İsrail hükümetine yakın Begin–Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (BESA Center) Prof. Efrat Aviv tarafından kaleme alınan makalede, Türkiye’nin savunma sanayii, askerî kapasitesi ve farklı coğrafyalardaki etkinliğiyle artık yalnızca bölgesel gelişmelere tepki veren değil, bölgesel düzeni şekillendiren bir güç konumuna yükseldiği vurgulandı.
Raporda, Türkiye’nin savunma sanayiindeki ilerlemesine dikkat çekilerek, ülkenin artık “silahlı ve silahsız insansız hava araçları, füzeler, savaş gemileri ve gelişmiş silah sistemleri üreten, büyük ölçüde bağımsız bir savunma altyapısına sahip” olduğu vurgulandı. BESA Center’a göre bu kapasite, Ankara’ya Suriye’den Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir coğrafyada askerî varlık kurma imkânı sağlıyor.
Türkiye’nin bu stratejik vizyonunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da açıkça dile getirildiği belirtilen analizde, Erdoğan’ın 2026 hedeflerine atıfla askerî kapasite inşasını “savunmanın tüm alanlarını kapsayan büyük bir sıçrama” olarak tanımladığı hatırlatıldı. Erdoğan’ın bu süreci Türkiye için “tarihî bir fırsat” olarak çerçevelediği aktarıldı.
Suriye’de fiilî kontrol ve stratejik derinlik
BESA Center raporunda, Türkiye’nin Suriye’de dolaylı bir aktör olmanın ötesine geçtiği vurgulandı. Ankara’nın ülkenin kuzeyinde “fiilî olarak kontrol sağladığı bölgeler oluşturduğu, düzenli birlikler ve vekil unsurlar konuşlandırdığı” ifade edilirken, Türkiye’nin İsrail’in Suriye sahasındaki askerî faaliyetlerini yakından izlediği belirtildi. Raporda, Ankara’nın “stratejik derinlik oluşturmak ve diğer aktörlerin hareket serbestisini sınırlamak amacıyla istihbarat ve hava savunma unsurları tesis ettiği” kaydedildi.
Libya ve Kafkasya’da belirleyici rol
Libya başlığı altında Türkiye’nin askerî birlikler, danışmanlar ve insansız hava araçlarıyla doğrudan çatışmalara müdahil olduğu belirtilerek, bu desteğin “Trablus hükümetinin ayakta kalmasında ve sahadaki güç dengesinin değişmesinde belirleyici rol oynadığı” ifade edildi.
Kafkasya’da ise Türkiye’nin Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan’a verdiği açık askerî desteğin altı çizildi. Bu desteğin, “Ankara’nın bölgesel bir güvenlik aktörü olarak konumunu pekiştirdiği ve savaşın sonucunu doğrudan etkilediği” değerlendirmesi yapıldı.
Doğu Akdeniz ve Afrika Boynuzu
Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanları, enerji ve egemenlik konularında askerî ve siyasî varlık tesis ettiğine dikkat çekilen raporda, Ankara’nın “bölgesel düzenin şekillenmesinde merkezi bir aktör olma iddiasını destekleyen bir güç projeksiyonu” yürüttüğü belirtildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin gaz sondaj filosu açısından “dünyada dördüncü sırada yer aldığını” açıklamasına da yer verilen analizde, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda üsler, anlaşmalar ve güvenlik konuşlandırmaları yoluyla varlığını genişlettiği kaydedildi. Somali’de bir Türk deniz ve lojistik üssü kurulmasının gündeme gelmesi, BESA Center tarafından “yeni bir stratejik dayanak noktası” olarak nitelendirildi.
“Türkiye düzeni şekillendirmeyi amaçlıyor”
Raporda ulaşılan genel sonuç ise dikkat çekici bir ifadeyle özetlendi. BESA Center’a göre, “Türkiye yalnızca bölgesel düzene tepki veren bir aktör değildir; bu düzeni aktif biçimde şekillendirmeyi amaçlamaktadır.”
Diğer İçerikler
ABD Temsilciler Meclisi Afrika Ticaret Programı’nı Yeniledi, Karar Afrika’da Memnuniy..
Avrupa Birliği Ukrayna’ya Taahhüt Ettiği Kredinin 90 Milyar Euro’luk Kısmını Nisan’da..
Protestoculara 'Dayanın Geliyoruz' Diyen Trump, Ağız Değiştirdi: İran Bize İdamların ..
Dışişleri Bakanı Fidan İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile Görüştükten Sonra ABD Büyükel..