Ortadoğu'yu sarsan İran-ABD savaşını sona erdirmek ve bölgede kalıcı huzuru inşa etmek amacıyla yürütülen diplomatik temaslar küresel liderler zirvesiyle yeni bir boyuta taşındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, krizin çözümü için uzun süredir mekik diplomasisi yürüten ABD Başkanı Donald Trump ve bölgenin kaderini elinde tutan çok sayıda devlet başkanıyla çok kritik bir telekonferans görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; küresel barış zirvesi niteliğindeki bu dev telefon trafiğinde Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al-i Halife, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı II. Abdullah, Pakistan adına sürecin başmüzakerecisi Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve ABD Başkanlık Kabinesi üyeleri hazır bulundu.
İran ve Ortadoğu coğrafyasındaki askeri ve siyasi gelişmelerin tüm hatlarıyla masaya yatırıldığı tarihi zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası arenada her zaman sorunların diyalog, müzakere ve diplomasi kanallarıyla çözülmesini savunduğunu net bir dille hatırlattı. İran ile yürütülen diplomatik sürecin, ABD Başkanı Trump’ın da işaret ettiği gibi nihai bir anlaşma aşamasına ve olumlu bir seviyeye gelmesinden ötürü büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, varılacak olası mutabakatın küresel önceliklerine değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarafların uzlaşmasının başta Hürmüz Boğazı’ndan serbest ve güvenli geçişleri yeniden temin etmek suretiyle bölgenin genel istikrarını destekleyeceğini, bu olumlu durumun küresel enerji hatlarını koruyarak darboğazdaki dünya ekonomisini de süratle rahatlatacağını vurguladı.
Barış masasının kurulması ve müzakere sürecinin bu aşamaya gelmesine yapıcı katkı sunan tüm ülkelere teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’la varılabilecek kapsamlı mutabakatın sadece imza aşamasında kalmaması gerektiğini, uygulanması safhasında da Türkiye olarak her türlü lojistik, siyasi ve garantörlük desteğini sağlamaya hazır olduklarını açıkça taahhüt etti. Türkiye’nin bölgenin tümünde mutlak bir barışın hakim kılınması için her kulvarda çaba gösterdiğini kaydeden Erdoğan, İran bağlamında nükleer mesele dahil olmak üzere şu an için pürüzlü ve çözümsüz görünen tüm çetrefilli konularda, diplomatik süreç işletildikçe zaman içinde en uygun ve adil çözümlerin bulunabileceğine olan inancını dile getirdi. "Adil bir barışın kaybedeni olmaz" felsefesiyle hareket ettiklerini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bölge ülkelerinin artık birbirlerine askeri bir tehdit oluşturmayacağı, refah odaklı yepyeni bir dönemin kapılarının aralanmasını arzu ettiğini kararlılıkla vurguladı.
Öte yandan, zirveye paralel olarak bölgedeki insani krizlere karşı ortak bir diplomatik cephe de kuruldu. Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları yayımladıkları ortak deklarasyonla, Sumud aktivistlerine yönelik tırmanan vahşeti ve şiddet eylemlerini en sert dille kınadı. Ortak açıklamada, söz konusu sivil aktivistlere yönelik gerçekleştirilen insanlık dışı muamelelerin “dehşet verici, aşağılayıcı ve hiçbir surette kabul edilemez” olduğu belirtildi. Gözaltındaki kişilerin kameralar karşısında ve kamuoyu önünde kasten aşağılanmasının, uluslararası hukuka ve doğrudan insan onuruna yönelik utanç verici bir saldırı olduğunun altı çizildi. Müslüman ülkelerin dışişleri bakanları ayrıca, faşist İsrailli Bakan Itamar Ben-Gvir’in kutsal mekanlara ve sivillere yönelik provokatif eylemlerinin bölgedeki nefret, şiddet ve aşırılığı tehlikeli biçimde körüklediğini kaydederek, benzer nefret suçlarının ve uluslararası hukuk ihlallerinin önüne geçilmesi için küresel toplumun derhal somut adımlar atması gerektiği çağrısında bulundu.
Diğer İçerikler