Hürmüz Boğazı’nda devam eden gerilim ve gemi trafiğindeki ciddi aksamalar, Körfez bölgesinde lojistik dengeleri değiştirdi. Deniz taşımacılığının yavaşlamasıyla birlikte başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman olmak üzere bölge ülkeleri kara taşımacılığına ağırlık vermeye başladı.
Wall Street Journal kaynaklı analizlere göre Körfez ülkelerindeki otoyollar ve demiryolu bağlantıları “acil durum lojistik hattı” işlevi görmeye başladı. Suudi Arabistan devletine bağlı madencilik şirketi Maaden’in CEO’su Bob Wilt, Körfez’den Kızıldeniz’e uzanan hatta çalışan kamyon sayısının 3 bin 500’e ulaştığını açıkladı.
Bölgedeki yeni lojistik düzenlemesi yalnızca kara yollarıyla sınırlı kalmadı. Füceyre Limanı’ndan yüklenen ürünlerin BAE içindeki farklı merkezlere kara ve demiryolu üzerinden taşındığı, Etihad Rail Freight’ın ülkedeki ilk trenle otomobil sevkiyatını gerçekleştirdiği bildirildi. Ayrıca Avrupa’dan çıkan bazı gıda ürünlerinin Mısır ve Suudi Arabistan üzerinden karayoluyla Dubai’ye ulaştırıldığı aktarıldı.
Kriz nedeniyle Kızıldeniz limanlarında da yeni altyapı yatırımları hız kazandı. Fosfat ve kimyasal ürünlerin sevkiyatı için prefabrik depolar kurulurken, aşındırıcı maddelerin taşınabilmesi amacıyla özel boru sistemleri ve paslanmaz çelik tanker bölmeleri geliştirildi. Uzmanlar, bu adımların yalnızca mevcut kriz için değil, gelecekteki tedarik zinciri kırılmalarına karşı da stratejik hazırlık niteliği taşıdığına dikkat çekiyor.
Küresel taşımacılık şirketleri MSC ve Maersk’in de Arap Yarımadası’ndaki kara güzergâhlarını aktif biçimde kullanmaya başladığı belirtilirken, uzmanlara göre ortaya çıkan yeni tablo, alternatif ulaşım koridorlarının önemini yeniden gündeme taşıdı. Deniz ticaretinin tamamen yerini almasa da, kara ve demiryolu hatlarının küresel tedarik zincirinin devamlılığı açısından kritik rol oynayabileceği değerlendiriliyor.