyi yönetişimin geliştirilmesi yönünde. Stratejimiz bu fakat elbette bazı sorunlar ya da zorluklar olabilir. Bunlardan bir tanesi de bunları uygularken karşılaşacağımız zorluklar. Bu noktada bizim sorumluluğumuz kıtayı kalkındırarak daha iyi bir noktaya taşımak. Bu noktada da Afrika-Türkiye işbirliği gibi farklı işbirliklerinden yararlanarak Afrika’da yapmakta olduğumuz çalışmalara dışarıdan da bir katkı sağlamak hedeflerimiz arasında.

Mevcut uluslararası sitemin çok sayıda düzeltmeye, onarıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Namibya olarak uluslararası sistemde küçük bir ülke olarak görülüyoruz ve rahatsız olduğumuz nokta çok taraflılığın gittikçe aşınarak tek taraflılığın bir norm haline geliyor olması. Orta Doğu, Latin Amerika ve Asya’nın bazı yerlerine baktığımızda buralarda uluslararası hukuka uyulmadığını görüyoruz. Bu noktada bu ülkelerin uluslararası hukuk için seslerini yükseltmelerini ve tek bir ses olarak duyulmaları gerektiğini düşünüyoruz.

Namibya-Çin ilişkileri güçlü, madencilik gibi birçok alanda işbirliği anlaşmalarımız var. İkili işbirliklerin yanı sıra çoklu işbirliği anlaşmalarımız var. Aslından kıtaya baktığınızda zaman zaman Çin karşıtlığı şeklinde bir oluşumun ortaya çıktığını görüyoruz. Fakat bana sorarsanız, gerek Çin ile gerekse diğer ülkelerle kurduğumuz ilişkilerde Afrikalılar olarak bizim önem verdiğimiz şey işbirliği yapacağımız ülkelerin kendi normlarını dayatmadan, Afrika’daki ülkelerin kendi normlarına ve hukuka göre hareket etmesidir.

Türkiye ve Namibya İşbirlikleri…

Şu an Türkiye ile turizm konusunda taslak bir anlaşma var. Biz Namibya’yı stratejik olarak iyi konumlandırmak istiyoruz çünkü turizmde ilk 5 destinasyondan bir tanesiyiz. Fakat bu konuda geliştirilmesi gereken temel nokta turizm altyapısının geliştirilmesi ve konaklama konusundaki eksikliklerin giderilmesidir. Örneğin eylül ve ocak ayları arasında yer bulmak neredeyse imkânsız olduğundan Namibya’ya gelen turistlerin konaklama konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını biliyoruz. Tarım alanında ise karşılaştığımız en temel zorluk su çünkü yer altı suyuna ulaşım konusunda yeterli teknolojiye sahip olmamız gerekiyor ve bu konuda bir şeyler yapmamız gerekiyor. Tarım ile alakalı ikinci kinci konu ise katma değere sahip tarım ürünü üretimi. Namibya olarak Türkiye ile bu alanda işbirliği yapmak istiyoruz ve bunu yaparken daha önce de söylediğimizi gibi bu sürece küçük ve orta ölçekli işletmeleri de dâhil etmek istiyoruz.